Reklamsız Sözcü

Zuhal Olcay: Kadın düşmanlığı meşrulaştırıldı

Şu sıralar yeni dizisi ‘Yüksek Sosyete’ ve Mazlum Çimen’le yaşadığı aşkla adından söz ettiren Zuhal Olcay’la ‘aşk’ı konuştuk. Her ne kadar sevgilisi hakkında sorulan soruları yanıtlamaktan kaçınsa da Olcay, kıskanç bir kadın olduğunu, aşk yaşadığında hissettiklerini, evliliğe bakış açısını ve aşkın tarifini ŞIK okurları için anlattı…
Edda SÖNMEZ
00:112 Ağustos 2016
Zuhal Olcay: Kadın düşmanlığı meşrulaştırıldı
Şu sıralar yeni dizisi ‘Yüksek Sosyete’ ve Mazlum Çimen’le yaşadığı aşkla adından söz ettiren Zuhal Olcay’la ‘aşk’ı konuştuk. Her ne kadar sevgilisi hakkında sorulan soruları yanıtlamaktan kaçınsa da Olcay, kıskanç bir kadın olduğunu, aşk yaşadığında hissettiklerini, evliliğe bakış açısını ve aşkın tarifini ŞIK okurları için anlattı…

Hayatını sanata adayan usta oyuncu Zuhal Olcay, oynadığı rollerin yanı sıra başta ‘Başucu Şarkıları' albüm serisi olmak üzere seslendirdiği şarkılarla pek çoğumuzun kalbine dokundu. Kariyerindeki başarısı kadar hayata karşı dik duruşundan taviz vermeyen ünlü oyuncuyla, özel hayatından gündeme keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

FOTOĞRAFLAR: Mustafa KIZGINYÜREK

Şu sıralar ‘Yüksek Sosyete' dizisinde izlediğimiz Zuhal Olcay çok güzel bir kadın. Ama en önemlisi zeki, matrak, eğlenceli ve komik… Onu görenler ilk bakışta her ne kadar son derece sert mizaçlı biri olduğunu düşünseler de yılların sanatçısı mizahı hayatının merkezine oturtmuş bir isim. Olcay bu konuda, “Mizahın olmadığı ve gülümsenmeyen bir ortam bana çok saçma geliyor. Tabii ki yaşamı ciddiye alacağız ama kendimizle ve hayatla dalga geçmeyi de bileceğiz. Böyle olmayan bir yaşamın hiçbir anlamı yok” diyor…

YÜKSEK SOSYETE

– ‘Yüksek Sosyete' dizisiyle ekranlara geri döndünüz. Bu projeyi seçmenizdeki en büyük etken neydi?
Bir buçuk yıldır ekranlarda yoktum. Proje seçerken beni en çok yapım şirketi, yönetmen ve nerede çekildiği ilgilendiriyor. İstanbul dışına çıkmayı sevmiyorum. Çalışma koşulları olarak da haftanın belirli günleri çalışıyorum; üç günden fazla çalışmıyorum. Böyle bakıldığında zaten hangi projeye girip girmeyeceğim az çok belli oluyor.

– Dizide hayat verdiğiniz Süreyya Koran karakteriyle aranızda benzerlik var mı?

Her oyuncu tarzıyla, tavrıyla, ister istemez kendinden bir şeyler mutlaka geçiriyordur oynadığı tüm karakterlere. Ama Süreyya karakteriyle neredeyse hiçbir benzer yönümüz yok. Süreyya, güçlü durmaya çalışan ama zayıf bir kadın. Geçmişe ve kızına hastalıklı bir öfke duyuyor.

ZUHAL OLCAY

BU ÜLKEDE YAVAŞ YAVAŞ DELİRİYORUZ

– Sizi siz yapan kabul ettikleriniz mi yoksa reddettikleriniz mi?
Bence ikisi de… Dediğiniz çok doğru ve bu çok güzel bir soru. Ne oluyorsak, o biraz da kabul etmediklerimizle oluyor. Sadece kabul ettiklerimizle değil. Ama bence bu ikisinin denge içinde olması beni ben yapıyor. Bu arada, kabul ettiklerim ve kabul etmediklerimin içinde yanlışlarım da var.

– Hayatınızın şu anki dönemini nasıl ifade edersiniz?

Sağlıklı ve sevdiğim işi yapabildiğim için çok mutluyum. Ama her Allah'ın günü feci tramvaların yaşandığı bu ülkede bence yavaş yavaş deliriyoruz. Beş-altı gün sonra bütün bunlar da normalleşecek. İçimiz çürümüş sünger gibi oldu. İnsanlık gerçekten büyük bir değişiklik yapmazsa kapitalizmin sunduğu vahşet bizi bitirecek. Hiçbir şey sebepsiz değil…

ZUHAL OLCAY

TARİH BİZDEN HESAP SORACAK…

– Ülkemizdeki kadına şiddet olayları için neler söyleyeceksiniz?
Kadına yönelik şiddetin temeline bakınca, ülkemizde kadının konduğu yer meselesi gündeme geliyor ister istemez ve bu da beni çok üzüyor. Bu anlamda, böylesi bir kadın düşmanlığının olduğu, erkeklerin kadınları böylesine sınıflandırdığı bir ülkede olmaktan hicap duyuyorum. Ama maalesef bu durum meşrulaştırıldı. Dikkat ederseniz son yıllarda da arttı. Tarih bunun hesabını çok ağır soracak.

BEDENİME ÇOK YATIRIM YAPAN İNSANIM

– Yıllar geçti ama hâlâ aynısınız; insan kıskanıyor. Sırrınız ne?
Biraz yavaşlatıyoruz (gülüyor). Bedenime yatırım yapan bir insanım. Uykum, beslenmem daima düzenlidir. Yüzmeyi çok seviyorum.

– Yüzünüzde botoks, dolgu, vitamin iğneleri filan yok mu?
Bazı dokunuşlar var tabii yüzümde. Dolgu yok ve kimseye de tavsiye etmiyorum. Onun dışındaki her şey var. Önemli olan estetik uygulamaları dozunda ve emin ellerin uyguladığı bir yerde yaptırmak. Yoksa nasıl böyle görünebilirim. Ama yemene dikkat etmiyorsan, sigara içiyorsan, spor yapmıyorsan, yükleniyorlar estetiğe ve birbirinden amorf tipler çıkıyor ortaya.

SANKİ HEP ANNEYDİM BEN

– Bir anne olarak kızına nefret duyan bir anneyi oynarken zorlanıyor musunuz?
Anne-kız düşmanlığı çok sık yaşanan bir olay. Aşırı sevgiye bürünmüş düşmanlıklar hayatta da var; o yüzden hiç zorlanmıyorum. Yanlış anlaşılmasın; bu, “Ben de kızıma düşmanlık duyuyorum” anlamında değil. Bazı oyuncuların “Bir rol oynadım aylarca kendime gelemedim” sözlerine çok inanmıyorum. Rolüne çalışırken yorulursun ama bir rolü oynarken karakterin bozuluyorsa o zaman ortada ciddi bir sorun var demektir.

– Anne olduktan sonra hayatınızda neler değişti? Kızınızla aranız nasıl?

Ben çok genç, 23 yaşında anne oldum. Dolayısıyla öncesini hatırlamıyorum. Sanki hep anneydim (gülüyor). 22 yaşında hamile kalıp 23 yaşında kızımı kucağıma aldım. Kızımla aramız çok iyi. Çok tatlı, şeker bir kızım var ve beni hiç üzmedi; bu konuda çok şanslıyım. İyi bir ilişkimiz var ama vıcık vıcık da değiliz. Günde 50 kere telefonlaşmayız ama gereken zamanlarda birbirimizin anında yanında bitiveriyoruz. Bu da zaten hayattaki en önemli şey.

ZUHAL OLCAY

AŞKI SON DEMİNE KADAR YAŞAMAK LAZIM

– Aşk size ne ifade ediyor?
Benim için aşk bir yaşam biçimi. Aşktan daha anlamlı bir şey yok hayatımızda. O yoksa hayat biraz eksiktir. Aşk bir sürü mücadeleyi tamamlayan mühürdür.

– Aşık olduğunuzda nasıl biri oluyorsunuz?

Neşeli, sevinçli oluyorum. Kısacası aşık oluyorum (kahkaha atıyor). Her şey gibi bu duygu da geçici ama yaşarken tadını çıkarmak, son demine kadar yaşamak lazım.

– Peki aşk yaşarken kıskanç bir sevgili misiniz?

Aşk meşk olaylarında kıskancımdır. Ama benim kıskançlığım yaktım, yıktım olaylarından oluşmuyor. Kıskançlığımı belli etmem ama uygun bir zaman bulunca da sevgilimin burnundan getiririm. Hiç kıskanmadan da olmaz…

– Yakında evlilik var mı?

Evliliği hiç düşünmüyorum fakat bu yaşıma kadar hayattan bir şey öğrendiysem, o da hiçbir şey hakkında kesin konuşmamak. Büyük konuşmayı ve sigarayı bırakalı epey oldu. Belli bir yaştan sonra evlenmeye gerek yok gibi geliyor. Daha önce üç kere evlendim. O yüzden pek zannetmiyorum.

KESİLEN TAVUK İÇİN İKİ SAAT AĞLARDIM

– Çocukluğunuzu nasıl hatırlıyorsunuz?

Melankolik bir çocuktum. Kendimle ilgili bu sırları çok vermeyi sevmiyorum ama bir örnek vermem gerekirse, eskiden tavuklar markalı değildi. Tavuk satın alınır ve kesilirdi. Ben o kesilen tavuğu tepsideyken kucağıma alır ve “Niye kestiniz?” diyerek iki saat ağlardım. Çünkü bir gün için de olsa o tavukla bir ilişki kurmuşum. Hayvanlara duyduğum sevgi çok acayip.

– Beslediğiniz hayvan var mı?
Köpeğim vardı fakat beş yıl oldu onu kaybedeli. Şu an iki kedim var. Bir daha dünyaya gelirsem, ki inanmıyorum öyle bir şeye ama varsa öyle bir şey şimdiden söylüyorum, hayvanlarla ilgili bir bilim insanı olmak isterdim.

BARIŞ İSTİYORUM

– Gündeme dair toplumsal bir mesaj verseniz, ne söylersiniz?
Barış istiyorum… Artık devletlerin ve hükümet adamlarının kınama mesajları yayınlaması dışında çok somut şeyler olmasını istiyorum. Bıktım artık kınamaktan ve kınamaları dinlemekten!

Son güncelleme: 07:2402.08.2016
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet