Reklamsız Sözcü
SONER YALÇIN

Ayn el Arap

1 Ekim 2014

TARİH: 15 Haziran 2014.
IŞİD, yüzde 70'ini Avşar Türkmenlerinin oluşturduğu Türkçe konuşulan Telafer'e
girdi.
Öncesi…
Ve sonrasında…
“Telafer… Telafer” diyen birilerini duydunuz mu?
Hayır. (Adında “milliyetçi hareket” yazan partiden bile ses çıkmadı!)
Peki…
Aynı IŞİD, “Kobane”yi kuşatınca neden herkesin ağzından “Kobane… Kobane” adı
düşmüyor?
Dün Telafer'e sessiz kalanlar bugün “Kobane” diye neden feryat ediyor?
Tabii ki, vahşete karşı çıksınlar; -dün de Ortadoğu kardeşliğine inandım; bugün de inanıyorum- ama birilerinin kardeşlikten anladığı sadece Kürtler olmasın!
Türk ezilsin, Türk öldürülsün, Türk sürülsün sesleri hiç çıkmıyor. O zaman ister istemez bu çevrelerin samimiyetinden kuşku duyuluyor.
Ve: Acı ama gerçek:
Telafer düşüp Türkmenler bölgeden kaçınca kimileri çok sevindi; çünkü Telafer, Irak Kürtleri ile Suriye Kürtleri arasında tampon bölge. (Yumurtalık boru hattı da buradan geçiyor.)
Düşündüler ki, IŞİD yok olunca Telafer Kürtlerin olur; Suriye ve Irak Kürtleri komşu olur; ve sonrası belli; “Büyük Kürdistan”!
Evet:
IŞİD, “Büyük Kürdistan”ı kurmak için var gücüyle çalışıyor; saldığı korkuyla bölgenin demografik yapısını değiştiriyor; İslam'a ait ne varsa yıkıyor! Bölgeyi İsrail'e hazırlıyor sanki!..
Dün: Çekiç Güç'e Barzani Devleti'ni kurdurdular.
Yarın: Tampon bölge stratejisiyle Suriye Kürt Devleti'ni kurdururlar artık!

Arap Pınarı

“Kobane” adını niye parantez içinde yazıyorum? Çünkü…
“Kobane” diye bir şehir adı yok.
Adı, Ayn el Arap, yani Arapların baharı (ya da Arap Baharı) diyebiliriz. Osmanlılar “Arap Pınarı” diyordu.
Adından anlaşıldığı gibi kent, bir Arap şehri.
Kuşkusuz Türkmen, Kürt, Ezidi nüfus da var.
Peki “Kobane” adı nereden çıktı?
İstanbul Sultanahmet'teki “Alman Çeşmesi”ni görmüştür. Alman Kayzeri II. Wilhelm'in II. Abdülhamit'e hediyesiydi. Fakat…
Üç kuruş menfaatleri yoksa bu emperyalistler kimseye hediye filan vermez; çeşme, Bağdat demiryolu inşaatının Alman şirketine verilmesinin ödülüydü! Anadolu'dan kalkıp, Halep, Musul üzerinden Bağdat'a ulaşan yolun uzunluğu, 1600 km olacaktı. 887 km demiryolu yapılabildi, çünkü Birinci Dünya Savaşı çıktı. Neyse…
Adı dışında hiçbir “milli” yanı olmayan Bağdat Demiryolu Şirket-i Şahane-i Osmaniyesi, Ayn el Arap yakınlarında kurduğu demiryolu istasyonuna “kompany” adını verdi.
Buraya; 1915'teki tehcir ile gelen Ermeniler için büyük bir kamp kuruldu. Zamanla köy oldu; üç Ermeni kilisesi inşa edildi. (Hemen hepsi Araplaşma politikaları sonucu 1960'ta Sovyetler Birliği'ne göçtü.)
Fransızlar ile 1921'de imzalanan Ankara Antlaşması'yla güney sınırımız belli oldu. Sınırın Türkiye bölümünde kalan Kürtler'in bir bölümü Suriye'ye göçtü. Örneğin, “Kobane Suruç'un demografik uzantısı oldu.
Bu Kürt göçü; ve 1920'li ve 1930'lu yıllardaki Kürt isyanlarının bastırılması sonucu Suriye'ye kaçan Kürtlerle Ayn el Arap'ın etnik yapısında Kürt nüfus arttı. (Yani aslında geçen hafta Türkiye'ye sığınan Kürtlerin büyük bölümünün atası-dedesi Türkiye doğumlu.)
Tarih: 19 Temmuz 2012.
Suriyeli PKK'lıların kurduğu Demokratik Birlik Partisi (PYD) Ayn el Arap'ı işgal ederek “demokratik özerklik” ilan etti. Şehrin adını değiştirip, “Kobane” yapıverdiler! Halbuki, Suriye'de Kürtler herhangi bir vilayette çoğunluk oluşturamamaktadır. Kentte hala Arap çoğunluğu vardı. (Keza Kürtçe'de “Kobane” sözcüğü yok.)
Ele geçirilen “Kobane” birden “kutsallaştırıldı”; Abdullah Öcalan, 1979'da “kutsal yolculuk” yapıp Suruç'tan “Kobane”ye geçerek Ortadoğu'ya ilk adımı atmıştı!
PKK'da ilk ölen kişi “Kobane”liydi… Vs.
Kürtler düne kadar Öcalan'a destek verdiği için çok sevdikleri Esat'ın ne kadar diktatör
olduğunu keşfediverdi!
“Kobane” resmi tarihi yazılmaya başlanmıştı…

Barzani-Öcalan kavgası

“Kobane” konusunda Barzani'nin pek sesi çıkmıyor?
Niye acaba?
Halbuki, bırakın Kuzey Irak'taki kendi ordusunu Suriye'den kaçan 9 bin Kürt'ü Duhok'ta askeri eğitimden geçirdiği biliniyor. Bu silahlı adamları burnunun dibindeki “Kobane”ye yardıma göndermiyor!
Niye acaba?
Bilinir ki… Barzani ile Öcalan arasında tarihsel bir rekabet var. Bu çekişme Suriye Kürtleri üzerinden de sürüyor. Nedeni, Esat sonrası Suriye'yi “kantonlara” bölecek masaya kimin oturacağıdır!
Suriye'de 17 Kürt partisi var; ABD-İsrail'in “Büyük Kürdistan”ı kuracağından eminler; aralarındaki kavga kimin başa geçeceğidir!
Barzani petrol geliriyle üstünlük sağlayacağını düşünüyor. Zaten Suriye'de ciddi ekonomik sıkıntıları ve açlık çeken Kürtlerin uzun vadede kendi safına geleceğini hesaplıyor.
Keza: Barzani ailesinin özellikle Baas iktidarından sonra Suriye Kürt Demokratik Partisi ile yakın ilişkisi oldu; Barzani bu tarihsel bağa güveniyor.
Barzani bu arada “Kobane”deki Suriyeli PKK'lıların IŞİD tarafından kırılmasını umuyor.
Eh! Burası Ortadoğu kimin kiminle ittifak yapacağı sabah-akşam değişir! Baksanıza IŞİD ile Barzani hiç çatışıyor mu? IŞİD, “düşmanla/ABD ile anlaştılar” diye Kürtler ve Şii'lerden nefret etmiyor muydu?
IŞİD ile Barzani'nin birbiriyle savaşmamasının nedeni dinsel olabilir mi?
Barzani Nakşibendi Halidiye koluna mensup. Nakşibendi Halidiye kurucusu Kürt Halid-i Bağdadi'nin Ehl-i Sünnet'e Şafi- Eş'ari'lik ile birlikte Selefiliği yamamaya çalıştı.
IŞİD ile Barzani arasında mezhepsel bir akrabalık var!
ABD-İsrail'in kurduracağı “Kürdistan”, Selefi damarı olan Nakşibendi Halidiye üzerinde mi yükselecek?
Unutmayınız: Emperyalizm en gericiyle uzlaşır!..

Merakla beklenen Yılmaz Özdil'in son kitabı "Mustafa Kemal" Plus abonelerine hediye.

Soner Yalçın
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more