Reklamsız Sözcü
SONER YALÇIN

Gelen sol’dur

18 Mart 2014

Tür­ki­ye'de­ki par­ti­nin adı: Ada­let ve Kal­kın­ma Par­ti­si.
Mı­sı­r'­da­ki Müs­lü­man Kar­deş­le­r'­in par­ti­si­nin adı: Hür­ri­yet ve Ada­let Par­ti­si.
Fa­s'­ta­ki İs­lam­cı par­ti­nin adı: Ada­let ve Kal­kın­ma Par­ti­si.
Tu­nus vs. ay­nı isim ve ay­nı “kök­te­n” ge­li­yor­lar.
Bun­lar; dev­le­tin ve si­ya­se­tin İs­lam­laş­tı­rıl­ma­sın­dan ya­na; de­mok­ra­si'yi al­dat­ma ama­cıy­la dil­le­rin­den dü­şür­me­yen; ulu­sal­cı­lı­ğa kar­şı, dı­şa ba­ğım­lı, Bü­yük Or­ta­do­ğu Pro­je­si'nin “I­lım­lı İs­la­m” par­ti­le­ri…
Hep­si ay­nı ide­olo­jik he­ge­mon­ya­nın ürü­nü:
Ku­mar­ha­ne eko­no­mi­si­” ola­rak ta­nım­la­nan; sos­yal dev­le­ti yok eden, tü­ke­ti­mi yü­cel­ten, do­la­r'­ı-bor­sa­yı tan­rı­laş­tı­ran,
ne­o-li­be­ral Ame­ri­kan­cı-Ilım­lı İs­lam­cı par­ti­ler.
Ta­ri­hi so­na yak­laş­tı­lar. Bi­ti­yor­lar…
CHP'­nin bu sü­reç­ten çı­ka­ra­ca­ğı ders­ler yok mu?
CHP, ay­nı ba­ğım­sız­lık­çı kök­ten ge­len, ken­di­si­ne ben­ze­yen böl­ge­de­ki par­ti­le­rin ba­şı­na ne gel­di­ği­ni bi­li­yor mu:
Fa­s'­ı sö­mür­ge ol­mak­tan çı­ka­ran İs­tik­lal Par­ti­si…
Tu­nu­s'­un ef­sa­ne­vi li­de­ri Ha­bib Bur­gi­ba'nın ba­ğım­sız­lık­çı Ana­ya­sa (Dus­tur) Par­ti­si…
Ve Mı­sı­r'­ın Vafd (He­yet) par­ti­si…
Ge­çen haf­ta Türk Or­du­su'nun ta­rih­sel sü­re­ci­ni ana­liz et­me­ye ça­lış­tım.
Bu­gün ise Cum­hu­ri­ye­t'­i ku­ran CHP'­yi de­ğer­len­dir­me­ye ça­lı­şa­ca­ğım.
Şu­nu baş­tan ya­za­yım; bu yaz­dık­la­rı­mın ye­rel se­çim­le fi­lan hiç il­gi­si yok. Ben gi­de­n'­le de­ğil ge­le­n'­le il­gi­li­yim. Arı­yo­rum…
CHP'­yi Mı­sı­r'­da­ki Vafd par­ti­si üze­rin­den an­lat­mak is­ti­yo­rum.
Çün­kü: Mı­sır ile Tür­ki­ye ta­ri­hi­nin si­ya­si, eko­no­mik ve kül­tü­rel ben­zer­li­ği çok.
Baş­lı­yo­rum…

An­la­tı­lan se­nin hi­ka­yen

Ka­va­la­lı Meh­met Ali Pa­şa'nın Mı­sı­r'­da­ki mo­der­nist ıs­la­hat­la­rı II. Mah­mut dö­ne­min­de Os­man­lı'yı et­ki­le­di.
Re­form­lar; 19'un­cu yüz­yı­lın ikin­ci ya­rı­sın­da ül­ke ba­şın­da­ki (Hi­div İs­ma­il ve II. Ab­dül­ha­mit) yö­ne­ti­ci­le­rin din­sel ağır­lık­lı uy­gu­la­ma­la­rıy­la ke­sin­ti­ye uğ­radı.
İki ül­ke ka­pi­tü­las­yon­la­ra, borç­lan­ma­ya ve sa­va­şa ye­nik düş­tü. Ön­ce Ka­hi­re son­ra İs­tan­bul İn­gi­liz iş­ga­li­ne uğ­ra­dı.
Bi­rin­ci Dün­ya Sa­va­şı son­ra­sın­da İn­gi­liz ege­men­li­ği­ni so­na er­dir­mek ve Mı­sı­r'­ı tam ba­ğım­sız­lı­ğı­na ka­vuş­tur­mak ama­cıy­la,
Sa­ad Zag­lul Pa­şa li­der­li­ğin­de 1919'da mo­der­nist-ulu­sal­cı par­ti; Vafd (He­yet) ku­rul­du.
Bay­ra­ğı la­ik­li­ğin sem­bo­lüy­dü; haç ile hi­lal bi­ri­ne bağ­lı gös­te­ri­yor­du.
Vafd ya­rım yüz­yıl­lık mü­ca­de­le­si so­nu­cu, bur­ju­va mo­nar­şist bir ana­ya­sal de­mok­ra­si be­lir­le­di. Yıl: 1923'tü. Tam ol­ma­sa da se­kü­ler bir ana­ya­say­dı bu. 1924, 1936 se­çim­le­ri­ni ezi­ci bir üs­tün­lük­le ka­zan­dı.
İn­gi­liz­ler bun­dan mem­nun de­ğil­di; Mı­sı­r'­ın ba­ğım­sız­lı­ğı­nı is­te­me­di. Söz ko­nu­su olan Sü­veyş Ka­na­lı'y­dı.
İn­gi­liz­ler, dik­ta­tör Sıd­dık Pa­şa­ ile it­ti­fak ya­pa­rak dar­be yap­tı. Gü­cü­nü; Va­ha­bi­li­ğin en ge­ri­ci ver­si­yo­nu Se­le­fi­lik ve Müs­lü­man Kar­deş­ler ör­gü­tün­den al­dı!
İkin­ci Dün­ya Sa­va­şı'n­dan son­ra ya­pı­lan se­çi­mi sö­mür­ge kar­şı­tı Vafd yi­ne ka­zan­dı ve ba­ğım­sız­lı­ğın önün­de­ki en bü­yük en­gel İn­gi­liz-Mı­sır an­laş­ma­sı­nı yır­tıp at­tı.
Sü­vey­ş'­in bo­yun­du­ru­ğu bi­tin­ce ne ol­du der­si­niz; Müs­lü­man Kar­deş­ler te­rör ey­lem­le­ri­ne baş­la­dı ve ar­dın­dan Vafd bir da­ha yı­kıl­dı.
1952'de ik­ti­da­ra Arap mil­li­yet­çi­si “Öz­gür Su­bay­la­r” gel­di. 2 yıl son­ra yö­ne­ti­mi Ce­mal Ab­dül­ Na­sır ele ge­çir­di. Fa­kat te­pe­den in­me­ci yö­ne­tim halk­la bu­lu­şa­ma­dı; po­li­tik ha­re­ket­le­rin ol­ma­ma­sı si­ya­sal boş­lu­ğu İs­lam­cı ha­re­ket­le­rin dol­du­rul­ma­sı­na yol aç­tı.
Ve 1967 sa­va­şı­nın İs­ra­il'­e kay­bedilmesi En­ver'i ta­ma­men sa­ğa dön­dür­dü. Müs­lü­man Kar­deş­le­r'­le an­laş­ma­ya git­ti. Bu­nun “mi­ma­rı­” ABD idi.
Dev­let ve si­ya­set İs­la­mi­leş­ti­ri­le­rek, ne­oli­be­ra­liz­me ve AB­D'­ye bo­yun eğ­di­ril­di.
H. Mü­ba­rek ay­nı yol­dan git­ti; üç ala­nı si­ya­sal İs­lam­cı­la­ra bı­rak­tı: Eği­tim, ada­let ve med­ya! (Ne te­sa­düf Ce­ma­at de Tür­ki­ye'de bu­ra­la­ra ha­kim.)
“U­lu­sal­cı­” di­ye Mı­sır Or­du'su kü­çül­tül­dü (500 bin), po­lis (1 mil­yon 200 bin) çok bü­yü­tül­dü.
Mı­sır kü­re­sel ka­pi­ta­liz­me onay ver­di. Müs­lü­man Kar­deş­ler:
Ö­zel mül­ki­yet İs­la­m'­da kut­sal­dı­r” de­di.
Ta­rım re­for­mu ta­lep eden köy­lü­le­re, sen­di­ka is­te­yen iş­çi­le­re “şey­ta­n” de­di. “Baş düş­man sol­cu­lar­dı­r” de­di.
“Pa­ra­lel Ya­pı­” Müs­lü­man Kar­deş­ler, en bü­yük des­te­ği Mı­sır bur­ju­va­zi­sin­den al­dı. Bun­la­rın Mı­sı­r'­da­ki adı; “Ye­ni­lik­çi Gi­ri­şim­ci­le­r”­di!
Vafd, 40 yıl son­ra 1983'te ye­ni­den si­ya­set sah­ne­si­ne çık­tı.
Ba­şın­da “Ye­ni­” var­dı: Ye­ni Vafd…
İş­te bu­ra­sı CHP için çok önem­li…

Ye­ni'nin ba­şı­na ge­len

Ye­ni Vafd da; de­mok­ra­tik la­ik ulus dev­le­tini sa­vu­nu­yor­du.
İn­san hak­la­rı­nın ta­viz­siz sa­vu­nu­cu­suy­du.
Eği­tim di­yor­du, iş­siz­lik di­yor­du, ko­nut so­ru­nu di­yor­du, sağ­lık di­yor­du.
Pe­ki bu­nu han­gi eko­no­mik sis­tem­le ya­pa­cak­tı?
1980'ler­den son­ra dün­ya­yı “ka­sıp ka­vu­ra­n” ne­oli­be­ra­liz­me bo­yun eğ­di.
Ba­kı­nız…
“Ne­o li­be­ra­liz­m” de­yip geç­me­mem la­zım. Ör­ne­ğin, si­ya­set yap­ma­nın ar­gü­man­la­rı­nı bi­le de­ğiş­tir­di.
Aç­ma­lı­yım…
Ne­oli­be­ra­lizm, pa­ra­yı si­ya­se­tin anah­ta­rı ha­li­ne ge­tir­di. Si­ya­set her­han­gi bir mal-me­ta gi­bi am­ba­laj­la­nıp pa­zar­la­nır ol­du. Öy­le ya, sı­ra­dan/sa­de va­tan­da­şın de­mok­ra­tik mu­ha­ke­me­si­ne gü­ve­ni­le­mez­di; te­pe­den yön­len­di­ril­me­liy­di!
“Baş­ka al­ter­na­tif yo­k” sö­zü­nün ka­bul gör­me­si sağ­lan­dı. Bu ge­nel inanç­sız­lık so­nu­cu, in­san­la­rın si­ya­se­te il­gi­si kay­bol­du; se­çim san­dık­la­rı­na bi­le git­me­me­ye baş­la­dı.
So­nuç­ta, ne­oli­be­ral he­ge­mon­ya de­mok­ra­si­yi de­ğer­siz­leş­tir­di.
Si­ya­set, salt “ma­sa­ba­şı stra­te­ji­si­” ha­li­ne dö­nü­şüp halk­tan ko­pun­ca, li­be­ral­le­rin elin­de ka­lan la­ik Ye­ni Vafd ne yap­tı der­si­niz:
Ilım­lı İs­lam­cı­lar­la it­ti­fak kur­du!
Müs­lü­man Kar­deş­ler hü­kü­me­ti­ni des­tek­le­di.
Müs­lü­man oy­la­rı ala­bil­mek için Ya­hu­di düş­man­lı­ğı­na ka­dar sav­rul­du.
Fut­bol­cu-şar­kı­cı gi­bi po­pü­ler dün­ya­nın ta­nın­mış isim­le­ri­ni aday gös­te­re­rek oy al­ma he­sa­bı yap­tı.
Bu ara­da, tü­zük ve ge­nel baş­kan de­ği­şik­lik­le­ri ne­de­niy­le hep par­ti içi kav­ga­lar­la uğ­raş­tı. Ül­ke yan­gın ye­ri­ne dön­dü; ama Ye­ni Vafd “bü­rok­ra­tik ya­pı­sı­nı­” kı­rıp ha­re­ke­te ge­çe­me­di.
Ye­ni Vafd bö­lün­dü.
CHP açı­sın­dan çı­ka­rı­la­cak ders yok mu?
Çok var.
Ne­oli­be­ra­lizm bit­ti. Ye­ni bir dün­ya ku­ru­lu­yor.
Ta­ri­hin sar­ka­cı bir sa­ğa, bir so­la gi­der.
30 yıl­dır sağ­day­dı; şim­di so­la gel­mek­te­dir.
Ge­len, so­l'­dur…
Ge­len, öz­gür­lük, eşit­lik ve kar­deş­lik­tir…

Soner Yalçın
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more