Sözcü Plus Giriş
EMİN ÇÖLAŞAN

Libya’ya bavulla giden paralar

13 Eylül 2014

Sevgili okuyucularım, son gelişmelerde Türkiye'nin gerek Ortadoğu ve gerekse bütün dünyada nasıl hezimete uğradığını ve bu doğrultuda yakın geçmişte neler yaşandığını sizlere bir kez daha ve kısaca anımsatmak istiyorum.
Çevremizdeki şu ülkelerle ilişkilerimize bir bakın!
Suriye ile olanları biliyorsunuz. Tayyip hükümetinin nasıl rezil olduğunu gördük.
Bir zamanlar Suriye'nin bizim tapulu mülkümüz olduğunu söyleyen bu aymazlar, Esad'ın iktidardan düşmesi için ellerinden geleni ardına koymadılar. Esad'ın ülkesi İslamcı teröristler tarafından harabeye döndürüldü ama adam yerinde kaldı. Bundan sonra düşmesi de mümkün değil.
Tayyip Türkiye'de mitingler düzenler, “Esad kardeşim” diye bağırır, onu yere göğe sığdıramazdı.
Onun aczi ve hataları nedeniyle, şimdi Suriye sınırında iki yeni komşumuz oldu:
PKK ve IŞİD!
Tayyipgillere hayırlı olsun, tepe tepe kullansınlar!

* * * *

Gelelim Mısır'a!.. Ortadoğu'nun bu en önemli ülkesiyle ilişkilerimiz tümüyle kesildi. Diplomatlarımız Türkiye'ye geri dönmek zorunda kaldı.
Mısır Hükümeti, ülkesindeki İslamcı kesime destek ve ayaklanma çağrıları yapan Tayyip hükümetini içişlerine karışmakla suçladı ve “Düşman” ilan etti.
Haksız değiller… Mısır'daki Müslüman Kardeşler isimli şeriatçı örgüt yönetime karşı ayaklandığında, Tayyip onlara destek vermeyi ısrarla sürdürdü… Ve Mısır'la ilişkilerimiz her açıdan sona erdi.
Yeni düşmanımızı bize böyle kazandırdılar!

* * * *

Irak'ta yönetime sürekli posta koyup, işbaşından ayrılması gerektiğini savundular…
Çünkü Irak'ta Şii-Sünni sürtüşmesi var ve yönetim Şii'lerde. Bizimki Sünni'lerden yana tavır koyup Irak'ın yaralarını kaşıdı, ilişkileri kopardı.
İran bölgenin en önemli devletlerinden biri.
Tayyip ABD ile işbirliği yapıp bu ülkeye de tavır koydu, İran'ı vuracak füze üslerini Türk topraklarında oluşturdu. İran yönetimi büyük tepki gösterdi ama sonuç sıfır…
Ve İran'la papaz olmayı da böylece başarmış olduk!

* * * *

Şimdi gelelim Libya'ya… ABD, Libya Devlet Başkanı Kaddafi'yi devirmeye karar vermiş, ülkedeki İslamcıları ayaklandırmıştı. Devirme kararı Tayyip'e bildirilmeden önce ABD tarafından bir açıklama yapıldı:
“NATO uçakları Libya'yı vuracaktır.”
Tayyip hemen zıpladı ve aynen şu sözleri söyledi:
“NATO'nun ne işi var Libya'da!..”
Aklınca ABD'yi eleştiriyordu. Ama hemen ardından kesin emir geldi:
“Biz Kaddafi'yi devireceğiz, ona göre davran. Sana da petrol payını veririz, Türk şirketlerine iş sahaları açarız, para kazanırsın.”
Benzer bir emri ABD'den Esad'ı devirmek için de almış, hemen boyun eğmişti.
Libya'da İslamcı isyancılar kazandı, Kaddafi linç edildi.
Tayyip'in ağzı kulaklarına varıyordu.
Bu süreçte ABD'den yeni bir emir geldi:
“Yönetimi ele geçiren İslamcıların parası yok. Sen onlara bir miktar para gönder.”

* * * *

Sevgili okuyucularım, en büyük rezalet işte bundan sonra ortaya çıktı. ABD ile yapılan görüşmelerde, gönderilecek paranın 300 milyon dolar olması konusunda anlaşmaya varıldı.
Olayın devamını şimdi okuyun, çünkü sorumluların Yüce Divan'da yargılanmalarını gerektiren bir olaydır.
Devletin ve milletin parası hazırlandı. Hangi kaynaktan olduğu bugün bile bilinmiyor. Örtülü ödenek mi, başka bir yer mi, bilen yok!
Bu paranın bavullarla gönderilmesine karar verildi.
Olayı onların ağzından aktarıyorum.
Ali Babacan isimli Başbakan Yardımcısı bu rezalet ortaya çıkınca açıklama yapmak zorunda kaldı:
“Biz Libya'daki yeni yönetime üç ayrı 100 milyon dolar gönderme sözü verdik. Aslında paranın hepsini bir seferde istediler ama ben uçak düşer müşer diye vermedim…
Çünkü 100 milyon dolar nakit para (bavulla gönderildiğinde) yaklaşık 1.100 kilo ediyor.
Önce 10 milyon dolar gönderdik, 100 kilo tutuyordu.
Sonra 30'ar milyon dolarlık limitleri burada (kendilerine) teslim ettik.”

* * * *

Ziraat Bankası tarafından havaalanı mülki amirliğine yazılan yazı:
“27 Temmuz 2011 tarihinde yurtdışına yapılacak bir para transferiyle ilgili olarak zırhlı araçlarımızın apronda uçağın yanına kadar yanaşması hususunda gereğini arz ederiz.”
İşin ilginç yanı, bu sırada Libya'da Kaddafi yandaşlarıyla İslamcılar arasında çatışmalar sürüyordu ve kimin kazanacağı belli değildi…
Ve o sırada dünya liderliğine (!) soyunmakta olan Tayyip, ABD istedi diye İslamcılara toplam 300 milyon dolar parayı bavullarla gönderdi!
Bu para günümüz kurlarıyla yaklaşık 700 trilyon ediyor.

* * * *

Peki sonrasında ne oldu? Böyle cukkaların belgesi zaten olmaz da, bu paraların önemli bir bölümü, Libya'da bavulları teslim alan isyancı yamyamlar tarafından cebe atıldı.
Tayyip'in gönderdiği ve her kuruşu Türk insanının cebinden çıkan bu paralar oralarda güzelce paylaşıldı…
Ve bu paraların hesabı bu hükümetten hiçbir zaman sorulmadı.
Libya'da şimdi durum ne?.. Kimin kimi yönettiği belli değil. Çatışmalar sürüyor.
Türkiye ile ilişkilerini kestiler. Trablus ve Bingazi'deki diplomatlarımız Türkiye'ye döndü.
Libya'da iş yapan şirketlerimiz kovalandı, alacakları yaz tahtaya al haftaya yöntemiyle iptal edildi… Yüzlerce milyon dolar zarar ettik.

* * * *

Bunlar Tayyip-Davutoğlu Ahmet ikilisi tarafından sahneye konulmak istenen oyunun acı ve gülünç gerçekleridir.
Suriye, Mısır, İran, Irak ve Libya'da rezil olduk.
Suriye uçağımızı düşürdü, Lübnan'da pilotlarımız kaçırıldı, IŞİD Musul Başkonsolosluğumuzu basıp 49 kişiyi esir aldı ve bırakmıyor.
Somali'de büyükelçiliğimize saldırı düzenlendi, güvenlik görevlisi öldürüldü.
Ama itiraf edelim, çok önemli bir kazancımız var!
Suriye sınırımızda PKK ve IŞİD ile komşu olmayı başardılar!
İsrail-Filistin savaşında ağırlık koyamadık, dışlandık, dert değil!. Bizim monşer Tayyip'in gönlü aslında İsrail'den yana ama iç politika hesapları nedeniyle Filistin'den yana görünmek zorunda kalıyor.
Dünya liderliği (!) demek ki böyle oluyor!