Sözcü Plus Giriş
EMİN ÇÖLAŞAN

Emin Çölaşan’a mesajlar

31 Aralık 2012

Emin Çölaşan'ın notu:
Sevgili okuyucularım, sizlerden her gün çok sayıda mesaj alıyorum. Hepsine tek tek yanıt vermem ne yazık ki mümkün olmuyor. Bunlardan bazılarını yazılarımda kullanıyorum, bazılarını ise pazartesi günleri burada yayınlıyorum.
Burada kullandığım mesajlarda, gönderen okuyucularımın çoğunun isimlerini ne olur ne olmaz diye vermiyorum. Başlarına iş açılmasın.
Ayrıca bu mesajları, harf ve cümle hataları dahil, üzerlerinde hiçbir oynama yapmadan sizlere iletiyorum.
Her pazartesi günü burada, gazetemizin internet sitesinde buluşmak umuduyla.

Sayın Çölaşan,
Öncelikle yazılarınızla bizi aydınlattığınız için kendi adıma teşekkür ederim.Allah yazılarınızı gazete köşelerinden eksik etmesin.
Bu yazımı, bir dedenin torununa olan vasiyeti olarak düşünebilirsiniz.Atatürk aşığı,ilkelerine sıkı sıkıya bağlı,9 torununa her fırsatta bu ülkenin ne zorluklarla bu günlere geldiğini anlatan bir dedenin torunuyum.83 yaşında olmasına rağmen ülkemizin üzerinde gezen bu kara bulutların bir gün gideceğinden umutlu,Allah'a o günleri göstermesi için dua eden bir dede.. Ve çok sıkı bir Sözcü takipçisi…
Yaklaşık 20 gün önce onu kaybettik.Tarihin canlı bir tanığıydı o..Gördüklerini,bildiklerini her fırsatta anlatmaya çalışan iyi bir gözlemci ve anlatıcıydı..
Ölümünden sonra torunu olarak ondan bir hatıra saklamak istedim.Belki bir çakı ,belki bir gözlük belki bir tespih..Bir torun dedesinden yadigar başka ne alabilirdi ki?Odasına girdiğimde başucunda bir masa ışığı, yanında Sözcü gazetesi ve gözlüğü,aynasının önünde çakısı,tespihi,çekmecesinde anahtarı ve onlarca gazete kupürü..Evet evet onlarca gazete kupürü. Her gün okuduğu gazetenizden beğendiği köşe yazılarını kesmiş,katlayıp koymuş çekmecesine.Açıp okudum hepsini tek tek;sizin, sayın Dündar'ın,sayın Türker'in,sayın Doğru'nun ve diğer kıymetli Sözcü yazarlarının yazılarıydı bunlar.Bir an düşündüm ne için saklamıştı ki bu yazıları bu yaştan sonra..Ne yapacaktı bu gazete kupürlerini..
Belli ki torunlarına hatta torunlarının çocuklarına anlatacaktı geçirdiğimiz bu kara günleri belgelerle.Ben çakısını ya da tespihini yadigar olarak saklamayı umarken; onlarca gazete kupürü ile çıktım odasından..
Onun yerine ben anlatmaya karar verdim ileride doğacak çocuklarıma,nasıl kara günlerden geçtiğimizi büyük dedelerinin sakladığı gazete kupürleri ile.
Bilin istedim sayın Çölaşan ve diğer kıymetli köşe yazarları;yazılarınız bir dedenin torununa yadigarıdır.
Saygılarımla.
Recai Çavuş'un torunu.

arzu heper

Böcek meselesi, dinleme meselesi eğer gerçekse ben trenim…Hem Başbakan, hem Enerji ve Tabii
Kaynaklar Bakanı eğer samimiyse ben yalancıyım…Eğer dinlenselerdi her dinlemede bir hükümeti düşürecek done vermiş olurlardı ve de o dinlemeyi yapanlar eğer vatansever insanlar olsalardı çoktan iplikler pazarda dolaşır olurdu, yok eğer ikbâl peşinde, ihale peşinde , kendi çıkarları için dinlemişlerse çoktan hedeflerine ulaşmışlardır ve de kimsenin ruhu duymadan…Lehlerine olan dinleme hatta görüntülü kayıtlar anında servis edilirken aleyhlerine olanlarda ses var görüntü yok…Bir örnek vermek istiyorum, bütçe görüşmelerinde AKP sözcüleri konuşurken hiç kaçırmayan TRT kameramanları Sn. Hurşit Güneş’in gösterdiği 4 adet tablodan bir tanesini bile yakalayamadılar. Bu kadar kör parmağım gözüne örnek göz önündeyken her tarafı böcek sarsa ne olur? Sn. Başbakan ve bakanlarının söyledikleri bir gün sonra tercümanlar ve yorumcular tarafından tekzip edilirken muhalefetin hataları günlerce manşetlerden inmiyorsa kim tutar seni AKP…21. yüzyılda bir prof. evliyalar ve kerametten hem de inanarak söz
ediyorsa ve milletin % 50 si bu zihniyete oy veriyorsa vay benim kabasakalım…
urcay aslay

Emin bey,
Siz severek ve güvenerek okuduğum türkiyenin en güzide yazarlarından birisiniz. Kimliğini bulamamış neye hizmet ettiği şaibeli bir ismin dedikodu ve varsayım üzerinden yazılarını dikkate alıp cevap vermenize bile gerek yok.
Dün mhp ye ve cemaate saldıran tetikçi bugün size dil uzatıyor. Yarın akp den vekil adayı olarak bile çıkar belki karşımıza. Bu adamın ne oılduğunu zaten 1-2 yazısını okumuş herkes biliyor.
Lütfen ciddiye almayın, zira ben öyle yapıyorum.
Selamlar, saygılar,
Emre Ozturk

Sayın Çölaşan, ben dershanede çalışan atama bekleyen bir tarih öğretmeniyim adım Rahim TEMİZKAN size daha önce yazmıştım. Ben kpss’den 80 aldığım halde atanamadım şubat ataması olsun diye bir umut bekliyorum. Fakat ne hikmetse lise branş öğretmeni atamaları az yapılıyor sınıf öğretmeni birçok arkadaşımız norm fazlası olduğu için başka branşlara yönlendirildiler tarih matematik vb. bu nedenle bize yeterli kontenjan ayrılmadı şimdide 7 bin sınıf öğretmenine ihtiyaç olduğu söyleniyor ve atama isteniyor yani başka alanlara yönlendirilen öğretmenleri tekrar sınıf öğretmeni olarak geri çağırmak yerine dışarıdan almayı planlıyorlar. böylece sınıf öğretmenleri tarih matematik ve benzeri alanları haksız bir şekilde dolduruyor bu nedenle alanında atama bekleyen öğretmenler de haksızlığa uğramış oluyor. bu konuyu gündeme getirip atama isteğimizi dile getirirseniz size minnetar oluruz saygılarımla cumhuriyet öğretmeni rahim temizkan.

Sayın Emin Çölaşan,

Bu maili size yazarken doğru adresde olup olmadığımı bilmiyorum.
Genede konuyu sizlere aktarmak istedim.
Ben İstanbul Maltepe’de oturan bir emekli vatandaşım.
Bu gün Ocak 2013 son ödeme tarihli Su faturası geldi,sadece meraktan Faturayı
inceledim.
Ekim 2012 ayı ödemeli Su faturasına baktığım zaman “Su Birim Fiyatı” hanesinde
3,30 TL,Kasım 2012 ayı ödemeli SU faturasında “Su Birim Fiyatı” hanesinde 3,35 TL,
Aralık 2012 ayı ödemeli Su faturasında “Su Birim Fiyatı” hanesinde 3,39 TL gibi rakkamlar
gördüm.Merak ettiğim konu ise “İSKİ” vatandaşa haber vermeden Su tüketim bedeline zam
mı yapıyor,yoksa benmi yanılıyorum.
Tarafıma veya gazetenizde bu konu ile ilgili bir iki satır yazarsanız çok sevinirim.

BÖCEK PALAVRASI
Emin Bey,
Bu yazıyı az önce Metehan Demir’e gönderdik. Sizin yazıyı okumadan önce.
Sevgiler, saygılar
Metehan Bey,
1950’den bu yana evimize Hürriyet giriyor.
Yalçın Bayer ile ailecek 30 yıldır görüşüyoruz. Metehan demir’i de Hürriyet’e girdiğinden bu yana özel haberlerinde takdirle takip ediyoruz.
Muharrem Sarıkaya (Hürriyet Ankara eski temsilcisi) 1984’te Burdur’da asker arkadaşım.
Araştırmacı yazar ve doğuştan gazeteciyim. 1974 ÜSS’nda AÜ SBF BYYO’na puan tutturdum ama teknik lise birincisi olduğum
için Hacettepe’ye sınavsız girdim ve Elektrik-Elektronik Bölümü kurucularındanım ve ilk mezunlarından.
Aynı zamanda araştırmacı yazarım.
Aylardır Başbakanlık çevresinde (ofisi, arabası, evi vs) böcek haberi yapıyorsunuz.
Hiç birisine inanmıyoruz.
Tabii ki haberin kaynağı gazeteciler değil ama onlara bilgi verenler.
Böyle bir şey olması mümkün değil.
200 kişilik bir ordu ile korunan birinin evine, odasına,arabasına vs hiç kimse böcek falan koyamaz.
Eğer gerçekten bu kadar sıkı korunan birinin çevresine dahi böcek koyup dinliyorlarsa, bu ülke için denecek bir şey kalmamış demektir.
Ama bu bir gerçekse, bunun da tek sorumlusu AKP ve RTE’dır.
Bunlar kamuoyu oluşturmak maksadıyla yapılan palavra haberler.
Gündemi değiştirmek amaçlı.
Ama Baykal ve MHP olayında olduğu gibi bir kısım insanları takip edip dinleyen, günü geldiğinde bunları piyasaya veren cemaatçi bir yapılanmanın Emniyet ve MİT’te bulunduğunu biliyoruz.
Bilgi yayınları “Cümbür Cemaat” kitabında bu olayların içinde bir gazeteci anlatıyor.
Zaten biliyoruz 12 yıldır bu olayların sürdürüldüğünü.
ABD-CIA destekli bir oluşum var, bunları biliyoruz.
ABD, Lozan’da imza atmamış yani yeni Türkiye Cumhuriyeti’ni halen tanımamış bir devlettir ve hedefleri mutlaka bu ülkeyi parçalamaktır.
Türk Halkı’nın bu oyuna gelmemesi gerekir.
Türkiye’nin gidişinin iyi olmadığını biliyoruz. Görüyoruz.
Sevgiler, saygılar.
Semih Kalkanoğlu

Sayin Çölasan,

18.Aralik.2012 tarihli Sözcü gazetesindeki ”Menderese itibari iade edilecekmis” baslikli yazinizi seyahatte oldugum için yeni okudum,gecikmeli olarak tesekkür ederim.Esasen itibarin iade edildigini hepimiz biliyoruz.Bunun için yeniden yargilama yapip beraat karari çikarmanin kime ne yarari olacak?

O dönemde agabeyim CHP milletvekili oldugundan çektikleri sikintilari yakinen biliyoruz.Tahkikat komisyonu sayesinde Anayasayi ihlal ederek kendisini mahkemenin yerine koyan hükümetin ve iktidar milletvekillerinin muhalefet milletvekillerini TBMM’den atacak kadar ileri gittiklerini ve muhalefet milletvekillerinin can güvenliginden dahi endise ettiklerini biliyoruz.Agabeyim Ankaraya giderken cepheye gidiyormuscasina esiyle vedalastigini söylemisti.

Ya ,Vatan cephesi ve vatansizlar cephesi diye ülkeyi bölme girisimine ne demeli ?…

selam ve saygilar
Erdogan Durakbasa

Öncelikle saygılar.kolay gelsin emin abi yazılarınızı severek okuyorum.tarafsız haberciliğiniz ve dik duruşunuz için size minnattarım.ben bektaş boz isimli bir vatandaşım.Basında asgari icretliden vergi alınmayacağı.ve kesintinim çalışana verileceği söylendi yazıldı ve çizildi.peki neden üstüne gidilmedi.Şunu asla unutmayalım.ÇALIŞANLARA İYİ GÖRÜNMEK ÇALIŞANIN YANINDA OLMAK İÇİN BÖYLE BİR YAZI ATILDI ORTAYA.SAYIN başbakan hep derdi işçinim yanında olaçağım hani nerde kaldı.bıraksın yalan konuşmayı.EMİN ABİ burası önemli ben özel bir şirkette çalışıyorum asgari ücretle şirket sağlam yeri yıkıp birdaha yapıyor.araçları satıp yeniliyorlar.maksat devlete vergi vermemek.varmı böyle birşey yazıklar asgari üçretliden vergi alınıyor.zenginden malesef.yahu adamın parası var.saglam yeri yıkıp (inşaatı)yeniden birdaha yapıyor.asgari üçretliden vergi al zenginden alma sanki asgari ücretli 2milyar maaş alıyormuş gibi.BU DÜZENİ KURANLARA YAZIKLAR OLSUN TEKRAR TEKRAR ABİ BU KONUYU GAZETENDE DİLE GETİRİRSEN İNAN ÇOK MEMNUN OLURUM.ALALH IM SENİ ZALİMLERİN KARŞISINDA DİK DURMANI HAKLILARIN HAKKINI SAVUNMAN İÇİN KORUSUN KOLLASIN.UNUTULMAMAK DİLEĞİYLE HERŞEY GÖNLÜNCE OLSUN.
Bektaş BOZ

PKK nın kaçırdığı bu vatanın gariban evlatları yıllardan beri kayıp.Muhalefet ilgisiz.Hükümet’ten ses seda yok.Bahçeli kayıp.Kılıçdaroğlu unuttu.Aileler permeperişan.Vatandaş şaşkın.Bunlara kim sahip çıkacak.Halkımızda malesef duyarsız.

Sayın,Emin Çölaşan
Bu Gün(26/12/2012 Çarşamba ) Hürriyet Gazetesinin Spor Haberlerinde
Başta Beşiktaş Olmak üzere,Galatasaray,Fenerbahçe, Trabzon Spor vb gibi
İsmi Büyük Futbol Takımlarının,Son Numarasını Okudum.
İflas Ettik, Öldük Bittik, Feryatları ile Devlete Ödemedikleri Vergi ve SSK prim borçlarını
Devlete Affettirmek İstiyorlar.
Beş Para Etmez Yabancı ve Yerli Futbolculara bol Keseden Verdikleri paralar sonucu
Borç Batağına dönen Bilanço Borçlarını Devlete Ödetmek için
Devlet Bankalarından Uzun Vadeli ,Faizsiz Kredi Talep ediyorlar.
Yani Açıkçası Fakir ,Fukara ve Yetimlerin Hakkını Yemek İstiyorlar,
Sizin, Yılmaz Bir Sosyal Demokrat İnsan Olduğunuza İnanıyorum
Lütfen Bu Konuyu Gündeme Getirin, Hırstan Gözü Dönmüş Bu İnsanların
Devletin, Milletin Parasını Yağma Etmesine Fırsat vermeyin..

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ofisinde dinleme cihazı bulunmasıyla ilgili, “Bunu (derin devleti) tamamen sildik, bitirdik, yok ettik böyle bir iddianın içinde bulunmam mümkün değil. Çünkü dünyada hiçbir ülkenin, devletin, derin devleti kendi bünyesinde bitirdiğine, temizlediğine, bir siyasetçi olarak ben inanmıyorum” dedi.
Ama Türkiye’de bitti; Devletin kendisi derin devlet oldu.
Bence derin devlet taktiği, dinlenmenin mazur gösterilmesi, gündem değiştirilmesi vs.
Başbakanın dinlenmesi olası değil. Dinlendiğine kaç kişi inanmıştır?
yılmaz dağdeviren

Son üniversite olaylarında özellikle basınımızın değerli yazarları şaşırmış görünüyor.
Nedenini açıkçası anlayamadım.
Kıyamet inancı hepimizde olduğuna göre zaten işlerin iyiye gideceğine inanmak;
inanç ve akıl ile açıklanamaz.
İşler kötüye giderken, mutlaka herşeyde tekerrür eder.
Bunlar daha iyi günlerimiz; şükretmek lazım.
işte size 200 yıl öncesinden mesaj:
Keçecizade İzzet Molla (1785-1829) şöyle demiş;
“Meşhurdur ki fisk ile olmaz cihan harap
Eyler anı müdahane-i âliman harap”
Türkçesi:
“Herkesçe bilinmektedir ki, doğru yoldan ayrılmakla dünya yıkılmaz.
Onu asıl yıkan, bilim adamlarının dalkavukluğudur.”
sevgi ve saygılarımla
Hulagu KAPTAN, MD

HAMDOLSUN
Yedik içtik hamdolsun,karnımızı doyurduk
Ayırmadık inanın,bir birimizi kayırdık
Boşa akmasın dedik,bir tek göle çevirdik
Doldurduk hangarları boş kalmadı hamdolsun

Koymadık biz açıkta,dayı emmi kız yeğen
Sunduk devlet katında istediğini beğen
Hala konuşuyor bak hey gidi ayran geven
Odun, kömür, makarna yağlar verdik hamdolsun

Deniz feneri ile aydınlattık ülkeyi
Koymadık bir tek taşın, sattık gitti ülkeyi
Bir ileri üç geri, ilerlettik ülkeyi
Kayıp trilyonları biz hallettik hamdolsun

Dilediğimiz yerde, kurduk biz mahkemeler
Görev yapsınlar diye atadık da hakimler
Baktık ki yanlış karar,gösterdik başka yerler
El pençe divan durur yargı bize hamdolsun

Ben biçare yazanım kemik yoktur dilimde
Koyun olduk güdüldük dil bilmezler elinde
Hiçbir zaman çıkmadı kelepçeler kolumda
Arsız yüzsüz çobana kaval olduk hamdolsun
V.A.Ç.

Yeni yıl zamlarla başladı; Önce oto lâstiğine zam geldi, sonra yakılmayan oto lâstikleri başbakanın tesbitiyle yakıldı, atılmayan molotof kokteylleri atıldı, dişe dokunduğu için yenilemeyen demir leblebiler sapanlarla atıldı… Yani önce yalanlara zam yapıldı, arkasından üniversite bursları ve yemek yardımları zamlandı, ulûfeler artırıldı…Adeta Padişahım Çok Yaşa !!! denilmesi beklenirken molotof kokteyli ve deir leblebi atılmasına karşılık bursları arttırılan öğrencilere,bize taş atana biz ekmek atarız demeye getirildi…Parasız eğitim isteyen öğrenciler hapislerde yatarken burslara yapılan zamlar akla bu ne perhiz ne lahana turşusu sözünü getirdi…Kimse yanılmasın, bu taktikler AKP nin bir oyunudur, önce %3.5 + %3.5 ücretlere zam yapılır hemen akabinde tüketim mallarına %20-25, vergilere % 8-10 yapılan zamlarla fazlasıyla geri alınır. Öğrenciye yapılan da sus payı ve gaz almaktan başka bir şey değildir, verilen ne olursa olsun fazlasıyla geri alınacağından kimsenin şüphesi olmasın…Sadaka karşılığı verilen oyların
akıbeti gibi…Urcay Aslay

Sayın Çölaşan : 28 Aralık 2012, saat 23.30 sıralarında kanalları gezerken ÜLKE TV' de Meksika Sınırı diye bir programa rastladım, rastlamaz olaydım, kanım dondu. Ekranda kocaman harflerle “SABİHA GÖKÇEN : BİR KATİLİN ANATOMİSİ “yazıyordu. Neler neler anlattılar rahmetlinin ardından. Bunlar dinci ama, bir kere kendilerinde din iman yok. Öfkemden ve utancımdan çıldıracağım. Birinin adı Mehmet Çelik olmak üzere üç kişiydiler programda, iyiki başını kaçırmışım. Ama benzer çok sayıda kanal ve bu kanallarda benzer tipler var, bunlar nerden nasıl besleniyor aklımız almıyor.
Sayın Çölaşan, sizden ayrıca bir dileğim olacak: Devir, Atatürk ve Cumhuriyeti karalama, küçümseme, aynı zamanda Seyit Rıza, Şeyh Sait başta olmak üzere hainleri aklama devri. Sırada Çerkes Ethem olabilir, ondan sonra da Anzavur. Ne yazık ki, suç biraz da bizde, gerçek kahramanlarımıza gereken değeri vermiyoruz, hakettikleri yere oturtmuyoruz,onların sayesinde bugünleri yaşadığımızın bilincinde değiliz. Varsa yoksa futbol, biraz magazin, biraz şarkı, türkü, bir iki dizi, sonra mışıl mışıl uyuyoruz. Büyük Kuva-i Milliyeci, Akbaş kahramanı, Köprülü Kaymakam Hamdi Bey için ölüm yıldönümü olan Şubat ( 1920 ) ayında sayfanızı bir gün ona ayırmanızı dileyeceğim. Hayatı pahasına silah deposunu basıp, binlerce tüfek, çok miktarda cephane ve mühimmata el konuyor, çünkü bunlar aslında Türk ordusunun evvelce toplanmış silah ve cephanesi. ( Bildiğim kadarıyla beşbin piyade tüfeği var, bu miktar silah o gün itibarıyla milli kuvvetler için çok ama çok büyük miktar ). Ne yazık ki, bu silah ve cephane, Anzavur saldırısı nedeniyle milli kuvvetlere ulaşamıyor. İsyancıları eline geçmesin diye depolandığı Yenice camisinde yakılıyor. Hamdi Bey ise isyancıların eline geçiyor ve feci şekilde, ata bağlanıp sürüklenerek şehit ediliyor. ( Bu sahneyi o zamanlar 7-8 yaşında olan dedem bizzat görmüştür. ) Saygılarımla. Necdet Öztürk.

Sayın Emin Çölaşan;
şu anda ÜlkeTv adında bir televizyon kanalında Meksikasiniri isimli Programın alt yazısını gördüm ve tüylerim diken diken oldu.
“Sabiha Gökçen:Bir Katilin Anatomisi” İnanabiliyor musunuz Sayın Çölaşan, Nasıl bir cesaret alıyor bu insanlar, nasıl elleri gidebiliyor bunu yazarken,aklım almıyor…
Bir saniye bile izlemeye tahammül edemedim.Daha fazla yazacak bir şey bulamıyorum inanın ve size havale ediyorum.Saygılar.
evrim arslan

İstanbul merkezli bir holding bankası genel müdürü, bankaların müşterilerden aldığı masrafları savunuyor.Bankasının başarılarından ve kârlarından söz ediyor. Ettikleri kârın %21’i, dosya masrafı,hesap işletim ücreti,atm nin verdiği makbuzun parası gibi kalemlerden oluşuyormuş!..Müdür,Avrupa ve Amerika’dan örnekler vererek oralarda benzer ücretlerin çok daha fazla olduğunu ifade ediyor!Gerçek bankacılık bu mudur,biz mi yanlış biliyoruz.Tahsil yıllarımızda, bankaların para alıp sattığı ve sadece bundan kâr ettiği öğretilmişti.”Banka müdürünün” iddia ettiği gibi bir kalem yoktu.
Bilinen o ki,’gerçek ekonomilerde’ bankalar, üretenleri finanse eder ve hizmet karşılığı kazanırlar.Daha sonra yatırım yapar, şube sayısı filan artırırlar.Parayı satamamak gibi bir şey kimsenin aklına gelmez,müşteri kaz gibi görülmez. Anlıyoruz ki,şimdilerde “Sanal ekonomiler” , paradan para kazanmak konusunda sektörü zorluyor.Mudiler paralarını emanet ettikleri için kaz gibi yolunuyorlar! Sonrasında müdürler, sözde haklı kazanç öyküleri yazıyorlar!.. Resmen kandırmaktır, havadan gelen parayı meşrulaştırmaktır bu.Yatırım yapıyoruz istihdam yaratıyoruz gibi masum nedenleri yemezler,adama, ‘adam gibi kredi sat üreten ekonominin lokomotifi ol’ derler.
Metin Altay

İyi günler Emin Bey, ben Müge Efe. Kastamonu’da aile hekimi olarak görev yapıyorum. İzmir askeri casusluk davasında tutuklu bulunan Albay Hasan Kızılaslan’ın yeğeniyim. Aslına bakarsanız duygularım çok yoğun, anlatmaya nereden nasıl başlayacağımı bilemiyorum, bir hatam olursa kusura bakmayın.
Öncelikle böyle bir dava dolayısıyla tutuklu yargılanan kişiyi biraz tanımanızı istiyorum. Dayım Hasan Kızılaslan Kuleli Askeri Lisesi’nden mezun olduktan sonra Harp Akademisi’ne devam etti. Daha sonra yıllarca Türk Silahlı Kuvvetleri subayı olarak Güneydoğu’da PKK ile çatıştı. O zamanlar ben ilkokuldaydım (90’lı yıllar- malum PKK ile çatışmaların en yoğun olduğu dönem), ama o kadar net hatırlıyorum ki; dayım bize telefon edip “operasyona gidiyoruz ne zaman dönerim bilmiyorum” dediği anda eve bir sessizlik çökerdi, anneannem dualar ederek sabırla beklerdi bir sonraki telefonunu. Doğu hizmeti bitip Ankara’ya döndüğü vakit psikolojisi allak bullak bir adam vardı karşımızda; çünkü silah arkadaşları, askerleri can vermişti kollarında.. Derken Ankara’ya geldi, Harp okulunda görevine devam etti. Evlendi, eşi İzmir’de öğretim üyesi olduğu için İzmir’e tayin istedi, TSK sağolsun bugün sahip çıktığı gibi o zaman da yapacağını yaptı ve “2. doğu hizmeti” adı altında dayımı tekrar Doğu’ya (Van-Muş) gönderdi!!! Tam İzmir’e tayin oluyor derken bu sefer de Çanakkale’ye atadılar, sizin anlayacağınız dayım ve yengem evlendikten tam 10 yıl sonra ancak tek çatı altında toplanabildiler. Bu süreçte biz TSK’ya kızarken eşiyle mağdur olmalarına rağmen inanır mısınız onun ağzından tek bir olumsuz kelime duymadık kurumuyla ilgili.. İzmir’ e Ege Ordu- Genel Sekreterliği’ne atandıktan sonra yapmak istediği akademik çalışmaları hızlandırdı, üniversitede tarih okumuştu, master yaptı, tezini yazıyordu. Taa ki bu olaylar olana kadar…
Temmuz ayının 3. günü sabah iş yerine gelen polis ekipleri dayımı alıp birlikte evine gitmişler, arama yapılmış, sonrası malum… (Arama sırasında yaşadıkları travma ayrı bir konu, sonradan öğrendiğimize göre dayımın evindeki arama son derece nazikmiş!!!) Aldığımız haberle birlikte hemen dayıma avukat tayin ettik, İzmir’e gittik,
ilk sorgularının ardından serbest bırakılmasını beklerken; avukatı öyle öngörmüştü; tutuklu yargılanmasına karar verildi. Dava ile ilgili avukattan aldığımız bilgiler şöyle; Bodrum Marina’daki bir iş adamı ve bu kişinin yanında güvenlik koruması olarak çalışan ordudan emekli(dayımın devre arkadaşı) başka bir şahıs çete kurmak suretiyle ve fuhuş yoluyla ordunun gizli bilgilerini sızdırmakla suçlanıyor!!! 2009 mayıs ayındaki ilk dalgada medyada ismi geçen şahıslar ve birkaç kişi daha tutuklanıyor. Sonrasında iş adamının evinde bulunan bilgisayar inceleniyor ve orada pandora isminde bir dosyada ağaç dalları şeklinde birbirine bağlı kişi isimlerine açılmış dosyalar bulunuyor. Burada şu an tutuklu bulunan subaylardan birçoğunun ismi varmış ve her bir dosyada o şahısla ilgili kişisel bilgiler, nerede çalıştığı ve neler yaptığı- yapacağı konusunda bir kısmı doğru büyük bir kısmı yanlış bilgiler varmış. Örnek verecek olursam; Hasan Kızılaslan- Ege Ordu Genel Sekreterlikte çalışıyor, bize birtakım verileri bulabilir şeklinde ifadeler yer alıyormuş. Dayımın tutuklu yargılanmasına sebep olan nedeni savcı hiç açıklamadı, sadece her ay düzenli olarak tahliye taleplerimizi reddediyor. En sonunda bu hafta başında iddianame bitti, mahkeme gününü bekliyoruz şu anda.
Bu sabah Habertürk’ün internet sitesinde davayla ilgili çok ayrıntılı bilgiler halka açıklandı, sonrasında hemen geri çektiler; sanırım henüz hakimin bile eline yeni gelmiş olan bir dosyanın medyada duyurulmasının uygun olmayacağını düşündüler. Asıl soru şu bence; davayla ilgili bu kadar bilgi iddianame henüz hazırlanmışken basına nasıl ve ne şekilde sızdı? bunu yapanların amacı ne?.. Sanırım hepimiz biliyoruz Emin Bey.
Benim içime sindiremediğim yıllarca vatanı için canını hiçe sayarak dağlarda PKK ile çatışmış insanların bugün vatan haini gibi gösterilerek uydurma senaryolara dahil edilmeleri.. Görüşlerde yaptığımız konuşmalardan bir defa daha anladım; tutuklu bulunan subayların her biri birer altın, kendileri de aileleri de o kadar kıymetli insanlar ki, bu ülke için o kadar emek harcamışlar ki.. Bunların hiçbirini hak etmiyorlar…
Bu maili size göndermemdeki amacım sesimizi duyurmak, insanlara hiçbir şeyin
aslında gösterildiği gibi olmadığını ve buna “dur!!!” denmezse çocuklarımıza bırakacak bir vatanımızın olmayacağını haykırmak…
Sizden ricam; bu konuyu tekrar köşenize taşımanız..
Müge Efe

SAYIN ÇÖLAŞAN ,SAĞLIK SİSTEMİNDE GÖREV YAPAN BİR DOKTORUM.HASTA-HEKİM İLİŞKİSİDE BU DÖNEMDE ÇOK YARA ALDI.HASTALARIN BAZILARI SÖZLÜ-FİZİKSEL SALDIRI,HAKARETDE SINIR TANIMAZ HALE GELDİ.20 SENELİK DOKTORUM.HİÇ BU ZAMANDAKİ KADAR,SÖZLÜ SALDIRIYA MARUZ KALMAMIŞTIM.SAĞLIK BAKANLIĞIDA KURDUĞU 184 SABİM HATTIYLA,HİÇBİR ELEMEDEN GEÇİRMEDEN,ŞİKAYETLERİ DİKKATE ALIP,DOKTORLARDAN SAVUNMA İSTEMEKTEDİR.BUNUN YÜZÜNDEN İNTİHAR EDEN BİR MESLEKTAŞIMIZ BİLE OLDU.HASTANEDE BIÇAKLANIP ÖLDÜRÜLEN BİR MESLEKTAŞIMIZ VAR.BU OLAYLAR DAHA ÖNCELERİ PEK RASTLANMAZDI,SON DÖNEMLERDE DOKTORA SALDIRILAR ARTIŞ GÖSTERDİ.YAZILARINIZDA UMARIM BİR GÜN BU KONUYADA DEĞİNİRSİNİZ.ADIMIDA LÜTFEN YAZMAYIN.SEVGİ VE SAYGILARIMLA

Sayin Emin Cölasan,
Insan onur ve haysiyetini düsman sayip, ona hakaretler yagdiran; mazlumun cebini bosaltip ekmegini calan, bunu yapana göz yuman; haklinin hakkini bilerek elinden alan, masuma zulmü hak sayan, dolasir orta yerde sanki tek makbul insan, oysa odur aramizdaki en muhtesem seytan. Allahim, ben bu kadar aci karsisinda neden bu kadar bicareyim.

Sayın ÇÖLAŞAN,
SON GÜNLERDE BİR BÖCEK OLAYIDIR GİDİYOR. BAKANLARIN BAŞI (BAŞBAKAN) OLAN RTE NIN ODASINDA ÇIKAN BÖCEKLERDEN SÖZEDİYORUM. EVET İNANIYORUM ORDA BÖCEKLER ÇIKTI AMA ONLARIN İDDA ETTİĞİ GİBİ BİRİLERİ KOYMAMIŞTIR. ONLARI ORAYA BİR AKP LİNİN KOYDUĞUNA İNANIYORUM. HEMDE SIRADAN BİR AKPLİ DEĞİL SONRADAN ORTAYA ÇIKMASIN DİYE EN İYİ AKP Lİ ÖYLEKİ RECEP BEYİN EN GÜVENDİĞİ A TAKIMINA YÜKSELMİŞ BİRİ KOYMUŞTUR. HER ZAMANKİ GİBİ YİNE GÜNDEM DEĞİŞTİRMEK YİNE MAĞDURLARI OYNAMAKTIR DERTLERİ.
SAYGILARIMLA

Sayın Emin bey,ben 34 yasında MÜGSF iç mimarlık bolumu mezunu gençliğinden eser kalmamış bir Vatandaşım.

Sizin vasıtanız ile başbakana birkaç soru yöneltmek istiyorum; ( bu soruları kimse canlı yayında başbakana sormadı oysa o kadar isterdim ki bunların cevabını ağzından duymak) -Ekonominin iyiye gittiğini,dış borcun azaldığını,merkez bankası rezervinin arttığını vs…söylüyorsunuz! Tablo 10 numara di mi…!!!

Kardeşim! Sormazmı adam size;

-O zaman biz neden doğalgazı en kısık da Yakıp! Kıçımız donarak ayda minimum 150-200 TL ödüyoruz!!! (Çocuğu olanlar 200-400TL) 3 çocuk yapsak halimizi siz açıklayın!

-Evde sadece iki kişi yaşayarak. (karımda bende gündüzleri çalışıyoruz!) Elektrik faturasını ayda 60-80 TL olarak ödüyoruz!!!

-Arabama 50 TL benzin koyarak neden 100 km bile yol gidemiyorum! (Senin mercedesindeki benzin ışığının yerini bile bilmediğinden adım kadar eminim!) Haa… belki bunu okurken kadranın sağında diyerek bıyık altından sırıtıyosundur! Yakışır !!!

-Su faturasından,telefon KDV sinden,ve altını doldurabileceğim onca söyüşden bahsetmiyorum bile!

Bize laf değil icraat yap başbakan !

Sana ilk seciminde oy veren ellerim kırılsın emi!!!

Ben sadece şu an sen muhatabımız oldugundan sana söylüyorum sanma ki CHP-MHP vs. Senden farklı! Hepinizi Allah’a havale ediyorum! Umarım dünya gözüyle hepiniz bizim maruz kaldığımız seylerin kat ve katını yasamak zorunda kalırsınız!!!

Saygılar bizden,

saygısızlar sizden!