“Çalacaksan büyük çal”

Bu iktidar hiçbir şey yapmıyor” diyenler sanırım iftira ediyorlar!
Daha ne yapsınlar birader?
2002 yılında işbaşına geldiklerinden bu yana Türk Milleti'ne çok önemli şeyler öğrettiler:
Mesela, yolsuzlukların üzerlerinin nasıl kapatılacağını, “Terör örgütüyle masaya oturan alçaktır, bunu söyleyenler namussuzdur” dedikten sonra terör çetesiyle oturup nasıl pazarlık yapıldığını, kupon arazilerin yandaşlara nasıl peşkeş çekileceğini, bakan çocuklarının para dolu kasalarını, sıfırlanan milyonları, para sayma makinelerini filan…
Bu arada dinci bir profesör çıkıp fetva verdi:
“Yolsuzluk, hırsızlık değildir!”
Vay canına! Nasıl lâf bu? Elbette kelime anlamı olarak ikisi de farklıdır ama bunlar birbirine benzer yüz kızartıcı birer suçtur! Ahlâksızlıktır, rezilliktir!
Halka soralım bakalım: 17-25 Aralık Rüşvet ve Yolsuzluk Operasyonları'nda, ortaya sürülen iddialarla ilgili bir sürü belge ve bilgi ortada dururken (dava açılmadan) olayın kapatılması toplumu tatmin etti mi?
Artık, ülkemizde birçok kişi şöyle düşünmeye başladı:
“Çalınca büyük çal ki, kurtulasın!”
“Sakın fırından ekmek, pastacıdan baklava çalmaya kalkma, yanarsın!”
“Küçük hırsızlar hapse atılır ama devleti soyanlar baş tacı yapılır!”
İşte, günümüzde bunun adına adalet diyorlar! Vah vah! Vah vah!

Loading...