Bu yargıya nasıl güveneceğiz?

Cumartesi günü başlayan ve hükümet ile cemaat arasındaki savaşı gözler önüne serdi.

Bu yargıya nasıl güveneceğiz?

Asuman ARANCA / ANKARA

İstanbul’daki cemaate yönelik soruşturmada çıkan yargı krizi, HSYK’nın şüpheli polislerle ilgili tahliye kararı veren ve sulh ceza hakimlerinin reddine ilişkin talebi kabul eden 2 hakimi “açığa almasıyla” sonuçlandı. Cumartesi günü başlayan ve hükümet ile cemaat arasındaki savaşı gözler önüne seren kriz, “Bu yargıya nasıl güveneceğiz?” yorumlarına neden oldu.

Başsavcılık dosyaları göndermedi

Hükümete yönelik 17-25 Aralık yolsuzluk soruşturmalarının ardından “paralel yapı” iddialarıyla tutuklanan 67 kişi hakkında verilen tahliye kararı, yargıda büyük bir krize neden oldu. Hükümeti devirmeye teşebbüs ile suçlanan 67 şüphelinin avukatı, 20 Nisan tarihinde İstanbul’daki 10 ayrı Sulh Ceza Hakimiyle ilgili “reddi hakim” talebinde bulundu. İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesi hakimi Metin Özçelik, reddi hakim talebini 24 Nisan tarihinde kabul ederek, tahliyeler konusunda karar vermesi için İstanbul 32. Sulh Ceza Mahkemesi’ni yetkilendirdi. Talebi değerlendirmek için Başsavcılıktan soruşturma dosyalarını isteyen 32. Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi Mustafa Başer, olumsuz yanıt alınca, dosyaları incelemeden, aralarında Samanyolu TV yöneticisi Hidayet Karaca’nın da bulunduğu 7 ayrı dosyadan tutuklu toplam 67 şüpheli hakkında tahliye kararı verdi.

Sulh Ceza, kararı tanımadı

Mahkemenin 25 Nisan tarihli bu kararının ardından, Nöbetçi 10 Sulh Ceza Hakimliği, Asliye Ceza Mahkemesinin tahliye kararı verme yetkisi bulunmadığı gerekçesiyle, söz konusu kararın “yok hükmünde” olduğunu belirterek, şüphelilerin tahliye edilmemesine yönelik kararı İnfaz Savcılığına gönderdi. Nöbetçi İnfaz Savcısı Orhan Güldiker de, 67 şüpheli hakkındaki tahliye kararını 32. Asliye Ceza Mahkemesine iade etti. Yaşanan bu karşılıklı kriz sırasında şüpheli avukatları, Asliye Ceza mahkemesinin tahliye kararını, şüphelilerin bırakılması için Silivri Cezaevine götürdü.

Müfettişten jet rapor

Bu arada bir açıklama yapan Adalet Bakanlığı, reddi hakim ve tahliye taleplerini kabul eden İstanbul 29. ve 32. Asliye Ceza mahkemesi hakimleri Metin Özçelik ve Mustafa Başer ile ilgili müfettiş görevlendirildiğini açıkladı. 25 Nisan tarihinde görevlendirilen müfettiş Ömer Kara, 26 Nisan tarihinde ön raporunu hazırlayarak, “cemaat soruşturmaları kapsamında hükümeti devirmeye teşebbüs etmekle suçlanan şüpheliler ile fikir ve eylem birliği içerisinde oldukları ve eylemlerinin meslekten çıkarılmayı gerektirecek nitelikte bulunduğu” gerekçesiyle hakimler Özçelik ve Başer’in açığa alınmalarını talep etti.

İade savaşları

Jet hızıyla hazırlanan ön raporun ardından, HSYK 2. Dairesi, hakimler hakkındaki “açığa alınma” yönündeki tedbir talebini değerlendirmek üzere olağan üstü toplantı kararı aldı. Dairenin toplantı gündemi, saat 14.00’de başlayacak toplantıdan sadece yarım saat önce üyelere dağıtıldı. Dairenin toplantısı devam ettiği sırada, İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi, infaz savcılığınca kendisine iade edilen tahliye kararlarında ısrar ederek, kararı yeniden gereğinin yapılması için infaz savcılığına gönderdi. Bu kez infaz savcısı Ahmet Hanefi Uslu, tahliye kararlarını “geçersiz olduğu” gerekçesiyle tekrar mahkemeye iade etti.

Erdoğan: HSYK geç kaldı

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da, HSYK 2. Dairesinin tedbir talebine ilişkin toplantısı devam ederken, “HSYK'nın saat 14'te başlattığı toplantı bana göre geç kalmış bir toplantı. Bunlar tatil günü bunu başlattılar. Ve daha ilginci gece sabaha kadar odasında çalışma yürüten bir hakim ve o da kilitli. Bu işi anlaşılmayacak şekilde sürdüren bir ya da iki hakim. Bu, Türkiye'de bu ilişkilerin nerelere geldiğini göstermesi bakımından çok sıkıntılı ve tehlikeli bir süreç. Müfettişlerin raporlarını biliyoruz. HSYK'da sanırım kararını verecektir bu raporlar doğrultusunda” şeklinde bir açıklamada bulundu.

Geç kaldık, kamuoyundan özür dileriz

HSYK 2. Dairesinin toplantısı ise yaklaşık 2 saat sürdü. Toplantı sonunda hakimler Özçelik ve Başer ile Şanlıurfa’daki cemaat operasyonunda tutuklanan polisleri tahliye eden hakim Habil Kahraman 4’e karşı 2 üyenin oyuyla açığa alındı. Toplantının ardından açıklama yapan HSYK 2. Dairesi Başkanı Mehmet Yılmaz, “Kimsenin suç işleme özgürlüğü yok. Hiç kimse kendisine verilmeyen bir yetkiyi kullanamaz. Bu toplantıyı dün yapacaktık ancak pazar günü olması sebebiyle bazı üyelerimiz şehir dışında olduğundan ve müfettiş raporu tamamlanmadığından toplanamadık. Toplantı için ancak bugün yeter sayısına ulaştık. Kamuoyuna mal olmuş böyle bir olayda daha hızlı toplanamayışımızın sebebi araya hafta sonu girmesidir. Kamuoyundan özür diliyoruz” dedi.

3. Daire “izin vermedi” tartışması

Dairenin açığa alma kararı, jet hızıyla UYAP üzerinden hakimlere ve maaş mutemetliğine kadar tüm ilgili birimlere gönderildi. Öte yandan, HSYK 3. Dairesince henüz verilmiş bir soruşturma izni olmamasına karşın, iki hakimin 2. Daire tarafından açığa alınması da yeni bir tartışmaya neden oldu. Hakimler hakkında müfettiş eliyle yürütülen söz konusu soruşturma için HSYK 3. Dairesinin izin vermesi gerekiyor. 3. Daire, bugün (Salı) yapılacak toplantıda söz konusu 2 hakim için soruşturma izni verilip verilmeyeceğine karara bağlayacak. 3. Dairenin soruşturma izni vermemesi durumunda, 2. Daire tarafından verilen açığa alma kararlarının kaldırılması gerekecek.