Reklamsız Sözcü

Geçmeyen diz ağrılarına dikkat!

00:5318 Şubat 2016
Geçmeyen diz ağrılarına dikkat!

Algoloji Uzmanı Prof. Dr. Nurettin Lüleci

Diz ağrılarında, düşme, çarpma, enfeksiyon, tümör gibi hadiseleri bir kenara bırakacak olursak en çok iki problemle karşı karşıya kalıyoruz. Bu problemlerden biri diz kireçlenmeleri, diğeri ise menisküs…

Bedenimizin yükünü en çok dizlerimiz taşır. Yaşlanmaya paralel olarak yıpranan bu eklemlerimizde zamanla bazı ağrılar ortaya çıkmaya başlar. Dizlerimizdeki problemlerin büyüklüğüne bağlı olarak ağrılar artar ve yaşam kalitemiz bozulmaya başlar. Diz ağrılarının iki önemli nedeni olan kireçlenme ve menisküs sorunlarıyla ilgili bilinmesi gerekenleri Akkor Sağlık Merkezi Algoloji (Ağrı Tedavisi) Uzmanı Prof. Dr. Nurettin Lüleci anlattı.

İşte kireçlenmenin belirtileri

Yaşımız ilerledikçe diz ekleminde bazı bozulmalar ortaya çıkar. Zamanla, diz eklemindeki kıkırdaklar ve diz kapağı altı bozularak artroz denilen diz kireçlenmeleri oluşur ve bu yaşamımızın bir parçası haline gelir. Önce merdiven inip çıkarken kendini gösteren bu ağrılar zamanla yürürken, daha sonra da ayakta dururken ve istirahat halinde bizi rahatsız etmeye başlar. Diz ekleminde hareket kısıtlılığı, dizleri kıramama, dizden ses gelmesi ve diz bölgesindeki şişmeler muayenede en sık karşımıza çıkan sorunlardır.

Tedavi yolları

Diz kireçlenmeleri genellikle dört aşamada değerlendirilir. Yeni tedavi modelleri yaşam kalitesini de düzeltmektedir. Menisküs ise meniskopatiler için hasta, genç bir sporcu veya işi yüzünden dizini aktif olarak kullanmak zorunda olan bir meslek sahibiyse minimal cerrahi düşünülebilir. 40 yaşın üzerinde görülen menisküs  dejenerasyonu ve yırtıklarında genellikle cerrahi tedaviye gerek yoktur.

Kimlerde görülüyor?

Hastanın şikayetine göre diz kireçlenmelerinde basit röntgen filmleri yeterli olurken, menisküs patolojisi düşünülen hadiselerde çekilen bir diz MR'ı oldukça detaylı bilgi veriyor. Diz kireçlenmeleri genellikle yaşlılık hastalığı olarak karşımıza çıkar. Menisküs problemleri genç yaşlarda daha sık karşılaşılan problemler arasındadır.

En yeni yöntemler

İnsan anatomisine müdahale ve kimyasal maddeler içeren tedavilere pek olumlu bakılmaz. Dizdeki problemlerin başlangıcından dördüncü evreye kadar olan ileri derecedeki kireçlenmelerde aşamalı olarak yeni birçok tedavi seçeneği sunulur. Şimdi de kısaca bu tedavilerden bahsetmek istiyorum…
Ozon tedavisi: Diz eklemi içerisine doğal bir tedavi olarak ozon gazının enjekte edilmesi ve özellikle bunun haftada birkaç kez uygulanması başlangıç döneminde merdiven inip çıkamama, dizlerini kıramama gibi şikayetleri olan hastalarda fevkalade yararlıdır. Hiçbir yan etkisi ve zararı yoktur. Ozon bilindiği gibi aktif oksijendir. Eklem içerisine verilen bu aktif oksijen ağrıyı ve enflamasyonu giderir, diz içerisinde ciddi oksijelenme oluşturur ve diz hareketleri açılır.
PRP: Hastanın kendi kanının tedavide kullanıldığı bir tedavi yöntemidir. Bir enjektör miktarı kadar hastanın kanı alınır. Laboratuvarda kan hücrelere ayrılır. İçinde tamir edici, iyileştirici faktörlerin bulunduğu trombositler konsantre halde elde edilir ve ozon ilave edildikten sonra diz eklemi içerisine verilir. Başlangıç ve orta derecedeki diz kireçlenmeleri ve menisküs problemleri bu karışımla tedavi edilir. Sonuçlar çok başarılıdır.
PRP jel: Hastanın kanından hazırlanan PRP yine hastanın kanından elde edilen başka bir maddeyle diz içerisinde karıştırılır. Eklem içerisinde yaklaşık 15 gün varlığını koruyarak eklem yüzeyindeki hasarlı kıkırdaklarda ve zedelenmiş bağlarda ve de zarar görmüş menisküslerin tamir edilmesinde oldukça etkin, yenileyici bir tedavi şeklidir.
Kök hücre: Hastanın göbek çevresinden alınan yağlar laboratuvarda çeşitli işlemlerden geçirilerek içerisindeki kök hücreler toplanır. Bilindiği gibi kök hücrelerin miktar olarak an fazla bulunduğu yerlerden biri yağ dokusudur. Örneğin; kıkırdak dokusunda 1 tane kök hücre bulunurken yağ dokusundan 50 bin kök hücre elde etmek mümkündür. Kültür yöntemiyle bu hücreler milyon kez çoğaltılabilir. Diz için bu kültür yöntemine gerek yoktur. İnsanın doğuştan gelen şekliyle var olan ve kök hücre halinde elde edilen bu materyel, ileri evre diz kireçlenmelerinde bozulmuş menisküslerde, iltihaplı romatizmal hastalıklarda, diyabete bağlı ilave nöropatik ağrılarda diz içerisine enjekte edilerek gayet olumlu sonuçlar elde edilir. Bu şekilde hazırlanan kök hücre, damar yoluyla vücuda verilerek birçok sistemik hastalığın tedavisinde de kullanılmaktadır.
Radyofrekans tedavisi: Dizinden ameliyat olmuş, dizine protez takılmış ya da ameliyat olmak istemeyen hastalarda uygulanan bir yöntemdir. Bu yöntemle dizin çevresindeki ağrı sinirlerini devre dışı bırakılır. Hareketli görüntüleme eşliğinde özel cihazlarla uygulanan bir tekniktir. Önce ağrıyı taşıyan sinirler bulunur. Bu sinirler uyarılarak doğrulama yapılır. İşlem her bir sinir için 1.5 dakika sürer. Bir dizde üç ağrı sinirine uygulanır. Narkoz ve neşter kullanılmaz. Hasta işlemden hemen sonra evine gidebilir. Hareket sinirlerine bir etkisi olmaz. Hiçbir şekilde tedaviye yanıt vermeyen bu tür ağrılarda ve de nöropatik ağrılarda uygulanan bir yöntemdir.

Son güncelleme: 09:4118.02.2016
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet