Reklamsız Sözcü

Çocukları kanserden nasıl koruruz?

Çocuklar da sağlıksız gıdalar ve çevresel faktörler gibi pek çok nedenle anne karnından itibaren kanser riskine maruz kalıyor.
23:5818 Nisan 2016
Çocukları kanserden nasıl koruruz?
Çocuklar da sağlıksız gıdalar ve çevresel faktörler gibi pek çok nedenle anne karnından itibaren kanser riskine maruz kalıyor.

Yetişkinler kadar çocuklar da sağlıksız gıdalar ve çevresel faktörler gibi pek çok nedenle anne karnından itibaren kanser riskine maruz kalıyor. Onları bu hastalıktan korumak için özellikle beslenme konusuna çok dikkat etmek gerekiyor. “Eğer beslenme ve kanser ilişkisinden bahsediyorsak, aslında çocukları kanserden korumanın, erişkinlerin korunma yollarından büyük bir farkı yok” diyen Onkoloji Uzmanı Yavuz Dizdar, konu hakkında anne-babalara önemli tavsiyelerde bulundu…

‘Vitamin' diye yedirdiğiniz meyveye dikkat!

Çocuğa ne yediriyorsak, bu besinlerin kaliteli, özellikle de tarım ilacı açısından ‘temiz' olması gereklidir. Bu konudaki en sarsıcı deneyimi çalıştığımız yerde yaşadık. Üç arkadaşımız bir dilim portakaldan zehirlendi, portakala yapılan analizde içinde ve dışında yirmi çeşit tarım ilacı kalıntısı bulundu. Şimdi aynı portakaldan ikisinin çocuğa portakal suyu niyetiyle sıkılıp içirildiğini düşünün… Alacağı kimyasal doğrudan zehirlenmesine neden olacaktır. Bunun diğer ucunda ise kansere neden olduğu kesin olarak kabul edilmiş, ot ilacı benzeri kimyasal kalıntıları var. Ot ilaçları çiftçiler tarafından iş gücü maliyetini azalttıkları için yaygın olarak kullanılmaktalar ve elbette ürüne de geçiyorlar. O nedenle anne-babalar özellikle meyve konusuna çok dikkat etmeliler.

Son yıllarda kanser yetişkinler kadar çocuklarda da çok yaygın. Hastalığın en önemli nedenlerinden biri olan beslenme konusunda dikkat edilmesi gereken unsurlar hangileri?

Organik olması şart…

Sözünü ettiğimiz sıra dışı örneği yaşadıktan sonra ben bir çocuğun “Meyve yemek istemiyorum” demesini mutlulukla karşılamaya başladım. Malum, çocukların algıları erişkinlere göre çok daha güçlü ve erişkinliğin getirdiği akıl tutulmasından da etkilenmiyor. Herhalde tat duyuları sayesinde o meyvenin yenmemesi gerektiğini de ayırt edebiliyorlar. Ebeveynler çocuklarına meyve yedireceklerse bunu mutlaka iyi bir yerden, ‘her ne kadar organik olup olmadığı bilinmese de' yine de organik meyve almalılar. Ama şunu da söyleyeyim ki eğer süt ve et kaliteliyse, hele hele ciğer yeniyorsa vitamin denen unsurlar bu gıdalardan da elbette alınır. ‘Meyve vitamin kaynağıdır' lafı ancak meyvenin ilaçsız ve olgun olması durumunda geçerli olur.

Kutu süt içirmeyin

Süt konusuna gelince… Bazı işletmelerde genetiği değiştirilmiş yemle hayvan sayısının azaldığını ama süt miktarının arttığını görüyorsunuz. Çünkü siz bir hayvandan normalde 8 litre süt alırken bir anda 35 litre alıyorsunuz. Yani hayvana biyolojik anlamda müdahale etmiş oluyorsunuz. Hayvana biyolojik müdahale yaptığınız zaman da verdiği ürün tamamen farklılaşır. Bunun ötesinde bir işlem daha yapıyorsunuz; markette satış avantajı sağlayabilmek adına uzun raf ömrü için birtakım abartılı fiziksel işlemler gerçekleştiriyorsunuz. Bunun sonucunda da ortaya UHT süt çıkıyor ve süt, süt olmaktan çıkıyor. Bu nedenle başta süt olmak üzere uzun ömürlü ve ambalajlı gıdalardan bütünüyle uzak durmak gerekiyor. Süt en fazla pastörize edilmiş olarak alınmalıdır. Ama en iyisi açık süt alıp bir taşım kaynatmak, yoğurdu ve kefiri de bu sütten yapmaktır.

Sentetik yumurtadaki tehlike!

Günümüzde satışa sunulan yumurtaların neredeyse hepsi kapalı kafes sisteminde üretilen endüstriyel fabrika yumurtasıdır. Bu nedenle yumurta üretiminde sanılandan çok daha büyük sorunlar var. Birincisi, hayvanlar 40×40 santimetrelik çok küçük kafeslerde tutuluyor çünkü hayvanı ne kadar strese sokarsanız o kadar çok yumurtluyor. Ne var ki hayvanların vücutları ister istemez stres hormonu üretiyor. Bu stres hormonları da doğal olarak yumurtaya geçiyor. Ama iş bununla da kalmıyor, hayvan aslında yumurtanın sarısını doğadaki renkli bitkilerden alıyor. Bu bitkilerin renkleri ise güneş ışığına bağlı, yani doğal ortamda üretilen yumurtanın sarısının tonu kış aylarında açılır, renklerin koyulaştığı ağustos-eylül aylarında ise koyu sarı hale gelir. Oysa fabrikada kafeste tutulan tavuklar zaten hiç güneş görmediklerinden sarıyı oluşturan bileşikler de yemle birlikte verilmek zorunda. Bir ilaç şirketi bu renkli maddeleri okyanus alglerinden üretmeyi başarıyor ve 1997'de patentini alıyor. Bugün ülkemizde üretilen yumurtaların neredeyse tamamı bu sentetik maddelerin yeme katılmasıyla üretiliyor. Oysa alg denilen canlılar tamamen farklı bir soy. Zaman zaman gazetelerde haber olarak da okuyoruz, “Deniz kırmızıya döndü” deniyor. İşte bu durum alg kirliliğinin sonucunda meydana geliyor. Şimdi siz bu rengi kullanıp yumurta yemine katıyorsunuz, oysa bu bileşiklerin sağlıklı sonuçlar doğurup doğurmadığı hiç araştırılmamış. O nedenle anne-babalar çocuklarına yedirecekleri yumurtayı mutlaka bildikleri yerden almak zorundalar. Bugün gerçek yumurtanın tanesi 1 liranın altına inemez ama endüstri sayesinde 30 tanesi 7-8 liraya satılıyor; hatta markete giriş fiyatının 1.5 lira olduğunu söylüyorlar.

Karaciğer yağlanmasına da yol açıyor

Çocuklar da dahil olmak üzere toplumda karaciğer yağlanması yaygın olarak görülüyor ama bu durumun hamburger ve şekerli içeceklerle bağlantısı tartışmalı bir durum. Zira işin bir tarafında sentetik yumurta sarısı meselesi var ve bu çok ciddi, ağır bir konu. Çünkü bu maddeler A vitamini türevlerinden oluşuyor, sindirim sisteminden değişmeden doğrudan emiliyorlar ve karaciğerde ‘stellat hücreler' denen yerlerde depolanıyorlar. Meslektaşlarım karaciğer yağlanmasının en önemli nedenlerinden birinin bu sentetik A vitamini bileşikleri olduğu görüşünde zira özellikle karaciğerde depolanmaktalar. Bu maddelerin vücudu şekillendirici işlevleri var yani kıllanmaya neden olabilecekleri gibi, salgı sistemini toptan bozabilirler. Oysa biz, sağlıklı bir besin kaynağı olduğunu düşündüğümüz yumurtayı her gün çocuklara yediriyoruz. Evlatlarımıza sentetik maddelerle renklendirilmiş ve klorla yıkanarak beyazlatılmış bir şey yedirdiğimizin farkında bile değiliz!

Çocuklarına fast food, özellikle de hamburger yediren ailelere ne gibi tavsiyeleriniz olacak?

Hamburger köftesi ‘köfte' değil

Hamburgere'de durum vahim olmanın ötesinde daha çok komik bir hal almış durumda. Normalde hamburger dediğiniz şey ekmek arası köftedir, turşu, ketçap gibi çeşnilerle lezzetlendirilir. Dolayısıyla kaliteli bir hamburgeri yemekte sorun yoktur. Ama endüstriyel zincir hamburgercilere baktığınızda durum değişir. Bir kere, bu tür işletmelerin sattığı şey köfte olmaktan çıkmıştır, eti yüksek basınçtan geçirip jöle haline getirirler, bunun lezzeti ortadan kalktığından da içine sentetik tatlandırıcı maddeler koyarlar. Mesela ‘ızgara et aroması' denen bir madde var, üzerine sürüldüğü şeye ızgara et tadı verir, ama etten ya da yağdan üretilmez. Dahası hamburger zincirlerinin köftesi Türkiye genelinde bir fabrikada üretildiğinden bunun satış noktalarına soğuk zincirle ulaştırılması çok zordur, bozulmasını önlemek için içine birtakım kimyasalları da karıştırmak zorundalar.

Ekmeğinden patatesine kadar katkı dolu

Hamburger ekmeği beyaz ekmektir ve bayatlamasın diye bu besine de farklı maddeler karıştırılır. Patates deseniz, o da özel üretim, hamura çevrilip sonradan makarna gibi şekillendirilir ve özel bir yağda kızartılır. Yeni kızartıldığında patates kızartmasına benzer ama alın, bekletin; çok eğlenceli bir deneye şahit olacaksınız. Büzüşür ve o ilk kızartılmış halinden eser kalmaz. Hamburger mönüsünde verilen içeceklere ise hiç girmiyorum, her şey aslından bu kadar saptığında asitli içeceklerde meyan kökü bulunmasını beklememelisiniz. Sadece Türkiye'de tüketilen kola miktarını düşünün, buna meyan kökü mü yetişir? Oysa kola da ilk çıktığında ‘hazım ilacı' maksadıyla eczanelerde satılmıştır… Bugün yolu Antakya'ya düşenler lütfen meyan kökü şerbeti içsinler, yemeklerden önce hazmı kolaylaştırıcı özelliğiyle sofraların ayrılmaz parçasıdır, gerçek kolanın lezzetini o meyan kökü şerbetinde bulacaklar.

YARIN: Anne – babalara kreş uyarısı!

 

Son güncelleme: 08:2119.04.2016
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet