Reklamsız Sözcü

Geyşalar birer hayat kadını mı?

Japon kültürünün modern zamana ulaşmış en önemli parçalarından Geyşalar nasıl yaşıyorlar?
11:0421 Ocak 2016
Geyşalar birer hayat kadını mı?
Japon kültürünün modern zamana ulaşmış en önemli parçalarından Geyşalar nasıl yaşıyorlar?

İspanyol fotoğrafçı Lucas Valleccilos, 400 yıllık geleneği nedeniyle kimsenin girmesine izin verilmeyen Geyşa evine girdi ve Geyşaları görüntüledi.

Onların yaşamı dışarıdan gelenlere kapalıdır. Gerçek Geyşaları turistler bir anlık görürler ve gözden kaybolurlar. Fakat İspanyol fotoğrafçı kimsenin giremediği modern çağın en eski Japon kültürlerinden biri olan Geyşaların arasına girdi ve yaşamlarını görüntüledi. Geyşalığın özellikle gelişmiş batı kültürlerinin bilinçli yansıtması ve giderek zorlaşan yaşam koşulları nedeniyle bazı kadınların bu kültürü seks işçiliği için kullanması sonrasında bir hayat kadınlığı olarak algılanmaya başladığı belirtiliyor.

Fakat Geyşalığın kültüründe vücudunu satmak değil, zenginlik ve güç için yeteneklerini satmak olduğu belirtiliyor. 1920’lerde 80 bin civarında olan geyşaların sayısı 1980’lere gelindiğinde kültürel dezenformasyon ile 10 binlere kadar gerilemiş. Birbirinden değişik ipek kimonoları, alımlı beyaz makyajları, ilginç aksesuarları ve aldıkları eğitim ile Japon kültürünün önde gelen unsurları arasında yeralan geyşaların sayısı bugün 1000 civarında. Geyşa Japonca sanatçıya yakın bir anlama geliyor. Resmi olarak fahişelik ile hiç bir alakası yok. Fakat şimdilerde popüler kültürde karşılığı bu. Geyşaların sanatta yetkin olması önemli. Çoğunlukla dans ve müzik konularında eğitiliyorlar. Kaligrafi öğrenen de var ama sayıca çok az.

Lezzetli yemekler, sunum ve özellikle çay servisi geyşa eğitiminde çok önemli. Geyşaların saçları uzun uğraşlarla şekillendiriliyor ve 3 – 4 gün dayanması bekleniyor. Bu yüzden geyşalar uyku pozisyonlarını saçlarını asla bozmayacak şekilde ayarlıyorlar. Görüntülerine gelince, klasik geyşa makyajının dışına çıkmaları yasak.

Geleneksel Japon inancına göre erkekler eşlerine sadakat duymak zorunda değildi.Evlilikler genellikle ailelerin kararlaştırması ile belli bir amaca hizmet etmek için yapılırdı.Kadınların görevi evi çekip çevirmek,kocalarının ve çocuklarının rahatını sağlamak. Geyşa kültüründe de müşteriyi seçme hakkı oldukça önemli bir kavramdır. Her önüne gelen geyşalarla vakit geçiremeyeği gibi, bir kişi sırf zengin olduğu ve meşhur çayevlerine müşteri olma hakkı kazandığı için istediği geyşanın hizmetinden yararlanabilecek gibi bir kaide yoktur. 2. dünya savaşından sonra,mağlup olan Japonya'ya ayak basan Amerikalı askerler kendilerini adlarına geyşa denen ve bir ekmek parasına her türlü hizmeti sağlayabilecek kadınların arasında buldular. Savaş pek çok erkeği almış geriye yaşamak için başka bir yol bulamayan kadınlar kalmıştı.Müşterilerin ilgisini çekmek için kendilerine geyşa diyen bu hayat kadınları ileride her geyşa denildiğinde akıllara gelen imgelemin sorumlusu oldular.

Japonya'da fuhuşun yasaklanmasından sonra,Tayuların sayısı giderek azalmaya başladı. Hali hazırda var olan Tayular ise çok fazla para ve zaman isteyen üstelik artık yasadışı hale gelmiş bu mesleği bırakarak fuhuştan tamamen uzak yepyeni bir akımın öncüsü oldular;Geyşa Sanatı… Geyşa demek geleneksel Japon sanatlarında usta olmak,kıyafetinin her kıvrımı,saçının her teli,attığı her adımla yürüyen bir sanat eseri olmak demektir. Geyşa eğitimi çok zor ve uzun bir süreçtir.Japonyada sanatla ilgili öğretiler tamago (yumurta) stili ile yapılır,yani görerek kademe kademe öğrenmek… 2. dünya savaşından önce kızlar çok küçük yaşlarda ya aileleri tarafından geyşa evlerine satılırdı ya da geyşa evinin kendi kızı geyşalık eğitimine hak kazanırdı. Her iki şekilde de bu kızlar önce hizmetçi muamelesi görerek itaat etmeyi öğrenir daha sonra sanat okuluna devam ederlerdi.

Geyşa sanatının en önemli hususu olan müşterilere hizmet kısmını ise Maiko olunca onlara ablalık yapan Geyşalar'dan öğrenirlerdi. Günümüzde sayıları oldukça azalan geyşalar hala aynı stilde eğitime devam etmektedir. Zorunlu eğitim nedeniyle eskisi gibi 7-8 yaşında değil,en erken 15 yaşında direk Maikoluk eğitimine başlarlar.(Maiko çırak geyşa veya yarım-mücevher demektir.) Geyşa evinde maiko olmaya hak kazanan kız,daima bir geyşa tarafından himaye edilir. Bu dönem onun için hem becerilerini geliştirme hem de şöhretini arttırarak potansiyel danna(koca anlamına gelen bu kelime geyşalar için hami,bakıcı anlamındaydı) adaylarına adını duyurma fırsatıdır. Maiko'nun yaptığı herhangi bir yanlış hareket her zaman ablası tarafından üstlenilir.Maikoların görünüşleri,saç stilleri ve kimono giyme şekilleri geyşalardan daha farklıdır.Ayrıca katıldıkları çayevi partilerinde geyşaların yarısı kadar ücret alırlar.

Günümüzde artık böyle bir uygulama olmasa da geçmişte bir geyşanın hayatında ki en önemli dönem yaka değişimi(erikae)dir.Maikoların kimonolarının yakaları kırmızı,geyşalarınki beyazdır. Bu yaka değişimini gerçekleştirebilmek için maiko'nun genç kızlıktan kadınlığa adım atmış olması gerekmekteydi. Bu uygulamaya mizuage deniliyordu ve teorik olarak maiko'nun bekaretinin açık arttırma yoluyla en yüksek fiyat veren kişiye satılması ile gerçekleşiyordu.Maikoların pek çoğu bu duruma itiraz etmek şöyle dursun,hevesle beklerlerdi.

Çünkü mizuage demek geyşa evine olan borçların ödenmesi ve tam manasıyla bir geyşa olmak demekti. Yeri gelmişken birazda geyşa ve müşteri arasındaki ilişkiden bahsedelim.Öncelikle geyşaların müşteriler ile yatmaya izinleri yoktu. Ancak danna-sama bu ayrıcalığa sahipti.Bir geyşa meslek hayatı boyunca en fazla 1-2 danna alır,daha fazlası ile söhretine leke düşürmezdi.Danna sistemi geyşaların korkunç masraflarını karşılamak,hediyeler ve parası ödenmiş biraz boş zaman lüksünü içeriyor

Karşılığında ise danna,kendine özel bir geyşanın her türlü hizmetinden faydalanabiliyordu.Yapılan anlaşmalarda asla aşka ve ihtirasa yer yoktu,Bunlar küçültücü duygular olarak görülürdü. Kontratlar 5 yıllığına yapılırdı,çünkü erkeklerin aynı şeyden çok çabuk sıkılacakları göz önüne alınırdı.Ayrıca bu sistem erkekler içinde gurur vericiydi,bir geyşaya dannalık etmek övünç kaynağıydı. Geyşalar asla evlenmez,evlenenler ise artık geyşalık yapmazlardı.

Yüze yapılan beyaz makyaj geleneksel Japon tiyatrosu Noh‘dan ileri gelmektedir.Makyaj uygulanmadan önce tüm yüze balmumu sürülür. Bu sayede mimik ifadeleri ortadan kalkmış olur.Daha sonra beyaz pudra tüm yüze ve boyun kısma sürülür.Sadece saç dipleri açıkta bırakılır,bu karşıdaki insana maske takmış bir kadın ile konuştuğunu hatırlatır. Boyun kısmına üçayak denilen özel şekil çizilir.Bu şekil, hem Japon erkekleri için bir kadının en çekici bölgesi olan boynunu görmeleri,hem de parmaklıklar ardında kalmış bir kadın görünümü vermek için önemlidir.

Gözler ve kaşlar boyandıktan sonra kan kırmızı ruj ile dudaklar boyanır. Japonyada kimonolar özel günler için giyilir.Fakat Geyşalar 7/24 kimono ile dolaştıklarından giyme usulleri sıradan bir ev kadınınkinden farklıdır. Ayrıca kimonolar desenlerine ve dokumalarına göre mevsimlere uygun olarak seçilirler.Örneğin sakura deseni taşıyan bir kimonoyu kışın giyen bir geyşa etrafta hoş karşılanmaz. Geyşaların ücretlerine ohana adı verilir.Günümüzde saat başı olarak alınan bu ücret,şöhretli geyşalar için yarım saat hatta 15 dakika manasına gelmektedir. Eskiden partiye katılan her geyşa için bir tütsü çubuğu yakılırdı.Geyşanın kademesine göre 1,5 saat ila 15 dakika boyunca yanan bu tütsülerin ücreti daha sonra çayevi sahibesi tarafından müşteriden tahsil edilirdi. Elbette bir geyşa veya maiko ile atılan her adım ücrete dahil olduğundan faturanın korkunç rakamlara ulaşmasına şaşırmamak gerekir. Geyşalar yeri geldiğinde metres,yeri geldiğinde koruma oldular.

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet