Emin Çölaşan’a mektuplar

Sözcü Gazetesi Yazarı Emin Çölaşan'a gelen okur mektuplarını yayınlıyoruz

Emin Çölaşan’a mektuplar

Emin Çölaşan'ın notu:
Sevgili okuyucularım, sizlerden her gün çok sayıda mesaj alıyorum. Hepsine tek tek yanıt vermem ne yazık ki mümkün olmuyor. Bunlardan bazılarını yazılarımda kullanıyorum, bazılarını ise pazartesi günleri burada yayınlıyorum.
Burada kullandığım mesajların bazılarında, gönderen okuyucularımın isimlerini ne olur ne olmaz diye vermiyorum. Başlarına iş açılmasın.
Ayrıca bu mesajları, harf ve cümle hataları dahil, üzerlerinde hiçbir oynama yapmadan sizlere iletiyorum.
Her pazartesi günü burada, gazetemizin internet sitesinde buluşmak umuduyla.
__________________________________
Sayın Emin ÇÖLAŞAN,
KADINLARIMIZI KORUYAMADIĞIMIZ GİBİ YAŞLILARIMIZI DA KORUYAMIYORUZ.
Yaşlı annemin yaşadığı olay sonrasında, aslında çevremdeki bir çok büyüğümüzün başına geldiğini öğrendiğim bir olayı, okurunuz ve Ankara da yaşayan bir vatandaş olarak, sizinle paylaşmak istiyorum.
21 Ocak 2015 Perşembe günü saat 10.55’de, Ankara'da annemin evine gelen bir kadın, “Türksat Kablolu TV’den geliyorum, yayını keseceğim, 2003’den beri borcunuz var” diyerek, annemin evindeki parayı alarak, gitmiştir.
Son derece profesyonelce daha önceden hazırlanmış ve inanılmaz bir mantık silsilesi içinde bu dolandırıcılık işlemi gerçekleştirilmiştir.
Bu ve benzeri olayları yaşayan bir çok büyüğümüzün Polise şikayet dahi etmediğini ve aptal yerine konulduğunu/konulacağını düşünerek kimseyle paylaşmadığını, tahmin edersiniz. Ben de kayıtlara girsin, aslında “ÜLKEM SAHTEKARLAR CENNETİ” bilinsin, diye şikayet ettim. Olay sonrasında yaşadıklarımızı gördüğümde, dolandırıcıların yakalanma ihtimalinin sıfır olduğunu anlayacak yaşam tecrübesi ve bilgi birikimine sahibim. Bu  nedenle bundan sonrası için isteğim, başkasının başına gelmemesi ve sahtekarların, dolandırıcıların ortalıkta at koşturmaması, meydanı boş bulmamasıdır.
Sizden ricam, bu olaya köşenizde veya gazeteniz Sözcü'de yer vererek, aslında Ülkemin temel taşı olan, İyi İnsan, İyi Yurttaş olmak dışında hiç bir suçları olmayan Yaşlılarımızı ve Ailelerini dolandırıcılara karşı tekrar uyarmanız, tanımadıkları hiç kimseye hiçbir surette kapıyı açmamalarını sağlamanızdır. Devletimiz ve Hükümetimiz o kadar meşgul ki, böyle ufak olaylar ile uğraşacak zamanları yok!
BEN ANNEMİ KORUYAMADIM, DİĞER YAŞLILARIMIZI VE BÜYÜKLERİMİZİ KORUYALIM.
Çalışmalarınızda başarılar dilerim. İyi ki varsınız. Saygılarımla
Not: Kapıyı açtırmanın yeni yöntemi. Evde yalnız olduğunuzu biliyorlar, zili çalmıyorlar, kapı eşiğinden su döküyorlar, siz eve su basıyor sanıp, kapıyı açıyorsunuz ve işlem tamam.
Tanju Yalçın
(E) Dz. Plt. Kd. Alb.
__________________________________

Böyle Atatürk resmi olur mu ya nasıl bir rezalet bu EMİN BEY. Hacettepe Üniversitesi yayını.  Gereğini yapar ifşa edersiniz umarım.
ERDİ
__________________________________

