Reklamsız Sözcü

Tatil tercihini yurtdışından yana kullananlara…

Kurban Bayramı’yla birlikte ortaya çıkan tatil fırsatını değerlendirirken, herkes gideceği yerle ilgili tercihini özel zevklerine kulak vererek yapıyor.
01:1618 Ağustos 2016
Tatil tercihini yurtdışından yana kullananlara…
Kurban Bayramı’yla birlikte ortaya çıkan tatil fırsatını değerlendirirken, herkes gideceği yerle ilgili tercihini özel zevklerine kulak vererek yapıyor.

Ayçin ARCA

Kurban Bayramı'yla birlikte ortaya çıkan tatil fırsatını değerlendirirken, herkes gideceği yerle ilgili tercihini özel zevklerine kulak vererek yapıyor. Yeni ülkeler görmeyi kendine yaşam felsefesi edinenler için ise bu sene tur şirketleri pek çok alternatif sunuyor. Konuyla ilgili söyleyecekleri olan Tura Turizm Genel Müdürü Ayçin Arca'ya kulak verdik ve konuyla ilgili fikirlerini dinledik…

1

Biz; çılgın Türkler…

Biz; çılgın Türkler, en üst seviyede adrenalin salgılayarak yaşamaya alışığız. Orası tamam…
Dünyanın farklı bir yerindeki insanların 50 yılda yaşayacağı gündeme yurdum insanı bir haftada maruz kalabilir ve hiçbir şey olmamışçasına yaşamaya devam eder. Bu bakımdan da eşsiz bir toplumuz…
Amma velakin son dönemde bir hayli yorulmadık mı? Hepimizde tükenmişlik sendromu emareleri ortaya çıkıyor, bir Meryem Uzerli hali var tüm toplumda…
Gitmemiz lazım. Biraz nefes alıp yeniden devam edebilmek, yenilenmek, fabrika ayarlarımıza geri dönmek için uzaklaşmak iyi gelecek.
“Tedbili mekanda ferahlık vardır” demiş büyüklerimiz.
Hadi bu kez Kapıkule'nin ötesine geçip, uzaklara, bize benzemeyen insanların diyarına gidip dingin, sakin ve farklı yaşamlarla tanışalım… Sadece gezmek, görmek için değil; “Merhaba! Sizde hayat nasıl gidiyor?” diyebilmek için.
Vietnamlı ve Kamboçyalılarla tanışıp onların gözünde ne kadar değerli ve kıymetli misafirler olduğumuzu hissedebiliriz. O küçük dev insanların yarattığı yeraltı şehirlerindeki efsanevi direnişlerine tanıklık edip, “Vay arkadaş! Yok aslında birbirimizden farkımız, mesele vatansa hepimiz aynıyız” diyebiliriz…
Kamboçya'da bir gece; teknede gökyüzündeki yıldızları seyrederken kötü hiçbir şeyin olmayacağını bildiğimiz yeni bir güne uyanacağımızı düşünerek gözlerimiz kapatır, ertesi gün pirinç toplayan kadınlara eşlik edebiliriz
Ya da Hindistan'a gidip, fakir de olsa mutlu olmasını bilen, ikinci hayatında zengin, refah, bolluk içinde dünyaya geri geleceğine inanan bir Hintliden onun yaşam sırrını dinler ve inanabiliriz de… Hintli bir ailenin evine konuk olup; yer masasında hep birlikte yemek yiyip, hep beraber Hint dansı bile yapabiliriz. “Tüm bu anlatılanlar çok çılgınca!” mı diyorsunuz, bizden daha çılgın bir toplum olabilir mi?

Benzer keder benzer kader

Şimdi de Asya'dan Amerika'ya uzanalım isterseniz. Bizden uzakta ama biz gibi… Benzer kader benzer keder… Bize benzer insanların diyarına gidebiliriz.
Tüm dünyanın engellemelerine karşın dimdik ayakta duran, hatta üstüne üstlük her fırsatta eğlenmeyi beceren Kübalı dostlardan pek çok konuda ilham alabiliriz…
Che‘yi, Castro'yu ve onların destansı hikayelerini öğrenecek çok fazla kaynak bulabilirsiniz ama ya yemeklerinden hiç tattınız mı? Sorarım size; özgürce yaşamış, eceliyle ölmüş bir tavuğun etini yemeyeli ne kadar zaman oldu? Böyle bir ihtimal dünyanın nerelerinde var? “Yaşasın ambargo!” diyeceksiniz, “Ne mutlu ki oraya henüz GDO girmemiş”… Yaşasın ki her şey -moda terimle- sonuna kadar organik… Sanayi gelişmemiş, hava temiz…

2

Uzaklaşalım biraz

Her zaman olduğu gibi Avrupa'ya da gidebiliriz…
Kurban Bayramı tatilini fırsat bilip dünyanın tüm gerçeklerinden kısa bir süre uzaklaşıp, çocukluk masallarımıza ev sahipliği yapmış köyleri gezip eğlenebiliriz.
Pamuk Prenses'in Avignon'daki şatosunu, Heidi'nin dedesiyle birlikte yaşadığı ya da Pinokyo'nun Toscana'daki evini ziyaret edebiliriz…
Her neresi olursa olsun ama Kurban Bayramı'nda alın tüm sevdiklerinizi yanınıza ve uzaklaşın, uzaklaşalım biraz ülkemizden…
Kaybettiğimiz keyfimize kavuşalım…

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet