Sözcü Plus Giriş
YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN

Mustafa Kemal Ankara’da

Kim ne der­se, kim ne ya­par­sa yap­sın Mus­ta­fa Ke­mal ATA­TÜRK bu­gün de An­ka­ra'da, her za­man da An­ka­ra'da ola­cak. Yat­tı­ğı asıl yer, Türk Ulu­su'nun yü­re­ği­dir. “He­yet-i Tem­si­li­ye Baş­ka­nı­” ola­rak Si­vas Kon­gre­si'n­den son­ra An­ka­ra'ya gel­di­ği 27 Ara­lık 1919 gü­nü­nün an­la­mı­nı, öne­mi­ni, de­ğe­ri­ni vur­gu­la­mak ve unut­tur­ma­mak için dü­zen­le­nen Har­bi­ye Ko­şu­su'nun kal­dı­rıl­dı­ğı iki yıl­dan bu ya­na Ata­tür­k'­ü de­ğer­siz gös­ter­mek, unut­tur­mak, sil­mek ve il­ke­le­riy­le eser­le­ri­ni yık­mak için yö­ne­tim gü­ven­ce­sin­de ya­ran­ma ça­ba­sı­na gi­ren­ler el­le­rin­den ge­le­ni yap­mak­tan ge­ri kal­ma­dı­lar. Ama Cum­hu­ri­yet Bay­ra­mı ile 10 Ka­sım gün­le­rin­de­ki yurt­taş coş­ku­su dö­nek­ler­le sap­kın­la­rın, yan­daş­lar­la ya­la­ka­la­rın uy­ku­la­rı­nı ka­çır­dı.
Kut­sal yü­rü­yüş
Bir kal­kış­ma­nın, gi­ri­şi­min ve atı­lı­mın an­la­mı, ama­cı öl­çü­sün­de onu­ru ve yü­ce­li­ği be­nim­se­nir. Ül­ke­mi­zi ya­ban­cı­la­rın sö­mür­ge­si, ulu­su­mu­zu kö­le­si ol­mak­tan kur­ta­rıp her alan­da tam ba­ğım­sız­lı­ğı, öz­gür­lü­ğü, ulu­sal ege­men­li­ği, uy­gar­lık ve çağ­daş­lı­ğı kap­sa­yan Tür­ki­ye Ay­dın­lan­ma­sı'nı amaç­la­yan, na­mu­su­mu­zu ko­ru­yup onu­ru­mu­zu yü­cel­ten, in­sa­nı­mı­zı kö­le ol­mak­tan çı­ka­rıp hak ve öz­gür­lük­le­riy­le yurt­taş, top­lu­mu­mu­zu üm­met­ten ulus kı­lan yü­rü­yüş, hiç kuş­ku­suz, kut­sal­dır. Bu de­ğer, yal­nız inanç ala­nın­da de­ğil ül­ke­ye, ulu­sa, dev­le­te ve in­san­lı­ğa hiz­met ve ya­rar bağ­la­mın­da da söz ko­nu­su olur. Mus­ta­fa Ke­mal, Ana­do­lu İh­ti­la­li'nin bay­ra­ğı­nı 22 Ha­zi­ran 1919'da Amas­ya Ge­nel­ge­si'y­le aç­mış, Er­zu­rum ve Si­vas Kon­gre­le­ri'y­le de hu­kuk yo­lu­nu iz­le­ye­rek ve­ri­le­cek Ulu­sal Kur­tu­luş Sa­va­şı'nın ge­rek­le­ri­ni sap­ta­mış­tı.
Öğ­ren­ci­lik yıl­la­rın­dan be­ri ön­gö­rüp öz­le­di­ği dü­ze­ni ger­çek­leş­tir­mek için ulu­su­nun önü­ne dü­şe­rek ya­ban­cı­lar­la bir­lik olup hal­kı­na kö­tü­lük­ler ya­pan son Os­man­lı yö­ne­ti­mi­ni yı­ka­rak cum­hu­ri­ye­ti kur­ma ça­ba­sıy­la An­ka­ra'ya ge­lip Tür­ki­ye Bü­yük Mec­li­si'ni aç­mış­tı. Bu kı­vanç ve­ri­ci olu­şu­mun yö­ne­tim mer­ke­zi ola­rak seç­ti­ği An­ka­ra'ya ge­li­şi­nin ve Sa­va­şı bu­ra­dan yö­ne­tip za­fer ka­zan­ma­nın ve An­ka­ra'yı baş­kent yap­ma­nın anı­la­rıy­la gö­nen­me­nin gü­nü 27 Ara­lı­k'­tır. Bu ör­nek yü­rü­yüş, İnö­nü ve Sa­kar­ya Sa­vaş­la­rı'y­la be­zen­miş, 30 Ağus­tos 1922 Baş­ko­mu­tan Mey­dan Sa­va­şı'y­la so­na er­miş, cum­hu­ri­yet­le taç­lan­mış­tır.
TBMM'­nin açık ve ka­pa­lı otu­rum­la­rın­da­ki ko­nuş­ma­la­rı, Mec­lis Baş­kan­lı­ğı ve Baş­ko­mu­tan­lık gö­rev­le­rin­den son­ra te­me­li­ni dü­şün­ce­le­ri­nin oluş­tur­du­ğu Türk Dev­ri­mi'nin tüm açı­lım ve atı­lım­la­rı An­ka­ra'dan ya­yıl­mış­tır. Ül­ke­miz baş­tan ba­şa bir okul, bir fab­ri­ka ol­muş, çağ­daş­lı­ğın tüm ola­nak­la­rıy­la do­na­tıl­ma­ya baş­lan­mış­tır.

Ya şim­di?

Özel­leş­tir­me, ya­rar­lan­dır­ma, ay­rı­ca­lık, ka­yır­ma ve ay­kı­rı­lık­lar­la do­ğal kay­nak­la­rı­mız ve cum­hu­ri­ye­tin ka­za­nım­la­rı bir bir el­den çı­ka­rı­la­rak din­sel açı­lım­lar­la yur­ti­çi ve yurt­dı­şı iliş­ki­le­re öz­gü­len­mek­te­dir. Ada­let, hu­kuk, ya­sal ge­rek­ler bir ya­na itil­miş, bir ada­mın buy­ru­ğun­da­ki ça­lış­ma­lar­la yö­net­me oyun­la­rı ge­çer­li sa­yıl­mış­tır. Üni­ver­si­te­le­rin, si­lah­lı kuv­vet­le­rin, yar­gı­nın, ku­ru­luş ve ku­rum­la­rın ne du­rum­da ol­du­ğu or­ta­da­dır. La­ik­lik, din­ci an­la­yış ve din­sel amaç­lar­la ka­ra­lan­mak­ta, de­ğe­ri bi­lin­me­mek­te, Ata­türk ve ar­ka­daş­la­rı­na ol­ma­dık ne­den­ler­le sal­dı­rıl­mak­ta, ulu­sal var­lı­ğı­mı­zın gü­ven­ce­si olan il­ke­ler ve ku­ral­lar­la ya­pı­lar yı­kıl­mak is­ten­mek­te­dir. Dün­ya­nın si­vil ve as­ker bü­yük­le­ri­nin öv­güy­le söz et­ti­ği, düş­man­la­rı­nın bi­le say­gı duy­du­ğu Ata­tür­k'­e kar­şıt­lık, gü­nü­müz ik­ti­da­rı­nın be­lir­gin tu­tu­mu ol­muş­tur. Oy­sa iç ve dış so­run­la­rın gi­de­rek bü­yü­dü­ğü or­tam­da Ata­tür­k'­ün yo­lu­nu iz­le­mek, son­su­za de­ğin ba­ğım­sız ya­şa­ma­nın tek ko­şu­lu­dur. Bu­nu an­la­mak is­te­me­yen bağ­naz, ay­maz ve yo­baz­la­rın elin­de ka­ran­lık­tan kur­tul­mak ola­nak­sız­dır.
27 Ara­lık bu ne­den­ler­le ATA­TÜR­K'­e bağ­lı­lı­ğın, say­gı­nın, O'­nun il­ke­le­ri­nin ay­dın­lı­ğın­da ya­şa­ma mut­lu­lu­ğu­nun, O'­nun ka­zan­dır­dık­la­rı­nın de­ğe­ri­ni bil­me, ema­net­le­ri­ni ko­ru­ma ve sa­vun­ma bi­lin­ci­ni yi­ne­le­yip an­da bağ­lı­lı­ğın vur­gu­lan­dı­ğı gün­dür. Bun­dan kork­ma­nın, go­cun­ma­nın, ku­run­tu ve kuş­ku­la­ra düş­me­nin ne an­la­mı var. 27 Ara­lık yal­nız An­ka­ra için de­ğil tüm Tür­ki­ye için kı­vanç­la, gü­ven­le, gö­nenç­le kut­la­na­cak bir onur gü­nü­dür. Mus­ta­fa Ke­mal Ata­türk gü­nü­dür. He­pi­mi­zin gü­nü­dür.
Cum­hu­ri­ye­tin de­ğe­ri­ni bil­me­yen­ler, Ata­tür­k'­ü an­la­ya­ma­yan­lar, te­rör­le bağ­lan­tı­la­rı­nı kes­me­yen­ler, te­rö­rü ve te­rö­rist­le­ri kı­na­ma­ya­rak do­lay­lı des­tek­le­yen­ler böy­le gün­le­re ya­ra­şır ol­ma­dık­la­rı­nı kar­şıt­lık­la­rıy­la gös­te­ri­yor­lar. Ya­zık­lar ol­sun!
NOT: Prof. Dr. Ham­za EROĞ­LU'nun An­ka­ra Ti­ca­ret Oda­sı 1988 ya­yı­nı olan “A­TA­TÜRK ve AN­KA­RA­” ad­lı ki­ta­bın­da ko­nuy­la il­gi­li ay­rın­tı­lı bil­gi­ler­le de­ği­şik alan­lar­da­ki in­ce­le­me ya­zı­la­rı­nı okur­la­rı­mı­za öne­ri­riz.