Reklamsız Sözcü

Darbe girişimi psikolojimizi nasıl etkiledi?

Türkiye'nin uzun yıllar unutamayacağı bir gece olan 15 Temmuz'da yaşananlar, toplumsal ve bireysel anlamda psikolojimizde derin yaralar bırakacağa benziyor
14:3422 Temmuz 2016
Darbe girişimi psikolojimizi nasıl etkiledi?
Türkiye'nin uzun yıllar unutamayacağı bir gece olan 15 Temmuz'da yaşananlar, toplumsal ve bireysel anlamda psikolojimizde derin yaralar bırakacağa benziyor

Belli bir yaşa gelmiş kimselerin bildiği ancak 40 yaşın altında kalan herkesin ilk defa yaşadığı darbe girişiminin uzun vadede ruhsal bozukluklara neden olabileceği konusunda uzmanlar uyarıyor. Etrafımızda hemen herkesten, uykusuzluk, depresyon hali, iştahsızlık, hayata karşı ilgisizlik gibi şikayetler duymaya başladık bile. Peki bu olaylar zihnimizi ve bedenimizi nasıl etkiledi ve etkisinden kurtulmak için neler yapmamız gerekiyor?

Bir anda savaş uçaklarının sesleriyle yankılanan evler, ardı ardına patlayan bombalar, milyonlarca insanın darbeye karşı sokağa çıkışı hatta adeta savaşması vs. tüm bu yaşananların toplumsal travmatik tarihimizde yerini aldığını söyleyen Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr.Hatice Turan; “bu hem erken dönemde hem de uzun vadede ruhsal bozukluklara neden olabilmekte ve işlevsellik kaybına yol açabilir” dedi.

HEM ZİHNİMİZDE HEM DE BEDENİMİZDE ETKİLERİ VAR

O gece yaşanan dehşet dakikaları her birimizin hafızasına adeta kazındı.

Tüm toplumu etkileyen ve temel insani değerleri ve yaşamın bütünlüğünü hedef alan 15 Temmuz darbe girişimi gecesi halka evinde, sokakta ya da iş yerindeyken savunmasızlığı, çaresizliği, korkuyu yaşattı. Toplum geceden sabaha kadar olanları televizyonlarından ya da belki sokakta birebir şahit olarak aksiyon filmi gibi izledi. Ancak o gece yaşanan dehşet dakikaları her birimizin hafızasına adeta kazındı. Köprülerin askerler tarafından kapatılması, ordunun başındakilerin rehin alınması, sokakların, meclisin f-16'larla bombalanması hatta insanların üzerine bomba yağdırılması, yanı başımızdaki insanların kanlar içinde yere yığılışı, camilerden okunan selalar vs. Tüm bu kareler hafızalardan kolay çıkacak gibi görünmüyor. Binlerce kişi ise o izleri sadece hafızasında değil bedeninde de taşıyor olacak.

Psikiyatri Uzmanı Dr.Hatice Turan; hiç şüphesiz darbe girişimi gecesinin en küçükten en büyüğüne kadar bir çok kişiye az ya da çok travmaya neden olabileceğini söylüyor. Dr. Turan; “ruhsal travma kişinin ölüm ya da ölüm tehdidi, ağır bir yaralanma ya da kendisinin ya da başkalarının fiziksel bütünlüğüne bir tehdit olayını yaşamış, böyle bir olaya tanık olmuş ya da böyle bir olayla karşı karşıya gelmiş, kişinin o anda kendisini korku, dehşet veya çaresizlik içinde hissetmesi durumudur. Doğal afetler, kazalar, savaş, politik, etnik, dini ya da cinsiyet-temelli zulüm ve şiddet olayları gibi toplumsal travmalar ise sadece travmayı yaşayan kişileri değil, bu duruma doğrudan ya da dolaylı biçimde tanık olan tüm toplum kesimlerini etkileyebilecek niteliktedir” dedi.

YAŞADIKLARIMIZIN ETKİLERİ NASIL ORTAYA ÇIKIYOR?

Bu süreçlerde dehşet, çaresizlik, tedirginlik, acı, kayıp hissi, öfke, donukluk, güvensizlik, adalet duygusunda zedelenme, yalnızlık gibi pek çok duygu ve düşüncenin topluma çeşitli derecelerde yayılıyor. Travmanın kişinin kendisine, çevresine, dünyaya olan algısına dair bildiklerini yerle bir ettiğini belirten Dr. Hatice Turan; toplumsal travmada çerçevenin daha da genişlediğini ifade ediyor ve “kişinin hem dahil olduğu topluma hem de öteki toplumlara olan düşünce ve inancı sarsıldığını” söylüyor.

İLK DEFA MARUZ KALANLAR…

1980 yılında darbe tablosunu yaşayanların 15 Temmuz gecesinden daha az etkileneceğini vurgulayan Dr. Turan; ” ilk defa böyle bir travmayla karşılaşanlar hiç şüphesiz daha çok etkileneceklerdir, ancak yine de yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi ve travmanın şiddeti, travma anında ve sonrasındaki sosyal-toplumsal-ekonomik destek düzeyi gibi faktörler de travmaya verilen yanıtı etkileyebilir. Ne yazık ki ruhsal travmanın etkileri olduğu andaki duygu ve düşüncelerle sınırlı kalmamakta hem erken dönemde hem de uzun vadede ruhsal bozukluklara neden olabilmekte ve işlevsellik kaybına yol açabilir” diyor.

Travmanın ardından kimisinde erken dönemde ortaya çıkan belirtiler olduğu gibi uzun dönemde kendini gösteren belirtiler de oluyor. Dr. Hatice Turan; “Akut dönemde, kişiler olayları, mevcut belirtileri fark etmekte ve anlamlandırmakta güçlük çekerler. Kimimiz dehşet, kırılganlık, suçluluk, çaresizlik, tedirginlik, öfke, umutsuzluk, güvensizlik, yetersizlik, yalnızlık ve/ya şüphe gibi hisleri çok yoğun bir biçimde yaşayabilir. Kimimiz ise tamamen donuklaşabilir ve hissizleşebilir. Kimimiz sürekli olaya dair konuşmak, bilgi almak ve paylaşmak isterken, kimimiz herhangi bir bilgilenmeden uzak durma eğiliminde olabilir. Kimimiz duygularımızı ifade etmek ve paylaşmak ihtiyacı duyarken, kimimiz konuşmak istemeyebilir ya da böyle bir şey yaşanmamış gibi davranabiliriz. Sürekli tehdit altındaymış gibi ve/ya ağlamaklı hissedebilir ve o sırada bir tehlike olmasa bile kolayca irkilebiliriz. Rahatsız edici bir takım düşünceler ve/ya anılar zihnimizde tekrar edebilir” diyor.

Sürekli tehdit altındaymış gibi ve/ya ağlamaklı hissedebilir ve o sırada bir tehlike olmasa bile kolayca irkilebiliriz.

FİZİKSEL OLARAK HANGİ BELİRTİLERİ YAŞIYORUZ?

Bir çok kişi olaydan saatler ya da günler sonra savaş uçağı seslerini kulaklarında ya da bomba sonrası ortaya çıkan barut kokusunu duyabilir, sanki o anı tekrar yaşıyormuş gibi algılayabilir. Bazılarında dikkat ve odaklanma sorunu ortaya çıkabilir. Kimi zaman gece uykudan kabuslarla uyanabilir, uyku sorunları yaşanabilir. Dr. Hatice Turan; “tüm bu psikolojik sorunların yanı sıra baş ağrısı, göğüs ağrısı, mide yanması/bulanması, kalp/boğazda sıkışma, titreme ve çarpıntı gibi fiziksel belirtilerinde ortaya çıkabileceğini” söylüyor.

Dr. Hatice Turan; “tüm bu psikolojik sorunların yanı sıra baş ağrısı, göğüs ağrısı, mide yanması/bulanması, kalp/boğazda sıkışma, titreme ve çarpıntı gibi fiziksel belirtilerinde ortaya çıkabileceğini” söylüyor.

Tüm bu belirtiler herkeste ortaya çıkmayabilir ya da kısa süre içinde kendiliğinden de geçebilir. Ancak bir kısmı da iyileşme göstermiyor ve kronik bir hal alarak travma sonrası stres bozukluğuna dönüşüyor. İşte böyle durumda vakit geçirmeden psikososyal desteğin alınması gerekiyor. Dr. Hatice Turan; “Ruhsal travmalarda yaraların sarılabilmesi için birliğin ve dayanışmanın güçlenmesi ile güvenlik zemininin yeniden yapılanması sağlanabilir. Bu süreçte yapılan en büyük hata duygu ve düşüncelerin bastırılmaya çalışılmasıdır. Gerginlik ve ayrıştırmanın yaşandığı süreç devam ederse, kişiler arasında mesafeler artabilir ve toplumun güvenlik zemini sarsılabilir. Toplumun her kesimini örseleyen bu darbe girişimi sonrası toplumun güvenini sağlamaya yönelik tüm girişimler, birlik olma duygusu ve dayanışmanın güçlenmesi travmanın onarım sürecinde bizlere yardımcı olacaktır” diyor.

Son güncelleme: 14:4322.07.2016
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet