Reklamsız Sözcü

Kadınlar çok çalışkan

Füsun Çevikel Kuran, Tescilli Markalar Derneği’nin ilk kadın başkanı ve iki dönemdir bu görevi hakkıyla yerine getiriyor. Başkan, ilk kadın yönetim kurulunu da kuran isim. Türkiye’de kadının mutlaka çalışması, üretmesi ve öteki kadınlara iş imkanı yaratması gerektiğini belirten Kuran, “Türkiye’de 12 milyon kadın evde oturuyor. Kadınların iş hayatında kadınlara istihdam sağlaması gerekiyor. Yani bir kadın çalışırsa zincirleme biçimde bir kadın ekonomisi oluşur” diyor.
Özlem GÜRSES
23:457 Ekim 2016
Kadınlar çok çalışkan
Füsun Çevikel Kuran, Tescilli Markalar Derneği’nin ilk kadın başkanı ve iki dönemdir bu görevi hakkıyla yerine getiriyor. Başkan, ilk kadın yönetim kurulunu da kuran isim. Türkiye’de kadının mutlaka çalışması, üretmesi ve öteki kadınlara iş imkanı yaratması gerektiğini belirten Kuran, “Türkiye’de 12 milyon kadın evde oturuyor. Kadınların iş hayatında kadınlara istihdam sağlaması gerekiyor. Yani bir kadın çalışırsa zincirleme biçimde bir kadın ekonomisi oluşur” diyor.

Tescilli Markalar Derneği'ne iki dönemdir başkanlık eden Füsun Çevikel Kuran, ikiz annesi olmasına rağmen, ben onu tanıdığımdan beri hiç bitip tükenmeyen bir enerjiyle çalışıyor. Kadının mutlaka çalışması, üretmesi ve öteki kadınlara iş imkanı yaratması gerektiğini düşünüyor. Sadece kadınlar için değil, bir süredir erkekler için de ter döküyor!

Tescilli Markalar Derneği, gıda sektörü hariç Türkiye'deki tüm yabancı markaların çatı örgütü. Füsun Çevikel Kuran iki dönemdir bu derneğin başkanlığını yürütüyor. Kurumun ilk kadın başkanı olarak ilk kadın yönetim kurulunu da o kurmuş. Aynı zamanda dünyanın en köklü erkek giyim markası Brooks Brothers'ın yöneticisi. Yani şu ‘buruşmayan gömlek' mucizesini yaratan markanın… Füsun Çevikel Kuran'la işyerinde, onca yoğunluğunun arasında konuştum. Bana, markasının desteğiyle bastığı ‘Nasıl Leydi Olunur?' kitabını hediye etti. Efsane bir kitap ve ben en çok şu bölümünü sevdim: “Bir leydi asla mağdur olmaz, acılar ve krizler karşısında kurban gibi davranmaz.”

– Tescilli Markalar Derneği'nde ikinci başkanlık döneminiz. Şu an gündeminizdeki en acil konu hangisi?
Derneğimiz 2001 yılında kuruldu. Şimdi ve daima yabancı markaların ülkeye girmesi, konumlanması, taklit ürünlerle mücadele, marka tescilleri ve markalaşma süreçleriyle ilgili çalışıyoruz. Yatırımcının Türkiye'ye olan ilgisi aslında hâlâ devam ediyor, ülkemize yeni markalar getirmeye devam ediyorlar. Biz yurt dışına ne anlatırsak yatırımcı da bu bilgilerden etkileniyor.

– Perakende sektörü geleceğe nasıl bakıyor?
Herkes geleceğe güvenle bakmak zorunda. Biz bugün ticareti de geleceğe güvenerek yapıyoruz. Türkiye'nin tüm üretici dernekleri olarak hepimiz kapalı gruplarda toplandık, konuştuk ve biliyoruz ki hepimiz aynı gemideyiz. Bu geminin iyi gitmesi için yaşamımızı ortaya koyduk. Yabancı markalara ülkemizin sorunlarını çözdüğünü, kenetlendiğimizi ve eskisinden daha güçlü olduğumuzu anlatıyoruz.

– Yabancı markaların ülkemize girişi Türk markalarını nasıl etkiliyor?
Çok olumlu tabii ki; bu durum katalizör görevi görüyor. Mesela bugün Zorlu'ya, İstinyePark'a, Akmerkez'e gidin, yabancı markalar sayesinde bir alışveriş trafiği var. Yabancı turist alışveriş yapmak için önce dünya markalarını karşısında bulacak ki yanında Türk markalarını da satın alsın. Tüm perakende sektörü yerel ve yabancı markaların kenetlenmesiyle yaşar.

– Perakende sektörünün günümüzdeki durumundan bahseder misiniz?
Perakende açısından senenin son üç ayı çok önemlidir; yani ekim-kasım-aralık. Ciromuzun neredeyse üçte birini bu aylarda yaparız. Örneğin şimdi ben, kendi şirketimde bütün bu krizler olmadan önce sunduğum bütçeyi tutturmak için son sürat çalışıyorum. Herkes böyle yapsa, olup bitenlere aldırmadan işine yoğunlaşsa, işini daha iyi yapmak için uğraşsa başarılı oluruz.

– “Satalım-çıkalım” diye düşünen kimse yok mu?
Nereye gideceğiz ki? Bu ülkeyi ve insanımızı çok seviyoruz. Hepimizin işi gücü burada. Çocuklarımızı bu ülkede büyütmek istiyorsak bardağın hep dolu tarafını göreceğiz ve asla vazgeçmeyeceğiz.

Çalışan kadın olmanın kazancı, bedelinden daha fazla

Çalışan kadın olarak kazaçlarımız da var bedeller de ödüyoruz. Ama oranlamamız gerekirse kazancı daha fazla çünkü ben üretemediğim bir hayat yaşayamam. Çok yorulduğum doğru ama işimi seviyorum. Türkiye'de 12 milyon kadın evde oturuyor. Fakat bu konuda benim bir teorim var: Ben çalışmalıyım ki benim evimde de biri çalışmalı. Üstelik o da bir kadın olacak. Yani bir kadın çalışırsa zincirleme biçimde bir kadın ekonomisi yaratacak. Bu da çalışan kadın ekonomisi çarkını oluşturacak. Bence hiçbir kadın kendi evinin işini yapmasın; bütün kadınlar başka bir kadının istihdamı için yol açsın!

Kadın başkana kadın yönetim kurulu

– Dernekte iki dönem başkanlık yapan ilk isim sizsiniz. Bu konuda ne söyleyeceksiniz?
Dernekte birlikte çalıştığım arkadaşlarım bana, “Çok çalışkansınız, aynen devam” dediler! İkinci dönem için bana “Tekrar başkan olur musun?” dediklerinde, “Tek şartım var; kadın yönetim kurulu isterim” dedim.

– Bu talebiniz nasıl karşılandı?
Ben derneğin ilk kadın başkanıyım ve ilk kadın yönetim kurulunu da yaptım! Swarovski'den Aslı Tezcan, Soysal Danışmanlık'tan Gülçin Gengeç, Global Blue'dan Hülya Aslantaş ve Harvey Nichols ve Lafayette'den Simge Telman ile beraberim. Üstelik bu isimlerin tümü de derneğimizin yeni üyeleri.

– Peki bu işe erkek patronlar bozulmadı mı?
Tam tersine bu durumdan çok memnunlar. Kadınlarla iş yapmak çok kolay çünkü çalışkanlar! Konuşuyoruz, işi bölüşüyoruz ve yapıyoruz. Erkek patronlar da çok mutlu. Tescilli Markalar Derneği'nin bir de ‘Tom Tom Tasarım Sokakta' projesi var. 20-24 Kasım tarihlerinde gerçekleşecek proje kapsamında 60-70 tasarımcının tezgah kurduğu bir etkinlik yapıyoruz. Etkinlikte de genellikle kadınlar yer alacak! Biz dernekteki kadın yönetim kurulunu oluştururken, hemcinslerimize pozitif ayrımcılık yapalım istedik.

– Amaçlarınız arasında kadının üretici kimliğini ön plana çıkarmak da yer alıyor mu?
Elbette. Asıl amaç da zaten kadının para kazanması. Bu çalışmalar arasında yer alan ve marka tasarımını en başarılı gerçekleştirmiş olanlara bir de ödül vereceğiz.

Buruşmayan koton gömleğin formülü hâlâ bir sır!

Biraz da Brooks Edwards'tan konuşmak isterim. Hızlı bir İtalyan markasından geleneksel ve köklü erkekler dünyasına geçtiniz…

Elindeki ‘Nasıl Lady Olunur?' kitabı var ya, işte ben bu dünyaya girdim. Çünkü o ortama bayıldım. Brooks Brothers Amerika'nın ilk tescil edilmiş perakende markası. Düşün yani, 1818 yılında kurulmuş ve 200 yıldır var.

– Dünyada erkek müşterinin bu kadar sadakatle bırakmadığı birkaç markadan biri herhalde?
Ben bu markaya girdiğimde Brooks Brothers gömleği gerçeğiyle tanıştım. Ne kadar çok sattığına ve nasıl bir talep olduğuna inanamazsın çünkü buruşmuyor! Yüzde yüz koton bu gömlekler ve yine de buruşmuyor. Bu ürünün formülünü yıllar önce bulmuşlar ve asla açıklamıyorlar. Şu an bile gizli bir formül bu; aile saklıyor.

– Buruşmama konusunda yazık değil mi biz kadınlara?
Merak etmeyin; kadın koleksiyonumuz da buruşmaz. Aynı formülle üretildiler!

– Biraz da müşteri profilinizden bahseder misiniz?
Müşterilerimiz çalışan erkeklerden oluşuyor. Zaten bizim amacımız da onlara hitap etmek, Türkiye'deki beyaz yakalı erkeklere bu hizmeti sunmak. Edwards markasının içinde bir de genç koleksiyonumuz var. 98 yılında kurulmuş olan Edwards 2015'te bana geldi ve markayı yeniden yapılandırdık. Brooks Brothers'la beraber yaptık bunu. Şu anda mağazalarımızda çalışan erkek, çalışan kadın, genç ve çocuk koleksiyonlarımız bir arada. Hepsi çok şık ama bir o kadar da ulaşılabilir. Çizgimizi böyle tarif edebiliriz…

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet