Karavana!

 

YENİ kavramlar uydurdular. Doğu derinliği. Ortadoğu liderliği. İleri demokrasi.
Darbecilerden temizlenmiş derin yapı.
Bağımsız yargı. Birlik ve Kardeşlik açılımı.
Tarafsız polis. Hedefine kilitlenmiş projeler.
Partisiz hukuk. Adil düzen. Hepsi karavana çıkıyor. Kırklareli'nin Demirköy İlçesi'nden 2 ağabey-kardeş; İzzet Oğuz ile İbrahim Oğuz, anadan-babadan Boşnak kökenli vatandaşlar.
Birikimlerini birleştirdiler Demirköy'e 1999 yılında 2 milyon Euro yatırım yaptılar.
70 kişi çalıştıran işletme kurdular.
Çiftliklerinde besledikleri süt ineklerinden elde ettikleri ürünü (günde 15 ton süt) mandırada en ileri teknoloji ve İSO 2000 ve HCCP kaliteli belgeli işleyip peynir yapıyor.
Piyasaya satıyorlardı.
Dolandırıldılar.

* * *

Peynirlerini toptan sattıkları insanların “dolandırıcı çetesi”ne dönüştüğünü 600 bin dolarlık çek karşılıksız çıkınca anladılar.
Polise gittiler.
Adalete başvurdular.
Tüm hukuki yolları denediler.
Sonuç alamadılar.
Verilen çekler çalıntı, senetler hayali kişilere aitti. Polis ve adalet bu şebekeyi bulup çıkartamıyordu.
İflas ettiler. Mandıra kapandı.
70 çalışan işsiz kaldı. 200 cins süt ineği, 15 manda, 300 koyundan oluşan çiftlik kaderine terk edildi.
Kardeşlerden biri ruh sağlığını yitirdi.
Psikiyatrik tedavi gördü.
İki kardeş durumlarını Başbakan'a yazdılar. Cumhurbaşkanı'na duyurdular.
İlgilenen çıkmadı.

* * *

Acıdır. Gelinen nokta şudur.
İki kardeş AKP'li olmadıkları için sonuç alamadıklarını, kendilerini iflasa götüren çetenin bulunamadığını ve 2 milyon Euro yatırımla kurulmuş çiftlik ile mandıranın çürümeye terk edildiğine inanıyorlar ve bana yazdıkları mektubu şöyle bitiriyorlar: “…(!) bu dolandırıcı şebekeleri hâlâ başka üreticileri de dolandırıyorlar. Sayın Necati Doğru bizim mağduriyetimizi SÖZCÜ gazetesi aracılığıyla duyuracağınızı umuyoruz…”

* * *

Yine çok acıdır.
Yine karavanaya bağlı aynı tür dolandırıcılık! Başbakan, sık sık “Cumhuriyet'in 90 yılda yapamadığını biz 10 yılda yaptık” diye övünüyor.
Ancak son 10 yılda yeni bir vergi rekortmeni çıkmıyordu.
Vergi rekortmenleri yine 90 yılın birikimini özel sektör işadamlığına çevirmiş Koç'lar, Sabancı'lar arasından insanlardı.
Fakat 2010 yılında iktidar Meclis'ten “Varlık Barışı” diye bir af yasası geçirdi.
Bu “Varlık Barışı” affına göre kimin yurt içinden kazanıp vergisini vermediği ya da yurt dışında kazanıp Türkiye'ye getirip aklamak istediği parası varsa her 100 TL için 2 TL “kara parayı temizleme vergisi” verecekti. Türkiye'ye 21.5 milyar dolar “yıkanıp temizlenmek için” kirli para gelecek ve 90 yılda çıkamayan yeni vergi rekortmeni de çıkacaktı.
Lafta çıktı. Adı Lütfi Türkkan'dı.
İsviçre'den 5.2 milyar TL getireceği beyanında bulundu. Dönemin maliye bakanı, adamı aldı basın toplantısıyla Türkiye'ye tanıttı. Ne para geldi, ne de adam zengin çıktı.
Varlık Barışı karavana oldu.

* * *

Çok ilginç rastlantı.
Elinde “Varlık Barışı fiyaskosunu” anlatan benim 2 yıl önce yazılmış yazımla Cengiz Özolgaç adlı bir okur bana geldi.
Maliye Bakanı'nın basın toplantısında “ülkemizin yeni vergi rekortmeni işadamı” diye tanıttığı Ali Türkkan'ın kendisini dolandırdığını anlattı.
Belgeleri gösterdi.
Cengiz Özolgaç‘ın Sarıyer'de 410 dönüm (310 bin metrekare) arsasını 700 milyon TL'ye satın almış.
50 milyon peşin verilmiş.
Kalanı için verdiği çek karşılıksız.
Sonuç Kırklareli'nin Demirköy İlçesi'nde mandıra kuran kardeşlerin başına gelenle aynı.
Adil düzen. Karavana çıktı.

Loading...