Reklamsız Sözcü

Gelin-kaynana sorunları nasıl çözülür?

Anadolu Sağlık Merkezi’nden Uzman Psikolog Selin Karabulut anlatıyor...
11:0921 Şubat 2016
Gelin-kaynana sorunları nasıl çözülür?
Anadolu Sağlık Merkezi’nden Uzman Psikolog Selin Karabulut anlatıyor...

Evlilik süreci, beraberinde birçok sorumluluğu da çiftlerin üzerine yüklüyor. Bunların başında eşlerin aileleri ile uyumlu bir iletişim kurmak gelirken “gelin ve kaynana” ilişkisi en çok sorun yaşanan nokta oluyor.

ANNEYE BAĞIMLI ERKEKLERE DİKKAT!

Yapılan bilimsel araştırmalara göre; anne- lerin, erkek çocuklarına 0-6 yaşlarında alması gereken sorumlulukları vermek yerine üstlenmesi anneye “bağımlı” erkeklerin ortaya çıkmasına neden oluyor. Evliliğin sorumlulukları ve erkek çocuğun anneye bağımlı olması gelin-kaynana ilişkisini belirliyor. Evlilik konusunda geleneksel bir yapıya sahip olan Türkiye'de neredeyse hemen her evlilikte “gelin-kaynana” sorunları yaşanıyor. Gelin-kaynana ilişkisinde, kaynananın gelinden beklentileri oluyor. Burada bazen kötü niyet olmasa da temelde kaynananın
bir zamanlar ‘gelin' olması gerçeği yatıyor. Sorunun kaynağında kişilik yapısı ve tutumu da önemli bir faktör… Bütün kaynanalar mı böyle? Hayır… Bir şekilde otoriter ve kontrolcü yapıya sahipse, söylenen ‘kötü' kaynana tipine girme ihtimali yüksek oluyor.

ONLAR İÇİN ‘ANNE’ HER ZAMAN MELEK

ir erkek, annesi ve eşi arasında problem varsa bu duruma müdahale etmeli… Ancak özellikle sorun anneden kaynaklanıyorsa ve o erkek anneye ‘bağımlı' ise maalesef sorunu göremiyor ve eşine ‘Benim annem bir melek, sen abartıyorsun' diye çıkışabiliyor. Kısacası ‘bağımlı' erkek annesine halen 5 yaşındaki gözüyle bakıyor. Ancak erkekler büyümeli. Büyümeyenlerin eşleri, anneleriyle sorun yaşar.

Pasif babayı rol model alan erkek de annesini haklı buluyor

Anneler oğullarına karşı daha baskın ve otoriter olunca, babalar pasifleşiyorsa ya da baba zaten pasif bir role sahipse, erkek çocuk sağlıklı bir baba modeli görmüyor. Böyle yetişen bir erkeğin ileride annesi eşini rahatsız ettiğinde “Annemdir, yapar” düşüncesiyle hareket ediyor ve sessiz kalmayı tercih ediyor. Çünkü babası da zamanında sessiz kalmıştır ve dolayısıyla otoriter olarak görünen anne figürü olmuştur.

ÇOCUKLARI DA OLUMSUZ ETKİLER

Hayatı anlamlandırma çabası içinde bulunan çocuklar, çatışmanın nedenlerini anlamakta zorluk yaşarlar. Babaannelerinin ve annelerinin neyi paylaşamadıklarını anlayamazlar. Kimi zaman annelerine kimi zaman da babaannelerine kızarlar. Nasıl davranmaları gerektiğine karar veremeyebilirler. Bazen sevgi doludurlar, fakat bazen duydukları bazı ifadeler nedeniyle öfke dolu olurlar. “Sevsek mi yoksa kızsak mı?” çatışmasını yaşarlar. Bazen iki tarafı idare etmek zorunda kalmak veya bir iyi olup bir kötü olmak çocuklarda kişilik problemleri oluşturabilir. Bu nedenle çocuklara bu sürecin yansıyacağı düşünülmeli ve onları kullanarak duygusal boşalım yaşanılmamalıdır. Yaşanılanların çocuğun kişiliğini etkileyeceği unutulmamalıdır.

İŞTE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Gelinler

-Henüz flört, söz veya nişan döneminde aile içine çok fazla girmeyin. Aile ile tanışmanın dışında ilişkinizi sadece erkek arkadaşınızla yaşayın.
-Rahatsız olduğunuz bir durumu saygılı bir şekilde ifade edin. Susmak hiçbir zaman
çözüm değildir.
-Kaynananızla yaşadığınız bir sorunu eşinize şikayet etmek yerine sadece kaynananızla paylaşın.
-Önyargılardan uzak durun, bu zamana kadar kaynanalar için söylenmiş tüm sözlere perde çekerek kalbinizin sesini dinleyin.

Damatlar

-Annenize şunu hissettirin; “Kendi hayatınla ilgili kararları sen verebilirsin ancak biz hayatımızla ilgili yardıma ihtiyaç duyduğumuzda sana geliriz.”
-Annenizin de eşinizin de yerinin ayrı olduğunu göz ardı etmeyin. Kritik durumlarda ikisi arasında tercih yapmayın. Her iki tarafı düşünerek durumu çözün.
-“Annem üzülür” kaygılarından uzak durun. Anneniz için her şeyden önce sizin mutluluğunuz gelir.

Kaynanalar

-İlk evlilik olayı gerçekleştiğinde çiftlere birbirine ve ailelerine alışmaları için zaman tanıyın.
-Oğlunuzun eşini “gelin” olarak görmeyin.
-Çocuklarınıza fırsat verin, onlar size ve anneliğinize ihtiyaçları olduğunda zaten geleceklerdir.
-Önyargılardan uzak durun, kalbinizin sesini dinleyin.

SELİN KARABULUT KİMDİR?

Yüksek eğitimini İstanbul Üniversitesi Psikoloji Bölümü'nde tamamlayan Selin Karabulut, uzmanlık eğitimini ise İstanbul Ticaret Üniversitesi Psikoloji Bölümü'nde tamamlamıştır.
Karabulut sırasıyla; Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim Araştırma Hastanesi, Acıbadem Mobil, ARM Psikiyatri / Psikoterapi ve çeşitli özel okul ve özel kurumlarda çalıştı. 2014 yılında Anadolu Sağlık Merkezi'nde çalışmaya başlayan Uzman Psikolog Karabulut, halen aynı hastanede görev yapmaktadır.

 

Son güncelleme: 11:1821.02.2016
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet