Sözcü Plus Giriş

O komutanın, ölmeden önce yazdığı son mektup

Deniz Kurmay Albay Murat Özenalp'in, vefatından kısa süre önce Mamak Askeri Cezaevinden yazdığı isyan dolu mektup, SÖZCÜ Ankara Temsilcisi Saygı Öztürk'ün "Balyoz'da Kumpas" kitabında yer aldı.

Güncellenme: 10:15, 02/05/2014
O komutanın, ölmeden önce yazdığı son mektup

Deniz Kurmay Albay Murat Özenalp’in, vefatından kısa süre önce Mamak Askeri Cezaevinden yazdığı isyan dolu mektup, SÖZCÜ Ankara Temsilcisi Saygı Öztürk‘ün “Balyoz’da Kumpas” kitabında yer aldı. Cezaevindeki çok sayıda komutanın mektuplarının yer aldığı kitapta, Albay Murat Özeanalp‘in isyan dolu mektubu şöyle:

Öncelikle yapmadığım bir şeyi neden ve nasıl yapmadığımı gerek mahkemede, gerekse Yargıtay'da kanıtlamış olmama rağmen çok değerli hâkimlerimizle bizler ve avukatlarımız muhtemelen yargılama sırasında aynı ortamda bulunamadığımız (!) için savunmalarımız dikkate alınmayarak yüzyılın hukuk rezaletinin kurbanlarından biri olmam ve zorunlu ikametgâhımdaki (!) imkânsızlıklar nedeni ile bu iletiyi sizlere kendim gönderemediğim için özür diliyorum. Burada, 65 sayfalık (ki yaklaşık 15 sayfası isimlerin tekrarı ile dolu) Yargıtay Gerekçeli Kararının sadece bir paragrafına ilişkin değerlendirmemi sizlerle paylaşıyorum. Bunu kalan 50 sayfaya yaydığımızda kararın ne denli hukuki veya siyasi olduğu açıkça görülebilecektir.

Sağlıklı ve iftiradan uzak özgür günler dileği ile…

Hayatın olağan akışına uygun mudur?

Evet, algı yaratma çalışmaları sonucunda sizlerin “Balyoz Davası” adı ile bildiğiniz bizlerin ise “Asrın İftirası” adını verdiğimiz davaya ilişkin 9 Ekim 2013 tarihinde Yargıtay tarafından verilen onama kararının başlangıç ibaresi bu. Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin sizlerin adına verdiği kararın gerekçesinin 26. sayfasında şu ifade yer alıyor;

“Buna göre; dosya kapsamında yer alan ve hükme esas alınan dijital delillerin esasını korudukları, ilişkin oldukları olayları temsil niteliklerinin ortadan kalkmadığı, ulaşılma, elde ediliş ve muhafaza şekillerinin usule uygun olduğu, açıklanan kabule göre; hayatın olağan akışına, akla ve mantığa uygun bulunduğu ve böylelikle de hukuka uygun deliller olarak hükme esas alınmalarının isabetli olduğu neticesine varılmıştır.”

Bu ifadeden ilk çıkaracağımız sonuç; TÜBİTAK raporlarında da ifade edildiği gibi 2003 yılında, o tarihte mevcut programlarla hazırlanarak son kez kaydedilen ve daha sonra herhangi bir değişiklik yapılmayan dijital delillerin esasını koruduklarının tespitidir.

İkinci önemli sonuç ise; dijital delillerin hayatın olağan akışına, akla ve mantığa uygun bulunduğunun tespit edilmesidir. Yukarıdaki gerekçe cümlesinin her bir kelimesi gerek yerel mahkeme sürecinde, gerekse Yargıtay'da yapılan duruşmalarda çürütülmüş olmasına rağmen ben sizlerle dijital delillerin hayatın olağan akışına, akla ve mantığa uygun bulunduğunun tespiti görüşüne neden katılamadığımı paylaşmak istiyorum. İçinde bulunduğum durum nedeniyle taraflı davrandığımı ve Yargıtay'ın bu konudaki tespitine katılmadığımı düşünebilirsiniz ve ben de size saygı duyarım. Peki, siz sadece bir kısmını buraya yazacağım hususlardan hangisini hayatın olağan akışına, akla ve mantığa uygun buluyorsunuz, sizin adınıza karar verdiğini ifade eden Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin bu tespitine katılabiliyor musunuz?

– Son kez Mayıs 2003'te kaydedilen ve Yargıtay tarafından da esasını koruduğu tespit edilen dijital delillerin 2007 yılında piyasaya sürülen Office 2007 uygulamasından izler taşıması hayatın olağan akışına, akla ve mantığa uygun mudur?

– Orijinal oldukları, değişiklik, ekleme, çıkarma yapılmadığı bütün bilirkişilerce kabul edilen, son olarak Yargıtay tarafından da esasını koruduğu tespit edilen ve Mayıs 2003 ayında oluşturulan dijital delillerin 2004, 2005, 2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarına ait belge ve bilgiler ihtiva etmesi hayatın olağan akışına, akla ve mantığa uygun mudur?

– İçlerinde Boğaziçi Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, ABD ve Almanya menşeli Adli Bilişim Danışmanlık Firmaları, yeminliAdli Bilirkişilerin hazırladığı 30 civarında rapor dijital delillerin sakat olduğunu söylerken yerel mahkemenin ve Yargıtay'ın bunun aksine karar vermesi hayatın olağan akışına, akla ve mantığa uygun mudur?

– Bu raporlar, Donanma K.lığında ele geçirilen 5 numaralı hard diskte yer alan oluşturulma tarihleri 2004, 2005 ve 2007 yılına ait 163 dosyanın değişiklik tarihlerinin oluşturulma tarihinden eski olduğunu (!) gösterirken yerel mahkemenin ve Yargıtay'ın bunu görmezden gelmesi hayatın olağan akışına, akla ve mantığa uygun mudur?

– CD ve belgelerin 20 Ocak 2010 tarihinde bir gazetede yayınlanmasının ardından bavullu gazeteci tarafından 29 Ocak 2010 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na teslim edilmesine rağmen “Milli Mutabakat Hükümet Programı” ve “Jandarma unsurlarıyla” ilgili Emniyet tespit tutanaklarının 3 Ocak 2010 tarihinde düzenmiş olması hayatın olağan akışına, akla ve mantığa uygun mudur?

– 02 Aralık 2002 tarihinde son kez kaydedildiği iddia edilen hayali Balyoz Darbe Planı'nda 19 Mayıs 2006 tarihinde kurulan “Türkiye Gençlik Birliği”nin yer alması hayatın olağan akışına, akla ve mantığa uygun mudur?

– Balıkesir Valiliği'nin 18.03.2010 tarihli yazısı ile 16.02.2006'da Anavatan Partisi Merkez İlçe Teşkilatı İlçe Yönetim Kurulu Üyesi olduğu bildirilen bir kişinin 2003 yılında hazırlandığı iddia edilen listelerde gözaltına alınacak siyasi parti üyesi olarak yer alması hayatın olağan akışına, akla ve mantığa uygun mudur?

– İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından 2006 ve 2007 yıllarından sonra verildiği bildirilen sokak isimlerinin 2003 yılında hazırlandığı iddia edilen sahte Cami eylem planında yer alması hayatın olağan akışına, akla ve mantığa uygun mudur?

– İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından 2003 yılında açık halk pazarlarının kurulmadığı, şehir planlama broşürlerinin hazırlanmadığı ve raylı sistem tramvay hatlarının bulunmadığı bildirilmiş olmasına rağmen bunların 2003 yılında hazırlandığı iddia edilen sahte planda yer alması hayatın olağan akışına, akla ve mantığa uygun mudur?

– TÜBİTAK tarafından uzaktan kumandalı cep telefonu düzeneklerinin 2004'ten, emniyetli kriptolu telefonların ise 2009 yılından sonra kullanılmaya başlandığı bildirilmesine rağmen bunların 2002 yılında son kez kaydedilen sözde Balyoz Harekât Planı'nda yer alması hayatın olağan akışına, akla ve mantığa uygun mudur?

– 25 Şubat 2003 tarihinde son kez kaydedildiği tespit edilen “savunma sanayi” isimli dijital veride HAVELSAN'da çalıştıkları belirtilen 325 kişiden 115'inin 2002- 2003 yıllarında bu kurumda çalışmamalarına karşın bahse konu listede isimlerinin bulunması hayatın olağan akışına, akla ve mantığa uygun mudur?

– Bursa Emniyet Müdürlüğü'nce gönderilen 16.04.2010 tarihli resmi yazıda “16 BEB 33” numaralı plakayı 2006 yılında aldığı belirtilen aracın 2003 yılında İzmir iline kayıtlı ve farklı plakalı olduğunun belirtilmesine rağmen suç olarak görülen ve 2003 yılında hazırlandığı iddia edilen listelerde 2006 yılındaki plakası ile yazılmış olması hayatın olağan akışına, akla ve mantığa uygun mudur?

– İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü'nün 09.06.2010 tarihli yazısı ile soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcılığına bildirilen 2003 tarihli “Ecza Depoları” ve “Hastaneler” isimli dijital verilerde yer alan ilaç depoları ve hastanelerin bir kısmının bu listelerde geçen isimleri 2004, 2008 ve 2009 yıllarında almaları, bir kısmının ise mevcut olmaması hayatın olağan akışına, akla ve mantığa uygun mudur?

– Donanma Komutanlığı'ndaki aramalarda ele geçirilen 5 Numaralı hard-
disk içinde bir personele ait 18 Ağustos 2008 tarihli ve gerçek imzalı bireysel emeklilik alındı belgesinin bilgisayara kayıt tarihinin 19 Şubat 2003 olarak değiştirildiğinin tespit edilmiş olmasına rağmen bu hususun Yargıtay tarafından dikkate alınmaması hayatın olağan akışına, akla ve mantığa uygun mudur?

– İsrail'de yapılan tatbikat sonrasında Türkiye'ye intikal halinde olan iki adet firkateynin komutan ve 2. komutanlarının aynı anda Aksaz /Marmaris'te bir toplantıya katılmaları hayatın olağan akışına, akla ve mantığa uygun mudur?

– Mahkemede TRT televizyonunun görüntüleri ile su altında dalışta olduğunu ispatlayan bir deniz subayının dalış esnasında dijital belge oluşturduğunun kabul edilerek cezalandırılması hayatın olağan akışına, akla ve mantığa uygun mudur?

– Yurt içinde ve yurt dışında, tatbikatta veya sahilden yüzlerce mil uzakta denizdeki gemilerinde görevde bulundukları yüzlerce tanık, belge, fotoğraf, video filmi ve pasaport kayıtlarıyla ispatlanan bazı sanıkların, maddeten bulunmaları asla mümkün olmayan zaman ve mekânlarda toplantıya katıldıkları ya da bilgisayar başında belge hazırladıklarının kabul edilerek cezalandırılmaları hayatın olağan akışına, akla ve mantığa uygun mudur?

– Gölcük'te mesaide bulunan ve gemilerinden ayrılmadıklarını kanıtlayan subayların aynı anda 750 km. uzakta bulunan Marmaris'te sözde tevkif edilmesi planlanan bir amirali izlemiş olmaları hayatın olağan akışına, akla ve mantığa uygun mudur?

– Bir tanesi İstanbul'da tersanede bakımda olduğu için seyir kabiliyeti olmayan, diğerleri tatbikat maksadıyla Nara/Çanakkale'de bulunan ve bu hususlar devletin resmi belgeleri ile doğrulanan beş hücumbotun aynı anda Yassıada ve İmralıada civarında keşif maksatlı seyir yapması hayatın olağan akışına, akla ve mantığa uygun mudur?

– Temmuz 2004 ayında kurulan “CC MAR NAPLES” unvanlı NATO Komutanlığının isminin 14.12.2002 tarihinde oluşturulduğu iddia edilen bir dijital veride geçmesi hayatın olağan akışına, akla ve mantığa uygun mudur?

– İki ayrı kişinin iki ayrı yerde, aynı zamanda hazırladığı iddia edilen iki ayrı dijital verinin aynı satırlarında aynı imla hatalarının yapılması hayatın olağan akışına, akla ve mantığa uygun mudur?

– 2003 yılında hazırlandığı ileri sürülen bir yazı içerisinde, TSK Personel Kanunu'nun 2005 yılında değiştirilmiş halinin yer alması hayatın olağan akışına, akla ve mantığa uygun mudur?

– 2002–2003 yıllarında hazırlandığı iddia edilen dijital verilerde 4 Mart 2008 tarihinde yürürlüğe giren TSK Karargâh Hizmetleri Yönergesi ve TSK Arşiv ve Dosyalama Talimatı ile yürürlüğe giren evrak konu numaralarının kullanılmış olması hayatın olağan akışına, akla ve mantığa uygun mudur?

– Mahkeme kararı ile ismini 12 Mayıs 2009 tarihinde değiştiren bir subayın isminin değiştirilmiş halinin 07 Ocak 2003 tarihli dijital veride yazılı olması hayatın olağan akışına, akla ve mantığa uygun mudur?

– 2002-2003 yıllarında Hava Kuvvetleri'nde Hava Piyade Üsteğmen olarak görev yapan ve 18 Ağustos 2009'da Mühendis sınıfına geçen bir personelin 2003 yılında hazırlandığı iddia edilen bir listede “Mühendis Üsteğmen” olarak yer almış olması hayatın olağan akışına, akla ve mantığa uygun mudur?

– 2003 yılında Deniz Kuvvetleri'nde İstihbarat Kıdemli Binbaşı olarak görev yapan ve 2007 yılında Deniz Piyade sınıfına geçen bir personelin 2003 yılında hazırlandığı iddia edilen bir listede “Deniz Piyade Kıdemli Binbaşı” olarak yer almış olması hayatın olağan akışına, akla ve mantığa uygun mudur?

– Ekim 2002'de zamanın Hücumbot Filosu Komutanı'nı tutuklamakla görevlendirilen bir deniz subayının görev aldığı iddia edilen tarihte lenf kanseri ameliyatı olduğu için hastanede yattığını resmi belgelerle kanıtlamasına rağmen bu sözde eyleminden dolayı ceza almış olması hayatın olağan akışına, akla ve mantığa uygun mudur?

– Donanma Komutanlığı'nda bulunan Samsung marka sabit diskin üretim tarihinin Ekim 2003 olmasına rağmen bu sabit diskte, üretim tarihinden tam iki ay önce (!) Ağustos 2003'te oluşturulmuş olan dosya bulunması hayatın olağan akışına, akla ve mantığa uygun mudur?

– Sözde Oraj Hava Harekat Planı'na göre açık hapishane olarak kullanılacak Fenerbahçe Stadyumu'nun üzerinden 0.5 saniyede geçecek F–16 uçağı ile kontrol edilmesi hayatın olağan akışına, akla ve mantığa uygun mudur?

– Kendisine karşı darbe girişiminde bulunulduğu iddia edilen hükümetin 18 Kasım 2002'de kurulmuş olmasına karşın davaya adını da veren ve bu tarihten tam 5 gün önce 13 Kasım 2002 tarihinde ilk kez oluşturulan sözde Balyoz Harekât Planı'nın “a. Genel” başlığı altında “….seçimlerinde AKP'nin tek parti olarak iktidara gelmesiyle beraber, ülkede hızlı bir zemin kayması yaşanmış…” şeklinde bir ifadenin yer alması hayatın olağan akışına, akla ve mantığa uygun mudur?

– AKP Hükümeti kurulmadan 5 gün önce hazırlanmış olan sözde Balyoz Harekat Planı'nda “ c. Düşman Durumu, (3) ABD ve AB ülkelerinin karşılıklı paslaşmalarını seyreden ve ülke menfaatlerini gözetmeden her talebi emir telakki eden, Büyük Atatürk'ün deyimiyle müstevlilerin siyasi emellerine boyun eğmiş AKP Hükümeti;…” şeklinde bir ifadenin bulunması hayatın olağan akışına, akla ve mantığa uygun mudur?

– Sözde Balyoz Harekât Planı'nın son kayıt tarihi olan 2 Aralık 2002 itibarı ile devlet arşivlerine göre AKP Hükümeti tarafından yapılan atama sayısı “sıfır” olmasına karşın bahse konu planda “(b) …AKP yandaşları tarikat ve cemaatler ile devlet kademelerinde hızla kadrolaşmakta,” ifadesinin yer alması hayatın olağan akışına, akla ve mantığa uygun mudur?

– Kral TV mesaj bant sisteminin ilk kez 2005 yılında kullanılmaya başlanmasına karşın son kayıt tarihi olan 2 Aralık 2002 olan sözde Balyoz Harekât Planı'nda “yedek muhabere vasıtası olarak Kral TV mesaj bant sistemi”nin kullanılacağının belirtilmiş olması hayatın olağan akışına, akla ve mantığa uygun mudur?

– Sanık isimlerinin yazılı olduğu 15 sayfa dikkate alınmadığında 50 sayfadan ibaret Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin Gerekçeli Kararının yüzde 24'ünü teşkil eden ve sözde suça dayanak oluşturan 1. Ordu Plan Semineri'ne iştirak eden 161 kişiden sadece 52'sinin yargılanması ve bunlardan 35'inin ceza alması, Buna karşın bırakın seminere katılmayı seminerden haberi bile olmayan 134 denizci, 41 havacı ve 21 jandarma subayının sadece dijital delillere dayanılarak cezalandırılmış olması, 196 subayın cezalandırılmasına neden olan dijital delillerle ilgili açıklamaların Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin gerekçeli kararının yüzde 10'unu teşkil etmesi, hayatın olağan akışına, akla ve mantığa uygun mudur?

– 161 kişinin aynı salonda üç gün süre ile katıldıkları plan seminerinde sözde Balyoz Harekât Planı'nın üstü kapalı olarak tartışıldığını ancak bundan sadece 52 kişinin haberdar olduğunu, aralarında generallerin de bulunduğu diğer 109 kişinin üç gün boyunca ne tartıştıklarını bilmeden seminer salonunda oturduklarını önce iddia, sonra da kabul etmek hayatın olağan akışına, akla ve mantığa uygun mudur?

 

– Üç gün süren seminer süresince Balyoz, Suga, Oraj vb. kelimesinin bir kez bile kullanılmamış olmasına, seminere katılan Deniz Kuvvetleri K.lığı temsilcisi subayın (ki kendisi ne sanık, ne de talebimize rağmen tanık yapılmamıştır) “bizim iç güvenliğe yönelik bir planımız ve hazırlığımız yok” demesine rağmen seminerde sözde Suga Harekât Planı'nın da tartışılıp koordine edildiğini iddia ve kabul etmek hayatın olağan akışına, akla ve mantığa uygun mudur?

– 1. Ordu Komutanlığı merkezli sözde darbe yapılanması iddiasının sonucunda mahkeme ve Yargıtay kararları neticesinde gelinen noktada darbeye teşebbüs girişiminde bulunan muvazzaf subayların 94'ünün denizci, 18'inin havacı, 18'inin jandarma olmasına karşın sadece 1'inin karacı olması hayatın olağan akışına, akla ve mantığa uygun mudur?

– İki yıla yaklaşan yargılama sürecinde Özel Yetkili (Mülga) 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nin beş hâkiminin ve tarihinin en uzun süreli duruşmalı davasını gören Yargıtay'ın onama kararı veren beş hâkiminin bir tanesinin dahi bunca aykırılık varken 365 sanıklı bir davada aksi yönde hiçbir çekince belirtmeyip oybirliği ile karar vermiş olmalarının hayatın olağan akışına, akla ve mantığa uygunluğu bir yana hukuk tarihinde bir emsali mevcut mudur?

 

Burada ancak bir kısmını yazabildiğim ve sayıları iki bini bulan hususların bir tanesine bile “Evet, bu hayatın olağan akışına, akla ve mantığa uygundur” diyebiliyor musunuz?

Mahkemenin ve Yargıtay'ın gerekçelerinde bu ve buna benzer yüzlerce, binlerce aykırılığa cevap verememesi, görmezden gelmesi ve akla ve mantığa uymayan bu hususları yok sayarak toptancı bir zihniyetle ağır cezalar verilmiş olması hayatın olağan akışına, akla ve mantığa uygun mudur?

 

Yayınlanma Tarihi:08:58,
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more