Reklamsız Sözcü
SONER YALÇIN

Erdoğan’ın annesi

5 Ağustos 2014

Me­zar ko­nu­su ilk Müs­lü­man­la­rı iki­ye böl­dü:
Me­di­ne­li­ler, çu­ku­run kıb­le­ye ba­kan ta­ra­fın al­tı­na ka­zıl­dı­ğı (boy­dan bo­ya) “lah­d” ve Mek­ke­li­ler ise çu­ku­run bir ta­but gi­bi me­za­rın or­ta ye­ri­ne açıl­dı­ğı “şak­k” bi­çi­mi­ni ter­cih edi­yor­du. Hz. Mu­ham­med ve­fat edin­ce, na­sıl def­ne­di­le­ce­ği ko­nu­sun­da Me­di­ne­li­ler ile Mek­ke­li­ler ara­sın­da tar­tış­ma çık­tı. So­nun­da “lah­d” ka­bul edil­di.
Me­za­rın de­rin­li­ği, me­za­rın yük­sek­li­ği, me­za­rın üs­tü­nün düz mü yok­sa tüm­sek­li mi ola­ca­ğı; me­zar ta­şı ko­nu­lup ko­nul­ma­ya­ca­ğı, isim ya­zı­lıp ya­zıl­ma­ya­ca­ğı, be­ze­me­ler ya­pı­lıp ya­pıl­ma­ya­ca­ğı İs­lam dün­ya­sın­da hâlâ tar­tış­ma ko­nu­su­dur. Ve…
İs­la­m'­ı ka­bul eden Türk­le­rin ken­di me­zar kül­tür­le­ri­ni ko­ru­ma­la­rı bi­zim top­rak­lar­da­ki me­zar çe­liş­ki­le­ri­ni de­rin­leş­tir­di. He­le…
İşin içi­ne si­ya­set gi­rin­ce İs­la­mi il­ke­ler tüm­den unu­tul­du. Ör­ne­ğin, ce­na­ze­nin ölüm­den kı­sa bir sü­re son­ra kal­dı­rıl­ma­sı; taht kav­ga­la­rı ne­de­niy­le pa­di­şah ölüm­le­ri­nin ay­lar­ca giz­li tu­tul­ma­sı yü­zün­den ço­ğu za­man müm­kün ol­ma­dı!
Ya­kın ta­ri­he ge­lir­sek…
Nak­şi­ben­di şey­hi Meh­met Za­hit Kot­ku, 13 Ka­sım 1980'de ve­fat et­ti. Va­si­ye­ti ge­re­ği, iki ay ön­ce as­ke­ri dar­be ya­pan Ke­nan Ev­re­n‘­in em­riy­le Sü­ley­ma­ni­ye Ca­mi­i ha­zi­re­si­ne gö­mül­dü.
Kot­ku'nun; Ka­nu­ni Sul­tan Sü­ley­man, İkin­ci Sü­ley­man, İkin­ci Ah­met, Hür­rem Sul­tan, Mih­ri­mah Sul­tan, gi­bi Os­man­lı ha­ne­da­nı­na ait me­zar­la­rın bu­lun­du­ğu ha­zi­re­ye gö­mül­me­yi va­si­yet et­me­si­nin se­be­bi ney­di? Öl­dük­ten son­ra ih­ti­şa­ma ka­vuş­mak mı? Pe­ki ta­sav­vu­fun te­va­zu­su ne ol­du? Ney­se. Se­kiz yıl son­ra…
1988'de Tur­gut Özal baş­ba­kan­dı ve Ha­fi­ze Özal ölün­ce Ba­kan­lar Ku­ru­lu ka­ra­rıy­la an­ne­si­ni Nak­şi­ben­di şey­hi Kot­ku'nun ya­nı­na ya­ni Sü­ley­ma­ni­ye Ca­mi­i ha­zi­re­si­ne def­net­tir­di. An­ne­si­nin va­si­ye­ti böy­ley­di!..
Ya­sa­ya gö­re, Ba­kan­lar Ku­ru­lu'nun, bir kim­se­nin ge­nel me­zar­lık­lar dı­şın­da bir ye­re def­ni­ne izin ve­re­bil­me­si için, “o ki­şi­nin ül­ke­ye ola­ğa­nüs­tü hiz­met­ler yap­mış bir ki­şi ol­ma­sı­” ge­re­ki­yor­du! Si­ya­set, ne din ne ya­sa din­ler! Öy­le ki…
Yu­suf Boz­kurt Özal 2001'de ve­fat et­ti ve yi­ne Ba­kan­lar Ku­ru­lu ka­ra­rıy­la Sü­ley­ma­ni­ye Ca­mi­i ha­zi­re­si­ne def­ne­dil­di. Böy­le­ce, Os­man­lı ha­ne­da­nı­na ait me­zar­lık “Ö­zal ha­ne­da­nı­na­” ait me­zar­lık olu­ver­di!
Evet, si­ya­set-me­zar­lık iliş­ki­si­ne de­ği­ni­yor­duk de­ğil mi?
Pe­ki.
Ten­zi­le Er­do­ğa­n'­ın me­zar­lı­ğı ni­ye hiç gün­de­me ge­ti­ril­mi­yor? Oy­sa…
Ama ön­ce bir is­mi ta­nı­ya­lım…

