877 kilometrelik PKK sınırı!..

Bu iktidarın böbürlenip şişinmesi, “Her şey bizden sorulur” havası, her çorbaya maydanoz olma merakı Türkiye'yi “alay edilir ülke” haline getirdi!..
Şu Suriye meselesinde içine düştüğümüz acizliğe bakınız!..
Yüksek perdeden atıp tutmalar, kof kabadayılıklar ve sonunda yelkenlerin suya inmesi!..
Türkiye'de demokrasinin “d”si bile yok, Suriye'ye demokrasi götüreceğiz!..
Esad gidecek, Suriye demokratikleşecek!..
Kargalar bile bilmem nereleriyle gülüyordu!..
Sonunda olanlar oldu, Türkiye, içinde PKK'nın yer aldığı 877 kilometrelik bir Kürt hattıyla karşılaştı!..
                                                                          ***
Olay ABD ile Rusya arasında gelişiyor…
Türkiye bu filmde sadece figüran!..
Tayyip Bey
bunun böyle olduğunu bilmiyor mu?..
Ya stratejik derinliklere dalıp o deriliklerde kaybolan Hariciye Nazırı Ahmet?..
Bilmez olurlar mı, bal gibi biliyorlar ama içeriye karşı başrol oyuncusu havalarına yatıyorlar!..
***
Tayyip Bey önceki akşam Ankara'daki Büyükelçilere iftar yemeği verdi ve çıktı bir konuşma yaptı…
Orada bile bağırarak konuşuyor!..
Mitingde misin muhterem?..
Seçmenlere gaz mı veriyorsun?..
Hepsi yaşlı başlı insanlar!..
Bağırmasan derdini anlatamayacak mısın?..
Ya da bağırınca sana daha mı çok hak verecekler sanıyorsun?..
Suriye'ye misliyle cevap vereceklermiş!..
Bu lafı uçağımız düşürüldüğünden bu yana duyuyoruz, ortada bir şey yok!..
Büyükelçiler de içlerinden gülmüşlerdir!..
Bağırarak konuşması da adamları iftara gelip geldiklerine pişman etmiştir…
Herhalde yemekten sonra birbirlerine, “Nereden geldik buraya, yemek mi yedik, dayak mı” demişlerdir…
***
Türkiye gerçekten büyük devlet!..
Fakat bu iktidar yüzünden yalama oldu!..
Sürekli bağırıp çağıran, tehdit eden, sonra da ortadan kaybolan mahalle kabadayılarına döndük!..
Büyük devlet bir söz söyledi mi arkasını getirir; az konuşur lafını dinletir…
Böyle her gün lak lak lak konuşup, sonra da tokat yemez!..
Ama bu iktidarın “böyyük devlet vizyonu” bu!..
Bol bol konuşup dayak yemek!..
***
Peki bu kadar konuştular da netice ne?..
Sınır şeridimizde “Diktatör Esad” gitti, “Demokratik PKK” (!) geldi!..
Tam karşımıza PKK bayrağı denilen paçavralar asıldı!..
Tayyip Bey MİT Müsteşarı Hakan'la konuştuğunda “Kardeşim bunun böyle olacağını öngörmediniz mi, sizin hiç mi istihbaratınız yok?” diye sordu mu?..
Veya Hariciye Nazırı Ahmet'e “Kardeşim senin stratejik derinliğin bu mu?” dedi mi?..
Barzani kendi açıklıyor:
“Suriyeli Kürtlere (yani PKK'lılara) Erbil'de sürekli eğitim veriyoruz.”
Ve bunların binlercesi Suriye'ye giriyor!..
Bizimkiler ise yaz gelmiş hala kış uykusunda!..
***
Sevgili okurlar, vahim bir tablo ile karşı karşıyayız!..
Türkiye'nin dış politikası göz göre göre duvara tosladı!..
Bile bile lades!..
Bir tek Kandil vardı, şimdi karşımıza 10-15 tane daha Kandil geliyor!..
Tayyip Bey ile Hariciye Nazırı Ahmet oturup ayıklasınlar pirincin taşını!..
Figüran olmanın bedelidir bu ve bu bedeli ne yazık ki milletçe ödeyeceğiz!..

 

Duble yollar rezaleti!..

Bunlar iktidara geldiklerinden beri bir duble yollar edebiyatı yapıp durdular!..

“15 bin kilometre duble yol yapacağız.”

“Cumhuriyet tarihinde yapılmamışı biz yaparız.”
Aferin, yapın bakalım!..
Yaptılar ve o yollar köstebek yuvasına döndü!..
Duble yollara harcadıkları para kadar, bu yolların tamirine gitti ve halen de gidiyor!..
Çünkü bu yollar aceleye getirilmiş sathi kaplama yollardı!..
Yani stabilize yola mıcır serip üzerine zift dökülerek yapılan, araçlar üzerinde gidip geldikçe asfalt benzeri haline gelen bir kaplamaydı…
Şimdi Türkiye bu duble yollar rezaletini yaşıyor!..
Bu rezaletin çilesini halk çekiyor ve ölümlü kazalar eksik olmuyor!..
İktidar da bu yollarla hala övünüp duruyor, bizi salak yerine koyuyor!..

 

Loading...