“Ulusal Bilim Etiği Kurulu olmadan bilimsel sahtecilik önlenemez”

Prof. Dr. Kayhan Kantarlı, tarafsız bir Ulusal Bilim Etiği Kurulu (UBEK) kurulmadıkça bilimsel yolsuzlukların hızla artmaya devam edeceğine dikkat çekti.

“Ulusal Bilim Etiği Kurulu olmadan bilimsel sahtecilik önlenemez”

Yükseköğretim Kurulu (YÖK), 2547 sayılı Kanuna eklenmesi gerektiği düşünülen yasa çalışması ile rektörler ve dekanlar dışındaki disiplin yetkilerini üniversitelere devredeceğini açıkladı.

YÖK ayrıca, bilimsel çalışmalarda ciddi sorun haline gelen bilimsel araştırma ve yayın etiği ihlallerine de yasa taslağında yer verildiğini duyurdu. Açıklamada, bilimsel araştırma ve yayın etiği ihlalleri herhangi bir kanun ile disiplin suçu olarak düzenlenmediğinden, bu ihlallere bir disiplin cezası verilebilmesi mümkün olmamaktadır ifadelerine yer verildi.

YÖK’ün bu kararına Tüm Öğretim Elemanları Derneği (TÜMÖD) İzmir Temsilcisi, Emekli Öğr.Üyesi, Prof. Dr. Kayhan Kantarlı tepki gösterdi.

Akademik bir onur kurulu olarak görev yapacak bağımsız bir ‘Ulusal Bilim Etiği Kurulu’ kurulması gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Kantarlı, “YÖK Disiplin yönetmeliği ile ilgili yetkilerini çıkartılmasına çalıştığı yasa ile üniversitelere devrederken intihal ve bilimsel sahtecilik suçlarını ayrı tutmalı ve bu suçların soruşturulmasını üniversitelere değil kurulacak olan bağımsız ‘Ulusal Bilim Etiği Kurulu’na devretmelidir” ifadelerini kullandı.

YÖK’ün aradan çekilerek topu üniversitelere atarak “beni bu işe karıştırmayın” anlamına gelen bir yasa çıkarmaya çalışmasının bilim etiğinin geleceğinin daha da kötü olacağının habercisi olduğunu vurguladı.

Prof. Dr. Kantarlı’nın açıklaması şöyle:

“ULUSAL BİLİM ETİĞİ KURULU KURULMALI!”

“Son günlerde basında yer alan bilgilere göre YÖK intihal ve bilimsel sahtecilik soruşturmalarından tamamen çekiliyor.  Aslında çekilse de çekilmeyip bu bağlamdaki yetkilerini şimdiye kadar olduğu gibi üniversitelerle paylaşmaya devam etse de bir şey farketmez ama Üniversitenin “kol kırılır yen içinde kalır” zihniyetiyle kendi elemanlarının bilimsel yolsuzluğunu örtbas etmeye daha yatkın olduğu, buna karşılık YÖK’ünde bu örtbas etme girişimlerini görmezden gelerek cesaretlendirdiği bu güne değin yaşananlarla kanıtlanmış durumda…(*)

Durum her iki kurum açısındanda umutsuz olmasına karşın YÖK’ün aradan çekilerek topu üniversitelere atarak “beni bu işe karıştırmayın” anlamına gelen bir yasa çıkarmaya çalışması bilim etiğinin geleceğinin daha da kötü olacağının habercisidir.

YÖK bilim hırsızlığını önleyecek tarafsız bilimsel inceleme ve soruşturma yöntemleri önermek yerine, bu işten tamemen çekileceğini ilan ederek “her üniversite kendi intihalini kendisi örtsün !” demeye getiriyor.

YÖK bilimsel sahtecilik soruşturmalarından ister çekilsin, ister çekilmeyip üniversitelerle birlikte sorumluluk üstlenmeye devam etsin, tarafsız bir Ulusal Bilim Etiği Kurulu (UBEK) kurulmadıkça bilimsel yolsuzluklar örtbas edilmeye ve bu nedenle de hızla artmaya devam edecektir.

Kantarlı’nın konuyla ilgili çözüm önerisi de şöyle:

BİLİMSEL SAHTECİLİK SUÇLARI ÜNİVERSİTELERE BIRAKILMAMALI!

Bilim etiğini evrensel bilim ahlakı normları temelinde korumak ve denetlemek üzere, YÖK ve Üniversitelerin örtbas etmeye odaklı yetki alanının dışında, özel usullerle çalışacak ve akademik bir onur kurulu olarak görev yapacak bağımsız bir ‘Ulusal Bilim Etiği Kurulu’ kurulmalıdır. YÖK Disiplin yönetmeliği ile ilgili yetkilerini çıkartılmasına çalıştığı yasa ile üniversitelere devrederken intihal ve bilimsel sahtecilik suçlarını ayrı tutmalı ve bu suçların soruşturulmasını üniversitelere değil kurulacak olan bağımsız ‘Ulusal Bilim Etiği Kurulu’na devretmelidir.

Üniversiteler, diğer araştırma kuruluşları ve YÖK yalnızca bu kurulun aldığı kararları uygulamakla sorumlu olmalıdır. Böyle bir kurulun nasıl oluşacağı, çalışma usulleri, bilimsel etiğe aykırı eylemlerin ve yaptırımlarının neler olduğu ve çok daha önemlisi üniversite yöneticileriyle YÖK’ün bu kurulun kararlarını uygulama sorumluluklarının neler olacağı, Üniversiteler ile öğretim elemanı örgütleri ve Bilim Akademisi’nin görüşü de alındıktan sonra belirlenerek yasal bir düzenleme haline getirilmelidir. Bilimsel sahtecilikler ancak böylesi bağımsız bir oluşumla ciddi olarak önlenebilir.

(*) Ülkemizin en güvenilir intihal (plagiarism) konulu internet portalının (http://plagiarism-turkish.blogspot.com.tr)  arşiv bölümünde görülebileceği gibi  son on yılda yazılı basın ve internet ortamında 402 adet intihal ve bilimsel sahtecilik konulu haber ve makale yayınlanmış olup bunların neredeyse tamamında YÖK ve Üniversitelerin bilimsel sahtecilik olayları karşısındaki örtbas etmeye odaklanmış sorumsuzluğu eleştirilmekte ve kınanmaktadır. Yalnızca 2007 yılında öğretim elemanlarının karıştığı, intihal konulu 82 haber ve yazı, bir çoğu  sorumlularının adları açıkça zikredilmiş olmak üzere yer almıştır. Yine aynı internet portalında yer aldığı gibi iniversitelerdeki intihal olayları günümüzde de devam etmektedir. Bunca intihal olayında adı geçen yüzlerce kişi profesör, doçent, yardımcı doçent, araştırma görevlisi gibi ünvanlara sahip olup, içlerinde her türlü akademik ve idari görevlere atanmakta bir sakınca görülmeyen an çok sayıda kişi vardır.