Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
Her Cumhuriyet kadınının bu ülkeye bir borcu var
Her Cumhuriyet kadınının bu ülkeye bir borcu var
Giyilebilir kalp pilinin mucidi Prof. Dr. Canan Dağdeviren, bilimsel anlamda birçok başarıya imza attı. 1985 doğumlu Türk fizik mühendisi Dağdeviren aynı zamanda Harvard Üniversitesi’nin Genç Akademi üyeliğine (Junior Fellow of Harvard) seçilen ilk Türk. Forbes’in ‘30 Yaş Altı 30 Bilim İnsanı Listesine’ girerek adından söz ettiren genç profesör, Sözcü Cumartesi’ye konuştu.
Edda SÖNMEZ
Yaşam 28 Ekim 2017 - 03:39

– Kazandığınız başarılarla gururumuz oldunuz. Bu size neler hissettiriyor?
Çok teşekkür ederim… Geçmişi çok derin bir ülkeden geliyoruz ve herkesin bir şeyler yapması gerektiğini düşünüyorum. Bu şekilde benden sonra gelecek olan insanlara yol gösterdiğimi düşünüyorum.

– Fizik mühendisi bir kadının hayatı nasıl geçer?
Çok yoğun aynı zamanda da çok keyifli. Yaşadığım her dakikanın keyfine vararak yaşamak istiyorum. Doktora yapıp tez yazarken de herkes çok stresliyken ben olayın tadına vara vara çalışmıştım. İşte hayatı da böyle yaşıyorum…

img_7420

14'te 14 oy…

– Harvard Üniversitesi'nin Genç Akademi üyeliğine seçilen ilk Türksünüz…
1938'de kurulmuş bu kulübe dünyanın dört bir yanından binlerce başvuru yapılıyor ama sadece 40 kişi davet ediliyor. Sadece 12 kişi ‘Junior Fellow' olarak seçiliyor. Bunu başaran ilk Türk de benim.

– Seçim anından bahseder misiniz?
Mülakat için 14 hocadan oluşan bir kurulun karşısına çıkıyorsunuz. Odadaki kişilerin yarısı Nobel ödülü kazanmıştı. Odaya girdiğimde sessiz kalınca bana “Neden böyle kaldın?” diye sordular. Ben de “Sizleri bir daha aynı oda da bulmam mümkün değil” dedim. Çok güldüler ve aramızdaki engel o an kalktı. Normalde 14 hocanın en az 12'sinden oy almak gerekiyor. Tarihte ilk defa 14 hocadan 14'ünden de oy alarak kazandım. Hayalimin gerçekleşmesi çok güzel.

img_7450

Bilim insani olarak Atatürk'e saygı ve sevgi duymamak mümkün değil

– Kariyerinize baktığımızda Mustafa Kemal Atatürk isminin sizin için taşıdığı büyük önemi görüyoruz. Biraz bundan bahseder misiniz?
Atatürk aileden öğrendiğimiz ilk figürlerden biri ve hepimizin babası. Bana “Sen kimsin?” dediklerinde, “Ben Türkiye Cumhuriyeti'nin evladıyım. Mustafa Kemal Atatürk'ün çocuğuyum” diyorum. Atatürk “Bir gün benim söylediklerim bilime ters düşerse bilimi seçin” diyen biri. Daha ne desin? Bilim yapan bir insan olarak Atatürk'e saygı ve sevgi duymamak mümkün değil. Atatürk'ün böyle bir önemi var hayatımda. Ne zaman mutsuz olsam motivasyonumu Atatürk'ten alıyorum. Çünkü her şeyin sona ermesine yakın bir zamanda Türk halkını çevresine toplayıp bilim yapmaya devam etmiş Atatürk. Tamamen siyasal bilim yapmış. Modern bir Türkiye kurmuş ve biz de bu modern Türkiye'nin evlatlarıyız.

– Başarılı bir bilim insanı olarak bütün dünyanın hayran olduğu biri olmak nasıl bir şey?
Mevlana'nın şöyle bir sözü var, “Beyin unutuyor ama kalp asla unutmuyor”. Bir gün babaannem “Senin yaptığın aletler insanların hayatına dokunacak ama sen ondan önce insanların hayatına zaten dokundun” demişti. Babaannemin ne demek istediğini şimdi daha iyi anlıyorum ve çok mutluyum.

img_7504

Ben aşkla bilim yapmayı annemden öğrendim

– Aziz Sancar da, rahmetli Türkan Saylan da sizin gibi Cumhuriyet değerlerine sahip çıkan isimler. Bu konuda neler söylemek istersiniz?
Türkan Hoca, “Her Cumhuriyet kadınının bu ülkeye bir borcu var” diyor. Ben de aynı fikirdeyim. Bu ülkede eğitim almış bir birey olarak bizden sonra gelecek insanlara da bu hakkı tanımamız lazım. Her şeyi yalnız yapamayacağımız için kendi takımımızı ve bizi ileriye götürecek bireyleri yetiştirmemiz gerekiyor. Zaten Cumhuriyete sahip çıkmak bilim yapmak anlamına geliyor. Kişi ayırt etmeksizin herkesi aynı çatı altında toplamak gerek. Ben de bunu bilimle yapmaya çalışıyorum; Cumhuriyete de bu şekilde sahip çıkıyorum.

– Bugün geldiğiniz noktada en çok kime teşekkür ediyorsunuz?
Aslında ben herkese çok teşekkür ediyorum. Geçmişte bazı negatif tepkileri almamış olsaydım belki bu kadar hırs yapıp çalışmazdım. Ama ben olmamı sağlayan en büyük etken annem çünkü aşkla bilim yapmayı annemden öğrendim. İlk deneylerimi evde annemle yaptım. O küçük çocuğa yol gösteren anneme çok şey borçluyum.

6662’ye SOZCU yaz gönder, reklamsız sözcü plus’a anında abone ol. (Türkiye'den)