Sözcü Plus Giriş

Her yıl 12-18 Aralık tarihlerinde kutlanan Yoksullarla Dayanışma Haftası'nda CHP Manisa Milletvekili Özgür ÖZEL, TÜİK'in yoksulluk verilerini Başbakan'a sordu.

Özgür Özel, yazılı soru önergesinde TÜİK'in 2009 yılından sonra kullanmaya başladığı veri analizi yönteminin gerçek yoksulluk oranını yansıtmayacağını ve belirlenen yeni yöntemin -kişi başı dolar cinsinden yoksulluk analizinin- ise ancak ve ancak Asya ve Afrika gibi çok yoksul ülkelerde kullanılmasının mantıklı olacağını ifade etti.

Özel aynı zamanda TÜİK'in yoksullukla ilgili verilerinin gerçekleri yansıtmadığını belirttiği soru önergesinde aynı zamanda asgari ücretin ve emekli maaşlarının TÜRK-İŞ'in yoksulluk raporuna göre değerlendirilmesi hakkında da bilgi istedi.

Özel’in Erdoğan’a yönelttiği soru önergesi şöyle:

Ülkemizde sosyal güvenlik, sağlık, sosyal hizmetler ve sosyal yardımları içine alan sosyal koruma harcamalarının Gayri Safi Yurtiçi Hasıla'ya oranı Avrupa Birliği ülkelerinin ortalaması olan %29,5'in çok çok gerisinde bir oran ile %13'ler civarında kalmıştır. Sosyal devlet ilkesi gereği sosyal riskleri öngörmek ve gerekli önlemleri almak devletin sorumluluğundadır. Ancak ülkemizde yoksulluk ve yoksulluğun bir sonucu olarak karşımıza çıkan sosyolojik sorunlar giderek kronikleşmekte ve sorun yapısal bir niteliğe bürünmektedir. Bu sorunun çözümü için de öncelikle sağlıklı bir veri tabanının oluşturulması ve soruna doğru bir perspektif ve değerlendirme ile yaklaşılması gerekmektedir. Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) yoksullukla ilgili yayınladığı veriler ise konuyla ilgili sağlıklı değerlendirmeler yapılabilmesine imkan vermemektedir. TÜİK'in 04.12.2012 tarihinde açıkladığı Yoksulluk 2011 çalışmasında da veriler günde 2.15 doların ve 4.3 doların altında yaşayanların toplam nüfusa oranını Türkiye, kent ve kır ayrımı üzerinden göstermektedir. Bu yöntem dünyada kullanılan bir yöntem olsa da Türkiye'nin gerçek yoksulluk ve açlık sınırlarını,  gelir dağılımını ve sosyal politikalarının yansımasını göstermekten oldukça uzaktır. Bu nedenle;
1.    Yoksullukla ilgili TUİK'in en son 2009 yılında yayınlamış olduğu ve OECD; AB verileri ile de uyumlu olan açlık, yoksulluk ve harcama esaslı göreli yoksulluk veri toplama yönteminden neden vazgeçilmiştir?

2.    2002-2009 dönemi için yayımlanan harcamaya dayalı mutlak yoksulluk göstergelerinin yayınlanmasına veri analizinin revize edilmesi amacıyla ara verilmiş olması ve bu çalışmalar sonuçlanıncaya kadar satın alma gücü paritesine göre kişi başı dolar cinsinden yoksulluk oranlarının açıklanması hem bütçe çalışmaları hem de politikaların belirlenmesi açısından sakınca doğuracak ve ülkemizdeki gerçek ve resmi yoksulluk ve açlık sınırını ortaya koymaya imkan vermeyecektir. Bu nedenle çalışmaların hız kazanması büyük önem taşımaktadır. TÜİK'in yoksullukla ilgili söz konusu yeni veri analiz yönteminin belirlenmesi ne zaman tamamlanacaktır?

3.    Yoksullukla ilgili TÜİK'in en son 2009 yılında yayınladığı açlık, yoksulluk ve harcama esaslı göreli yoksulluk sınırının altındaki nüfus verirline ilişkin geçiş döneminde de olsa bu yönde bir istatistik yayınlanacak mıdır?

4.    Asgari ücrette  ve gelir düzeyinde görülür  bir artış olmamasına rağmen TÜİK verilerini günde 2.15 doların ve 4.3 doların altında yaşayanların toplam nüfusa oranı şeklinde yayınladığı için bu istatistik veri yöntemi nedeniyle ülkemizdeki yoksulluk oranı hızla ve yıllar itibariyle düşüyor gibi görünmektedir. Ancak bu veri yöntemi yani günlük 2.15 dolar ve 4.3 doların altında yaşayanların oranı Asya ve Afrika gibi çok yoksul ülkelerde açlık içinde yaşayan kişilerin oranını ölçmek için kullanılması mantıklı iken, ülkemizde bu veri analiz yönteminin kullanılmasının gerçekleri yansıtmayacağı ortadadır. TÜİK tarafından yoksulluk veri analizi için yeni yöntem belirlenene kadarki geçiş sürecinde kişi başı dolar cinsinden yoksulluk analizi yönteminin seçilmiş olmasının sebebi nedir? Bu veri yönteminin ülkemizdeki gerçek yoksulluk oranını yansıttığını düşünüyor musunuz?

5.    Ülkemizde yoksulluğun ve gelir dağılımında adaletsizliğin hızla arttığı bir ortamda asgari ücret ve emekli maaşlarını Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu'nun Ekim 2012'de yayınlamış olduğu son verilere göre (Dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 958 TL ve yoksulluk sınırı 3.121 TL) nasıl değerlendiriyorsunuz?