Reklamsız Sözcü

‘Pimapenli’ magaralardan muhteşem sanat merkezine

“Modacı Simay Bülbül ile mimar eşi Serhan Sarıpınar, Kapadokya’da bir sanat ve kültür merkezi kurdu” demek basit olur. G
00:1421 Mayıs 2016
‘Pimapenli’ magaralardan muhteşem sanat merkezine
“Modacı Simay Bülbül ile mimar eşi Serhan Sarıpınar, Kapadokya’da bir sanat ve kültür merkezi kurdu” demek basit olur. G

Röportaj : Nilay ÖRNEK

“Modacı Simay Bülbül ile mimar eşi Serhan Sarıpınar, Kapadokya'da bir sanat ve kültür merkezi kurdu” demek basit olur. Günseli Kato danışmanlığında, Fikret Mualla resimlerinden, genç sanatçıların eserlerine pek çok yapıtı Türkiye'den ‘götürülen' yitik mirası sergiliyor, kadınları iş ve meslek sahibi yapan, tarihi koruyan bir projeyi hayata geçiriyorlar…

29

Heyecan verici bir olaya denk gelmem, Cappadox Festivali (içeriğinde pek çok farklı konunun yer aldığı Pozitif’in düzenlediği alternatif bir festival) için gittiğim Kapadokya'da kahvaltı yaparken sanatçı Günseli Kato'yla karşılaşmamla başladı. Her köşebaşında bir sanatçıyla karşılaşma imkanınızın olduğu bu festivalde Kato'nun başka bir proje için buraya gelmiş olması ilgimi çekti; anlattıkları daha da fazla ilgimi çekti.

Mağara evler aslına döndü

Ehil ellerde yapılan bir kültür, sanat, tarih ve turizm projesinden bahsedeceğim sizlere…
Her şey aslında 8-9 yıl kadar önce başlamış. Mimar Serhan Sarıpınar, Uçhisar'da eski bir otel satın almış. ‘Binbir Gece' adlı bir otel. Ama mağara pencerelerine pimapen takılan, tuvalet diye kullanılan tarihi alanlara fayans döşenen bir otel. Hatta bölgenin tek diskosu da otel bünyesindeki bir mağaradaymış ve aynalı, yanar döner toplar asılıymış içinde. Otel ruhsatına sahip olmasına rağmen Sarıpınar burayı ‘temizlemeye' karar vermiş (bu da ayrı bir hikaye ki onu da ayrıca anlatacağım). Otel projesini başka bir zamana ve farklı bir mekana bırakmış, Anıtlar Kurulu'nun izni ve Uçhisar Belediyesi'nin de katkılarıyla eskiden otel olarak kullanılan mağara evlerdeki fayansları, pencereleri söktürmüş. Mağara evler aslına döndürülmüş. Ve şimdi her biri bir sergi salonu.

37

Danışman Günseli Kato

Serhan Sarıpınar, modacı Simay Bülbül'ün eşi. Beş yıllık ilişkilerinin ardından bir yıl önce evlenmişler. Birbirlerini tamamlayan, çok tatlı bir çift. Zaten bu proje de bir süre sonra ortak bir çalışmaya dönüşmüş. Sarıpınar işin kültür tarafı için bu tür işlerin piri, gazeteci Ömer Erbil'den destek alırken, sanat tarafında da bir danışmanla çalışmaya karar veriyor. İşte bu noktada Günseli Kato devreye giriyor. Kato'nun iki boyutlu, ihtişamlı atlardan oluşan koleksiyonu biliniyor. Adını ‘güzel atlar ülkesi' deyişinden alan bir coğrafyada, Kapadokya'dayız.
Kato, Kapadokya Sanat ve Kültür Merkezi (KSKM) için ayrı bir seri yapıyor. Yine ihtişamlı ve görkemliler. KSKM geçen sonbaharda ismen açılmış ama eserlerin yerleştirilmesi yeni yeni… İşte biz de Cappadox ile aynı dönemdeki bu dönüşüme denk geldik. Ben de, hem bir açıkhava / mağara / peribacası sanat merkezi gezdim, hem de Simay Bülbül, Günseli Kato ve Serhan Sarıpınar ile konuştum. Ayrıca şanslıydık, eserleri avlunun dört bir yanına yayılmış olan, Berlin'de yaşayan sanatçı Hüseyin Arda ile o anda aynı mekanda eserini yapmakta olan Angelo Loconte'yi de fotoğraflama imkanı bulduk. Kapadokya Sanat ve Kültür Merkezi açık; Uçhisar'da… Ücretsiz, keyifle gezebiliyorsunuz.

34 28 31

Hangi sanatçılar var…

Neler olacak KSKM'de?
Simay Bülbül: Burada proje çok. Pek çoğu da uygulamada. Esas açılış eylülde. Şimdiyse bayağı bir kısmını tamamladık. Bu alanlar (mağaraları gösteriyor, biz de sanat eserleriyle bezeli avludan mağaralara giriyor, gezerek konuşuyoruz) birer sergi salonu olacak. Genç Türk sanatçılarımız var. Onur Çankaya, ressam Serdar Akkılıç, ağırlıkla insan ve yüz figürleri üzerine çalışan Ayşe Öztürkmen, Murat Mutlu, Arden Oluk, Seydi Murat Koç gibi isimler…
Serhan Sarıpınar: Eserler burada kalıcı olacak. Hüseyin Arda'nın 12 heykeli, Ayşe Öztürkmen'in 17 seramik eseri ya da Serdar Akkılıç'ın üç tablosu daimi koleksiyonumuzdan. Keza Emilie Gottman'ın 13 heykeli de. Nezih Başgelen'in özel arşivinden Kapadokya gravürlerini de biz sergileyeceğiz (hakikaten Kapadokya'yı gravürlerde görmek bir hayli ilginç; gravürlerin kendileri de ayrıca ilginç). Günseli Kato da var, Fikret Mualla da… Fikret Mualla eserleri yıllar önce benim ilk aldığım eserlerden. Şimdiden üç Fikret Mualla tablosunu buraya getirdik.
Simay Hanım sizin özel çalışmalarınız da olacak diye düşünüyorum…
S.B.: Tabii, olmaz mı? Burada bir kütüphane kurduk. İlk önce iki bin kitabı sahaflardan tek tek satın aldık; topladık. Şimdi gönderenler de oluyor. Anadolu'nun sanatsal, kültürel ve tarihi değerlerini ortaya çıkarmak için kurduğumuz kütüphanenin kitap ve dergileri bu kapsamda seçildi. (Bu arada kütüphane rafları da eski güvercinliğin minik oyma alanlarından ya da sabanlardan özel olarak yapılmış.) Sergileme alanlarına tek çivi çakılmadı. Tabloları üzerinde sergilediğimiz kütükler bile çok özel, Karadeniz'den eski ev temelleri var aralarında mesela… Ayrıca yukarıdaki bir alana da dokuma tezgahları koyduruyoruz. Eski, orijinal bir dokuma tezgahı bulduk, ancak bir tane! Ondan yaptırıyoruz. 10 tezgah olacak, 20 kadına ders vereceğiz. Kapadokyalı kadınlarla çalışacağız ve buraya özgü bir koleksiyon yapacağım.

35 36 30

Kültür öylesine bir kelime değil

Kadın emeğine verdiğiniz değer bana BAKSI'daki Hüsamettin Koçan'ı hatırlattı…
Günseli Kato: Ben onları Hüsamettin'le tanıştıracağım. Simay ile Serhan da tıpkı onlar gibi deli dolu bir çift. Bir de kültür meselesini biraz açmak lazım. Öylesine bir kelime değil o burada, apayrı bir misyon ve vizyon.
S.S.: Hüseyin Arda ve Angelo Loconte'yi gördünüz. Loconte gibi sanatçılar gelecek. 10 farklı ülkeden 10 sanatçı ağustosta burada çalışacak; eylülde onların buraya özgü eserlerini sergileyeceğiz. Ömer Erbil'in TRT ile başladığı ‘Yitik Miras' adlı bir projesi vardı. Sonra TRT sahip çıkmadı. Ben de o projenin sponsoru olmaya karar verdim, daha küçük olsun ama olsun. Çalınıp götürülen eserlerimizle ilgili 12 bölüm yaptık. Çalınan denizatı broşu, Zeus heykelinin yarısı, Bergama sunağı gibi götürülmüş ve her biri alenen sergilenen eserler. Belgeseller ses getirdi. Devletin eli de güçlendi, Ertuğrul Günay döneminden başlayarak bazı eserler geri alındı. Sonra Ömer Abi de “Boş ver oteli, ‘Yitik Miras' projesini bu şekilde devam ettirelim” dedi. Yurtdışına götürülen eserleri yatırımcı olarak satın alma, geri getirme misyonu üstlendik. Mesela şurada gördüğünüz toplar Osmanlı döneminden, Malta'dan 16. yüzyıldan. Oradan getirememişiz ama biz getirdik.
Kaç eser var şimdi?
S.S.: Sanırım 47, daha da fazla olabilir… Ama bunlar güncel sanat eseri. 50'ye yakın da ‘yitik miras' var.
Peki nasıl koruyorsunuz bu eserleri?
S. S.: Ya sormayın, çok fazla prosedürü var. Sekiz kamyon, güvenlik, jandarma. Kendi güvenlik sistemimizi oluşturduk, güvenlik ekibi, gece görüşlü kameralar…
Bir de hepsinin belgesi, kaydı var herhalde…
S.B.: Olmaz mı? Bizde her şey kayıtlı, belgeli, aksi imkansız. İlk zamanlarda buraya İstanbul'dan eser getirirken acayip zorlandık, her seferinde aramalar, açıklamalar… Hatta ben bir araçta Çukurcuma'dan aldığım eski ama antika falan olmayan bir musluk başı unutmuşum, yazık ki şoför karakolluk oldu.
S.S.: Biz özellikle tezatı yakalamaya çalışıyoruz. Bir tarafta 1200 yıllık sütunlar, peribacaları, diğer yanda, karşısında Angelo'nun yaptığı bir modern heykel. Eski-yeni, doğal-modern…

Osmanlı döneminden kalan ve zamanında Malta'dan getirilemeyen toplar şimdi KSKM'de sergileniyor.

Acayip bir defile yapacağız

Buraya özel bir kumaş var mı?
S.B.: Culfa… Fakat culfa tezgahı hiç yok. Burada yok ama üniversitelerle görüşüyorum, bulacağım. Müzelerde örnekleri var kumaşın. Eylül ayında burada acayip bir defile yapacağız. Podyum vs. olmayacak, mankenler alanın her yerinden çıkacak. (Peribacaları, mağaralar ve sanat eserleriyle sarılı dev avluya bakınca insan ihtişamlı bir şey bekliyor doğrusu.) Günbatımının izlendiği bir teras olacak. Dersler, seminerler verilecek. Uçhisar Kalkınma ve Dayanışma Derneği'yle birlikte gerçekleştireceğimiz Kadın El Sanatları ve Tasarım Projesi var. Çocuklar için yaptığımız Kapadokya boyama kitabı bitmek üzere.

27

Kapadokya'da mı yaşayacaksınız artık?
S.B.: Yok; bu ancak ilerde mümkün olabilir ama şimdi değil. Buranın pek çok işini de İstanbul'da çözebiliyoruz. Yine buradaki kadınlarla birlikte, onların emeğini kullanarak bir marka yaratacağız. Hediyelik eşyalar, el emeği pek çok ürün olacak. Büyük şehirlerde de o ürünleri satıyor, tanıtıyor olacağız.

Günseli Kato, simge eserlerinden olan atlarından biriyle...
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet