Sözcü Plus Giriş

Türkiye’nin nabzını tutan 4 isim SÖZCÜ için buluştu

Tarihi buluşma; Prof. Dr. Kızılot’un Ankara’daki ofisinde gerçekleşti. Yazılarıyla Türkiye’ye yön veren 4 köşe yazarı 2013 beklentisini SÖZCÜ okurları için anlattı.

Güncellenme: 12:37, 10/12/2012
Türkiye’nin nabzını tutan 4 isim SÖZCÜ için buluştu

Mekan; Prof. Dr. Şük­rü Kı­zı­lo­t'­un An­ka­ra'da­ki ofi­si. Yok­la­ma ya­pıl­dı. Kad­ro ta­mam. İlk ge­len Emin Çö­la­şan. Ya­vuz Do­nat onu ta­kip et­ti. Be­kir Coş­kun, bi­raz ge­cik­ti. Ama ön­ce­den bil­dir­miş ma­ze­re­ti­ni Kı­zı­lo­t'­a; “Sa­at 19:00'da ora­da­yı­m” di­ye. Hiç şaş­ma­dı; ta­mı ta­mı­na 19:00'da gel­di. Hep­si­nin ce­bin­de mi­nik not ka­ğıt­la­rı var. Al­lah için ders­le­ri­ni iyi ça­lış­mış­lar. “2012'ye gi­rer­ken ne de­miş­ti­niz, ne ol­du­” di­ye baş­lı­yo­ruz soh­be­te­… Çün­kü bu isim­ler­le 10 yı­la ya­kın za­man­dır bu­lu­şu­yo­ruz. Bu bu­luş­ma­la­rın son 4-5 yı­lı da Şük­rü Ho­ca'nın ofi­sin­de ger­çek­le­şi­yor.

“Kim bildi” yarışları…

Açık­ça­sı çok eğ­le­ni­yo­rum. Tek tek alı­yo­rum on­la­rı. Ofi­sin bir kö­şe­sin­de, biz rö­por­ta­jı­mı­zı ya­par­ken, di­ğer­le­ri öte­ki kö­şe­de sı­ra­sı­nı bek­li­yo­r… Bir­bir­le­ri­ne olan ta­kıl­ma­la­rı, bir yıl ön­ce söy­le­dik­le­ri ko­nu­sun­da “kim bil­di, kim bi­le­me­di­” ya­rış­la­rı, anı ve hoş soh­bet­le­ri ile ben de bu us­ta isim­ler­le mes­lek ha­ya­tı­mın en ke­yif­li rö­por­taj­la­rı­nı ya­pı­yo­rum…

Sa­rı­su'nun mut­fa­ğı!…

“An­ka­ra'nın en gü­zel ya­nı; İs­tan­bu­l'­a dö­nü­şü­dü­r” de­miş Yah­ya Ke­mal. Hiç ka­tıl­mı­yo­rum! Çün­kü ben bu ekip­le bu­luş­ma­ya her An­ka­ra'ya gi­di­şim­de, hiç dön­mek is­te­mi­yo­ru­m… Rö­por­taj­lar bit­ti. Asıl eğ­len­ce şim­di baş­lı­yor. Şük­rü ho­ca­nın ofi­si­nin üst ka­tın­da hoş bir me­ka­nı var. Ko­nuk­la­rı­nı ora­da ağır­lı­yor. Upu­zun bir ma­sa. En­va­i çe­şit me­ze ve ye­mek. Ama en or­ta­da kal­la­vi bir çiğ köf­te ta­ba­ğı. Kim mi yap­mış! Şim­di sı­kı du­run. Ma­sa­da­ki bü­tün ye­mek­ler tek el­den çı­kı­yor. Pos­ta ya­za­rı Ek­rem Sa­rı­su ya­pı­yor ye­mek­le­ri. Müt­hiş bir gur­me!

Kolesterol mazeret değil…

Ge­ce­nin sür­pri­zi; Sa­rı­su'nun ün­lü An­ka­ra Ta­va­sı. Ko­les­te­rol, tan­si­yon, di­yet hiçbi­ri ma­ze­ret de­ğil. Sa­rı­su sı­kı ta­kip­te. Her­kes o ta­va­nın ta­dı­na ba­ka­cak!
Emin Çö­la­şan çiğ köf­te­ye hiç da­ya­na­mı­yor. Mut­la­ka er­te­si gün için de pa­ket yap­tı­rı­yor. Acı­sı kı­va­mın­da. Ağız­da da­ğı­lı­yor. Her ne ka­dar er­te­si gü­ne yen­mez den­se de; afi­yet­le ye­di­ği­ni söy­lü­yor ün­lü ya­zar. Be­kir Coş­kun ise pas­tır­ma­cı!..
Sof­ra­nın ol­maz­sa ol­ma­zı pas­tır­ma ve su­cuk; es­ki Ba­kan Meh­met Ya­za­r'­dan. Bu top­lan­tı­la­rın vaz­ge­çil­mez isim­le­rin­den bi­ri olan Ya­zar, pas­tır­ma­ları Kay­se-­ri'den, su­cu­ğu Af­yo­n'­da­ki çift­li­ğin­den özel ge­tirt­miş. Ama Sa­rı­su, su­cu­ğun bir kıs­mı­nı mut­fak­ta ayı­rı­yor. Da­ha son­ra o ay­rı­lan su­cuk, ken­di ta­va­sın­da su­cuk­lu yu­mur­ta ola­rak ma­sa­ya ge­li­yor.

Ut eş­li­ğin­de marş!

Ta­ri­hi fo­toğ­raf bu as­lın­da! Bu ka­re­yi baş­ka hiç kim­se çek­me­di. Ut eş­li­ğin­de­ki bu ko­ro­nun or­kes­tra şe­fi; Meh­met Ya­zar. Re­per­tu­var da çok özel. Türk Sa­nat Mü­zi­ği ol­maz­sa ol­maz­la­rı. Ata­tür­k'­ün sev­di­ği şar­kı­la­ra ka­dar uza­nan kon­ser, mil­li marş­lar­la sürüyor. Dağ Ba­şı­nı Du­man Al­mı­ş'­tan, Hoş Ge­liş­ler Ola Mus­ta­fa Ke­mal Pa­şa'ya ka­dar, ut eş­li­ğin­de söy­le­nen marş­lar; ge­ce­ye dam­ga­sı­nı vu­rur­ken, Tür­ki­ye'ye de bir me­saj gi­bi.

Sa­nat mü­zi­ği ile başladık marşlarla bitti
SÖZ­CÜ için ger­çek­le­şen bu özel bu­luş­ma­da ye­mek­le­ri Pos­ta Ga­ze­te­si ya­za­rı Ek­rem Sa­rı­su yap­tı… Ma­sa­da yok yok… Bu gü­zel ye­me­ğe bir de ut ve ke­man eş­li­ğin­de Türk Sa­nat Mü­zi­ği ek­len­di… Re­per­tuv­arı ise Meh­met Ya­zar be­lir­le­di. Hep bir ağız­dan Ata­tür­k'­ün sev­di­ği şar­kı­lar­dan marş­la­ra ka­dar pek çok şar­kı söy­le­dik…

Ticareti kıvıramayınca!
YA­VUZ Do­nat, es­ki ba­kan­lar­dan Meh­met Ya­zar ile il­gi­li şun­la­rı an­la­tı­yor: “Kay­se­ri'de do­ğup bü­yü­yen Meh­met Ya­zar, ilk ve or­ta öğ­re­ni­mi­ni bu­ra­da ta­mam­lar. Her Kay­se­ri­li gi­bi, onu da ba­ba­sı ti­ca­re­te alış­tır­ma­ya ça­lı­şır. Ge­lin gö­rün ki Ya­zar bu­nu bir tür­lü be­ce­re­mez. En so­nun­da ba­ba­sı ba­kar ki; on­dan tüc­car ol­ma­ya­cak, ‘Sen git İs­tan­bu­l'­a da oku ba­ri. Tüc­car ola­ca­ğın yok se­ni­n' der! Ve Meh­met Ya­zar 1960 yı­lın­da İs­tan­bul Tek­nik Üni­ver­si­te­si'n­den üs­tün ba­şa­rı ile Ma­ki­ne Yük­sek Mü­hen­di­si ola­rak me­zun olur…”

Emin Çölaşan'ı DPT'deki işinden ben kovdurdum

Gazeteci Ya­vuz Do­nat, çar­pı­cı açık­la­ma­lar ya­pı­yor: “Ak­şa­m'­da kö­şe ya­za­rı­yım. Bir gün Emin Çö­la­şan  gel­di. Devlet Plan­la­ma Teş­ki­la­tı'n­da uz­man­mış. ‘P­lan­la­ma­yı ta­kun­ya­lı­lar bas­tı…' di­ye an­lat­tı. Tur­gut Öza­l'­ın adı­nı ver­di. De­dim; ‘E­lin­den ya­zı ge­lir mi?', ‘Ge­li­r' de­di git­ti. İki ya­zı ge­tir­di.

‘E­mek­li Emin Efen­di'y­di

İl­ki­ni ‘DP­T'­de ne­ler olu­yor?' di­ye ver­dik. Ya­zı­nın çık­tı­ğı gün yi­ne gel­di. Te­laş­lıy­dı.  ‘Yan­dım… Ko­vu­la­bi­li­ri­m' de­di. İkin­ci ya­zı­yı ya­yın­la­ma­mı­zı is­te­me­di. Ya­yın­la­dık. İs­mi­ni koy­ma­dık. Yi­ne de Emi­n'­i kov­du­lar. Emi­n'­i kov­dur­ma­say­dım, şu an­da DPT'­den emek­li Emin Efen­di olur­du.

İlk köpeği ben verdim

Be­kir Coş­kun Tür­ki­ye'nin çev­re ya­zı­la­rı ve hay­van dost­la­rı ya­zı­la­rı ko­nu­sun­da en çok oku­nan ya­za­rı. Ama ey Tür­ki­ye bi­lir mi­sin ki; bu Coş­kun bir ta­rih­te elin­de tü­fek ak­şam­dan ava çı­kar, sa­bah ge­lir­di. Es­ki av­cı­lar­dan­dı. İyi ni­şan­cı…”
(Coş­kun ara­ya gi­ri­yor… “A­va git­ti­ğim doğ­ru, ama av­lan­ma­dım…”)
(Ya­vuz Do­nat; “Ne ya­pı­yor­dun av­da, ye­mek mi?” di­yor)
“O ta­rih­te Coş­kun; De­mi­re­l'­in kom­şu­su­dur. Ev­de ke­di-kö­pek bes­len­me­si­ne kar­şı. Eşi An­dre­e ile ev­li­lik yıl­dö­nüm­le­rin­de evin­de da­vet ve­rir. Ben de ko­ca­man bir ko­li ile gi­de­rim. Be­kir Bey çok ki­bar; zan­ne­di­yor ki ben ev­le­ri­ne bir ye­mek ta­kı­mı fi­lan al­mı­şım. Ama pa­ke­ti aç­ma­sıy­la için­den bir yav­ru kö­pek fır­lar! An­dre­e çok se­vi­nir, Be­kir ise kı­ya­me­ti ko­pa­rır; ‘Sen be­nim evi­me na­sıl kö­pek ge­ti­rir­sin. Ev­de kö­pek is­te­me­m' di­ye. O kö­pek Be­ki­r'­e aşık ol­du. Be­kir de ona. Be­kir Coş­kun o gün bu­gün­dür hay­van dos­tu­dur!”
(Be­kir Coş­ku­n'­dan ya­nıt; “Ya­hu siz Tay­yi­p'­le uğ­raş­sa­nı­za­… Ben­den ne is­ti­yor­su­nuz?..)

Yayınlanma Tarihi:11:46,