Reklamsız Sözcü

Siyaset sevda ile yapılır

Politika sahnesinde her daim görmek istediğimiz, modern ve laik Türkiye’nin özlenen kadını Aylin Kotil...
01:4615 Mayıs 2016
Siyaset sevda ile yapılır
Politika sahnesinde her daim görmek istediğimiz, modern ve laik Türkiye’nin özlenen kadını Aylin Kotil...

Kadınlar eve kapanmasın, çalışsın diye bar bar bağırdığımız ülkemizde o hem politikacı, hem iş kadını (kurup yönettiği iki yuvanın sahibi), hem de bir anne. Kendi ayakları üzerinde durabilen, farkındalık yaratmak için uğraşan güçlü bir kadın. Ayrıca çok zeki. Bir de güzel. Hatta resimlerinden güzel olduğunu söyleyebilirim. Aylin Kotil ile hayatı, siyaseti, anneliği konuştuk. Biraz da özel hayatı.

Röportaj: Pınar TURAN

O YÜRÜYÜŞÜM ÖNEMLİYDİ

– Siyaset dünyası Aylin Kotil'i uzun yıllardır biliyor. Ama tüm Türkiye seni, “Yürüyen Kadın” olarak tanıdı. Tam da Gezi sürecinde, 40 derece sıcakta İstanbul'dan Ankara'ya yürümek de neyin nesiydi?
Aslında her geçen gün o yürüyüşün neden önemli olduğunu daha iyi anlıyorum. Meclis'in bugünkü tablosuna baktığımızda, siyasetin her partide tıkanmış olduğuna tanık oluyoruz. O günlerde sıklıkla dile getirdiğim bir şey vardı. “Toplumun her kesimi Meclis'te temsil edilmezse, bir düdüklü tencere misali toplum patlar…” Maalesef bu öngörüm gerçekleşti. Patlamayı sadece sokaklarda değil, Meclis koridorlarında da görüyoruz. Ve ne yazık ki yüzde 10 seçim barajı düşmediği için önümüzdeki seçimlerde daha da korkunç, adaletsiz bir tablo bizi
beklemekte.

– Ama ‘baraj' sayesinde koalisyonlar yerine istikrarlı tek parti hükümetlerinin geldiğini savunanlar da var.
Türkiye bir şirket değil ki. Yüzde 51'i alan kendini ülkenin sahibi sansın. Her kesimin iradesi Meclis'e yansımayınca, parlamentoda temsil edilmeyen kesimler demokrasi dışı arayışlara giriyor. Ya da en iyi ihtimalle demokrasiye küsüyor, sandığa inancını yitiriyor. Sıkıntı sadece baraj değil, seçim sisteminin kendisi de adaletsiz bir tablo ortaya koyuyor zaten.

– Bütün bunları ortaya koymak için bildiğim kadarıyla 19 günde 454 kilometre yürüdünüz. Değdi mi sizce, bu olayla bir duyarlılık yaratabildiniz mi?
Seçim barajı meselesinin üzerine bir ölü toprağı atılmıştı. O dönemlerde gündeme geldi, kanun teklifleri, yüzde 5 mi 7 mi olsun tartışmaları televizyonlara yansımaya başladı. Farklı seçim sistemleri konuşulmaya başlandı. Elbette tümünün benim yürüyüşüm sayesinde olduğumu söylemek doğru olmaz ama yeniden konuşulmaya başlanmasında ciddi katkısı oldu. Baraj tartışması sayesinde, siyasette yeni arayışlar ve koalisyonlara da tanık olduk. Bu da çok önemlidir.

Fark yaratmaya önem veriyorum

– Siyasete veda mı ettiniz?
Hayır. Bunu yapabileceğimi sanmıyorum. Beni heyecanlandıran, inandığım bir değişime, oluşuma tanık olursam elbette katkıda bulunmak isterim. Açıkçası en önem verdiğim şey, fark yaratmak. Bu anlamda katkıma açık benim de fark yaratabileceğim bir duruma tanık olursam, tüm enerjimi vermeye hazırım.

– Aylin Kotil ne yer, ne içer? Geçimini nasıl sağlar, bize özel sırlar verin artık..
Valla sırlar meselesi için söz veremem… Ama profesyonel mesleğimi paylaşayım. 20 yıl kadar önce kurduğum, kendi adımı taşıyan 2 ana okulu işletiyorum. Açıkçası siyasete olan ilgimi de en çok bu 20 yıldaki deneyimim besledi. Düşünsenize 2 ila 6 yaş arasında binlerce çocuğun gelişimine tanıklık ediyorsunuz. Onlara iyi gelecek sağlayabilmek istiyorum. Onları okullarında oldukları kadar mutlu Türkiye'de hayal ediyorum.

Kadın ve çocukları korumak gerekiyor

– Peki siz nasıl bir annesiniz?
Bunu bana değil, 22 yaşındaki oğlum Ömer'e sormanız gerekiyor. Annelik maalesef okulda öğrenilen bir şey değil. İçgüdüsel, deneme-yanılma yöntemiyle ilerleyen bir süreç. Tabii ki hatalarım oldu. Umarım kalıcı hasarlar bırakmamışımdır.

– Türkiye'de kadın olmak her zamankinden zor mu?
Gün geçmiyor ki bir “namus cinayeti”, çocuk gelin veya çocuklara cinsel istismar haberi almamış olalım. Maalesef hükümetin başındakilerin her konuda bir fikri varken, tüm bu olan bitene susmaları ilgisizliklerinin bir göstergesi. Kadın ve çocukları korumak, kollamak gerekiyor. Hem de önemle ve dikkatle…

– Siyaset arenasında bu kadar güzel bir kadın olmak iyi bir şey mi?
Siyaset güzellikle değil, sevdayla yapılır. Beyoğlu'nda yaşayan seçmenler bilir, birçok siyasetçinin yapmadığını yaptım. Binlerce evin kapısını çaldım. Namaz çıkışlarında cemaatleri de ziyaret ettim, yüzlerce esnafın da çayını içtim.

CHP'den ayrılma nedenim

– Peki onca emeğin ardından CHP'den neden istifa ettiniz?
Kolay aldığım, anlık bir karar olmadığını söyleyeyim önce. Ama bir tek cümle ile özetlemem gerekirse, partinin artık bütün kesimleri, tüm Türkiye'yi temsil iddiasından vazgeçtiğine tanık oldum. Kendi bölgem olduğu için söylemiyorum. Hani “sahillerin partisi”ne çıkmış ya adımız. Ne yazık ki o sahillerin arasında Karadeniz sahilleri yok. Hani üç tarafı denizlerle çevriliydi bu ülkenin? Şaka bir yana, tüm etnik kökenleri ve inançları kapsaması gereken Atatürk'ün partisi bu iddiasından epey uzaklaştı.

Ateşte yürüdüm

– İstanbul'dan Ankara'ya yürüyen birine belki sorulmaz ama… 454 kilometre yürümek dışında yaptığınız başka çılgınlıklar var mı?
Yaptıktan sonra çılgınlık olduğunu söyleyenler oldu elbette ama benim için güzel anılardı. Onlarca metre yüksekliğindeki falezlerden atlamışlığım oldu. Çıplak ayakla da ateş üzerinde yürüdüm.

– Yanmadınız, ya da yaralanmadınız mı?
Yanmadım. Ancak hep bir klişe vardır ya her şey kafada bitiyor diye işte tam da o cümleyi deneyimleme şansım oldu. 1000 dereceye yakın ateşin üstünde yürüyüp yanmamak mucize gibi oldu.

Son güncelleme: 15:2119.05.2016
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet