Amerikan Mahallesi

Şubat 22, 2013 |

İtalyan Efsanesi Lancia tasarım ve sportif başarılarıyla öne çıkıyor.

Lancia denince aklınıza ne gelir bilmiyorum ama otomobil sporlarıyla ilgilenenlerin ilk olarak “ralli” diyeceklerinden adım gibi eminim. Elbette benim de aklıma Lancia dendiğinde 80’lerin ve 90’ların ilk yarısında fırtına gibi esip Dünya Ralli Şampiyonasını alt üst eden marka geliyor. Lancia Delta, döneminindesadece rallilerde değil caddelerde de kült otomobil olmayı başarmıştı. Hatta birçok süper spor otomobilin yakalayamadığı efsaneleşme başarısına ulaşmıştır. Hafızalarda şu an bıraktığı etki hiçbir zaman silinmeyecek ve ebediyen otomobil tarihindeki “efsaneler” arasında kalacak. Gelin görün ki şimdi Lancia dediğinizde bir jenerasyonun aklına hiçbirşey, yeni jenerasyonun ise yumuşak ve yuvarlak ama sıradışı çizgilere sahip; biraz da garip otomobiller geliyor. Ancak bu plan dünyada da olmadığı gibi Türkiye’de de tutmadı marka beklediğini alamadığı gibi; benim gibi gerçek Lancia hayranlarını hayal kırıklığına ugrattı. Değişim rüzgarlarıyla bir oraya bir buraya savrulan markanın son durumu ise Amerikalılaşmak olarak açıklanabilir. Fiat’ın Chrysler’i satın almasının ardından Amerikalı markanın 300C ve Voyager modelleri Lancia adında satılmaya başlandı. Bu melez çocukların anneye mi babaya mı daha çok benzediğini sorarsanız babaya derim. “Peki baba kim?” derseniz, Chrysler elbette… Yani karşımızda İtalyan bir Amerikalı var, keşke Don Corleone bu günleri görebilseydi…
Bu haftaki konuğumuz zihinlerimizde en amerikalı otomobil cinslerindenbir “Van”(Pikapları ayrı tutuyorum) ve model olarak da bu anlamda algısı kuvvetlilerinden Voyager; ama Lancia Voyager.

Motor performansı boyutlara rağmen tatminkar

Lancia Voyager’ın ana teması konfor üzerine kurulmuş. Herşey amerikan porsiyon malum… Motor da öyle tahmin edersiniz. Aracın üzerinde 2.8 lt’lik bir dizel motor var. Amerika standartlarında küçük bile sayılır. Performansını değerlendirdiğimizde peşinen şunu söyleyebilirim, gayet sorunsuz. Aracın boyutlarını dolayısıyla ağırlığını düşündüğünüzde hantal olmasını bekleyebilirsiniz. Ancak Voyager asgari serilik standartlarını yakalıyor. İlk hızlanmalar da yeterli dinamizme sahip. Yüksek hızlara da, yani 160 km/s gibi hızlara çabuk ulaşıyor. Hatta 180-200 km/s hızları görebiliyor. Ancak ara hızlanmalar yani esneklik açısından zayıf kalıyor. Örneğin 100 km/s ile giderken 60’a düştüğünüzde tekrar hareketlenmeniz zaman alıyor. Voyager’ın ağırlığı burada baş etken tabii ki ancak motorun yüksek hacimli olmasına rağmen canlılığının zayıf olması da dikkati çekiyor. Motor çabuk devirlenemediği gibi gücü üst devirlerde verebiliyor, dolayısıyla bu arada bir sağırlaşma hissediyorsunuz. Gaza bastığınızda sesli bir şekilde devir yükselten “ıkınan” bir motorla karşılaşıyorsunuz. Ama ara hızlanmalar dışında dediğim gibi araç gayet iyi yürüyor. Tork ise alt devirlerde geliyor ancak 360 Nm bu araç için çok da makbul sayılmayacağı için durumu kurtarmaya yetmiyor. 163 bg’lik güç aslında motorun eskiliği konusunda da bir fikir veriyor. Daha yeni jenerasyon bir motor ve gücü daha fazla olsaydı bu bahsettiğim handikap ortadan kalkacaktı.
Motor yakıt tüketiminde cömert davranıyor. Ekonomik olduğu söylenemez. Şehir içinde 13 lt gibi bir ortalama tüketimi var. Altı ileri şanzıman geçiş hızı ve konforuyla yeterli standartı yakalıyor.

Sürüş keyif veriyor…
Voyager’ı kullanmadan  önce karşısına geçip şöyle bir baktığınızda ilk düşündüğünüz sanırım boyutları oluyor. “Bu araç beni özellikle şehir içinde zorlar mı?” sorusunu kendinize soruyorsunuz. Sorunun cevabı kuşkusuz evet… Aslına bakarsanız bir nevi minibüs kullanıyorsunuz. Özellikle şehir içinde manevra, sıkışık trafikte serit değiştirmek; hatta en uç örnek olarak sollama yapmak bile daha fazla dikkat ve konsantrasyon istiyor. Ama bu durumu çok abartmanıza da gerek yok. Yani bir sedan ya da kompakt otomobile göre elbette şehir sürüşü zor olabiliyor. Ancak en nihayetinde minibüs dedim otobüs demedim… Fakat bu sizin biraz da sürüş merakınıza ve kabiliyetinize göre de değişkenlik gösterebilir. Kadınlar için zor olacaktır, halbuki anneler için harika bir otomobil. Ama sürüş zorluğu ve kullanım pratikliğinin düşük olması bu avantajlarına gölge düşürüyor. Lakin yine de alışılabileceğini ve katlanılabileceğini düşünüyorum.
Park meselesine ise alışmak mümkün olmayacaktır diyorum, en azından kendi adıma. Gerçekten park yeri bulmak da park etmek de bir iş. Geri görüş kamerası işe yarıyor ancak önde sensör olmaması garip.
Lancia Voyager ile uzun yol yaptığınızda ise şehirde yaşattığı handikapların acısını çıkarırcasına tam tersi avantajlar sağlıyor. Performans bahsettiğim üzere otomobili tatmin edici şekilde yürütüyor. Rüzgar, lastik sesleri konforlu otomobile yakışırcasına iyi.  Akıcı bir şekilde yol alabiliyor ve yüksek süratte dengeli. Ama bu tip otomobillerde dengeye güvenmemek gerekir. Sağdan sola veya tersi şekilde fazla ağırlık bindirmeye gelmez ve yükseklğiyle ağırlığının dezavantajları ortaya çıkabilir. Süsüpansiyon sert hiç şüphesiz… İşte bu otoban dengesinde de katma değerini gösteriyor. Ancak bozuk, virajlı, dar yollarda ise bu büyük ve ağır otomobil sürüş konforunu, dengesini kaybediyor.

Konfor Kabin Çok geniş…

Lancia Voyager konfor ve rahatlık ideolojisiyle planlanmış bir araç. Genişlik onun en önemli silahı. Üç sıradan oluşan koltuklarında ön iki, orta iki arka sıra içe üç kişilik. Orta sıra koltukların arası da boş, yani her iki koltuk da ön koltuklar gibi birbirinden bağımsız. Bu koltuklar bir küçük kol kullanılarak katlanıp dik duran bir bavul şeklini alıp ön koltukların arkasına hizalanıyor. Böylece hem arka koltuklara geçiş ya da arka taraf için  geniş bir bacak mesafesi oluşturulabiliyor. Bu durumda arka taraf gerçek bir makam otomobilinden ziyade 1800’lerin aristokrat at arabalarının şeklini alıyor. Kabinin rahatlığına söylenecek birşey yok. Üç oda bir salon misali. Ancak adamakıllı bir bagaj istiyorsanız arka koltukları katlamak zorundasınız, çünkü arka sıranın gerisinde kalan bagaj bölmesi uzun seyahatler için yeterli olmayacaktır. Voyager’ın yan sürgülü kapıları oldukça iyi çalışan bir elektrik mekanizmaya sahip. Anahtar üzerinden de açılabilen her iki kapı yeterince hızlı, metronun kapılarının açılma hızı sizi memnun ediyorsa bu da edecektir.
Voyager’ın ön tarafına gelirsek oturduğunuzda bir sedan kadar olmasa da ona yakın bir hisle karşılaşıyorsunuz. Çok iyi bir oturma pozisyonu var. Genel genişlik ön tarafta da hakim. Otomatik vites kolu göstergelerin yanına alınmış ve gayet kullanışlı.Ortadaki boşluk, tavan yüksekliği, yan mesafeler kullanırken sizi mutlu eden özellikler. Konsol gayet sade, orta konsolun üstüne konumlandırılmış LCD ekranda radyo, medya kontrolleri ve navigasyon bulunuyor. Ancak Navigasyona program yüklenmemiş. Komşu Bulgaristanı gösteririken ülkemiz yok. Alt tarafta ise klima ve aracın multimedia sisteminin ana kumandası var. Buradan arkada tavana yerleştirilmiş, aşağı doğru açılan iki ekranda filmleri oynatabiliyorsunuz. Ayrıca bir uzaktan kumanda ile kontrol edilebildiği gibi, kablosuz kulaklıklarla da ses dinlenebiliyor. Bunlar etkileci özellikler ama malzeme kalitesi ve şık görünme konusunda standartlar yeterli değil. Sert plastikler çok fazla, konsol vs. Bu otomobilde daha lüksle sizi sarsın istiyorsunuz ama öyle değil.

Sonuç

Özel bir model
Lancia Voyager, benim aklıma bir ralli efsanesi olarak kazınmış markanın, ralli sporundan bihaber Amerikalıların (Onlar sadece sosisli ve biralarını alıp dönüp duran Nascar otomobillerini izler) modeli olarak karşımıza çıkması elbette şaşırtıcı. Her ne kadar Lancia logoso taşısa da o bir Amerikan otomobili. Felsefesi ve bunun vücut buluşuda aynen böyle. Geniş, çok kişinin rahatça yolculuk yapabilmesine olanak sağlıyor. Devasa boyutları ve ağırlığına rağmen dizel motoru üzerine düşeni yapıyor, pek ekonomi düşünmemekle birlikte. Şehiriçi kullanımın sorunlarından bahsettim ancak bunları görmezden gelmenizi de sağlayacak konfor avantajları sunuyor.

Neden alırım?
Büyük otomobil, genişlik huzur verir, özel hissettirir. İşte bunu arıyorsam düşünmeden alırım.
Neden almam?
Bu kadar para verip daha etkileyici bir iç mekan istiyorsam ve şehir içinde bu boyutlara tahammülüm yoksa…

Beğendim
Hacim: Genişliği güzel ve elbette çekici.
Yan kapılar: Elektrikli sürgülü kapılar kullanışlı ve havalı.
Orta koltuklar: Çok rahat ve fonsiyonel kullanılmağı zaman katlanışı pratik.
Sürüş pozisyonu: Bir otomobilmişcesine kullanabiliyorsunuz.
Vites topuzu: Ön konsolda göstergelerin yanında, kullanışlı güzel gözüküyor.
Multimedia sistemi: Arakda tavana yerleştirilmiş iki ekran araca renk katıyor.

Beğenmedim
Ön konsol: Daha çekici bir tasarım ve içerik olabilirdi.
Süspansiyon: Bu tip bir otomobilde tatlı-sert bir süspansiyon olmalıydı, örnekleri var.
Sert plastikler: İç mekanda sık rastlıyoruz…
Motor sesi: Üst devirlerde fazla gürültü var ve kabine yansıyor.

Teknik
Fiyat 89.375 Euro
0-100 km/s 11.9 sn
Maksimum hız 193 km/s
Tüketim (ort.) 7.9 lt
CO2 emisyonu Euro 5
Boş ağırlık 2242 kg
Motor tipi 4 Silindir Turbo Dizel
Güç 163 bg 3800
Tork 360 Nm 1400-3200 d/d
Güç/ağırlık 67 bg ton başına
Güç/hacim 58 bg lt başına
Sıkıştırma oranı 16.5:1
Şanzıman 6 ileri otm.
Uzunluk 5218 mm
Genişlik 1998 mm
Yükseklik 1750 mm
Yakıt deposu 76 lt
Bagaj hacmi 937 lt
Lastikler 225 65 R/17

Koray Muratoğlu
Fotoğraf: Savaş Yılmaz


YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Sözcü veya sozcu.com.tr sorumlu tutulamaz.

DİĞER HABERLER

‘Gelecek’ Türkiye’ye gelemiyor!

Adını Japonca ‘gelecek” kelimesinden alan Mirai, dünyanın ilk seri üretim hidrojen yakıt hücreli otomobili Avrupa’da 66 bin Euro’dan satışa çıktı. Egzozundan sadece su buharı çıkan Mirai, yetersiz altyapı yüzünden ülkemize ‘şimdilik’ gelemiyor.

Eylül’de 244 bin araç sattı

Kia’nın global yükselişi hız kesmeden devam ediyor. Eylül ayında dünya pazarında geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre büyüme kaydeden Kia, ay boyunca toplam 243 bin 947 araç satışı gerçekleştirdi.

Toyota yine ‘En Değerli’

Toyota, Interbrand Marka Danışmanlığı Ajansı tarafından gerçekleştirilen “2015 Dünyanın En değerli Markaları” araştırmasında marka değerini yüzde 16 oranında artırarak tüm otomobil markaları arasında 1’nci sıradaki yerini korumayı başardı.

‘En Akıllı Otomobil’ Megane

Yeni Renault Megane, otomotiv endüstrisi uzmanlarından (inovatörler, gazeteciler ve Deloitte) oluşan bir kurul tarafından “En Akıllı Otomobil” ödülüne (Best Connected Car) layık görüldü.

Michelin’den Pilot Sport 4

Pilot Sport 4 sahip olduğu özel sırt deseni ve "Dynamic Response" teknolojisi ile yüksek hızlarda bile yol ile lastiğin temasını sabitliyor.

Euro NCAP’ten 5 yıldız

Hyundai Tucson, Euro NCAP’in gerçekleştirdiği çarpışma testlerinden 5 yıldız alarak segmentinin en güvenlikli modellerinden biri olmayı başardı.

Tofaş’ın ‘Egea’ savaşındaki ilk kongresi Samsun’da!..

Tofaş’ın, üç yılda 1,5 milyar dolar harcayacağı, içinde yüzde 70’i yerli, üç ayrı otomobil yatırımının en önemli halkası tamamlandı. Önümüzdeki ay satışına başlanacak ‘Egea Sedan’ modeli için Tofaş yönetimi 5 bölgede satış ve strateji toplantıları düzenleyecek.

Kuzu postundaki aslan: 308 GTi Peugeot Sport

Görüntüsüyle Peugeot 308 modelinden, çift egzoz ve bazı ufak dokunuşlarla farklılaşan ‘308 GTi, 270 bg. motor, Torsen kilitli diferansiyel, özel şasi ayarları ve bunlarla sergilediği performans ile adeta ‘Kuzu postundaki kurt’ gibi…