Sözcü Plus Giriş

Cengiz Aldemir/Sozcu.com.tr

CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, 24 Temmuz Lozan antlaşmasının kabul ediliş yıldönümü nedeniyle bir mesaj yayınladı.

Cumhuriyeti etnik, mezhepsel temellere oturtmak, kabul edemeyeceğimiz bir gelişmedir.

İnce’nin mesajı şöyle ;

“Türkiye Cumhuriyeti, kuruluşundan bu yana ilk defa ciddi anlamda sınırlarının değişmesi tehlikesiyle karşı karşıya. Aradan onca yılda nerede ise iç savaş niteliği gösteren terör olayları (1970-1980) yaşamış olmasına, 30 yıldır bölücü terörle mücadele etmesine çok sayıda ekonomik kriz yaşamasına rağmen, ülke bütünlüğünü yönelik tehdit içinde bulunduğumuz zaman kadar etkili ve güçlü olmamıştır. Kuşku yok ki bunda AKP'nin Cumhuriyet devrimleri karşısında konumlanışının, ulusal devrimleri yadsıyışının büyük rolü olmuştur. Milli günlerin, milli bayramların itibarsızlaştırıldığı bir siyasal ortamı paylaşıyoruz.

Türkiye Cumhuriyeti, masa başı diplomasisiyle, sınırları cetvelle çizilen bir ülke değildir. Arkasında binlerce yıllık bir devlet geleneği olan ve 1911 I.Balkan Savaşından Lozan Anlaşmasına kadar geçen süre içinde bitmeksizin devam eden savaşların ve toplumsal dönüşüm süreçlerinin sonucunda kurulmuştur. Bugün hedef tahtasına konulmak istenilen Cumhuriyetin temel nitelikleri, kuruluş sürecinde yaşanılan  bu gelişmelerin ürünüdür.

Hemen hepimizin benimsediği insanca yaşam ve daha çok demokratikleşme talebini, bu tarihsel arka plandan uzaklaşarak etnik, mezhepsel temellere oturtmak, bizim kabul edemeyeceğimiz bir gelişmedir.

“Bu ülke sokakta bulunmadı”

“Bu ülke sokakta bulunmadı”.  Şu veriler, Justine McCarthy adlı yazarın  Osmanlı İmparatorluğunun son dönemiyle ilgili bir kitabından alınma.  1912 ile 1922 yılları arasında Van'da yaşayan Türklerin %62'si, Bitlis'tekilerin %42'si, Erzurum'dakilerin %32'si Konya'dakilerin %27'si, Diyarbakır'dakilerin %26'sı Aydın'dakilerin %19'u yaşamlarını yitirdiler. Lozan konferansına gelene kadar, Yunanistan'daki Müslümanların sayısı %83, Bulgaristan'dakilerin %45 ve Sırpistan'dakilerin %54 oranında azaldı. Yunan işgal kuvvetleri, ülkemizi terk ettiğinde kent merkezlerinde 54,200, kırsal yerleşim alanında 88 bin konutu yerle bir etmiştir.

Bugün kabul ediliş yıl dönümünü kutladığımız Lozan Antlaşması, böyle bir geçmişin üzerinde biçimlendi. İşgal edilmiş, teslim alınmış bir İmparatorluktan yep yeni bir devletin doğuşunu temsil etmekte. Lozan Antlaşması, Orta Asya'nın içlerine sürülmek istenen bir milletin Kurtuluş Savaşıyla vatanına nasıl sahip çıkıtığının uluslararası kabulüdür.

O nedenle Lozana hezimet düşüncesiyle yakalaşan Yeni Osmanlılar olarak kamuoyunda adlandırılanlar Lozana giden süreci iyi okumalıdırlar. Tuttukları yolun yol olmadığını tarihsel gerçekleri tekrar tekrar hatırlayarak görebilirler.

Bir kez daha Lozan'a giden yolda Kurutuluş Savaşında şehit düşenleri, İnönü ve arkadaşlarını, elbetteki bu sürecin lideri büyük Atatürk'ü saygıyla anıyorum.

Lozan'a sahip çıkmak Türkiyeye sahip çıkmaktır.”