Polis, polis olsa!

Polisin elindeki gaz fişeğini atan tüfek, yakın mesafeden ateşlenmişse… Ve bu tüfek ateşlendiğinde dik açıyla tutulmuşsa… Ve hedef gözetilerek tetik çekilmişse… Bu kafaya kurşun sıkmanın aynısıdır.
Berkin böyle öldürüldü.
Bu polis kimdi?
O polisin amiri var,
Amirin amiri de vardır.
Polis şefinin bağlı olduğu görevli, bu görevlinin bağlı olduğu üst görevli, üst görevlinin bağlı olduğu müdür, müdürün bağlı olduğu devlet büyüğü.. Zincir devletin başına kadar gider. Zincirin halkaları, hep birlikte düşünüp, hep birlikte karar verip, önce ortamı biber gazına boğuyorlar. Sonra hep birlikte nişan alıp, hep birlikte tetiği çekiyor olmasalardı Berkin'i başından vuran polisi bulurlardı.

* * * *

Vuranı bulunmayan öldürme.
269 gün geçti.
Geçiyor, akıyor günler.
Bugün 270 gün oldu.
Berkin'i vuran bulunmadı.
Polis örgütünden sorumlu olan bakan, bakanın altındaki genel müdür, genel müdürün altındaki dairelerin şefleri, onların yardımcıları kenetlendiler. Berkin'in vurulduğu yerde ve saatte polisler görevliydi. İsimleri biliniyordu. Bütün polislere gaz fişeği atacak tüfek verilmiyor ama hangilerine verildiği kesin olarak biliniyordu. Berkin'i vurup öldüren tüfeğin zimmetli olduğu bir polis memuru mutlaka vardı.
Telsizden emir alıyordu.
Telsizden “anlaşıldı” diyordu.
Tüfek emirle ateşleniyordu.
Kameralar mutlaka çekiyordu.
270 gündür sözde bir soruşturma yapılıyor ama ortada Berkin'i öldüren tüfeği ateşleyen polis yok. Görgü tanığı yok. Telsiz konuşmaları yok. Tüfeği ateşleyen polise emri kimin verdiği yok.
Bunlar hem var, hem yok.
Savcı hem var, hem yok.

* * * *

Polis, polis olsa…
Savcı, savcı olsa…
Vali, vali olsa…
Berkin, vurulmazdı. O polis şefi, kendisine göstericileri sadece dağıtmak ve geriletmek ama kesinlikle öldürmemek amacıyla verilmiş olan gaz fişeği tüfeğini, yakın mesafeden, dik açıyla, hedef gözeterek ateşleyen polisi hemen açığa aldırır, savcıya teslim eder, mahkemeye verir, “adam öldürmekten” ceza almasını isterdi.
Polis, polis olsa…
Bunu yapardı.
Savcı, savcı olsa…
Berkin'i vuran polisin ve onun amirinin peşine düşer, şahitleri bulur, kamera kayıtlarını toplar, telsiz konuşmalarını belgeler hakimin önüne koyardı.
Vali, vali olsa…
Katilin bulmasını isterdi.
Başbakan, başbakan olsa…
Berkin'in babasını dinlerdi.

* * * *

Berkin'in babası Sami Elvan, oğlunu toprağa verdiği gün; “Başbakan ağzını açtığında dinden bahsediyor… Vicdanı varsa çocuğumun katilini bulsun, yakalasın” diyordu. Berkin'den önce 7 genç ve ne tesadüf yedisi de Alevi, polis fişeği ile öldürüldü. 12 gencin gözü kör oldu. Sadece 1 polis “cinayete teşebbüsten” yargı önüne çıkartılmadı.

Aksaray! Uşak! Niğde! Sakarya!

Diktatörlüğe gidişi durdurmak için seçmenin gücünü seçim sandığında birleştirme rüzgarı başlattığını” yazmıştım. CHP'nin güçlü olduğu kentlerde MHP'liler CHP'ye, MHP'nin güçlü olduğu kentlerde CHP'liler MHP'li adaylara oy desteği vereceklerini gösteren belirtiler var. 2009 yerel seçim sonuçlarını esas alan kıyaslamalı bir tablo yazmıştım. Aksaray, Uşak, Niğde'den bu tabloya itirazlar geldi. CHP Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz, “Uşak'da son anketlerde CHP yüzde 33, AKP yüzde 31, MHP yüzde 26 çıkıyor.” dedi. Niğde CHP İl Başkanı Ünal Baykan, “Şu anda Niğde'de biz birinci parti konumundayız” diye iddialı konuşuyor. CHP Aksaray Belediye Başkan adayı Doğan Koşar ise “ Şu anda Aksaray'da CHP seçmenin büyük çoğunluğunun desteğini almış durumda” diyor. CHP Sakarya İl Başkanı Oğuz Can Curoğlu ise yapılan son anket sonuçlarının; “CHP yüzde 25, AKP yüzde 31.
MHP yüzde 17, Diğer yüzde 6 ve kararsızların yüzde 21” olduğunu belirtiyor.