Sözcü Plus Giriş
EMİN ÇÖLAŞAN

Oramiralin onurlu istifası

30 Temmuz 2013

Sevgili okuyucularım, bizim gazetede Saygı Öztürk'ün üç günden bu yana yer alan söyleşisini dikkatle okumuş olmanızı dilerim.
Saygı'nın konuştuğu kişi, geçtiğimiz ocak ayında görevinden istifa etmek zorunda kalan Donanma Komutanı Oramiral Nusret Güner.
Komutanın anlattığı istifa öyküsü inanılır gibi değildi. Deniz Kuvvetleri'nde iki oramiral var.
Biri Kuvvet Komutanı, öteki ise Donanma Komutanı.
Şu anda oramiral rütbesinde sadece Deniz Kuvvetleri Komutanı kaldı. Önümüzdeki günlerde yapılacak olan Yüksek Askeri Şura toplantısında normal koşullarda emekli olması bekleniyor. Ancak durumu kurtarmak için süresini bir yıl uzatabilirler.
İkinci oramiral yok!
Ordumuzun bu iktidarın elinde düşürüldüğü durumun ilginç bir göstergesi.
Ama iş bu kadarla da bitmiyor. Üst düzey komutanlar arasında istifa furyası sürüp gidiyor.

* * *

Şimdi emekli olan Oramiral Nusret Güner bu konuda içini bakınız nasıl döküyor, istifa mektubunda neler diyor. Bunları tekrar ediyorum çünkü çok önemlidir, tarihe düşülen
notlardır:
“Bir kısmını çok yakından tanıdığım ve vatanseverliklerinden hiçbir zaman zerre kadar kuşku duymadığım silah arkadaşlarımın, yüz kızartıcı bir şekilde Türk Milleti adına karar veren mahkemeler tarafından suçlu bulunarak mahkum edilmesi, bir kısmının da sanık olarak tutuklu veya tutuksuz yargılanmaya, soruşturulmaya, kovuşturulmaya devam etmesi, hayatta aldığım en büyük ders olmuştur…
Gelinen bu noktada bugüne kadar tek güç kaynağımız olan Türk Milleti'nin bizlere duyduğu güveni kaybettiğimizi değerlendiriyorum. Tarihe karşı sorumluluğumun bilincinde olarak ve bu durumun gelecek kuşaklara ders olması dileğimle, 46 yıl boyunca büyük onurla taşıdığım BAHRİYE üniformamı çıkarıyor, çok sevdiğim mesleğimden ve görevimden istifa
ediyorum.”
Komutan, istifasını önce Eylül 2012'de veriyor. Ancak üzerinde hiçbir işlem yapılmıyor. Kabul edildiği veya edilmediği kendisine bildirilmiyor.
Bunun üzerine 22 Ocak 2013'te yeniden istifa ediyor.
Bu istifa da Genelkurmay tarafından gizli tutuluyor, haftalar sonra kamuoyuna yansıyor.
HHH
Oramiral Güner bu son istifa mektubunda başka hususlara da yer veriyor. Özetliyorum:
“30 Kasım 2002 tarihli Yüksek Askeri Şura toplantısı sonrasında, 3 Aralık 2012'de, 16 yaşındaki kızım ve sonrasında şahsım, sözde ‘Mağdur' sıfatıyla Gölcük'te savcılığa ifade vermek zorunda kaldık. Bana ve kızıma -14 yaşında iken- komplo kurulduğu gündeme
getirilerek ailemin özel hayatının ortaya konulmak istenmesinin dikkat çekici olduğu
kanaatindeyim…”
Döndürülen dümenleri görüyor musunuz!..
Oramiral eylül ayında sert bir emeklilik dilekçesi veriyor ve hemen ardından şimdi 16 yaşında olan kızıyla ilgili şantaj mekanizmaları devreye sokulup savcılığa ifade vermeye çağrılıyor.
İstifa mektubunu özetlemeyi sürdürüyorum:
“Son olarak bugün, 22 Ocak 2013 günü yaklaşık 75 Deniz Kuvvetleri mensubunun daha yargılanmaya başlanması, Donanma Komutanı olarak beni son derece üzmüş, ancak şaşırtmamıştır.
Türk Deniz Kuvvetleri artık yönetim kadrolarına terfi ettirecek personel bulamama durumuna getirilmiştir.
Özellikle söz konusu son davada Deniz Kuvvetleri'nin mevcut imkan kabiliyetleri ile
zafiyet (zayıflık) alanlarını, gelecekteki hedef ve projelerini ve bunun gibi daha birçok ‘Çok gizli' seviyedeki bilgiyi zaten zihninde taşıyan biri koramiral toplam dört amiral ile birçok
albayımın yer alması, benim anlayıp kabul edeceğim hususlar değildir…
Bugün gelinen noktada Deniz Kuvvetleri mensupları olarak Türk Milleti'nin, ülkesi için canlarını feda etmeye ant içmiş biz evlatlarına reva gördüğü muameleyi hak etmedik…”

* * *

Sadece Deniz Kuvvetleri değil, Türk Ordusu'nun en önemli rütbelilerinden biri olan Donanma Komutanı, istifa mektubunda işte böyle diyor.
Bu onurlu davranışı sergileme yürekliliğinigösteren emekli Oramiral Nusret Güner, söyleşide Saygı Öztürk'e şöyle diyor:
“21 Eylül 2012 Balyoz kararının verildiği tarihtir. Benim 160 denizcim amiralinden
albayına, binbaşıdan yüzbaşıya kadar 18 yıl (hapis cezası aldı.) Bu Deniz Kuvvetleri'ni bitirmektir. İnanılmaz bir şeydir. Deniz Kuvvetleri'ni bitirdiler. Ben burada
hukuka olan bütün inancımı yitirdim. Bir hafta sabrettim, 28 Eylül günü istifamı verdim…”
İstifa mektubunu Ankara'da oyalıyorlar. Hemen ardından kızına şantaj olayı devreye
sokuluyor…
“Kasım ayında Askeri Şura toplantısında tüm orgenerallere, Başbakan ve Milli Savunma
Bakanı'na bu rahatsızlığı dile getirdim… Cuma günü Askeri Şura bitti, cumartesi Gölcük'e
döndüm ve pazartesi gemilerimle (denize) çıktım. Öğleden sonra bir telefon: ‘Kızınızı
savcılığa çağırıyorlar'… (Sen misin istifa eden deyip şantajı devreye sokuyorlar!)
İlk defa burada havlu attım… Deniz Kuvvetleri'ni mahvettiler. Sabah akşam birlikte çalıştığımız subaylarımızı, amirallerimizi kaybettik.
İnandığım değerler gitti. Ben istifaya zorlandım. Ben ya şerefsiz bir Donanma Komutanı
olacaktım, ya da istifa edecektim. Bütün altımı boşalttılar, emrimde adam kalmadı.
Emrimdeki personele casus dediler. Albay karşıma gelmiş ağlıyor ‘Ben nasıl casus olurum' diye. Deniz Kuvvetleri'nin yüzde 80'i gitti. Bundan sonra kim elini taşın altına koyar? Deniz
Kuvvetleri çağının en iyi yerine gelmişken bir anda en gerisine düştü.
Bunlar bizim evlatlarımız. Türk Milleti buna ‘Dur' demeli. Böyle bir olay Batı ülkelerinde olabilir mi?
Biz darbeyi denizde mi yapacaktık, bu ne biçim şeydir!
(Hapisteki) Arkadaşlarım çıkacaklarına hiç ihtimal vermiyor. Ölürsek bize sahip çıkın diyorlar. Türk Ordusu tasfiye ediliyor. Bu ne hainliktir.”

* * *

Ve sevgili okuyucularım, bu kepazeliğe artık dayanamayan Donanma Komutanı Oramiral Nusret Güner istifa etmek zorunda kaldı.
Düşünün, Deniz Kuvvetleri'ne kurulan komployu Yüksek Askeri Şura toplantısında ayrıntılarıyla dile getiriyor. Karşısında Başbakan var, Genelkurmay Başkanı var…
Hepsi de güya dinliyor ama değişen bir şey olmuyor.
Bence karşısındakiler “İş yargıya intikal etti, bizim yapacağımız bir şey yok” diyerek o klasik
yutturmacaya sığındılar!
Yani “Yanlış düşünüyorsun, doğrusu şudur” diyen olmadı.
Ya da içlerinden “Konuş konuş, açılırsın” diyorlardı!

* * *

Deniz Kuvvetleri bu tutuklama furyasında en büyük darbeyi yedi. Kuvvet altüst edildi. Astlarına karşı sergilenen hukuksuzluğu içine sindiremeyen Donanma Komutanı Oramiral Nusret Güner bu furyada çok onurlu bir davranış sergileyip istifa etti.
Eylül 2012'deki istifasını uyuttular, çekmecede tuttular.
Ocak 2013'te bir kez daha istifa etmek zorunda kaldı.
Oysa Güner Deniz Kuvvetleri'nin ikinci adamıydı ve bu ağustos ayında Deniz Kuvvetleri Komutanı olacağı kesindi.
Saygı Öztürk'ün yaptığı bu söyleşi sadece Türk Ordusu'nun içine düşürüldüğü durumun değil, aynı zamanda ordumuzun birkaç savcı ve hakim tarafından nasıl tasfiye edildiğinin tarihe düşülecek notlarıdır.
Bu işlemleri Tayyip yapar ve yaptırır, normaldir çünkü işine gelir!
Ya kadrolarına sahip çıkmayan, çıkamayan Genelkurmay ve Kuvvet Komutanlıklarına ne
demeli!
Ahhh, bir zamanlar bizim güvendiğimiz bir komuta kadememiz vardı!..