Reklamsız Sözcü

Eski bayramları değil ama İstanbul’u özlüyorum

Geçen hafta kaybettiğimiz, Türk edebiyatının çınarlarından yazar Vedat Türkali’nin kızı, ünlü yönetmen Atıf Yılmaz’ın eşi ve oyuncu Deniz Türkali, müzisyen kızı Zeynep Casalini ve torunu Ceren Sarp ŞIK’a konuştu. Üç isimle hem bayramlaştık hem de keyifli bir sohbete imza attık...
Edda SÖNMEZ
01:2313 Eylül 2016
Eski bayramları değil ama İstanbul’u özlüyorum
Geçen hafta kaybettiğimiz, Türk edebiyatının çınarlarından yazar Vedat Türkali’nin kızı, ünlü yönetmen Atıf Yılmaz’ın eşi ve oyuncu Deniz Türkali, müzisyen kızı Zeynep Casalini ve torunu Ceren Sarp ŞIK’a konuştu. Üç isimle hem bayramlaştık hem de keyifli bir sohbete imza attık...

Etrafı efsane isimlerle çevrili Türkali Ailesi'nin üç kuşağını Kurban Bayramı için bir araya getirdik. Deniz Türkali sıra dışı karaktere sahip, olağanüstü bir yetenek. Müzisyen Zeynep Casalini Deniz Türkali'nin kızı; Ceren de torunu. Bu üç şahane kadınla Cihangir'de buluştuk; hayatı, ölümü, rahmetli Vedat Türkali'yi, aile ilişkilerini, kısaca hayata dair her şeyi konuştuk…

d4

– Kısa süre önce kaybettiğiniz babanızın ardından bu ilk bayramınız. Neler hissediyorsunuz?
Deniz Türkali: Bizim bayram geleneğimiz pek yoktur, anneannem ve büyükbabam hayattayken vardı. Fakat babamın kaybıyla ilgili hislerimden söz etmem çok zor, sadece çok üzgünüm…

– Eski bayramlarla günümüzü kıyaslarsanız neler söylemek istersiniz?
Bu bayramlar bana hakikaten hiçbir şey ifade etmiyor. Sadece iki konuda nostaljim var: Biri; Marmara Denizi'nin güzelliğini, temizliğini çok özlüyorum çünkü İstanbul'da denize girmek harikulade bir duyguydu. Yüzmeyi Kalamış'ta öğrendim. Eski İstanbul'u çok özlüyorum. Bir diğer nostaljim de John Lennon'a… O yüzden bana bayram sormayın fakat önemseyenlere de saygım sonsuz tabii…

– Türk edebiyatının usta çınarı Vedat Türkali'nin kızı olmak nasıl bir duygu?
Vedat Türkali'nin kızı olmak bir yanıyla harikulade, diğer yanıyla da çok zor. Babamla aramızda hep bir aşk-nefret ilişkisi oldu. Fakat kaybı çok zor hepimiz için… Annemin, babamın, eşim Atıf Yılmaz'ın ve kaybettiğim tüm arkadaşlarımın olmadığı bir dünyada yaşamak çok zor.

Ailenin asıl kahramanı annemdi

– Babanızın size öğrettiği en değerli şey ne oldu?
Babam da dahil olmak üzere hayatımı onlara itiraz etmekle geçirdiğim erkeklerin hepsine teşekkür borçluyum. Erkek dünyasının nasıl bir ortam olduğunu önce babamdan sonra da diğer erkeklerden hayatı yaşarken gördüm. Başta babam olmak üzere onlar sayesinde feminist oldum.

– Peki ya annenizle olan ilişkiniz?
Ailede en çok nefes almamı sağlayan insan annemdi. Benim için ailenin asıl kahramanı annemdir. Eğer annem olmasaydı ne babam, ne ben, ne kardeşim Barış Pirhasan ne de Zeynep böyle olmazdı. Ona çok şey borçluyuz.

Kıskançlık dağıtırken beni atlamış Yaradan

– Rahmetli Atıf Yılmaz'la evlenirken onun babanızla benzer yönleri olmasına dikkat ettiniz mi?
Hayatıma babama benzer tek bir erkek girdi; o da girmeseydi daha iyi olurdu (gülüyor). Yılmaz'la babamın en ufak bir benzerlikleri yoktur. Daha komiği, ben rüyalarımda hâlâ Yılmaz'la aşkım büyükbabamı aynı insan olarak görürüm. Yılmaz buna çok gülerdi ve “Baba kompleksini anladım da büyükbaba kompleksi biraz fazla!” derdi.

– Atıf Yılmaz'ı kıskanır mıydınız?
Kıskançlık dağıtılırken Yaradan yanıma uğramamış herhalde ve beni atlamış. Kıskanma duygusunu hayat boyu hiç yaşamadım.

DENİZ-TÜRKALİ-(13)

Büyük aşklar ve kavgalar…

– Kızınız Zeynep Casalini ve torununuzla nasıl bir ilişkiniz var?
Anne-kız ilişkimizi aşk-nefret ilişkisi olarak tanımlayabiliriz (gülüyor). Ben büyük aşkları ancak büyük kavgalar eşliğinde yaşayabiliyorum. Kızım Zeynep ve torunum Ceren de benim iki büyük aşkım. Bir de en küçük torunum Dafne var…

– Torununuz Ceren'i siz mi büyüttünüz?
Ailece hep birlikte büyüdüğümüzü düşünüyorum. Bu Zeynep ve Ceren için de geçerli. Onlar benden bir sürü şey öğreniyor, ben de onlardan.

