Reklamsız Sözcü

Buzları eriten kadınlar

Ebru Caymaz ve Özgür Korkmaz, Danimarka’ya bağlı Grönland’ı geçmek için yola çıkan iki Türk kadın...
Edda SÖNMEZ
23:4615 Nisan 2016
Buzları eriten kadınlar
Ebru Caymaz ve Özgür Korkmaz, Danimarka’ya bağlı Grönland’ı geçmek için yola çıkan iki Türk kadın...

Ebru Caymaz ve Özgür Korkmaz, Danimarka'ya bağlı Grönland'ı geçmek için yola
çıkan iki Türk kadın… Yerel rehberlerin bile başarmalarına ihtimal vermediği dört rotayı tamamlayarak ‘bölgeyi kış mevsiminde geçen ilk ekip' unvanını elde ettiler.

Türk kadınının başaramayacağı şey yok. Bunun bir kanıtı da Grönland'da 130 kilometrelik parkuru tamamlayan Ebru Caymaz ve Özgür Korkmaz. Profesyonel dağcı ve buzul tırmanışçısı 30 yaşındaki Ebru Caymaz ve 37 yaşındaki ekip arkadaşı Özgür Korkmaz, hedeflerinden vazgeçmeyip eskimolarla birlikte yedi günlük zorlu bir tırmanış bitirdi. “Yapamazsınız!” diyenlere inat o bölgeye giden ilk kadın ekip oldular. İlklere imza atan ve soyadlarının hakkını veren Caymaz ve Korkmaz ŞIK'a konuştu.

Sizi tanıyabilir miyiz?
Ebru Caymaz: Öncelikle dağcıyım, sonra da İstanbul'daki bir vakıf üniversitesinde öğretim görevlisiyim. Marmara Üniversitesi'nde Yönetim ve Organizasyon Bölümü'nde doktora yapıyorum. 2008 yılından beri de Arama Kurtarma Derneği gönüllüsüyüm ve dış ilişkiler birim sorumlusuyum.
Özgür Korkmaz: 37 yaşındayım, Bursa doğumluyum ve Fransa'da yaşıyorum. Marmara Üniversitesi, İletişim Fakültesi, Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü mezunuyum. Dört yıl boyunca Strasbourg II (Marc Bloch) Üniversitesi'nde Fransızca dili üzerine eğitimin aldım ve aynı üniversitede sinema eğitimi aldım. Aynı zamanda tüplü dalış sporuyla da uğraşıyorum, PADI Dalış Kurtarma ve CMAS 2 Yıldız sertifikalarına sahibim. Arama Kurtarma Derneği'nde iletişim lojistik birimi gönüllüsüyüm.

DONARAK ÖLEBİLİRDİK

Tırmanış esnasında hiç ölmekten korktuğunuz oldu mu?
Ö.K.: Tek başımıza yürüyüş yaptığımız rotalar çeşitli tehlikelerle doluydu ve de köpeklerle iç buzulu geçtiğimiz rotada -40 derece soğuğu yaşadık. Tam yüksek bir noktaya çıkmıştık ki korkunç bir gürültüyle buzdağı koparak devasa bir parça denize düştü ve minik çaplı bir tsunamiye neden oldu. Orada olsaydık rahatlıkla dalgalara kapılabilir ve donarak ölebilirdik. Ama bu zorluklar bizi ne pes ettirebildi ne de korkuttu.
Başınızdan geçen ilginç bir olayı bizimle paylaşır mısınız?
Ö.K.: En zorlu yürüyüş rotasında kutup ayısı ayak izleriyle karşılaştığımızda önce biraz tedirgin olduk ama sonrasında tatlı bir sohbetle kendimize geldik. Az öncesinde de Ebru, “Kutup ayısıyla karşılaşsak tepkin ne olur, korkup kaçar mısın?” diye sormuştu. Ben de, “Hayır kesinlikle kaçmam zaten kutup ayısıyla karşılaşırsak öleceğiz demektir” demiştim. Neyse ki denk gelmedik yoksa kaçmanız mümkün değil.

HAYALİM KUTUP KAŞİFİ OLMAKTI

Eksi 45 dereceye varan soğukta buzulları aşmak çocukluk hayaliniz miydi?
E.C.: Çocukken dünya atlasını ilk gördüğüm an beynime kazındı kutuplara gitmek. Hedefim, Türkiye'nin ciddi manada ilk kutup kaşifi olmaktı. Lisans eğitimime başlayınca başta dağcılık, mağaracılık, rafting ve dalış olmak üzere birçok ekstrem spor dalında eğitim aldım ve yıllarca hedefime yönelik hazırlık yaptım. Geçen sene itibariyle de harekete geçtim. Kimseye haber vermeden, tek başıma kış döneminde 78 kuzey enlemlerindeki Svalbard'a gittim. Orada tanımadığım bir ekibe katıldım ve en büyük buzul olan Longyearbreen'e tırmanan ilk Türk oldum. Yaptığım dağcılık faaliyetleri hoşuma gidince Grönland faaliyet planına giriştim.

Buzul geçişini başarıyla tamamladığımız o gün çok zorlandık çünkü hem zemin hem de hava gerçekten çok kötüydü. Çantamın içindeki eşyalar donarak termosuma yapışmıştı. Telefonum cebimin içinde donmuştu.

UMARIM BAŞARIMIZ BAŞKALARINA CESARET VERİR

Ve Grönland'ı geçen ilk kadın ekip oldunuz…
E.C.: Evet, bilerek bu şekilde bir planlama yaptım. Öncelikle, kışın geçişi hiç yapılmamış bir rota buldum. Bu rotayı planlamak tam bir yılımı aldı. Hedef 400 km idi ancak rehber bulamadık. Bu nedenle bir sponsor bulmak şart. Daha önce adaya ekstrem spor yapanlar kendi tekneleri, botları, köpekleriyle birlikte gelmiş. Biz ise sahip olduğumuz tüm şartları zorladık ve önce, sürekli yaşamın mümkün olmadığı Inland Ice bölgesinde kızaklı köpeklerle 100 km ilerledik. Ardından, 30 km'lik kısmı da aldığımız haritalarla kendi başımıza tamamladık. Bu ekipteki iki kadından biri olmak çok gurur verici. Umarım başarımız başkalarına da cesaret verir ve kendi hayallerini gerçekleştirirler.

ESKİMOLAR BİZE ÇOK BENZİYOR

Eskimolarla neler yaşadınız?
E.C.: Bize çok benziyorlar. Onlar için de imkansız diye bir şey yok. Geniş aile kavramı onlarda da var, birbirlerine yakın oturuyorlar ve sık sık misafirliğe gidiyorlar. Inland Ice bölgesinde bize Eskimo rehberlik yaptı. Hayatları balıkçılık üzerine kurulu ve ekstrem sporları anlamakta zorlanıyorlar. Çocukları konusunda çok hassaslar ve fotoğraf çekmenize bile izin vermiyorlar. Kış dönemi gelen turiste hiç alışkın değiller. Adanın neresinde Eskimolarla karşılaştıysak bizi işaret ederek diğerlerine de gösterdiler. Eskimoların el sanatları atölyelerini gezdik, hem doğal hem de kültürel yaşam hakkında bilgi topladık. Yaşantıları çok zor ama her şeye rağmen yüzlerinde güzel bir gülümseme vardı.
Gelecekteki planınız ne?
E.C.: Antarktika'ya gitmek ancak henüz bu projemiz için bir sponsor bulamadık. Antrenman için ağustos sonu Svalbard düşünüyoruz. Ayrıca Svalbard'a ilkokuldan beri eğittiğim ve şu anda 17 yaşında olan erkek kardeşimi de götüreceğim. Başarabilirse oradaki en genç insan olacak.
Kadınlara vermek istediğiniz bir mesaj var mı?
E.C.: İmkansız yoktur, istek ve azim vardır. Bir kadın yeterince çaba gösterdiği takdirde başaramayacağı hiçbir şey yok. Ö.K.: Kadınlara özellikle şunu tekrarlamak istiyorum: Hayatta imkansız diye bir kavram yok sadece henüz hedeflememişsinizdir. Umarım bu yaşadığımız zorluklar karşısındaki başarımız, kadınlara kendi hayatlarında umut ve cesaret olur.

BİZE DELİ GÖZÜYLE BAKTILAR

Bu süreçte yerel rehberlerden destek aldınız mı?
Ö.K.: Hayır çünkü bize deli gözüyle baktılar. Sanırım öylesine vahşi bir coğrafyada, üstelik kış döneminde sportif bir amaçla bulunmak onların bile hayal gücünü zorladı. Dolayısıyla rehberlik hizmeti gibi bir şansa sahip olamadık. Rotamızın haritalarını kendi çabalarımızla turizm ofislerinden edindik ve toplamı 30 km olan yürüyüş rotasını rehbersiz tamamladık.

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet