Bir Telekom rezaleti daha

SEVGİLİ okuyucularım, Telekom'un marifetlerini burada sizlere sık sık duyuruyorum. Kendisine 2026 yılına kadar devredilen kurumun taşınmazlarını sanki babasının sonsuza kadar malıymış gibi satmayı sürdürüyor. Devletin ve milletin arsa, arazi ve binaları topluca satılıyor.

Bu konuyu burada sık sık belgeliyorum, muhalefet liderlerinden, Tayyip'ten ve Ulaştırma Bakanı'ndan tık yok.
Yüce Divan'lık bir olaydır.
Dün bu konuda elime bir belge daha geçti. Bu kez satış değil, kiralama belgesi. Telekom, Sivas'ın tam göbeğinde, Valilik binasının hemen arkasındaki bir binayı tam 20 yıllık süre için bir yandaşa, AKP'nin eski il yöneticisi olan Hakan Genç isimli bir şahsın şirketine kiralamış durumda.
Bina zemin ve iki bodrum dışında yedi katlı ve toplam 3.019 metrekare.
Peki kirası ne kadar?
Ayda sadece dört bin Törkiş lira!
Sözleşme Mart 2012'de Noterde imzalanmış, Mart 2032'de sona erecek!
İyi de, bugünkü Telekom yönetiminin devir sözleşmesi 2026 yılına kadar.
Bu kurum o tarihte yine devletin olacak.
Bu nasıl bir sözleşmedir, bir yandaşa kıyak yapmak için hangi hukuk ve vicdanla imzalanmıştır?

* * *

CHP Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir bu konuyu soru önergesi yapıp Ulaştırma Bakanı'na sordu. Önergede ilginç sorular var:
– Bu kira bedeli kim tarafından saptanmıştır? Ekspertiz tesbiti yapılmış mıdır?
– Hakan Genç isimli eski il yöneticinize 20 yıllığına ayda dört bin liraya kiraya vererek kendi yandaşlarınıza haksız kazanç sağlamış olmuyor musunuz?
Önergede çok ilginç bir husus daha var:
Koskoca yedi katlı binayı ölmüş eşek fiyatına kiralamayı başaran Hakan Genç, kira sözleşmesinde adı geçen şirketini sözleşme tarihinden sadece iki gün önce kurmuş!
İşin bir başka boyutu da, 20 yıl boyunca kira artışı yok! Devletin malları kapanın ve yandaşların elinde kalıyor.

* * *

Burada bir kez daha uyarıyorum. AKP hükümeti tarafından “Özelleştirme” kisvesi altında yabancılara satılan Telekom'un devir sözleşmesine göre, bu kurumun 2026 yılında yeniden, devraldığı bütün taşınmazlarla birlikte devlete teslim edilmesi gerekiyor.
Telekom, kurumun içini hızla boşaltıyor. 2026 yılında devlete nasihat verecek!
Tayyip'in stepnesi Devlet Bahçeli'yi falan çoktaaan unuttuk.
Ey Kemal Bey, zat-ı aliniz neredesiniz?
Bu olup bitenlere niçin ses çıkarmıyorsunuz, bu rezalete niçin tepki koyamıyorsunuz?

Tayyiptir, ne yapsa yeridir ama!..

SEVGİLİ okuyucularım, adam Türkiye'nin başbakanlık koltuğunda oturuyor ve hiçbir şey bilmeden sürekli olarak, uluorta konuşuyor.
İşte size son incisi:
“Sistem düzgün kurulmamış. Sistemde yaşadığımız sıkıntılar var. Bu kuvvetler ayrımı denen var ya… O önümüze gelip engel olarak dikiliyor. Umulmadık yerde yargıyla karşı karşıya kalıyoruz!..”
Onun bu anlamsız ve bilgisiz sözlerini tartışacak değilim. Ancaaak!..
Onun bu sözleri dönüp dolaşıp bir yerlere gider.
Nereye?
Yargıya!
Bizim ülkemizde yüksek yargı organları var.
Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay…
Bir ülkenin başbakanı bu sözleri söylerse, başka bir demokratik ülkede olsa, bu yüksek yargı organları kıyameti koparır.
Bırakın demokratik ülkeleri bir yana, iki hafta önce Mısır'da bir olay yaşandı.
Devlet Başkanı Mursi bir kararname yayınlayıp yargının bazı yetkilerini kendisinde topladı…
Ve Mısır'ın tüm yüksek mahkemeleri ile yargıçları bu sözleri protesto edip mahkeme kapılarını kapattılar.
Mursi özür dilemek ve kararnameyi geri çekmek zorunda kaldı.

* * *

Siz neredesiniz bizim yüksek mahkemeler!.. Adam kuvvetler ayrımından yakınıp bütün yetkileri elinde toplamak istiyor ve siz bu hukuksuzluğa sessiz kalıyorsunuz.
Korkacak neyiniz var? Hepiniz belli bir yere gelmişsiniz. Emeklilikte yüksek maaşlar hazır bekliyor. Sizi hiç kimse görevden alamaz, yerinizi değiştiremez.
Tamam, çoğunuz bu iktidara yakınsınız. Çoğunuz göreve onlar tarafından getirildiniz… Ama siz adalet dağıtan hakimlersiniz. Onun bu sözleri için söyleyecek bir sözünüz yok mu?
Siz her şeyi sineye çekmek zorunda mısınız? Bırakın başkanlarınızı falan bir yana, aranızdan bir kişi çıkıp o şahsın sözlerine tepki koyamıyor. Niçin, niçin?
Ve AKP'nin HSYK'sı nerede?.. Bütün hakim ve savcılar oraya bağlı.
Bir şahıs çıkıyor ortaya, böyle saçma sapan konuşup sizin mesleğinizi töhmet altında, zan altında bırakıyor. O hakim ve savcıların beğenmediği kararlarından dem vuruyor…
Tüm hakim ve savcıların onuruyla oynuyor.
Aynen yüksek yargı gibi, HSYK'dan da tık yok!
Mısır'ın hukukçuları kadar bile olamadılar.

* * *

Dahası, Türkiye'deki üniversitelerde bir sürü hukuk fakülteleri, herhalde bin'e yakın sayıda da hukukçu öğretim üyesi var.
Allah rızası için söyleyin, bu üniversitelerden, bu hukuk fakültelerinden ve geleceğin hukukçularını yetiştiren bir tek üniversite hocasından tepki geldi mi?
Gelmedi.
Biz nasıl bir ülke olduk? Ses çıkarması gereken kesimler bile nasıl bu kadar korktular, sindiler? Adam kalkıp onların mesleğine dil uzatıyor, hiçbirinden en ufak bir itiraz yok, tepki yok.

* * *

Konumuzla doğrudan ilgili değil ama, söz hukukçulardan açılmışken, bir başka hukukçudan (!) söz etmek gerekiyor. AKP milletvekili, Meclis Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu.
Bu arkadaş sürekli olarak Özal'ın danışmanı ve bakanı olan rahmetli Adnan Kahveci'nin “Öldürüldüğünden (!)” dem vuruyor ve bu cinayetin (!) aydınlanmasını istiyor.
Yaa kardeşim, Adnan Kahveci 1993 yılında Ankara İstanbul otoyolunun açıldığı gün sisli havada yanlışlıkla ters yola girdi ve karşıdan gelen bir araçla kafaya kafaya çarpıştı. Kazada hem Kahveci ile eşi, hem de karşıdan gelen aracın sürücüsü öldü.
Sen bunları bile bilmiyorsan, dünyadan bu kadar habersiz yaşıyorsan, sen nasıl bir hukukçusun? Anayasa Komisyonu Başkanlığı'nı nasıl yapıyorsun? Ya da dedektifliğe soyunup hayali katiller mi arıyorsun?

Loading...