Reklamsız Sözcü

Seren Serengil’in hastalığı metabolik sendrom nedir?

Tüp mide ameliyatı olan Seren Serengil'in yaşadığı 'metabolik sendrom' nedir Prof. Dr. Ahmet Akgül anlatıyor...
Burcu ÖZEN
09:087 Haziran 2016
Seren Serengil’in hastalığı metabolik sendrom nedir?
Tüp mide ameliyatı olan Seren Serengil'in yaşadığı 'metabolik sendrom' nedir Prof. Dr. Ahmet Akgül anlatıyor...

Seren Serengil'in hayalindeki kiloya kavuşmak için geçtiğimiz ay ‘Obezite cerrahisi' denilen yönteme başvurup, ‘Tüp mide ameliyatı' oldu. Serengil’in bu yönteme başvurması doktorlar arasında tartışma çıkardı. Serengil'in zayıflama ameliyatı geçirdiğini yazılı basından öğrenen Op. Dr. Murat Üstün, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla Serengil'in ameliyat olabilecek kriterlerde olmadığı hatta Seren Serengil'in kendisine başvurduğunu ve ameliyatını kabul etmediklerini ifade etmişti.

serenic

Geçmişte geçirdiği bir uygulamanın fotoğraflarının sosyal medyada ‘Seren Serengil’in son hali şaşırttı’ şeklinde yayılması sonrası sosyal medya hesabından açıklama yapan Serengil, bu ameliyatın bir süs ameliyatı olmadığını ve kendisinde metabolik sendrom olduğunu, yayılan o görüntülerin ise geçmiş yıllara dayandığını açıklamıştı.

basliksiz-3-3ahmetakgul

Peki nedir bu metabolik sendrom? Konuyla ilgili tüm detayları Prof. Dr. Ahmet Akgül anlatıyor:

“Ünlü sanatçımız Sayın Seren Serengil'in “mide küçültme” ve/veya “tüp mide” olarak bilinen, obezite/bariatrik cerrahi işlemi ile ilgili hem doktorların hem de sanatçımızın açıklamaları sonucu tarafıma onlarca soru geldi.

Öncelikle Sayın Sanatçımıza geçmiş olsun dilerim. Kendisi, yapılan işlemler ile ilgili oldukça mutlu. Bu durum yani hastanın operasyon sonucunda kendini mutlu hissetmesi biz cerrahlar için en büyük ödüldür. Böyle riskli ve zor ameliyatlar sonrası, süreç 3 yönlü işler:

Biyolojik
Psikolojik
Hukuki

Sanatçımızın kendi ifadesine göre “Yüksek Tansiyon, İnsülin Rezistansı ve dolayısı ile gelişebilecek Metabolik Sendrom açısından böyle bir ameliyat olduğunu ve sonucun olumlu olduğunu” belirtmekte. Zaten bir sağlık kurumunun kurulu ve cerrahı tarafından verilen karar tartışma konumuz değildir. Burada hastalarımız bana “benim de tansiyonum yüksek, biraz da göbeğim var, ben de tüp mide ameliyatı olabilir miyim?” diye sormaktalar. Bu durumda kamuoyunu bilgilendirmek, bir kalp ve damar hastalıkları Profesörü olarak bizlere düşmekte.

Peki nedir bu metabolik sendrom, önce onu inceleyelim: 

Metabolik sendrom, bir büyük şehir yani modern yaşamın bizlere yüklediği bir hastalıklar bütünüdür. Vücudun hareketine bağlı olmayan işleri yapan, düzenli egzersiz yapmayan, masa başında oturan, toplantılar yapan, önemli kararlar veren, bu nedenle kafası her an yoğun olan, stresi kontrol edemeyen, akşama kadar yemek yeme fırsatı olmayıp akşam eve gittiğinde yemek yiyip televizyon başında uyuyan… yani hepimizin risk altında olduğu veya zaten hastalığa yakalandığımızı fakat bunu henüz bilmediğimiz bir  hastalıklar kümesidir. Henüz bilmiyoruz çünkü yoğunluktan doktora da gitmiyoruz. Zamanla göbeğimiz büyüyor, zaten az olan hareketimiz daha da azalıyor, vücuttaki kan şekerinin ve/veya tansiyonun ani oynamaları gün içinde bizi daha da strese sokuyor ve stres ise şeker ve tansiyon oynamalarını tetikliyor, yani bir kısır döngünün içinde hastalığımızın bize tokat atmasını bekleyerek freni kopmuş bir kamyonun yokuş aşağı gelmesi gibi hayatı kovalıyoruz. Nereye kadar? Kamyon duvara çarpana kadar, “çarpacak mı”, “evet” kesinlikle çarpacak.

Metabolik sendromda,  bel çevresi kalınlığı artar, yüksek tansiyon görülür, kan yağlarında artış olur,  kan şekeri yükselir.  Metabolik sendromlu kişilerde metabolik sendromu olmayanlara göre gelecekte tip 2 diyabet gelişme riski 5 kat, kalp hastalığı ve damar tıkanıklığı, felç gelişme riski ve sonuçta ölüm riski artmıştır. Bu nedenle metabolik sendrom kapımızı çalmadan önlemler alınması gerekir.

Burada her bir durum için ayrı ayrı tedaviler olsa da, metabolik sendromun gelişmesini önlemek veya gelişmiş ise daha sonra oluşabilecek şeker hastalığı ve/veya kalp krizi, damar tıkanıklığı, felç sorunlarının önlenmesinde esas tedavi sağlıklı egzersiz programları ve sağlıklı beslenmedir.

Bu nedenle tansiyon yüksekliği, kanda kolesterol artışı, şekerde yükselme gibi sorunlarda hemen ameliyat kararı vermek uygun değildir. Tıbbın anayasası kabul edilen her 4-5 sene de bir güncellenen ”Guideline”‘larımızda bizlerin algoritmaları vardır. Yani tüm işlerimiz bir sıra dahilinde yapılmalıdır. Bir kimsede metabolik sendrom çıkacak veya kilo alacak diye “o hastalık zaten var” gibi işlem yapılmaz. Yani bir hasta için ”zaten bu gidişte kalp krizi geçirecek” deyip, önceden “koroner baypas” yapılmaz. O hastalık için ameliyat kriterleri olduğu zaman ve ameliyatsız tedavi şansı zaten önceden denenmiş ve başarısız olmuş ise ameliyat yapılır.
Ayrıca tıp biliminde her hasta kendi özeli ile değerlendirilir. Yani bir hastalık için kural şu demek yerine, bu hasta için kural bu olmalı denmektedir. Yani “hastalık” değil, “hasta” odaklı olunmalıdır. Her hastalık her hastada aynı şekilde seyretmez. “Peki o zaman bu kurallar niye var” derseniz, “yol göstermek, ortak fikir birliğine varmak, bir düzen içinde en doğru tedavi ve şifayı bulmak için” vardır.

Sonuçta Sayın Serengil’in ameliyatı ile ilgili  tartışma içinde olan cerrahlarımızın hem haklı hem de haksız sayılabilecek durumları ortaya çıkmaktadır. Öncelikle her hasta özeldir ve kendi durumu içinde değerlendirilir. Fakat tıbbın evrensel kuralları da unutulmamalıdır yani kurumun özel olarak aldığı karar, Guideline yani “tıp anayasası” ile çelişmemelidir.

Gelelim işin Psikolojik boyutuna: Hastamız çok ünlü bir sanatçı ve kamu tarafından sıklıkla takip edilen bir kişidir. Bir işlem sonrası “o doğrudur, bu yanlıştır…” demek, hastanın psikolojisini etkiler. Kendini mutlu ve huzurlu hisseden hastayı negatif etkilemek doğru değildir. Tıbbi bir tartışma yapılacak ise, bunun yeri medya değildir, bunun yeri bilimsel kongrelerdir. Kongrede hastanın tüm değerleri masaya yatırılır ve karşı görüşlü tüm doktorlar konu hakkında yorumlarını yapar.

Medya önünde yapılan tıbbi tartışmalar hastanın olduğu kadar, “cerrahlık” mesleği için de negatif etkileri olur. Bu gündemi takip eden tüm hasta ve hasta yakınları içinde “acaba” diye kuşkular olur ve mesleğin itibarı ve saygınlığı zedelenir.

İşin hukuki boyutuna gelince ise, konu hakkında ünlü sağlık avukatı Av. Çağla Atılgan’a sözü bırakalım:
“Tıbbi bir zorunluluk olmadığı halde bir hekimin hastasının rızası olmadan mahremiyetini ihlal eden açıklamalarda bulunması hukuka aykırıdır. Her ne kadar o kişinin bahis konu operasyonu basına yansımış olsa da “bize geldik biz yapmadık” şeklinde ilgili şahıs üzerinden yapılan bu açıklama hasta hakkının ihlalidir. Hastanın mahremiyetine saygı gösterilmesi esastır. Zira amaç tıbbi müdahalenin hukuka/tıp kurallarına uygunluğunu değerlendirmek olsa da bunu basın vasıtasıyla yaparak hasta hakkını ihlal etmiştir.”

Son güncelleme: 14:5508.06.2016
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet