Sözcü Plus Giriş
MEHMET TÜRKER

Tayyip, asıl bunlara bak!..

12 Kasım 2013

Mu­ha­fa­za­kar Baş­ba­ka­n'­ın ül­ke­si gül­lük gü­lis­tan­lık!..
Dev­let ida­re­si­ne İs­la­mi an­la­yış ege­men ol­du, ar, na­mus, if­fet, kul hak­kı gi­bi de­ğer­ler ta­van yap­tı!..
Fa­kat o da ne?..
Gü­nün bi­rin­de kız er­kek öğ­ren­ci­le­rin ay­nı ev­de ba­rın­dık­la­rı or­ta­ya çık­tı ve Mu­ha­fa­za­kar Baş­ba­kan du­ru­ma der­hal el koy­du!..
Çün­kü ül­ke­de İs­la­mi ya­pı­ya, Mu­ha­fa­za­kar Baş­ba­ka­n'­ın an­la­yı­şı­na uy­ma­yan ka­la ka­la bir bu ko­nu kal­mış­tı!..

* * *

Tay­yip Bey, kız er­kek öğ­ren­ci­le­rin ay­nı ev­de ba­rın­ma­la­rı­nı, “O­ra­lar­da kar­ma­ka­rı­şık iş­ler olu­yo­r” di­ye de­ğer­len­di­rir­ken…
2012 ad­li si­cil ka­yıt­la­rı­na gö­re;
Tür­ki­ye'de 33 bi­ni ço­cuk­la­ra ol­mak üze­re 100 bin cin­sel sal­dı­rı mey­da­na gel­di!..
4 bin 374 ka­dın şid­de­te uğ­ra­dı!..
2 bin 374 ka­dı­na ko­ru­ma ve­ril­di!..
10 bin ki­şi­ye kas­ten adam öl­dür­me, 500 ki­şi hak­kın­da in­ti­ha­ra yön­len­dir­me su­çun­dan da­va açıl­dı!..
Tay­yip Bey, asıl sen bun­la­ra bak!..
Kal­dı ki cin­sel sal­dı­rı­lar ve şid­de­te uğ­ra­yan ka­dın­lar sa­yı­sı sa­de­ce ad­li si­cil ka­yıt­la­rı­na ge­çen­ler; geç­me­yen­ler her­hal­de üç-dört mis­li!..

* * *

Fu­huş al­mış ba­şı­nı gi­di­yor…
Göç­le şe­hir­le­rin, özel­lik­le de İs­tan­bu­l'­un va­roş­la­rı­na yer­le­şen yok­luk, se­fa­let için­de yü­zen ba­zı ai­le­le­rin kız­la­rı fu­huş ba­ta­ğı­na sü­rük­le­ni­yor…
İki ka­rı­lı, üç ka­rı­lı adam­lar, kü­çük yaş­ta­ki kız­la­ra su­la­nı­yor…
Tay­yi­p'­in par­ti­sin­de met­res­le­ri­ne ev tu­tan, gü­nü bir­lik iliş­ki­ler için gar­so­ni­yer ki­ra­la­yan “mü­te­dey­yi­n” (!) gör­gü­süz ye­ni zen­gin tip­le­rin sa­yı­sı hız­la ar­tı­yor!..
İs­tan­bu­l'­un ye­ni semt­le­rin­de “i­mam ni­kah­lı met­re­s” ev­le­rin­den si­te­ler ku­ru­lu­yor, ah­la­ki yoz­laş­ma Tay­yip Be­y'­e san­ki na­nik ya­pı­yor!..
Sen bun­la­ra bak eyyy Tay­yip!..

* * *

Bir adam ge­çen­ler­de “i­mam ni­kah­lı­” ka­rı­sı­nı ve iki kı­zı­nı öl­dür­dü!..
Ada­mın bir de res­mi ni­kah­lı ka­rı­sı ve on­dan da 5 ço­cu­ğu var!..
Bun­la­rın ne ka­dar ço­ğal­dı­ğı­nı, na­mus ci­na­yet­le­ri­nin, bo­şan­mak is­te­yen ka­rı­sı­nı öl­dü­ren­le­rin ne ka­dar art­tı­ğı­nın far­kın­da mı­sın?..
Sen eği­tim­siz­li­ğe, fa­kir­lik ile zen­gin­lik ara­sın­da­ki ma­kas­ta fu­hu­şa dü­şen genç kız­la­ra ve bu kız­la­rı kul­la­nan par­ti­nin çev­re­sin­de­ki adam­la­ra bak!..
Us­ta, sen met­res­le­ri­ne pa­ra ye­tiş­tir­mek için par­ti­yi kul­la­nıp pa­ra­yı çu­val­la gö­tü­ren­le­re bak!..

* * *

Kız er­kek öğ­ren­ci­ler ay­nı ev­de ba­rı­nı­yor­muş da, bu Tay­yip Be­y'­in mu­ha­fa­za­kar an­la­yı­şı­na ters­miş!..
Ona ge­lin­ce­ye ka­dar Tür­ki­ye'de öy­le ters iş­ler var ki ne ah­lak kal­dı ne ha­ya!..
Tay­yip, dön de asıl sen on­la­ra bak!..

Sa­vaş Ay

Ben­ce ga­ze­te­ci­li­ğin kur­ma­yı mu­ha­bir­lik­tir…
Ha­ber pe­şin­de ko­şan, her gün çev­re­si­ni da­ha da ge­niş­le­tip ge­liş­ti­ren bir gün yan­gı­na, er­te­si gün Baş­ba­ka­n'­ın pe­şi­ne ko­şan, at­lat­ma ha­ber zev­ki­ni ta­dan, rö­por­taj­la­rı, di­zi ya­zı­la­rıy­la oku­yu­cu­yu ga­ze­te­si­ne bağ­la­yan ger­çek ga­ze­te­ci…
Sa­vaş Ay iş­te böy­le bir ga­ze­te­ciy­di…
Ha­ya­tı ha­ber olan, ha­be­rin rü­ya­la­rı­na gir­di­ği mu­ha­bir…

* * *

Sa­va­ş'­ın ba­na gös­ter­di­ği say­gı­ya hep sev­giy­le kar­şı­lık ver­mi­şim­dir…
Bun­dan yıl­lar ön­ce Sa­vaş, Dün­ya ga­ze­te­sin­de fiş­le ça­lı­şan ye­ni bir mu­ha­bir, ben Hür­ri­yet Ga­ze­te­si İs­tih­ba­rat Şe­fi'yim…
Yö­net­ti­ğim İs­tih­ba­rat Ser­vi­sin­de 50'ye ya­kın hız­lı mu­ha­bir ve fo­to mu­ha­bi­ri ça­lı­şı­yor… Fa­kat bir gün bi­zim­ki­ler ye­ti­şe­me­den adı­nı da­ha ön­ce hiç işit­me­di­ğim bir mu­ha­bir, önem­li bir yan­gın­da çok gü­zel fo­toğ­raf­lar çek­miş…
“Kim bu?” de­mi­şim, “Sa­vaş Ay” de­miş­ler…
“Gi­din onu ba­na ge­ti­ri­n” de­mi­şim… Sa­vaş gel­miş, tek­nik se­bep­ler­den o fo­toğ­ra­fı kul­la­na­ma­ya­ca­ğı için Dün­ya Ga­ze­te­si'n­de­ki şe­fin­den izin al­mı­şım ve Sa­va­ş'­ın çek­ti­ği fo­toğ­raf­lar­dan bi­rini be­ğe­nip ya­zı iş­le­ri­ne gön­der­mi­şim…
O fo­toğ­raf er­te­si gün Hür­ri­ye­t'­in 1. say­fa­sın­da ga­yet bü­yük ya­yım­la­nın­ca da Sa­va­ş'­ı ça­ğır­tıp “yük­lü bir üc­re­t” öde­mi­şim…

* * *

Sa­vaş o ka­dar pa­ra­yı gö­rün­ce şa­şır­mış, rüz­gar gi­bi Sir­ke­ci'ye in­miş, ken­di­ne çok gü­zel ye­ni bir fo­toğ­raf ma­ki­ne­si al­mış… Son­ra da Gül­ha­ne Par­kı'na gi­dip bir ban­kın üze­ri­ne otur­muş, se­vinç­ten ağ­la­mış…
Bu ola­yı ne­den “mış­lı­” yaz­dı­ğı­ma ge­lin­ce… Ben bü­tün bun­la­rı Sa­va­ş'­ın yıl­lar son­ra Sa­bah Ga­ze­te­si'n­de bu ola­yı an­la­tan ya­zı­sın­dan öğ­ren­dim… O za­man­lar ga­ze­te­ci­lik bam­baş­kay­dı… O ka­dar baş dön­dü­rü­cü bir hız­la ça­lı­şı­yor­duk ve bu gi­bi alış­ve­riş­le­rim o ka­dar çok olu­yor­du ki ak­lım­dan uçup git­miş­ti…
Sa­va­ş'­ı, Ba­bı­ali'­nin hız­lı mu­ha­bi­ri­ni, ger­çek ga­ze­te­ci­yi genç yaş­ta kay­bet­tik… Al­la­h'­tan rah­met, ai­le­si­ne baş­sağ­lı­ğı di­li­yo­rum. Nur için­de yat­sın…

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more