Verilen görevi yaptılar

 

 

Sevgili okuyucularım, adına Taraf denilen bir gazete vardı. AKP döneminde, kendisine
verilecek görevleri yerine getirmesi amacıyla
kurulmuştu.
Yaklaşık 40 bin adet satardı.
Reklam gelmez, ilan gelmez, nasıl çıktığı belli olmazdı. Nitekim bir süre sonra tıkandılar, maaş ödeyemez duruma geldiler.
Gazetenin misyonu AKP yandaşlığı
yapmaktı.
İçine doldurulan kimsenin tanımadığı bazı
tipler birdenbire köşe yazarı yapıldı. Bunlar
gazetecilik mesleğinin hiçbir ön elemesinden geçmemişti. Köşelere AKP paraşütü ile
indirildiler.
Bu ekip bir süre sonra iktidar
medyasında terfi ettirildi! Kendilerine hem başka gazetelerde köşe yazarlığı, hem de yandaş televizyon kanallarında program yapma ayrıcalığı sağlandı.
Taraf'tan ayrılsalar bile birileri bunların
elinden tutuyordu. Boşta kalmaları asla söz
konusu değildi.

* * * * *

Ancak bu gazeteye verilen görev çok daha büyük, çok daha önemliydi! Taraf'a, AKP'nin can düşmanı olarak gösterilen Türk Ordusu'nun çökmesini sağlayacak yayınlar yaptırılacaktı.
Gazete bir gün kocaman manşetle çıktı:
“Darbeci askerler Fatih Camii'ni
bombalayacak, kendi uçağımızı
düşürecekti!..”
Düzmece Balyoz darbe planı Taraf gazetesi tarafından ele geçirilmişti!
Bu yayın sonrasında Türk Ordusu'na gerçek Balyoz indirildi, yüzlerce komutan ve subay özel yetkili mahkemeler tarafından tutuklandı, ağır hapis cezalarına çarptırıldı.
Ancak gerçekler bir süre sonra ortaya çıkmaya başladı. Gazeteye servis edilen bilgi ve belgeler yalandı, düzmece idi.
Ancak Taraf, kendisine verilen görevi başarıyla (!) yerine getirmiş, AKP
iktidarına olan bağlılığını kanıtlamış,
yandaşlıktan 10 numara almıştı.
Bu düzmece haberler nedeniyle insanlar
intihar etti, insanlar içeri tıkıldı, aileler perişan oldu.
Gazete, kendisine bavullar ve çuvallarla getirilip servis edilen bu bilgilerin doğru olup olmadığını araştırma zahmetine
katlanmamış, olduğu gibi yayınlayıp AKP'ye hizmette kusur etmemişti.

* * * *

Bu yandaş gazete belli kesimlerin
elemanlarıyla doldurulmuştu.
İkinci Cumhuriyetçiler, liboşlar, sözde Marksistler, Kürtçüler ve Atatürk
düşmanları.
Bunların karargahı artık Taraf gazetesi
olmuştu.
İki gün önce nedendir bilinmez, aralarında hırgür çıktı. Ahmet Altan, Yasemin
Çongar, Neşe Düzel vesaire gazeteden istifa ettiler.
Şimdi tartışılıyor, bunlar gidince gazete
kapansın mı, yoksa kapanmasın mı!
Kapansa kaç yazar, kapanmasa kaç yazar.
Onlara AKP tarafından verilmiş bir
misyon vardı. Güzelce kullanıldılar,
görevlerini bitirdiler, masum insanların çanına ot tıkadılar…
Ve filmin sonu geldi.
Vicdanları acaba rahat mı, değil mi? Herhangi biriyle muhabbetim olmadığı için bilemiyorum.
Ancak hiçbirinin en ufak bir kuşkusu olmasın.
Şimdi istifa edenler, ya da gazete kapandığı takdirde işsiz kalacak olanlar hiç endişe etmesin.
AKP'nin yandaş gazeteleri ve patronları onları asla işsiz bırakmaz. (Bu sözlerim
gazetede ekmek parası için çalışan emekçileri ve muhabirleri elbette ki kapsamıyor.)
Sabah, Zaman, Akşam, Habertürk,
Hürriyet, Yeni Şafak, Akit, Star, Bugün, Radikal, Vatan, Milliyet…
Hepsinin kapıları onlara açık olacaktır.
Aynı durum NTV'den CNN-Türk'e,
Fethullahçılardan TRT'ye, tüm yandaş
televizyon kanalları için geçerlidir.
Evet, Taraf gazetesi misyonunu
tamamladı ve batan gemiden önce
kaptanlar firar etmeye başladı.
Ne bileyim, iktidar belki de Taraf'ın
suyunu sıktı, son kullanma tarihi geçen posasını çöp tenekesine attı.
Belki de hayatını kararttıkları masum insanların ah'ı tuttu.
Gözü kara yandaşlığın ve kullanılmanın sonu işte böyle oldu!
Aytun Çıray’ın önergesi
Sevgili okuyucularım, adına Telekom
denilen ve AKP tarafından özelleştirme
kapsamında yabancılara satılan kuruluş,
kendisine devredilen taşınmazları, arsa, arazi ve binaları birer birer satıyor. Hem de gazetelere verdiği çarşaf gibi “Sahibinden
satılık” ilanlarıyla.
Telekom'un devir sözleşmesi sonsuza kadar değil, 2026 yılında sona erecek. Telekom o tarihte, kuruluşu tüm taşınmazlarla birlikte devlete teslim etmek zorunda.
Devletin ve milletin malları yıllardır
satılıyor, Telekom'un içi boşaltılıyor. 2026 yılında devlete içi boşaltılmış bir kurumu teslim edecekler. Bunu burada kaç kez yazdım ve belgeledim. İlgili
makamlara sordum:
“Telekom bu satışları hangi yasaya, sözleşmenin hangi maddesine göre
yapıyor?..”
Bugüne kadar bir tek yanıt gelmedi.
Geçen hafta bu konuyu tekrar yazdım. Hemen ardından CHP İzmir Milletvekili Aytun Çıray'ın Meclis Başkanlığı'na verdiği soru
önergesi elime geçti. Önerge aynen şöyle:

* * * * *

“Aşağıdaki sorularımın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından yazılı olarak yanıtlanmasını rica ederim:
Türk Telekom iktidarınız tarafından özelleştirme adı altında Lübnan firması Oger'e devredilmiştir. Devir sözleşmesi 2026 yılında sona erecektir. Şimdi bu
şirket, kamunun malı olan taşınmazlarını, arazi, arsa ve binalarını Türkiye'nin dört bir yanında birer birer satmaktadır. Bu çerçevede:
1- Telekom bugüne kadar arazi, arsa ve bina olarak kaç adet taşınmaz satmıştır?
2- Satılan taşınmazlar hangileridir,
dökümü nedir?
3- Bu satışlardan toplam ne kadar gelir elde etmiştir?
4- Danıştay devir sözleşmesine bir hüküm koymuş, 2026 yılında sözleşme süresi bittiğinde TAŞINMAZLAR dahil her şeyin devlete aynen iadesini
öngörmüştür. Oger bu hükme itiraz etmiş, itiraz yargı kararıyla reddedilmiştir. Son olarak 23 kasım 2012 tarihli Zaman gazetesinde 15 taşınmazın daha satış ilanı yayınlanmıştır. Bu durumda söz konusu satışlar hangi yasanın, ya da
sözleşmenin hangi maddeleri uyarınca gerçekleşmektedir?
5- Bu konuda soruşturma açtırmayı
düşünüyor musunuz?”
Önerge aynen böyle.
Burada Aytun Çıray'dan rica ediyorum, Tayyip'in yanıtı geldiğinde -eğer gelirse (!)- bana iletsin, sizlere buradan duyurayım.

* * * * *

Türkiye'de bunlar oluyor, devletin ve milletin malı adeta açık pazarda satılıyor. O
taşınmazların tamamı geçmişte bizim
vergilerimizle alınmıştı.
Peki bu durumda muhalefet liderleri ne yapıyor?
Kemal Bey, neredesiniz?.. Devlet Bey, neredesiniz?
Şu konuyu, Telekom'un içinin nasıl boşaltıldığını önümüzdeki salı günü
yapılacak Grup toplantınızda gündeme getirip Tayyip'e, ya da Ulaştırma
Bakanı'na sorsanıza…
Bir sorun bakalım, ne diyeceklerini
duyalım!
İşte size altın tepsi içerisinde sunulan hem güzel, hem de somut bir malzeme. Gidin işin üzerine, bu soruların yanıtını isteyin.
İlle de Tayyip'in sözlerine yanıt
yetiştirmek, onunla laf ebeliğine girmek, her seferinde onun peşine takılmak
zorunda değilsiniz.
Zahmet olacak ama, gündemi biraz da siz belirleyin!

Loading...