Sayın çölaşan kısa hikayeme başlamadan önce bu ülkenin en ücra yerlerinden biri olan Mardinden sizi selamlıyor ve ellerinizden öpüyorum. Malumunuz üzere son zamanlarda gündemi çokça meşgul eden konulardan biri de bölgenin bir çok ilinde vuku bulan elektrik problemi konusudur. Anadolunun dort bir tarafında olduğu gibi elektirik kaçağının ve ödenmeyen faturaların bu ülkenin kanayan yaralarından biri olduğunu düşünmekteydim. Fakat tüm fatura ve vergilerimi hassasiyetle takip etmeme rağmen mevcut durumun bana sirayet edeceğini düşünememiştim doğrusu.
23 ocak 2015 saat 15.45 sularında 92 yaşında evde neredeyse tek başına yaşayan babaannemin evinde otururken kapı çaldı.  Postacı tedaştan gelen tebligatı getirmiş ve imza karşılığı teslim etmişti. Zarfı açtığımda yazılı olan bilgilere göre yaklaşık dört senedir rahatsızlığından ötürü evden dışarı çikamadığını düşündüğümüz baabaannemiz apartmanın dördüncü katindan zemin kata inmiş, kilitli olan sayaç panosunu maymuncukla açmış, kendi evinin elektirik sayacını bulmuş ve elektronik sayacın mühürlü kapağının mührüne zarar vermeden sayacı durdurmuş. Lakin ne hikmetse süper babaannemizin tüm çabaları boşunaymış zira elektirik faturasının tutarını bir türlü düşürememiş. Tebligatta 26.01.2015 tarine kadar 950 tl tutarindaki ceza bedelinin ödenmesi, aksi durumda ise elektriğin kesileceği yazılıdır. 2 ay evvel yan  komşusu  düzenli olarak ödediği elektirik faturalari olmasina rağmen (aylık ortalama 100 tl civarında)1.280 tl kacak elektrik kullandığı iddiasıyla ceza ödemek zorunda kalmış, zavallı adam bu haksızlık karşısında kafasını duvardan duvara vurmaktan öteye gidememiş. Aynı şahıs 2 ay sonra bizim düştüğümüz duruma aynı tarihte tekrar düştüğünü anlatınca gözyaşlarına hakim olamamıştir. Bu trajı komik durumu sonlandırmak için yüce hükümetimiz tarafından özelleştirilmiş ilgili kuruluşa gittiğimizde ilginç bir durumla karşılaştık. Söz konusu kuruluş kaçak oranını düşürmek için kaçak elektirik kullanimının tespit edilmesi durumunda sayaç okuma personeline teşvik pirimi ödemesi yapmakta ve bu ekmeğinin derdinde ve asgari ücretle çalişan cocuklara haftada 5 kaçak elektirik kullacisinin tespit edilmemesi durumunda işlerine son verileceği tehdidleri savurduğu bilgisi bizi epeyli bir şaşırttı doğrusu. Sonrası herhalde malumunuzdur. Önce cezayı öde sonra itiraz et…
Efendim avrupa birliğine alınmamızın kaçınılmaz bir durum olduğunu söyleyen pek muhterem başbakanımıza yurdumun güneydoğu kösesinden sesleniyorum. Biz, namuslu vatandaşin kaçak elektirik kullandığı iddiasıyla yok yere ceza ödediği fakat kaçak sarayların dünyanın gözünün içine bakılarak pervasızca yapıldığı bir muz cumhuriyetiyiz. Maymunu çok olan ülkenin muzu eksik olmaz, muzu bol olan afrikalı türkiyemin avrupada işi olmaz. Saygılarımla
__________________________________

Sayın Emin ÇÖLAŞAN.
Ben Erol METE
Beykoz – Yalıköy mahallesi muhtarıyım.
Bölgemde ünlü yazar Ahmet Mithat Efendi’ nin ismini taşıyan 90 yıllık tarihi bir ilkokul var. Göndereceğim fotoğraflarda da göreceğiniz gibi deniz üzerinde , Beykoz Kasr’ına 250 m. mesafede muhteşem bir yapı.
Bu okul ile ilgili soruna gelirsek; Ahmet Mithat Efendi ilkokulu 2013 yılı temmuz ayında restorasyona alındı, ancak 9 ay evvel ödenek bittiği gerekçesiyle çalışmalar durduruldu, bu güne kadar bir çivi çakılmadı. Sorunu yerel gazetelere yazdığım açık mektupla yerel yöneticilere sordum.. CEVAP yok.
İstanbul Valiliği ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne mektupla sordum.. CEVAP yok.
Vali yardımcısı ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile 2 defa görüşüldü..NET CEVAP YOK.
Bu arada Beykoz’da AHMET MİTHAT EFENDİ İLKOKUL’UNUN satıldığı, otel olacağı, restore edilen BEYKOZ KASR’ının Başbakan veya Cumhurbaşkanı için çalışma ofisi olacağı ve bu okulunda korumalara tahsis edileceği dedikoduları (?) ayyuka çıktı.
Şimdi eldeki verileri birleştirdiğimiz zaman bu okulun AKP iktidarı tarafından bir şekilde kaybedileceği izlenimi ortaya çıkıyor. Bu okul yarım dururken yakınımızdaki başka bir okul için yıkılıp yeniden açılması için ihale açılabiliyor. Para varsa ilk önce bizim okulumuzun yapılması gerekir. ki diğer okulda yıkılırsa 2 okul birden eğitim dışı kalacak .
24.01/2015 tarihli Bugün gazetesindede yayınlandı.Türkiyenin en çok satan gazetesi Sözcü’nün en çok okunan köşe yazarı olan siz değerli büyüğümüzün bu konuyu irdeleyip, basın yoluyla halkımızı bilgilendirmenizi umar selam ve saygılarımı sunarım.

Emin bey kime yazacam bilemedim Köşenizde imkan varsa bu konuya değinmenizi rica edeceğim.(yada gazetemiz de bir haber olarak) Esenyurtbelediyesi ATATÜRK olan mh. mizin ismini Barboros hayrettin paşa mh. olarak değiştirmiş. Biz beyaz masaya değiştirmeyin diye müracak etmiştik fakat bildiklerini yapmışlar. ATATÜRK  isminden dahi korkup onu unuturmaya çalışıyorlar. Bu konuda desteklerinizi bekliyoruz. Saygılarımla
 
  Yalçın

__________________________________

Sayın Çölaşan Ahmet Davutoğlu hakkında ”Oy toparlamak için örneğin Trakya'ya gittiğinde Rumeli göçmeni olacak.
İzmir, Batı Anadolu, Akdeniz ve Karadeniz'de “Atatürkçü” kesilip “En büyük Atatürk başka büyük yok” diye bağıracak!
Orta Anadolu illerinde Müslümanlık nutukları atacak. Mardin, Şanlıurfa gibi yörelerde Arap olacak.” demişsiniz…peki ya diyarbakır da ne mutlu türk’üm diyene deyip, konya’da atatürk’ü, izmir’de şeriatı övmesini mi bekliyosunuz? böyleyseniz kusura bakmayın siyasetten zerre anlamıyosunuz demektir. Anladığım kadarıyla her bölgede tekli düşünceyi savunuyosunuz ama bu durum ülkeyi uçuruma sürüklemez mi sizce?
Nimet
__________________________________

Sayın Çölaşan ; Ben emekli bir öğretmen Sabahat Yavuz.Eşim ve ben ömrümüzün en güzel yıllarını borç ödeyerek geçirdik ve 20 yıl taksit ödeyerek Yalıkavak- Gökçebel’de yazlık bir konut edindik.Bizler ailelerimizden haram ve hak yemenin günah olduğunu öğrendiğimiz için edinimlerimizin her tuğlasını alın terimiz ile imzaladık.Son yıllarda güzel ülkemizde yaşanan yolsuzluklar ve kamu mallarını (bazı yandaşlara) peşkeş çekmeler uykularımı kaçıracak kadar beni  rahatsız etmektedir.Yöreye geldiğimiz 1990 yılından beri köy merası olan Gökçebel’deki 532 parsel ,tüm itirazlara rağmen ,2013 yılında özelleştirilip plan değişikliği yapılarak imara açıldı.Yaklaşık 30 yıldır kullandığımız sitemizin yolu bile değiştirilmiş bu planda.2014 yılında da ihaleye çıktı.Ozelleştirme İdaresi, teklif veren firmaları sayfasında ilan ettiğinde ,dikkatimi çeken konuyu sizinle paylaşmak istedim.Geçtiğimiz yaz, Bilal Erdoğan’ının aldığı M/T MECİD ASLANOV isimli tankeri aldığı PALMALİ GRUP’un teklif veren 3 şirketten biri olduğunu gördüm.Yöre halkı arasında bu yerin, Palmali Grup’un sahibi Mübariz Mansimov’a verileceği söylentileri ayyuka çıkmış durumda.Bence de haksız sayılmazlar.Yakın zamanda ortaya çıkacak, nasıl bir al gülüm-ver gülüm olduğu.Köşenizde bu konuya yer verirseniz sevinirim.Ne mutlu ki bizlere, sizin gibi kalemini kiralamayan gerçek gazetecilere sahibiz. Çalışmalarınızda başarılar diler,saygılarımı sunarım.
Sabahat
__________________________________

Sevgili Emin Çölaşan

Bügünkü(28 Ocak 2015 çarşamda) sözcü gazetesini alıp 2.sayfasına baktığımda inanınki şok oldum.Çünkü yüz yıldan beri söylenen Emperyalist yalanın Avrupa insan Hakları mahkemesinde görülecek bu günkü temyiz duruşması var ve inanıyorum ki bu yalan bu gün çürüyecek ve tarihin çöplüğüne atılacak
Bu yalanla(Türkler 1.5 milyon Ermeni yi katletti dediği için) Nobel Edebiyat ödülü alan Orhan Pamuk hoşgörüden söz ediyor.
Bunu okuyunca gazetem SÖZCÜ nün bu adamı bu gün naden 2. sayfasına aldı diye çok düşündüm ve çok üzüldüm.Bu adam iyi bir edebiyatçı,iyi bir yazar olabilir.Ama yukarıdaki yalanı söylemese bu ödülü ancak rüyasında görürdü.Çok yazık çok ayıp saygılarımla.

Abdullah Ersen
Emekli Uzman Doktor
__________________________________
Sayın EMİN ÇÖLAŞAN,
                        
                         Ulularımızdan Namık Kemal’in dediği gibi sevgili yurdumuzun manzara-i umumiyesi: VATAN MAHZUN BEN MAHZUN! Esenlikler diler, selamlarımı sunarım… (AZİZ)

__________________________________

Sayın Çölaşan,
“Bu olaylara adı karışan İran' lıyı, bakan beyleri ve çocuklarını çok yazdık da,
bu seçmece genel müdürün olayını bugün bir kez daha anımsatayım dedim!..”
şeklindeki cümlenizin şöyle bir açılımı var:
AKP nin olası bir seçim kaybetmesi ile;
kamu kurum ve kuruluşlarına yerleştirilen son derece niteliksiz onbinlerce
personelin ne olacağı, haklarında ne gibi bir işlem yapılacağı gibi bir soru ile
karşı karşıyayız.
Ayrıca, KPSS sınavına girmeksizin devletin en yüksek maaşlı kadrolarına yerleştirilen
militanlar hiç şüphe yok ki ikinci bir paralel yapıyı teşkil etmektedir.
Yargı ve emniyetin bugünkü kadrosunu da arkasına alacak bu paralel yapı,
gelecek iktidarın ömrünü en çok bir yıl içinde sona erdirecek güçtedir.
Doğru-dürüst muhalefet bile yapamayan kifayetsiz muhterisler bu yükün altından
nasıl kalkacak?
Her seçim günü büyük bir hevesle sandığa gitmekten ve akşam seçim sonuçları
açıklandığında “eşekten düşmüş karpuza dönmek”ten bıktık, usandık.
“sandığa mutlaka gidin, bu seçim hayat-memat meselesi” gibi sözler artık karın
doyurmuyor.
CHP seçmeni umutsuzluktan doğan büyük bir karamsarlık içinde…
Şahsen benim sandığa gitmek için tek bir şartım var:
CHP; SYRİZA hareketine benzer bir çıkış ile asgari ücret ve emekli maaşlarını
iktidara geldiği gün iki katına çıkaracağı sözünü vermelidir. Kaynak mı?
Eee.. Onu da mı ben söyleyeyim!
Sevgi ve saygılarımla,
Ülkü
__________________________________

