Sözcü Plus Giriş

Altıok’tan Fazıl Say’a destek

Devlet Çoksesli Korosu ile Fazıl Say arasında yaşanan ‘sansür’ tartışmasına şair Metin Altıok’un kızı Zeynep Altıok da katıldı

Güncellenme: 10:58, 13/05/2015
Altıok’tan Fazıl Say’a destek

SÖZCÜ/ANKARA
Devlet Çoksesli Korosu ile Fazıl Say arasında yaşanan ‘sansür' tartışmasına Sivas katliamında yaşamını yitiren şair Metin Altıok'un kızı Zeynep Altıok da katıldı. Zeynep Altıok, Fazıl Say'a “Devlet Çoksesli Korosu, AKP iktidarı döneminde sansürcü zihniyeti temsil eden tek sesli koro haline getirilmiş” açıklamasıyla destek verdi.

Metil Altıok Oratoryosu'na sansür uygulandığı tartışmasında Devlet Çoksesli Korosu'nun “Fazıl Say'I suçlamasına Zeynep Altıok yanıt verdi. CHP'nin İzmir'den milletvekili adayı gösterdiği Altıok şöyle konuştu:

Devlet Çoksesli Korosu'nun; sansüre karşı dik duran, iktidar ve iktidarın yandaş akıllarıyla mücadele eden Fazıl Say'ı adeta hedef alarak “sansüre razı geldiği” yönünde yanıltıcı açıklamaları nedeniyle konuya açıklık getirmeyi görev biliyorum.
3 Temmuz 2003'te, 31. Uluslararası İstanbul Müzik Festivali'nde “Metin Altıok Oratoryosu”nun sonundaki 3 dakika 20 saniyelik Sivas Katliamı görüntüleri, dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Erkan Mumcu’nun eserin son bölümünde barkovizyonda yer alan Madımak yangını görüntülerinden rahatsızlık duyarak bu görüntüler kaldırılmadığı takdirde koroyu çekeceği yönündeki tehdidi ile sansürlenmiştir. Sansürün ardından bakanın “karşıt görüşün propagandasına izin mi verseydim” sözleri basında yer bulmuştu.
Devlet Korosu çalışanlarının bildirgesinde yer alan Fazıl Say’ın sansüre rıza gösterdiği bilgisi doğru değildir. Zira eğer Fazıl Say bu sansüre rıza göstermiş olsaydı aylarca emek vererek bestelediği eser sadece bir kez değil “defalarca” sahnelenir, turnelere çıkardı. Sansüre boyun eğmeyip görüntüler olmaksızın bu eseri icra etmeme kararı Fazıl Say’a aittir.

Sanmıyorum ki dünyada koca bir oratoryonun tek seferlik icrasına başka bir örnek olsun. Eserin o tek seferlik icrası ise kamuoyunu yanıltacak şekilde aktarıldığı gibi sansüre boyun eğerek değil, konsere saatler kala ortaya çıkan ve çözümsüz kalan gelişmelere bağlı olarak açıkhava tiyatrosunda beklemekte olan 5000’e yakın sanatsevere duyduğumuz saygı nedeniyle ortak kararımızla gerçekleşmişti. O gün sansür sadece “Metin Altıok Oratoryosu”na değil “Madımak Katliamı”na da uygulanmış, hem sanat hem de insanlık hedef alınmıştır.

Her şey bir yana, yapılan yazılı açıklamada yer alan “koromuz sadece bir kez sansüre maruz kalmıştır” açıklamasını kabul edilemez bulduğumu belirtmek isterim. Böylesi ciddiyetsiz bir açıklama sanatçı ve aydın sorumluluğuna yakışmıyor. Bu sansürü meşrulaştıran, makulleştiren bir yaklaşımdır. Koro mensupları Carmina Burana adlı eserin “teknik nedenlerle” kaldırılmasını da makul bulmuş olabilirler ancak “Fazıl Say konuşmasaydı sansür olmazdı” yaklaşımı “Aziz Nesin tahrik etmeseydi Madımak olmazdı” demeye benziyor. Unutmasınlar ki sanatın üzerindeki baskı “bizim başımıza gelmedi” ya da “sadece bir kere oldu” diye geçiştirilemeyecek kadar ağır. Belgeseller, filmler, kitaplar, oyunlar sansürlenirken sessiz kalarak, tahriki gerekçe alarak sanatçı olunur mu? Boyun eğenler bari aslı olmayan gayretkeş açıklamalarla direneni hedef almasınlar.

İktidar tarafından sanata ve sanatçılara karşı 13 yıldır uygulanan ağır baskı dikkate alındığında, Devlet Çoksesli Korosu tarafından yapılan bu açıklama ciddiyetten uzak ve inandırıcı değil. Görülüyor ki Devlet Çoksesli Korosu, AKP iktidarı döneminde sansürcü zihniyeti temsil eden “tek sesli koro” haline getirilmiş. Birgün Metin Altıok Ağıtı’nı yine sahnede dinleyebilmenin umuduyla…