Reklamsız Sözcü

Sampiyon anne

Fidan Kırbaç Özbakır, ŞIK’a başarısının sırrını ve sporun kurallarını hayatına nasıl uyguladığını anlattı…
00:1616 Nisan 2016
Sampiyon anne
Fidan Kırbaç Özbakır, ŞIK’a başarısının sırrını ve sporun kurallarını hayatına nasıl uyguladığını anlattı…

RÖPORTAJ: Nil SOYSAL – FOTOĞRAFLAR: Mert ARSLAN

Türkiye'nin ilk kadın kayak antrenörlerinden olan milli kayakçı ve milli tenisçi Fidan Kırbaç Özbakır, kayak ve tenisin her yaşta başlanabilecek bir spor olduğunu belirterek, “Sadece fit olmak için değil, mutlu ve sosyal olmak için de spor yapabilirsiniz” diyor. Tenis ve kayak şampiyonu Fidan Kırbaç Özbakır, ŞIK'a başarısının sırrını ve sporun kurallarını hayatına nasıl uyguladığını anlattı…

Tenis raketini elime en son aldığımda 20'li yaşlarımdaydım. O da kendim oynamak için değil, tenis dersleri alan minik kızıma antrenmanlarında eşlik etmek içindi. Ama sanırım bugün itibariyle bu raketi elimden kolay kolay bırakmayacağım. Spor olsun diye değil, mutlu olmak için tenis oynayacağım! Çünkü Hillside'da Fidan Hoca ile geçirdiğim o iki saat içerisinde hem tenis dersi hem de hayat dersi aldım. Meğerse mutluluğun da, başarının da anahtarı tenisin kurallarında saklıymış. Tabii bu yönüyle bakarsanız… Bence denemeye değer, size de tavsiye ederim…
-Hayatında spor olan pek çok insanın bir gün bir yerde sizinle yolu kesişmiştir diye düşünüyorum. Haksız mıyım?
Doğru. Ben doğduğum günden beri sporun içindeyim. Çünkü babam hem kayak, hem de yelken öğretmeniydi. Ama kayak daha ağırlıklı olduğu için çocukluğum Bursa'da geçti. Babam Uludağ'da kayak öğretmenliği yaparken beni de yanında götürürdü. 2,5 yaşımda kaymaya başladım.
– Kayak sporuna başlamak için biraz erken değil miydi bu yaş?
Çok anormal değil! 2,5-3 yaşından itibaren kayağa başlanabilir. Ben kaymaya başladıktan bir süre sonra yarışçı oldum. 12 yaşımdan 22 yaşıma kadar 10 sene aralıksız Türkiye şampiyonu oldum kayakta. Sonra snowboard kaydım. Derken antrenör oldum. Hâlâ hem kayak hem snowboard öğretmenliği ve antrenörlüğü yapıyorum.

"Oğlum Şan da Anadolu Ligi'nde Türkiye şampiyonu oldu."

HAYAT MAÇI DEVAM EDiYOR

– Yelkende öğretmenlik yapıyorsunuz ve İstanbul Yelken Akademisi’nin de sahibisiniz. Bütün bu sporlar fit olmak dışında bir kadına ne katıyor?
Sosyalleşmek ve temiz havada bol oksijen almak en büyük katkısı. Rekabet, hedef koymak, hedefe doğru kendini geliştirmek, programlı olmak… Örneğin teniste puan kaybedince kafanızın oraya takılı kalmaması lazım. Kafanızda o puanı siliyor ve yeni puanla devam ediyorsunuz. Maç devam ediyor. Siz de müsabakaya devam edebilmek için puanı bir kenara koymak zorundasınız. Tenis bana bu kuralı hayatımda da uygulamayı öğretti. Tenisteki kuralları hayatımda uyguluyor ve mutlu oluyorum. Çünkü o zaman yaşadığınız üzücü bir olayı bırakıp önünüze bakıyorsunuz. Yani geçmişe, hatalara, kötü olaylara takılı kalmıyorsunuz. Hep ileriye odaklanıyorsunuz. Bu da hem başarıyı getiriyor hem de mutsuzluğu önlüyor. Yani sırf spor olsun diye değil, mutlu olmak için de tenis oynayabilirsiniz.

GENÇLERiN iDOLÜ OLDU

-Aslında pek çok meslek gibi antrenörlük de erkek egemen bir meslek gibi görünüyor. Doğru mu?
Kesinlikle doğru. Ama bunca sene dağlarda var olup, onca erkeğin arasında yaşayıp başarmış olmak bir kadın olarak çok büyük bir haz veriyor insana. 20 senedir dağlarda, 2 bin 500 metrelerde antrenörlük yapıyorum. Kolay değil. Ben kayak antrenörlüğüne başladığım zaman, kadın antrenör hemen hemen hiç yoktu. İlk kadın antrenörlerden biri olduğumu söyleyebilirim. Ama şimdi öyle değil. Sayılar giderek artıyor. Genç antrenörler beni idol olarak görüyor ve bu işe giriyorlar. Açık söyleyeyim; çok da başarılı oluyorlar. Bir olimpiyat şampiyonu henüz yetiştirmedim. Fakat çocukların bu anlamlı yolculuklarına destek verip gençlik yıllarına kadar başarılarında pay sahibi olabilmek, onları önce daha iyi bir birey ve sonra iyi bir sporcu yetiştirebilmek benim için olimpiyat şampiyonluğundan çok daha önemli.
– Kolay olmayan ne? Antrenörlük mü, kadın antrenörlük mü?
Şu anda ailemin 1996’da kurduğu Uludağ Kayak ve Snowboard Kulübü'nün genel koordinatörü ve baş antrenörüyüm. Kayak okulumuz Uludağ ve Kartepe'de çalışmalarına devam ediyor. Dağlarda antrenör olmak kolay değil. Hele bir kadın için hiç kolay değil. Çünkü fiziksel güç ve dayanıklılık anlamında erkeklerle eşit değilsiniz. Ancak yine de yapabilirsiniz. Yeter ki bir hedef koyun ve hazırlıklarınızı o hedefe doğru yapın. Bir de kadın olarak aynı zamanda bir anne olarak, çocuğu anne yetiştirir ve burada da çocukları yetiştiriyorsunuz. Yani bu yönüyle baktığınızda erkeklerden bir adım öndesiniz.

"Öğrencilerim arasında da sonradan antrenör olan kadınlar var..."

KAYAKÇILAR TENiS OYNASIN!

– Tenis ne zaman girdi hayatınıza?
Tenis sporuyla kayak nedeniyle tanıştım. Yaz kamplarında kayağa faydası olsun diye tenis oynamaya başladım. Çünkü fit kalmak için yaz aylarında yüzmek yerine tenis oynamak, kayak sporu için daha faydalı.
– O zaman aynı şey tenisçiler için de geçerli mi? Yani kayakçılar tenis, tenisçiler de kayak mı öğrenmeli?
Tenis oynamak için de fit olmak zorundasınız. Ortak kural bu… Fit olmak için de egzersiz yapmalısınız. Fit olduğunuz zaman zaten hem tenis sporuna hem de kayak sporuna hazırsınız demektir. Yani bu disiplin her ikisi için de geçerli. Her yaşta tenise de başlayabilirsiniz. Ben mesela sporcu olarak tenise geç başladım. İlk birinciliğimi 25 yaşımda lisanssız tenisçiler birliği turnuvalarında aldım. Şu anda milli takımdayım ve her sene uluslararası turnuvalarda oynuyorum. Aynı zamanda tenis öğretmenliği de yapıyorum.

Öğretmen ve antrenör arasındaki fark…

-Peki, öğretmenlik ve antrenörlük arasındaki fark tam olarak nedir?
Kayak öğretmeni kayağı her seviyede doğru teknikle başlamayı ve temel bilgileri öğrencisine öğretir. Öğrenciyi her koşulda ve eğimde kayağın kontrolünü öğretir. Antrenör de yetişmiş kayakçıları alır, yarışlara hazırlar ve yarışçı yetiştirir. Sonuç olarak kayak öğretmeni kontrollü kaymayı, antrenör ise kayakçının hızlı kaymasını ve hızlanmasını sağlar.

 

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet