Reklamsız Sözcü

Kalp krizi korkusu yaşatan hastalık Reflü

Yaygın bir sorun olan reflü, çoğu zaman başka hastalıklarla karıştırılabiliyor.
02:2919 Mayıs 2016
Kalp krizi korkusu yaşatan hastalık Reflü
Yaygın bir sorun olan reflü, çoğu zaman başka hastalıklarla karıştırılabiliyor.

Yaygın bir sorun olan reflü, çoğu zaman başka hastalıklarla karıştırılabiliyor. Örneğin hastaların göğüs ağrısı nedeniyle kalp hastalığından şüphelenmesi ve kalp doktoruna gitmesi hatta anjiyo yapılması sık rastlanan bir durum…

Reflü, genel manada bir organ içinde olması gereken sıvı içeriğinin başka bir bölgeye geçmesine verilen isimdir. Mesane içindeki idrarın yukarı idrar yollarına kaçmasına ‘vezikoüretral reflü', mide içerisindekilerin yemek borusuna kaçmasına ise ‘gastroözofageal reflü' denir. Günümüzde toplumda her beş kişiden birisinde gastroözofageal reflü hastalığı görüldüğü için artık yaygın olarak reflü dendiği zaman bu hastalık akla gelmektedir. Reflü, Obezite Cerrahisi ve Laparoskopik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Gökhan Türkçapar, reflü ile ilgili şu bilgileri verdi…

32

Kapakçık sistemine dikkat!

Yediğimiz gıdalar yemek borusuyla mideye ulaşır. Mide içeriğinde bulunan asit ve safra kapsamı normalde yemek borusuna kaçmaz. Yemek borusuyla midenin bileşim yerinde bir  kapakçık sistemi bulunur. Bu sistemle yemek borusundan gıdaların geçişine  müsaade edilirken, mide içeriğinin yemek borusuna kaçışı engellenir. Bu kapakçık sayesinde yemek borusunun asit ve safraya dayanıksız yemek borusunun iç döşemesi tahrip olmaktan kurtulur. Aynı zamanda asit ve safra, boğaz ve akciğerlere ulaşarak bu bölgelerde zararlı etki gösteremez. Eğer bu kapakçık sistemi yetersizlik gösterirse mide içeriği yemek borusuna kaçar.

26

Nasıl oluşur?

İnsanlarda yemek borusuyla mide arasında geçişi düzenleyen çok kompleks bir kapak sistemi vardır. Mide içerisinde bulunan gıdaların, özellikle açlıkta asit ve safranın yemek borusuna kaçması bu şekilde önlenir. Reflünün en önemli nedeni bu kapak sisteminin yetersiz olması veya halk arasında mide fıtığı olarak bilinen kapak sisteminin karın boşluğundan göğüs boşluğuna kayması sonucu görevini yetersiz yapması sonucu gelişir. Reflü hastalığında, mide asit yüksekliği yoktur. Normal hatta düşük asit düzeyinde bile yemek borusuna kaçan mide içeriği, yemek borusunda tahribat yapar. Reflü olması için mutlaka kapakçık yetmezliği olması şart  değildir. Yemek borusuna ait hastalıklarda ve mide boşalma bozukluğu durumunda da reflü olabilir.

25

Hastalarda hangi şikayetler vardır?

Üst mide bölgesinden başlayan ve göğüs kafesinin orta hattı boyunca yayılabilen yanma en tipik şikayettir. Bunun nedeni mide içerisinde normalde bulunması gereken asit ve safranın buna dayanıksız yemek borusu iç döşemesine kaçmasıyla yaptığı hasardır. Yemeklerden sonra ekşime ve mide içeriğinin ağza doğru gelmesi ilerleyen zamanlarda ortaya çıkabilir. Mide içeriğinin gırtlak bölgesine geçmesi ile boğaz ağrısı, ses kısıklığı ve öksürük görülebilir. Nedeni bulunamayan öksürüğü olan üç hastanın ikisinde reflü vardır. Yine reflü ile astım hastalığı arasında bazı vakalarda sıkı bir ilişki vardır. Hastaların göğüs ağrısı nedeniyle kalp hastalığından şüphelenmesi ve kalp doktoruna gitmesi hatta anjiyo yapılması sık rastlanan bir durumdur. Kalp anjiyosu normal çıkan hastaların yarısında reflü hastalığı mevcuttur.
Hastalığın ilerleyen dönemlerinde geceleri mide içeriğinin solunum yollarına kaçması ile uykudan ani uyanmalar olabilir. Yapılan bilimsel çalışmalar reflü hastalığının kalp yetmezliği kadar insanın yaşam kalitesini bozduğunu ortaya koymaktadır.

Tedavisi mümkün mü?

Reflü hastalığının bugün için uzak dönem sonuçları bilinen kalıcı tek tedavi yöntemi laparoskopik cerrahidir. Hastalarda yemek borusunda yara açıldığında, mide fıtığı endoskopi ile teşhis edildiğinde ve kapak yetmezliği vakalarında hastanın ömür boyu ilaç içmesi gerekebilir. Özellikle bu konumda olan hastalarda laparoskopik cerrahi kalıcı şifa sağlayan, hastayı sürekli ilaç kullanımından kurtaran ve yaşam kalitesini arttıran bir seçenektir. Laparoskopik cerrahi sonrası hasta bir gün hastanede kalır, ertesi gün ağızdan beslenir. Hastaların ameliyat sonrasında yaptığı gıda rejimlerine ve sosyal tedbirlere gerek kalmaz. Konuyla ilgili tecrübeli cerrahların ameliyatları sonrasında uzun dönemde yüzde 90'ın üzerinde başarı sağlanır.

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet