YAŞ’ta yaşananlar

 

Sevgili okuyucularım, Yüksek
Askeri Şura (YAŞ) toplantısı Ankara'da yapıldı. Bu toplantılara askerlerden bütün orgeneraller, sivillerden ise Başbakan ve Milli Savunma Bakanı girer. Toplantıya Başbakan başkanlık eder.
Son toplantıda ilginç görüntüler vardı.
Örneğin topluca Anıtkabir ziyareti
yapıldı. Tayyip geçtiğimiz 10 Kasım günü ince bir ayak oyunuyla Anıtkabir'e gelmemişti. O sırada Uzakdoğu
gezisindeydi ama resmi programa göre 10 Kasım günü Anıtkabir'e gidecekti.
29 Ekim'de Anıtkabir!.. 10 Kasım'da yine Anıtkabir!..
Buna kendince bir çare buldu.
Eh yani, Tayyip'in bir sürü işi var. Ne de olsa “Dünya devi (!)” bir
ülkenin tek yöneticisi olmuş. İşini gücünü bırakıp her gün Anıtkabir'e mi taşınacak adamcağız!..
Sonunda çözümü üretti. Uzakdoğu gezisinde
rastladığı Brunei
Sultanı'ndan küçük bir
istirhamı oldu:
“Abi, beni bir
günlüğüne senin ülkene davet etsene!..”
Sultan bu isteğe elbette karşı çıkamazdı.
“Gel Tayyip” dedi, “Madem istiyorsun aile boyu gel!..”
Ve Tayyip böylece, bu ince manevra sayesinde 10 Kasım günü
Anıtkabir'de olup “Sap gibi durmaktan” kurtulmuş oldu.

* * * * *

Sonra sıra geldi YAŞ toplantısına! Bu kez protokol gereği yine Anıtkabir'e gidip “Sap gibi durması” gerekiyordu. Yine gitmese, sağ kolu olan Genelkurmay Başkanı Necdet Bey zor durumda kalabilirdi!
Adamının zorda kalmasını elbette
istemezdi!.. Ve gitti!
Ama bu kez Necdet Bey'e çok ince bir sürpriz hazırlamıştı!
Onu son model zırhlı Mercedes marka makam aracına buyur etti, böylece
Necdet Bey'i onurlandırmış oldu. Makam yerine kendisi çöktü, soluna da Necdet Bey'i oturttu.
Sonracığıma sıra, Bay Abdullah Gül'ün YAŞ üyelerine verdiği öğle
yemeğine geldi. Hep birlikte oturdular,
karınlarını doyurdular.
Sofra özel olarak hazırlanmış, Padişah 2. Mahmut'un sofra takımları özel
olarak getirtilmişti.
Tabakların üzerinde padişahın tuğrası ile yeniçeri figürleri vardı.
Çatal bıçak takımı altındı! Hep birlikte sofraya oturdular.
Bay Abdullah Gül ve rakibi Tayyip, hepinizin bildiği gibi (!) analarından saray sofralarında doğmuştu. Hayatları
boyunca büyük saltanat sürmüşlerdi… Ve aynı saltanatı şimdi de ister istemez
sürdürmek zorunda idiler.

* * * * *

Yemekte şunlar vardı:
Zeytinyağlı kuru dolma tabağı, deniz ürünleri tabağı, ıspanaklı
ravyoli, tencere kebabı, avokado
salatası, cevizli saray tatlısı.
Onların yemek listesinde elbette ki fakir fukaraya beleş dağıtıp karşılığında oy
istedikleri nohut, makarna olacak değildi.
Ya da lahmacun, kuru üstü pilav ikram edilecek değildi.
Afiyetle yediler!..

* * * * *

Bu olayları izlerken, belleğim beni
birdenbire birkaç yıl öncesine götürdü. O günlerde Genelkurmay Başkanlığı
makamında Hilmi Özkök otururdu ve Tayyip'in en has adamlarından biriydi. Aralarından su sızmazdı.
Tayyip ona “Hocam” diye hitap ederdi.
Hilmi Hoca kendisinin öğretmeni
olmadığına göre, hocalığı herhalde din anlamında olsa gerek.
Çanakkale törenlerinde onu da makam aracına davet etmişti:
“Hocam buyurun, beraber
gidelim!..”
Böylece Necdet Bey, Hilmi
Hocamızdan sonra makam aracına davet edip onurlandırdığı ikinci
Genelkurmay Başkanı oldu!

* * * * *

YAŞ toplantısı iki eksikle yapıldı. YAŞ üyesi olan iki orgeneral ne yazık ki
toplantıda bulunamadı!
İlki Orgeneral Bilgin Balanlı.
Balyoz davasından tutuklu.
İkincisi ise Orgeneral Nusret
Taşdeler. Ergenekon silahlı terör
örgütü davasından birkaç gün önce tutuklandı. Halen hastanede tedavi görüyor.
Birinin darbeci (!), ötekinin terörist (!) olduğu, yücelerin yücesi tarafsız
yargımız tarafından karara bağlandı.
Orgeneral Necdet Bey, bu iki
komutanın önünde geçmişte esas duruşta beklerdi. YAŞ üyesi iki silah arkadaşının tutukluluk nedeniyle YAŞ toplantısında olmayışı acaba kendisini biraz düşündürdü mü?
Toplantıda acaba o iki komutanı için birkaç cümle söyleyip hiç
değilse üzüntüsünü -eğer üzüldüyse- dile getirdi mi?
Neyse, bir YAŞ toplantısı işte böyle geçti!
Darısı bundan sonrakilerin başına.

Milletin “örnek” (!) vekili
Adı Hakan Şükür olan bir AKP
milletvekili var. Bu şahıs eski futbolcu. Tayyip'in ve özellikle de Fethullah'ın en yakınlarından biri.
Başı açık olan karısını son günlerde örttü, resimleri medyaya servis edildi.
Futbolcu iken de Fethullahçı
olarak bilinirdi.
Tayyip, son seçimde bu şahsı AKP'den İstanbul milletvekili seçtirdi. Fakat gelin görün ki, Meclis çatısı
altında kürsüye sadece bir kez, o da
milletvekili yemini okurken çıktı.
Günahını almak istemem, belki bir
kez daha çıkmış olabilir!
Bu yazıyı yazmadan önce Meclis muhabiri arkadaşlara sordum, onu kürsüde gören yok!
Peki ne yapar bu şahıs? Milletin vekili kimliği ile -futbol dışında- nelerle
ilgilenir, hangi ülke sorunuyla ilgili ne
düşünür?
Onu her cumartesi ve pazar
gecesi Maraton isimli programda
izleyebilirsiniz! Futbol konuşur,
hakemleri ve futbolcuları eleştirir, kritik pozisyonlarda ofsayt veya faul olup olmadığını belirler.
Meclis hafta sonları çalışıyorsa, bilin ki futbolcu Hakan orada yoktur,
İstanbul'da spor programında boy
göstermektedir…
Ya da İtalya gezisindedir, İspanya
turundadır.
Bunları defalarca yazdık, eleştirdik,
dikkat çektik ama ne kendisi, ne de AKP'nin herhangi bir yetkilisi umursadı!..
Üstelik futbol yorumculuğunu
ücretsiz, hobi olarak yapmıyor.
Maraton programından bazılarına göre ayda 130, bazılarına göre yılda 700 bin Törkiş lira para
kazanıyor. Milletvekili olmasa,
isterse 10 milyon kazanır ve
kimsenin sorup eleştirme hakkı olmaz.
Aldığı parayı açıklaması defalarca istendi, gizliymiş!.. Kanalla yaptığı anlaşma uyarınca açıklaması
mümkün değilmiş!..
* * * * *

Şimdi dört parti uzlaştı, Meclis'e yeni bir yasa tasarısı geliyor. Buna göre
milletvekilleri bundan sonra (Meclis
çalışmaları dışında) kamu veya özel
sektörde sürekli çalışıp maaşları dışında ek gelir elde edemeyecek.
Bu yasa -eğer çıkarsa- hiç kuşkunuz
olmasın, öncelikle futbolcu Hakan Şükür için çıkmış olacak.
Bu arkadaşı defalarca uyardık,
yaptığının ahlak kurallarıyla
bağdaşmadığını söyledik.
Duymazdan geldi, üzerine
alınmadı, işi pişkinliğe vurdu ve hiç umursamadı.
Eh yani, Maraton programından her ay kazandığı o korkunç
paraların yanında milletvekilliğinin onuru elbette solda sıfır kalırdı.
Bu yasanın bir an önce çıkarılmasını
yürekten destekliyorum.
Çıktığı takdirde, öncelikle Hakan Şükür'e iyi bir ders olacaktır… Çünkü bu dersi çoktaaan hak etti.

Loading...