Ta­le­be de­ğil iş­çi!

Adı, Sü­ley­man Hil­mi Tu­na­han.
1888'de (bu­gün Bul­ga­ris­ta­n'­da bu­lu­nan) Si­lis­tre'nin He­zar­grad ka­sa­ba­sı­nın Fer­hat­lar kö­yün­de doğ­du. İlk tah­si­li­ni Rüş­ti­ye mek­te­bin­de yap­tık­tan son­ra ba­ba­sı ta­ra­fın­dan İs­tan­bu­l'­a gön­de­ril­di.
Fa­tih Ca­mi­i der­si­am­la­rın­dan Baf­ra­lı Ah­med Ham­di Efen­di­‘nin ya­nın­da bu­lun­du. Tef­sir, ha­dis, fı­kıh ve bu ilim­le­rin usul­le­ri­ni tah­sil ede­rek “dip­lo­ma­sı­nı­” al­dı.
Aka­de­mik öğ­re­nim de yap­tı; Sü­ley­ma­ni­ye Med­re­se­si'ne bağ­lı Med­re­se­tü'l-Mü­te­has­si­sin; ve bu­gün hu­kuk fa­kül­te­si kar­şı­lı­ğın­da olan Med­re­se­tü'l-Ku­za­t'­ı bi­tir­di.
1920'de Da­ru'l-Hi­la­fe­ti'l-Aliy­ye med­re­se­sin­de mü­der­ris­li­ğe baş­la­dı. Bu ha­ya­tı uzun sür­me­di; 3 Mart 1924'te­ki Tev­hid-i Ted­ri­sat Ka­nu­nu ge­re­ği med­re­se­ler ka­pa­tı­lın­ca mü­der­ris­li­ği bı­rak­mak zo­run­da kal­dı. İs­tan­bul va­iz­li­ği­ne atan­dı.
Bu ara­da ev­ler­de öğ­ren­ci­le­ri­ne di­ni ders­ler ver­di. İlk der­si…
Ge­dik­pa­şa Azak­za­de Apart­ma­nı'­nın bod­ru­mun­da, avu­kat Os­man Bey, Ha­cı Re­fik, Meh­met Efen­di, bi­let­çi Hü­se­yin Efen­di, es­naf Çır­pan­lı Mus­ta­fa Efen­di, Bey­pa­zar­lı ter­zi Ali, ka­lay­cı Meh­me­t'­e ver­di.
Sa­de­ce ev­ler­de de­ğil…
Ça­tal­ca'da ki­ra­la­dı­ğı Ha­lit Pa­şa'nın Ka­bak­ça Çift­li­ği ya da Lü­le­bur­ga­z'­da­ki pan­car çift­li­ğin­de top­la­dı­ğı ta­le­be­le­re ders ver­di. Öğ­ren­ci­le­ri iş­çi ola­rak gös­te­ri­yor­du!
Kon­ya Ereğ­li kır­sa­lı ya da yo­lu ol­ma­yan To­ros Dağ­la­rı'nın te­pe­le­rin­de “man­dı­ra­cı­lık ya­pı­yo­r” gi­bi gö­zü­ke­rek öğ­ren­ci ye­tiş­tir­di. Nak­şi­ben­di­li­ğin bir ko­lu olan “Sü­ley­man­cı­lı­ğı­n” te­me­li böy­le atıl­dı.
Sü­ley­man Hil­mi Tu­na­han bu fa­ali­yet­le­ri sü­re­cin­de so­run­lar da ya­şa­ma­dı de­ğil:
1939'da üç gün­lük gö­zal­tı ya­şa­dı.
1943'te Di­ya­net İş­le­ri Baş­kan­lı­ğı ta­ra­fın­dan va­iz­lik yet­ki­si elin­den alın­dı.
1944'te se­kiz gün­lük gö­zal­tı ya­şa­dı.
1949'da CHP hü­kü­me­ti­nin res­mi Ku­r'­an kurs­la­rı­nın açıl­ma­sı­na izin ver­me­siy­le, 1951'de Kon­ya Lez­zet Lo­kan­ta­sı sa­hi­bi Mus­ta­fa Do­ğan­be­y‘­in Çam­lı­ca'da­ki köş­kü­nün bi­rin­ci ka­tın­da ilk Ku­r'­an kur­su'nu aç­tı.
Bu­gün Sü­ley­man­cı­la­r'­ın Tür­ki­ye'nin dört bir ya­nın­da kurs­la­rı ve yurt­la­rı var. Eği­tim-öğ­re­nim yo­luy­la “ör­güt­len­me­yi­” ilk baş­la­tan Sü­ley­man­cı­lar, Fet­hul­lah Gü­le­n‘­e rol mo­del ol­du.

