Sözcü Plus Giriş
SAYGI ÖZTÜRK

Alan Paşa’nın feryadı

23 Eylül 2014

Şu işe bakın, Türkiye Cumhuriyeti askeri, sınır boyunda hem Suriyeliler, hem Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları tarafından taşlanıyor. Onların kullandığı araçlar tahrip ediliyor.
Amaç askeri yöre halkının, Suriye'den gelenlerin gözünde itibarsızlaştırmak.

912 kilometrelik Türkiye-Suriye sınırda 506 bin hektarlık alana 680 bin mayın döşenmiş.
Başbakanlığı döneminde Recep Tayyip Erdoğan, yakın dostu Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'la anlaşmış ve mayınlı alanların temizlenmesine karar verilmişti. CHP'de mayınlı alanın temizlenip topraksız köylülere dağıtılmasını istiyordu.

Evet, mayınlar büyük ölçüde temizlendi ama o topraklar topraksız köylüye değil, AKP tarafından İsrail firmalarına verilmeye başlandı. Mayınların temizlenmesinin nedeni şimdi daha iyi anlaşılıyor. Suriye karıştırılacak, oradan Türkiye'ye akın akın gelmeleri kolaylaştırılacaktı. Anlaşılıyor ki artık sınır tanınmıyor.

Gelenlerin asker düşmanlığı

Türkiye'ye ilk sığınanlar ile bugün sığınmak isteyenler hayli farklı. Kendilerine Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) adını veren dinci örgüt, PKK ve onun Suriye'deki uzantısı PYD ile çatışıyor. PKK'lılar Türkiye sınırına dayandı. Sınır görevini namus bilen asker, hem Türkiye üzerinden Suriye'ye gitmek isteyenlerin, hem de Suriye'den ülkemize girmek isteyenlerin saldırısına uğruyordu. Güvenlik yetkililerine göre, Türkiye'ye girmek isteyenlerin arasında çok sayıda PKK'lı terörist de bulunuyordu.

Bunların bir görevi de yöre halkını askere karşı kışkırtmaktı. Sınır ötesindeki olaylar abartılarak Türkiye tarafına aktarılıyor, böylece destekçilerinin sınırı geçmek için askerle
karşı karşıya gelmeleri amaçlanıyordu. Artık mayınlı bir arazi de olmadığına göre her taraftan geçilebilecekti. Mayınlı arazileri temizleyen AKP, şimdi o sınarlara duvar örmenin peşinde.
Merak etmeyin, o duvarları size artık yaptırmazlar…

Bir komutan anlatıyor

Sınır boyunda Mehmetçik taşlanırken, korunabilmek için kalkanlarının altına gizlenirken bu manzarayı askerine yaşatan siyasiler ne düşünüyor acaba? Bir askere ne düşündüğünü sordum, şunları söyledi:

“Askerlerimizin içine düşürüldüğü durumu televizyon haberlerinde izlerken hem ben, hem eşim ağladık. 24 saat orada uykusuz görev yapan askeri hem kendi vatandaşımız, hem de Suriye'den gelenler taşlıyor. Ne yazık ki askere taş atmak da suç sayılmıyor. Bu bir protesto biçimiymiş…Acaba başka ülkede böyle bir protesto biçimi var mıdır? Türkiye tarafından Suriye'ye gitmek isteyenler sınır kapılarından geçebilir. Bunun için hiçbir engel yok. Ama amaç gitmek değil, amaç provokasyon. Sınır ötesinden gelenler yakınlarının nasıl kesildiğini anlatırken gülüyor. Araştırmalarımıza göre olaylar abartılarak anlatılıyor ve Türkiye'den Suriye'ye geçiş olması sağlanmak isteniyor.

Gelen Suriyeliler arasında binlercesinin PYD ve PKK'lı olduğunu konusunda bilgileye sahibiz. Gelen masum vatandaşların arasında onlar ülkeye sızıyor. Bunu yaparken askerimizi taşlayarak itibarsızlaştırıyor. Bunlar PYD ve PKK'nın oyunudur. Amaç, dünya kamuoyunun dikkatini çekip bölgeye müdahale edilmesini sağlamak. Ülkemize gelen teröristlerin ne yapacağını bilemiyoruz.”

“Bunlar daha iyi günlerimiz”

Eski Özel Kuvvetler Komutanı emekli Korgeneral, MHP Milletvekili Engin Alan, dün Adana'da şehit yakınları ve gazilerle birlikteydi. Sınır boylarında yaşananları sordum, “Perşembenin gelişi Çarşambadan belli değil miydi?” diye sordu. Bugün yaşananları önceden görmenin de kehanet olamayacağını söyledi. Gerçekten, Engin Paşadan daha önce dinlediklerim, ne yazık ki birer birer gerçekleşiyor…

Engin Paşa, gelinen noktayı “açılım süreci”ne bağlıyor ve telefonda şunları söylüyordu:“Terör örgütü, hedefine ulaşmak için geri adım atmaz. İstediklerini alana kadar mücadelelerini sürdürecekler. Bir yandan ‘ortak vatan, kardeşlik' diyeceksiniz, bir yandan Atatürk büstlerini kıracak, sökecek, okulları yakacaksınız, yolları keseceksiniz, kimlik kontrolleri yapacaksınız. Bunların yaptıklarının barışla, kardeşlikle, ortak vatanla uzaktan yakından ilgisi yok. Yine iyi günlerimiz. Asıl bundan sonra olacaklara bakalım. Önümüzde daha kötü günler bizi bekliyor. Olacakların hiç birisi de sürpriz sayılmaz. Askerin taşlanması son derece onur kırıcı bir durumdur. Asker için bundan daha ağır onur kırıcı ve ağrına gidecek ne olabilir? Herkes, o askerin yerine kendisini koyup düşünsün. Siz  olsanız ne yaparsınız? Yine de dişlerini sıkarak üzülüyorlar, sabrediyorlar.”

Hatay Milletvekili Hasan Akgöl'den Şanlıurfa, Hatay, Gaziantep, Kilis'de kim oldukları belli olmayanların dolaştığını belirtiyor, “Vatandaş, kendi evladı olan askeri taşlıyor.Türk kültüründe askere sevgi ve saygı vardı. Siz, askerin etkinliğini azaltırsanız, onların yetkisizliğini fırsat bilenler daha kötüsünü de yapar” Yetki verirseniz, onlardan izinsiz bir kişi bile geçemez” diyor.

Sindirilmiş, korkutulmuş asker, asla düşman için caydırıcı olamaz…