Sözcü Plus Giriş
AYŞE SUCU

Devlet adaletle durur!

28 Nisan 2014

Ada­let ide­si böy­le bir şey… Bir­den vic­dan­la­rın se­si olu­ve­rir. Bu­nal­mış gö­nül­le­re bir ne­fes al­dı­rır. Çün­kü su gi­bi, ek­mek gi­bi ih­ti­ya­cı­mız olan “se­s” ko­nu­şu­yor­dur.
Onun ol­ma­dı­ğı yer­de ca­hi­li­ye dö­ne­mi­nin put­la­rı dev­şi­ri­lir. Acı­lar­la do­lu­dur, hak­sız­lık­lar kol ge­zer. En te­mel in­san hak­la­rı yer­le bir olur.
Gü­cün tek ba­şı­na­lı­ğı fe­la­ket­tir. Gü­cü elin­de bu­lun­du­ran­lar, her yan­lı­şı ka­pat­mak için bir baş­ka yan­lı­şa ka­pı ara­lar­lar; ken­di­le­ri­ni gü­ven­ce al­tı­na al­mak için. Gü­cü ko­ru­ya­cak, gü­cü yer­li ye­rin­ce ha­re­ket et­ti­re­cek te­mel il­ke­dir ada­let…
Hak­kın, hu­ku­kun, in­san onu­ru­nun ad­re­si­dir.
Bun­dan do­la­yı Ko­çi Bey, “Kü­für ile dün­ya du­rur, zu­lüm ile dur­ma­z” der.
AYM Baş­ka­nı Ha­şim Kı­lıç “a­da­le­t” ika­zı yap­tı.
Bir­kaç cüm­le­yi alın­tı­la­ya­lım:
“Yar­gı üze­rin­de olu­şan ya da olu­şa­cak si­ya­si, ide­olo­jik, di­ni, ır­ki ve mez­he­bi tüm ve­sa­yet­çi an­la­yış­lar, baş­ta yar­gı men­sup­la­rı ol­mak üze­re her­kes ta­ra­fın­dan şid­det­le red­de­dil­me­li­dir. Esa­sen ve­sa­yet al­tın­da­ki bir yar­gı­dan, hu­kuk gü­ven­li­ği­ni sağ­la­ma­sı da bek­le­ne­mez. Böy­le bir sis­tem yö­ne­ten­le­rin gü­ven­li­ği­ni sağ­lar­ken, öte­ki­le­re de an­cak kor­ku, en­di­şe ve umut­suz­luk ve­re­bi­lir. Kor­ku­nun ve en­di­şe­nin ha­kim ol­du­ğu ik­lim­ler­de de öz­gür vic­dan­lar üre­ti­le­mez.”
İk­ti­dar kav­ga­la­rı­nı bir ke­na­ra bı­ra­kır­sak, böy­le cüm­le­le­rin al­tı­na kim im­za at­maz?
Bir­kaç yıl ön­ce­sin­de sa­yın Kı­lı­ç'ın al­dı­ğı tüm ka­rar­la­ra al­kış tu­tan­la­rın, ken­di­le­ri­ne yö­ne­lik eleş­ti­ri­le­ri gö­rün­ce ver­dik­le­ri tep­ki ba­na Sok­ra­te­s'i ha­tır­lat­tı:
Fi­kir­le­ri yü­zün­den yar­gı­la­nan Sok­ra­te­s'­in sa­vun­ma­sı bi­ter ve yar­gıç­lar ka­rar ve­rir: Ya sür­gü­ne gön­de­ri­le­cek­tir ya da bal­dı­ran ze­hi­ri içi­ri­le­rek öl­me­ye mah­kum edi­le­cek­tir. Öğ­ren­ci­le­ri kaç­ma­sı­nı tek­lif eder. Fa­kat o red­de­der ve şöy­le der: “Bu ka­nun­lar dün be­ni ra­hat­sız et­mi­yor­ken, so­ru­num yok­ken iyiy­di de, bu gün aley­hi­me dön­dü­ğü için mi kö­tü ol­du? Ka­bul ede­mem. Bu be­nim ken­di ken­dim­le tu­tar­lı­lı­ğı­mı bo­zar.”
Ah­lak da bu tu­tar­lı­lık de­ğil mi­dir za­ten?

Ben yap­tım, ol­du ­bit­ti…

Top­lu­mu il­gi­len­di­ren ko­nu­lar­da, her dü­şün­ce­nin dik­ka­te alın­ma­sı ge­re­kir. Çün­kü fi­kir al­ma sü­re­cin­de ne ka­dar çok in­san bu sü­re­ce da­hil olur­sa, üre­ti­len fik­rin o nis­pet­te doğ­ru ol­ma ih­ti­ma­li var­dır. Meş­ve­ret, şu­ra kav­ram­la­rı ka­dim kül­tü­rü­mü­zün da­ma taş­la­rı­dır. “Ben yap­tım, ol­du da bit­ti­” an­la­yı­şı­nın ha­kim ol­du­ğu yer­ler­de, kü­çük bir mut­lu azın­lık ol­sa bi­le, bü­yük kit­le­ler hu­zur­suz­dur.
İn­san­lı­ğın ge­çir­di­ği ev­re­le­re ba­ka­rak söy­ler­sek, tek bi­çim­len­di­ri­ci se­vi­ye­de ka­lan inan­cın ve ide­olo­ji­nin da­ya­tıl­ma­sıy­la bir ye­re va­rı­la­ma­ya­ca­ğı açık­tır. Ge­liş­miş de­mok­ra­si­ler­de, her alan­da et­kin kı­lı­nan kol­lek­tif yak­la­şım, ba­şa­rı­nın da anah­ta­rı ol­muş­tur.
Bir ar­ka­da­şım nak­let­ti: BBC'­de ya­yın­la­nan Ma­te­ma­tik bel­ge­se­lin­de şöy­le bir de­ney ya­pıl­mış: İçin­de renk­li renk­li bin­ler­ce şe­ker­le­me olan bü­yük­çe bir ka­va­noz, so­kak­ta in­san­la­ra gös­te­ri­lir. İki­yüz ki­şi­ye, için­de kaç şe­ker ol­du­ğu so­ru­lur. Her bi­ri fark­lı ra­kam­lar söy­ler. Ki­mi bin, ki­mi beş bin, ki­mi on beş bin, ki­mi de kü­sür­lu ra­kam­lar te­laf­fuz eder. So­nuç ola­rak in­san­la­rın söy­le­di­ği ra­kam­la­rın or­ta­la­ma­sı alı­nır. Çı­kan ra­kam on bin dört­tür. Ka­va­noz­da­ki şe­ker sa­yı­sı on­bin­dir!
Or­tak akıl de­di­ği­miz şey bu ol­sa ge­rek. Asaf Ha­let Çe­le­bi'nin “Kol­lek­tif bir gö­rüş ra­hat­lı­ğı, in­sa­nı dü­şün­mek­ten kur­ta­rı­r” an­la­mın­da­ki bir yak­la­şım­dan bah­set­mi­yo­rum.
Ak­si­ne dü­şün­ce çi­le­si çek­miş, fark­lı fi­kir­ler­de­ki in­san­la­rın bir ara­ya gel­me­sin­de­ki rah­me­ti gör­mek­ten bah­se­di­yo­rum. Sı­nır­lı dü­şün­ce­le­re sı­nır­sız­lık ka­zan­dı­ran meş­ve­re­tin, şu­ra­nın or­ta­ya ko­ya­ca­ğı zen­gin­lik­ten bah­se­di­yo­rum.

Mül­kün te­me­li

“A­da­let mül­kün te­me­li­di­r” di­yen bir ge­le­ne­ğin ço­cuk­la­rı­yız. Bu­ra­da­ki “mül­k” var­lık­tır. Hem sos­yal an­lam­da, hem fi­zik an­lam­da ayak­ta du­ra­bil­mek­tir. Ayak­ta ka­la­bil­me­nin, sağ­lık­lı ve hu­zur­lu ya­şa­ya­bil­me­nin şar­tı da ada­let­tir. Ya­ni bir dev­let­ten, bir top­lum­sal ya­pı­dan bah­se­de­cek­sek, bu­nun otu­ra­ca­ğı yer ada­let­tir.
Ada­let tüm öğ­re­ti­ler­de, di­ni, ah­la­ki, hu­ku­ki, etik düz­lem­de ele alı­nan, in­sa­nın vaz­ge­çe­me­ye­ce­ği aş­kın bir de­ğer­dir. Hu­ku­ka ve ka­nun­la­ra uy­mak­tan da­ha üst bir şey­dir. Hem ka­nu­nu ya­pa­nın, hem hu­ku­ka uya­nın, hem de ne­den do­la­yı yap­tı­ğı­na ve­ya ne­den do­la­yı uyul­du­ğu­na te­mel oluş­tu­ran bir kay­nak­tır.
Meş­ve­ret or­ta­mı par­le­men­to­dur. Top­lu­mu tem­sil eden par­ti­le­rin ta­ma­mı­dır. Yü­rüt­me er­ki ko­nuş­ma­la­rı din­le­ye­cek ve bir bil­ge has­sa­si­ye­tiy­le ka­rar­la­ra im­za ata­cak­tır. An­cak bu im­za­la­rı de­net­le­yen bir üst mer­ci­ye de şid­det­le ih­ti­yaç var­dır. Ka­nun­la­rı, “a­da­le­t” ide­si ba­kı­mın­dan de­ğer­len­di­re­cek­tir. Dev­le­ti yö­ne­ten­ler eleş­ti­ril­me­yi gö­ze al­ma­lı ve ada­le­tin se­si­ne ku­lak ver­me­li­dir.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more