Sayın Emin Çölaşan;
Bugünkü yazınızda  
‘Halkbank Genel Müdürü, evinde bu paralar bulununca kendisini “Bunlar rüşvet değil yardım parasıdır. Çorum'da imam hatip lisesi yaptıracaktık, Balkanlar'da bir üniversite kuracaktık” diye savunmaya çalışmıştı!’ diye yazıyorsunuz.
şimdi ben derim ki, madem üniversite-lise yaptıracaktı, paraları da kendilerine iade edildiğine göre,
görelim bakalım yaptıracak mı? yoksa paralar başka bir yere mi gidecek?
sormak hakkımız değil mi ? yoksa haksız mıyım?
esenlik dileklerimle
Değerli ağabeyim, sayın savcının söylemiş olduğu sözlerden alıntı yapıp diyorsun ki :
” bu müdür  paraları neden bankada tutmaz da evinde saklar?  (Ayakkabı kutuları, banyo
dolapları, kitaplıklar, lifler…) “
1) Kitaplıkta para saklamak: Kitap bilindiği üzere kağıttan mamuldür. Çok güzel bir kokusu
vardır. Doğal olarak maddi bir yönü vardır. Maddiyat denilince de akla hiç şüphesiz para
gelmektedir. Orada saklanan para ile yeri geldikçe  kitap alınması düşünülmüş olabilir!
( Yani kitaplıktaki para ile sadece kitap alınması düşünüldüğü için para oraya konmuştur.)
Ayrıca kitap kokusu güzel olur da, paranın o enfes kokusu unutulabilir mi? Bir bütünlük
sağlaması açısından kitaplığı açtığınızda o enfes kokunun sizi karşılamasını bir düşünün
Allah aşkına!
2) Ayakkabı kutularında para saklamak: Bu kutular paraları çok güzel bir şekilde istifleme-
nizi sağlar. Ayrıca o da ( kitapta olduğu gibi ) kağıt türevi olduğundan birbirinin mütemmim
cüz’ üdür.!
3) Banyodaki dolaplarda para saklamak : Bu paradır. Tedavülde iken milyonlarca kişinin
elinde doğal olarak kirlenmektedir. Ve bunlar kirlendikçe temizlenmek üzere banyo dolap-
larındaki yerlerini alır. Yine bu dolaplar o paraları güzelce istiflemek için tek yerdir.!
4) Eee geldik banyo lifine : Tahmin edeceğiniz üzere banyo dolabında istiflenen o güzelim paraların ( kirli bile olsalar ) iyice bir temizliğe ihtiyacı vardır. Burada bize banyo lifleri yardımcı olacak güzelce AK’ lanıp paklanan bu canım paralar tekrar tedavüle çıkmak için evin o bilinen muhtelif yerlerine konulacak, sıralarını bekleyeceklerdir.!
Eyvah! kapım çaldı.Saatime bakıyorum. Kapım günde bir kere o da sabahları apartman görevlisi tarafından çalınır. Saat o saat değildir. Yoksa şüpheli sıfatıyla kolluk kuvvetleri beni almaya mı gelmiştir? Ne dersin? Değerli ağabeyim bana dua et.
 Allah bizlerin yardımcısı olsun…Hoşçakalın.                                                                                                                                     
 
Uğur
__________________________________

İYİ GÜNLER EMİN BEY BEN ANTAKYADAN ZEKİ HANİ SİZİN DEĞİMİNİZLE AHMET BİRKAÇ GