Reklamsız Sözcü
RAHMİ TURAN

“Ülkenin durumu nasıl İsmet abi?”

4 Eylül 2013

Spor­kent, Si­liv­ri'nin göz­de bir ta­til bel­de­si­dir.
Baş­ba­kan Yar­dım­cı­lı­ğı ve Ma­li­ye Ba­kan­lı­ğı gi­bi çok önem­li dev­let gö­rev­le­rin­de bu­lu­nan 60 yıl­lık si­ya­set ada­mı İs­met Sez­gin, yaz ta­til­le­ri­nin bir bö­lü­mü­nü Spor­ken­t'­te ge­çi­rir. O, si­te­nin bir bi­le­ni ve in­san­la­rın ağa­be­yi­dir.
Yaz bit­ti, ey­lül gel­di. Ar­tık yaz­lık­lar ka­pa­nı­yor. Si­te­nin sa­kin­le­ri gi­de­ra­yak ona sor­du­lar:
“Ül­ke­nin du­ru­mu na­sıl İs­met abi?”
İs­met Sez­gin gü­lüm­se­di. Fa­kat acı bir gü­lüm­se­yiş­ti bu…
“U­zun mu an­la­ta­yım, kı­sa mı?” di­ye sor­du. Son­ra ek­le­di:
“Kı­sa­sı şu: Bin­mi­şiz bir alâ­me­te, gi­di­yo­ruz kı­ya­me­te!”
“Pe­ki uzu­nu ne sev­gi­li İs­met abi?”

* * *

Yi­ne acı bir gü­lüm­se­yiş… İs­met Sez­gi­n'­in göz­le­ri Spor­ken­t'­in çev­re­sin­de do­la­şı­yor… Kum­sal­da top oy­na­yan genç­le­re üz­gün bir şe­kil­de ba­kı­yor. San­ki “Bu ço­cuk­la­rın is­tik­ba­li ne ola­cak? On­la­ra, hu­zur­lu, ra­hat ve ma­mur bir Tür­ki­ye bı­rak­ma­ya­ca­ğı­mız için çok üzü­lü­yo­ru­m” der gi­bi bir ifa­de var göz­le­rin­de…
“Ül­ke­miz gi­de­rek yal­nız­lı­ğa bü­rü­nü­yo­r” di­yor ve de­vam edi­yor:
“S­tra­te­jik de­rin­lik, ye­ri­ni ‘Yal­nız­lı­ğa' bı­rak­tı. Dış po­li­ti­ka­da hiç­bir ik­ti­dar, bu­gün­kü ka­dar açık ver­me­di. Dış po­li­ti­ka­mız, ba­zı he­ves­ler uğ­ru­na tor­pil­len­di!
İki kom­şu­muz, ge­rek Ira­k'­ın, ge­rek Su­ri­ye'nin si­ya­sal bir­li­ği­nin Tür­ki­ye için öne­mi bü­yük. Bu­gün hem Su­ri­ye, hem Irak, üç par­ça­ya bö­lün­müş du­rum­da­… Be­nim an­la­ya­ma­dı­ğım nok­ta, çok kı­sa bir sü­re ön­ce­ye ka­dar Tay­yip Be­y'­in, kar­şı­lık­lı 5 çay­la­rı­na, ni­şan tö­ren­le­ri­ne git­ti­ği Su­ri­ye Dev­let Baş­ka­nı Esad, ne za­man onun kan düş­ma­nı ol­du, ne­den ol­du? Bu bir sır!”

* * *

“E­ko­no­mi­ye ge­lin­ce:
Çok açık se­çik bi­li­nen bir du­rum­dur ki, ya­tı­rı­ma, üre­ti­me, is­tih­da­ma da­yan­ma­yan, sı­cak pa­ra ve borç pa­ra ile eko­no­mi­si­ni ayak­ta tut­ma­ya ça­lı­şan ül­ke­ler­de sı­cak pa­ra akı­mı ve borç dur­du­ğu tak­dir­de, bu­nun so­nu uçu­rum olur.
Tür­ki­ye bu­gün, bir borç ül­ke­si ha­li­ne gel­miş bu­lu­nu­yor.
Ger­çek­le­ri ter­se çe­vir­mek ve ne­hir­le­ri ter­si­ne akıt­mak müm­kün de­ğil­dir.
Ül­ke­mi­zin eko­no­mi­si­ni yö­ne­ten­ler, yol ya­kın­ken, eko­no­mi­nin ge­rek­le­ri­ni uy­gu­la­mak ve yan­lış yol­dan dön­mek akıl­lı­lı­ğı­nı gös­ter­me­li­dir. Pe­ki, bu­nu ya­par­lar mı? İş­te bun­dan şüp­he­li­yim!”

* * * *

                        Ger­çek bir yurt­se­ver: Fe­don

Ben, Fe­do­n'­u şar­kı­cı ola­rak se­ver­di­m… Rum­ca şar­kı­la­rı mü­kem­mel söy­lü­yor­du.
Rum şar­kı­la­rı­nın, yü­rek­le­ri kı­pır kı­pır oy­na­tan, in­sa­nı ba­zen coş­tu­ran, za­man za­man has­sas bir duy­gu se­li­ne kap­tı­ran, ne­fis bir ha­va­sı var­dır.
Ba­ba­sı Rum, an­ne­si Er­me­ni bir Türk va­tan­da­şı olan Fe­do­n'­u şim­di da­ha çok se­vi­yo­rum.
Ne­den?
Çün­kü Fe­don Kal­yon­cu, ger­çek bir yurt­se­ve­r… Bod­-
ru­m'­da dü­zen­le­nen yü­rü­yü­şe ka­tı­lan Fe­do­n'­un fo­toğ­raf­la­rı­nı gör­düm. Ko­lun­da Ata­tür­k'­ün im­za­sı, ku­la­ğın­da ay-yıl­dız­lı kü­pe­si, elin­de de Türk Bay­ra­ğı var­dı.
Her şe­yin anah­ta­rı inanç ve gü­ven­dir.
O bu ül­ke­ye, La­ik Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti'ne ina­nı­yor, gü­ve­ni­yor. Ben de he­lal ol­sun di­yo­rum.
Fe­ner­bah­çe­li fut­bol­cu Lef­ter Kü­çü­kan­don­ya­dis de öy­ley­di. Türk Bay­rak­lı millî ta­kım for­ma­sı­nı yıl­lar­ca şe­ref­le giy­di, ay-yıl­dız­lı for­ma ile (Yu­na­nis­tan da­hil) ya­ban­cı ta­kım­la­ra müt­hiş gol­ler at­tı! Türk Ulu­su da onu bağ­rı­na bas­tı. Top­ra­ğı bol ol­sun, hu­zur için­de yat­sın.
Şar­kı­cı Fe­don yü­rü­yüş­te “Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti ve Türk Bay­ra­ğı ile­le­bet (son­su­za ka­dar) ya­şa­ya­cak. Bu­gün hu­zur için­de, öz­gür ya­şı­yor­sak, ata­la­rı­mı­zın dök­tü­ğü kan­lar sa­ye­sin­de­dir. Bu ül­ke bö­lün­me­ye­cek!” de­di.
Da­ha ne de­sin? Bu söz­ler içi­miz­de­ki bir kı­sım ha­in­le­re ders ola­cak ni­te­lik­te, ger­çek bir yurt­se­ve­rin söz­le­ri­dir.

Tebessüm

Asıl­ma­ya gi­der­ken…
Es­ki dö­nem­de bir de­li­kan­lı, Va­li Pa­şa'nın ha­tı­rı için ağır bir su­çu gü­nah­sız ye­re üze­ri­ne al­mış… Pa­şa “Hiç me­rak et­me ben se­ni kur­ta­rı­rı­m” di­yor­muş.
Fa­kat iş­ler ters git­miş ve du­rum cid­di­leş­miş. Mah­ke­me­den çı­kan ka­rar: İdam!
Bi­ça­re, suç­suz ye­re ası­la­cak!
De­li­kan­lı idam seh­pa­sı­na gö­tü­rü­lür­ken yal­va­ra­rak so­ran göz­ler­le ba­kıp:
“A­man Pa­şa­m” de­miş “Ö­lü­me gi­di­yo­rum. Ha­ni be­ni kur­ta­ra­cak­tın?”
Va­li eği­lip, müş­fik bir ses­le genç ada­mın ku­la­ğı­na fı­sıl­da­mış:
“A­man de­li­kan­lı, gö­re­yim se­ni… Bir can için be­ni mah­cup et­me!”

Günün Sözü

Ap­ta­la bir şe­yi ya­sak­la­yın, ke­sin­lik­le onu ya­par!

Rahmi Turan
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more