Reklamsız Sözcü
TOKMAK (RAHMİ TURAN)

Futbola siyaset karışınca…

18 Ekim 2013

Neyimiz doğru, neyimiz iyi ki futbolumuz öyle olsun?
Bir ülkenin tüm kurum ve kuruluşları, birleşik kaplar gibi birbirine yakın seviyededir.
2-0'lık Hollanda yenilgisiyle, Dünya Kupası'na katılma umudumuz bitince “Fiyasko!” “Bu ne rezalet?” gibi sesler yükselmeye başladı.
Futbolda, zaman zaman umutlanıyorduk ama siyaset işe el atınca, teknik direktörlerin tayininde bile ahbaplık, dostluk, hemşerilik rol oynayınca futbolumuzun çökmesini normal bir sonuç olarak karşılamak gerekiyor.
17 Kasım 2011'de Millî Takım'ın başına teknik direktör olarak Abdullah Avcı'nın getirilmesi, futbol çevrelerinde şaşkınlık yaratmıştı..
Neydi Abdullah Avcı'nın özelliği?
Önemli bir futbol başarısı yoktu. Onun özelliği Başbakan Recep Tayyip Bey gibi ailece Rize kökenli oluşu ve yine Başbakan gibi Kasımpaşalı olmasıydı.
Türkiye, Hollanda, Macaristan, Romanya, Estonya ve Andorra ile aynı grupta yer alınca herkes “Lokum gibi kura… Tam dişimize göre bir grup… İkincilik garanti.” dedi ama lokum gibi grup dişimizi kırdı, 6 takım arasında 4'üncü olduk. Hüsran!
Son 4 maçta Abdullah Avcı uzaklaştırılıp, Fatih Terim'e görev verildi ama o da kurtaramadı takımı… Çünkü iş işten geçmişti. Millî Takım, mücadele yeteneğini bile kaybetmişti artık!
AKP iktidara geldiğinde futbolda Dünya 3'üncüsüydük. Şimdi FİFA sıralamasında 49'unculuğa düştük! Gerçekten fiyasko!
Başbakan, artık hatasını anlamalı ve futboldan elini ayağını çekerek, futbolu futbol adamlarına bırakmalı!

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more