– Yaşamınızı ele aldığınızda, sizin için en değerli olan şey nedir?
Dostlarım ve ailem… Bu, oldukça geniş bir çember. Çembere kızlarım ve kardeşim Barış da dahil çünkü onlarsız bir yaşam düşünemiyorum. Sevdiğim dostlarımdan ayrı kalmayı hayal bile edemiyorum…

– Yaşadığınız toplumu göz önüne aldığınızda, sizi en çok mutsuz eden ne?
Şu an beni en çok mutsuz eden savaş tabii ki. Bu savaş hemen, şimdi, hatta dün bitmeliydi.

Zeynep Casalini

En büyük destekçim Ceren

– Dedesiz ilk bayramınız için ne söylemek istersiniz?
Zeynep Casalini: Bayram bize ailece birlikte olma fırsatı tanıması açısından önemliydi. Fakat anneannemi kaybettikten sonra -ki o bizim görünmez kahramanımızdır- özel günler çok eksik geçmeye başlamıştı. Dedem uzakta da olsa varlığıyla güç veren, karakterimin temellerini atan bir insandı. Sanırım hepimiz biraz daha eksiğiz artık…

– Çocukluğunuzun bayramlarını hatırladığınızda aklınıza ilk olarak ne geliyor?
Bayram ya da diğer özel zamanlarda dedemin hikayelerini ağzım açık dinlerdim. Hatırladığım ilk bayram ise Bodrum'daki Şeker Bayramı'dır; mendil, lokum ve para…

– Üç kuşak boyunca ailenizden başarılı kadınlar çıktı. Bu sizde hiç baskı yarattı mı?
Özellikle feminist bir annenin kızı olarak kadın olmak doğal olarak beni zorladı elbette fakat kuvvetli karakteriniz, şuurunuz ve şansınız varsa zorlukların kolayca üstesinden gelirsiniz.

– Deniz Türkali'yle anne-kız ilişkinizi nasıl tanımlarsınız?
Daha çok arkadaş gibiyiz. Birbirimize çok gireriz ama bir o kadar da eğleniriz…

– İki kız çocuk annesisiniz. Bu sorumluluk sizi nasıl etkiliyor?
Hayata ve dünyaya aynı pencereden bakan bir arkadaş grubum var. Çocuklarımızı birbirimize destek olarak büyütüyoruz. Ceren benim hayattaki en büyük destekçim ve yardımcım. Daphne ise böyle bir ablası olduğu için çok şanslı.

– Öz babanız sanatçıydı ve annenizin eşi, Yeşilçam'ın efsane yönetmeni Atıf Yılmaz'la büyüdünüz. Bu isimlerin hayatınıza nasıl bir katkısı oldu?
Sanırım öz babamın hayatıma tek etkisi sesi ve kulağı. Atıf Yılmaz benim ağabeyimdi. Mesafeli ama sıcak tavırlarıyla hayatımda oldukça önemli bir etki yarattı.

Ceren Sarp

‘Denizellam' o benim…

– Ceren nasıl bir kadın?
Ceren Sarp: Empatik yapımdan kaynaklı olarak fazla hassasım. Dünya gündemiyle yakından ilgiliyim. Tüm sorunların iyimserlik ve sevgiyle çözülebileceğine inanıyorum

– Büyük dedenizi kısa bir süre önce kaybettiniz. Bu konuda neler söylemek istersiniz?
Her pazar aile yemeği için toplanırdık; işte benim bayramım o toplantılardı. Tüm aile üyeleri uzun uzun yemek yer ve sohbet ederdik. Dedem babam gibiydi ve onsuz geçen her gün eksik. Hâlâ kabullenemiyorum gidişini…

– Her şeyi konuşabildiğim hayat arkadaşım Deniz Türkali'yle nasıl bir ilişkiniz var?
O benim ‘Denizellam'. Herkesin anne-babası var; benim ise annem ve Denizellam. Her şeyi birlikte yapabildiğim, konuşabildiğim, eğlendiğim ve pek çok şey öğrendiğim hayat ve ev arkadaşım o…

– Deniz ve Vedat Türkali'den hayata dair öğrendiğiniz en önemli değer ne?
İnsanları eşit görmeyi, okumayı, düşünmeyi ve iyi insan olmayı öğrendim ikisinden.

MST_3826

Atıf Yılmaz sayesinde oyuncu oldum

– Oyunculuk yapmak için kolları sıvamış durumdasınız. Hiç başka bir meslek yapmayı düşündünüz mü?
Nurlar içinde yatsın Atıf Yılmaz beni yedi yaşında ‘Eylül Fırtınası'nda oynattı. Ben de bu mesleği yapmak istediğimden emin olup kariyer anlamında o doğrultuda yürüdüm.

– Oyunculuk anlamında kimlerle çalışmak istersiniz?
Uzun zamandır kalbimde festival filmleri var. . Tabii ki eğlenmek önemli ama her an da neşeyle geçmiyor. Haneke, Peter Greenaway olur. Oyunculardan da keşke Jack Nicholson'la birlikte rol alsam bir filmde. Oscar almak istediğimi de gizleyemeyeceğim…

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet