Reklamsız Sözcü

Kadınlar 2012’den beri bu cadılara emanet!

Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’nde bir grup kadın, bir erkek öğrenciyi eski kız arkadaşını taciz ettiği gerekçesiyle darp etti
Edda SÖNMEZ
00:4213 Nisan 2016
Kadınlar 2012’den beri bu cadılara emanet!
Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’nde bir grup kadın, bir erkek öğrenciyi eski kız arkadaşını taciz ettiği gerekçesiyle darp etti

Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi'nde bir grup kadın, Ersel Ç. isimli bir erkek öğrenciyi eski kız arkadaşını taciz ettiği gerekçesiyle darp etti. Kampüs Cadıları'nın adını da bu olayla duyduk. Oysa onlar 2012'den beri faaliyet gösteriyor. 22'ye aşkın üniversitede yüzlerce ‘cadı' var. O cadılardan birkaçı Şık'a konuştu…

– Sizi imza attığınız eylemlerle tanıdık. Peki tanımayanlar için özetlemeniz gerekirse kimdir Kampüs Cadıları?
Eylem Gültekçe: Kampüs Cadıları, üniversitede okuyan kadınların toplamından oluşan bağımsız bir topluluk. Kadınların yaşamına değen üniversite dönemi boyunca yüzleştiği sorunları ele alan, bu problemlerle ilgili yardımcı olmaya çalışan ve çözüm üretmeye yönelik bir topluluk.
Özge Karbu: Biz kadınlar her yerde erkek şiddetine maruz kalıyoruz. Üniversiteli kadınlar olarak Kampüs Cadıları'nı kurmaktaki en büyük amacımız, erkek egemen sistemin dayattığı cinsiyetçi dersleri ve arkadaşlarımızın bu tür hareketlerini, hocaların ataerkil davranışlar engellemek. Genç kadınlar olarak en çok kampüslerde sıkıntı görüyoruz çünkü ihtiyaçlarımız okul tarafından karşılanmıyor. En basitinden, kadınlar olarak tuvaletlerde ped ve peçetemiz bile yok. Kadın arkadaşlarımızın hayatlarına değmek için çabalıyoruz.

 

Kampüs Cadıları sadece kadına yönelik şiddeti protesto etmekle kalmıyor, gerekirse kadınlara savunma sanatları dersleri de aldırıyor. Hemcinslerini savunmak adına yaptıkları mücadele ise gerçekten de örnek alınacak cinsten. Kurucularıysa son derece ilginç kadınlar: Meral Çınar (26), Eskişehir Osman Gazi Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümü'nden mezun. Özge Karbu (21) İstanbul Üniversitesi Çalışma Ekonomisi üçüncü sınıf öğrencisi, Eylem Gültekçe (20) ise Mimar Sinan Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nde okuyor.

Kadın dayanışmasıyla kuşatılmak istiyoruz

– Bu atölyelerde neler öğreniyorsunuz?
M.Ç.: Savunma sanatlarını öğreniyoruz çünkü kadınlar olarak bir araya gelip dayanışma halinde olmamız gerek. Bırakın karşılık vermeyi, tacize, şiddete uğradığımız zaman bunu söylemekten bile çekiniyoruz. Bu nedenle dayanışmamız lazım. Öz savunmanın birinci kuralı örgütlenmek.

Bekaret testi kontrolü

– Nasıl bir araya geldiniz?
Meral Çınar: Eskişehir'den, Ankara'dan, Samsun'dan, Adana'dan genç kadınlar olarak bir araya geldik ve 2012 yılında Kampüs Cadıları'nı kurduk. “Dört yıl boyunca üniversite yaşamımız devam edecek” dedik ve bu süreçte bir kadının kendini özgür bir şekilde ifade edebilmesi için neler yapabileceğimizi düşündük. Üniversitedeki eğitimin cinsiyetçiliği ve erkek arkadaşlarımızın ailelerinden gelen feodal egemen kültürü üniversiteye taşımaları nedeniyle maruz kaldığımız sorunlar üzerine çalışmalar yaptık.
– Söz ettiğiniz sorunlardan bir örnek verir misiniz?
M.Ç.: Yurtlarda giriş-çıkış saatlerinden tutun da yurdun temizliğine kadar kadınlarda ve erkeklerde değişen kurallar var. Oysa yasa itibariyle tüm giriş-çıkış saatleri aynı. Ama erkekler istedikleri saatte yurda girerler, kadınlar ise geç girdiklerinde bekaret testine maruz kalırlar. Mesela İstanbul'da, Avcılar'daki özel bir yurtta böylesi özel bir durum gerçekleşti.
– Kaç üniversitede varsınız?
E.G.: 22 üniversitede örgütlüyüz…

Sürekli şiddet ve taciz…

– Hükümette yer alan politikacıların kadına dair söylemleri hakkında ne düşünüyorsunuz?
Ö.K.: Hükümet sözcülerinin kadın bedeni üzerinden söyledikleri bile bizi çok rahatsız ediyor. Hukuk sisteminin kadın tecavüzcülerine ya da katillerine verdikleri indirimler de bizim için bir çeşit şiddet. Üzerimizde sürekli şiddet ve taciz hissediyoruz.

Bir erkek dövüldü tüm sistem altüst oldu!

– ‘Erkek dövme' olayıyla bir anda Türkiye'nin gündemine oturmanız konusunda ne düşünüyorsunuz*
M.Ç.: Bu çok önemli bir olay çünkü erkekliği zedeleyici bir durum söz konusu. Kadınlara şiddete, tecavüze ve ölüm haberlerine ses çıkmazken ya da bir Ensar Vakfı olayı bile bu kadar gündem olmazken, bir erkeğin dövülmesi nasıl da gündem oluyor! Ama bu noktada bir erkeğin dövülmesi meselesi sorun değil, kadınların onu dövmesi sorun. Bu kadar kadın şiddeti olayına ses çıkmazken ne oldu da bir tane erkek dövülünce bütün sisteminiz altüst oldu ve bu kadar tepki gösterdiniz…

Şansa yaşayan bir varlık haline geldik

– Gündelik hayatta yalnız başınıza hareket ederken korkuyor musunuz? Bir erkek sizi tanıyıp da tepki gösterir diye…
Ö.K.: Şansa yaşayan bir varlık haline geldik. Eğer bizler üzerimize düşen insanlık görevimizi yerine getirseydik, bugün kadın olmak bu kadar zor olmazdı. “Tayt giyme, sen kadınsın”, “Konuşma, yürüme, kahkaha atma” cümlelerini duyuyoruz. Kahkahama karışmak insanlık dışı bir şey çünkü insan olarak böyle bir hakkın yok.

Yakamadığınız cadıların torunlarıyız

– Neden isminiz ‘Kampüs Cadıları'?
Ö.K.: Kendimize bir isim ararken kadınların mücadele tarihini inceledik. Ortaçağda, eczacı, bilimle uğraşan, döneminin doktorları olan kadınlar kilise monarşisinin baskıcı ve gerici erkek egemen baskılarına direndiği için cadılıkla suçlanıp yakılmışlardır. Sonrasında cadı kelimesi daha çok beğenilmeyen, laf dinlemeyen bütün kadınlar için kullanılmaya başlandı. Biz de boyun eğmeyen ve özgürlüğüne tutkun kadınlar olarak ismimizi cadı koyalım dedik. Daha sonra ‘Bizler yakamadığınız cadıların torunlarıyız' ana sloganlarımızdan biri oldu.

SESİMİZİ DUYURMAYA BAŞLADIK

Siz nasıl değerlendiriyorsunuz, kadınların yaşadığı şiddet azılıyor mu, artıyor mu?

Eylem Gültekçe: Tecavüz, cinayet, şiddet haberlerini daha fazla duyar olduk. Bu demek değil eskiden olmuyordu şimdi oluyor diye.  Aslında biz şimdi sesimizi çıkardığımız için onları duyar olduk. Eskiden de olan ama üstü örtülen tamamen kadınları eve kapatma politikası yüzünden üstü örtülen bir olay vardı. Ama biz şimdi sesimizi çıkardığımız için o kadınlar rahatça ortaya çıkabiliyorlar. Çünkü utanç onun değil, suç onun değil artık bunun farkında çıkıp ortaya şunu söyleyebiliyor kadın evet ben tacize uğradım, tecavüze uğradım ve hesabı sorulmalı. O yüzden biz bunu daha çok duyar olduk. Bu şiddetin artışını ya da fazlalaştığını göstermiyor bu önceden de olan bir durumdu. Sadece biz duymamazlıktan geliyorduk.

ERKEKLERE KARŞI DEĞİLİZ

Kadınlar için tavsiyeniz neler?

Meral Çınar: Birincisi bu egemen sistemin ebedi ve ezeli olmadığını düşünüyoruz. Kadınların bunu anlaması lazım. Yıllardır ezilmiş olmaları, ikinci cins olmaları, tecavüz, taciz, şiddet olaylarını sürekli bedenlerinde hissetmemelerinin bir çıkar yolu var. Bunun farkına varmaları lazım. Kadın dayanışması çok önemli bir şey. Ses oluyoruz o sese karşılık veriyorlar. Bu dayanışma gittikçe büyürse, kadınlar örgütlenirse biz bu sistemi değiştiririz. Erkeklere karşı değiliz biz. Erkekler sadece kadınlara insan gibi kendileri nasıl bir bireyse karşısındakine de öyle davranmayı öğrenecek. Öz savunma atölyelerine gitsinler hayat kurtarıyor emin olabilirler. 
YURT NAMUS BEKÇİLİĞİ YAPMAZ 

Kadınların üniversitelerdeki en büyük sorunu ne?

Eylem Gültekçe: Okul ve eğitim sisteminin en büyük sorunu bence anaokulundan itibaren aldığımız cinsiyetçi eğitim sistemi. Ayrıca yurtta kalan kadınların en büyük sorun bence giriş, çıkış saatleri. Bir yurt namus bekçiliği yapamaz. Onun dışında okuldaki erkek öğrenciler ve erkek öğretmenlerden gördükleri taciz olayları. Sadece taciz, tecavüz değil toplum içerisinde uygulanan mobbing de kadını en çok rahatsız eden bir olay. Aslında aileden başlayan eğitim sisteminin bütün aşamalarında devam eden roller kısmı var ya kadın şöyle olmalı erkek böyle olmalı olayını üniversitede onu daha çok net görüyorsunuz.

Yeni nesil çok güçlü geliyor

– Son olarak ne söylemek istersiniz?
M.Ç.: Öyle bir nesil geliyor ki, bence erkekler titresin. Sanatçısından sosyal hizmet uzmanına, avukatından doktoruna ve psikoloğuna kadar başarılı bir kadın nesli geliyor Kampüs Cadıları ile birlikte. O nesil cinsiyet eşitliğine sonuna kadar inanıyor ve bu konuda sonuna kadar da mücadele edecek…

 

Son güncelleme: 11:0613.04.2016
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet