Sözcü Plus Giriş
TOKMAK (RAHMİ TURAN)

Hem tebrik, hem tehdit!

49 rehine deyip duruyoruz ama yurda gelen 46 rehine… Diğer
3 kişi ne oldu?
Bu 3 rehine yabancı uyrukluymuş. Biri ölmüş. Neden, nasıl, belli değil.
İkisi de ülkelerine gitmiş.
Ortada birçok karanlık nokta var ama bunun üzerinde pek
durmuyoruz.
Kurtuldular ya… “Biz ona bakalım” diyoruz. Ancak…
Ortada “Operasyon” tanımına uyacak bir şey yok ama iktidar pompaladığı propagandayla, olaya bir “Kahramanlık” havası vermeye çalışıyor ve her zamanki gibi halkı uyutma taktiği
sürdürüyor!
IŞİD'den kaçan Musul Valisi, konsolosluk mensuplarına “Durum kötü, siz de kaçın” dediği halde buna uyulmadı. Çünkü Ankara'dan “Konsolosluğu terk etmeyin” diye emir gelmiş ve 49 kişi göz göre göre IŞİD terör örgütünün kucağına atılmıştı.
Onları düşürüldükleri kuyudan çıkartmak da Ankara'nın göreviydi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 101 gün sonra serbest bırakılan 46 rehineyi dün Çankaya Köşkü'nde kabul etti, kutladı… Kutladı ama onlara:
“Konuştuklarımız, konuşacaklarımız, bir de konuşamayacaklarımız var. Buradaki hassasiyetleri korumak durumundasınız. Korumadığınız zaman onun farklı faturaları gelir!” diye gözdağı vermeyi de ihmal etmedi.
Yani rehineleri “Ağzınızı sıkı tutun, orada burada konuşmayın, bedeli ağır olur ha!” diye korkuttu.
Aslında rehin alınan Türkiye Cumhuriyeti Devleti idi. Rehineler kurtuldu ama itibarımız kurtuldu mu?
Terör çetesine yüklü bir tazminat mı ödendi? Türkiye'nin uluslararası koalisyona katılmayacağına dair söz mü verildi? Ya da IŞİD örgütünün bazı istekleri kabul mü edildi? Bunlar sır olacak kalacak!