Po­lis ce­na­ze­yi dur­dur­du

1957'de Bur­sa'da ya­şa­nan bir din­ci ayak­lan­ma, Sü­ley­man Hil­mi Tu­na­han için so­nun baş­lan­gı­cı ol­du.
Bur­sa Ulu Ca­mi­i'­ye ge­len ve “meh­di­li­k” id­di­asın­da bu­lu­nan bir ta­kım din­ci­ler gö­zal­tın­a alın­dı. İfa­de­le­rin­de ken­di­le­ri­ni Sü­ley­man Hil­mi Efen­di'nin gön­der­di­ği­ni id­di­a et­ti­ler. Bu­nun üze­ri­ne Sü­ley­man Hil­mi Tu­na­han, 59 gün Kü­tah­ya ha­pis­ha­ne­sin­de tu­tul­du. Ve…
Ta­rih: 16 Ey­lül 1959
Sü­ley­man Hil­mi Tu­na­han öl­dü. Sü­ley­man­cı­lar, Fa­tih Sul­tan Meh­me­t'­in me­za­rı­nın da bu­lun­du­ğu Fa­tih Ca­mi­i ha­zi­re­si­ne def­ne­dil­me­si için De­mok­rat Par­ti­‘ye baş­vur­du.
DP Hü­kü­me­ti'nin izin ver­di­ği söy­len­ti­si ya­yıl­dı ve ce­na­ze Fa­ti­h'­e gö­tü­rül­mek üze­re yo­la çı­ka­rıl­dı. Fa­kat ka­la­ba­lı­ğın önü po­lis­ler ta­ra­fın­dan ke­sil­di.
Fa­tih Ca­mi­i ha­zi­re­si­ne gö­mül­me iz­ni ve­ril­me­miş­ti.
Po­lis olay çık­ma­ma­sı için Ka­ra­ca­ah­met Me­zar­lı­ğı'n­da me­zar ye­ri­ni bi­le ha­zır­la­mış­tı ve ce­na­ze ora­ya def­ne­di­le­cek­ti!
Ka­la­ba­lık Al­tu­ni­za­de'den Ka­ra­ca Ah­met is­ti­ka­me­ti­ne dön­dü­rül­dü. Sü­ley­man Hil­mi Efen­di­ Ka­ra­ca Ah­met Me­zar­lı­ğı­na def­ne­dil­di.
İd­di­aya gö­re 1938'de bir soh­bet mec­li­sin­de Sü­ley­man Hil­mi Efen­di şu­nu söy­le­miş­ti:
“Öy­le dev­let adam­la­rı, öy­le hü­kü­met­ler ge­le­cek ki, bi­zim için kaz­dı­rı­lan me­za­rı­mı­za bi­le bi­zi koy­ma­ya­cak­lar!”
Ya­zı uza­dı; Ten­zi­le Er­do­ğa­n'­ın me­za­rı ya­rı­na kal­dı.
Sü­ley­man Hil­mi Tu­na­han, Ten­zi­le Er­do­ğan ve Ale­vi­lik, Ka­ra­ca Ah­met Me­zar­lı­ğı'n­da na­sıl bu­luş­tu? Ah­met Er­do­ğa­n'­ın me­za­rı di­ni ku­ral­la­ra uy­gun ol­ma­ma­sı­na rağ­men ne­den bu­ra­ya ta­şın­dı? Evet ya­rı­na…

Merakla beklenen Yılmaz Özdil'in son kitabı "Mustafa Kemal" Plus abonelerine hediye.

Soner Yalçın
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more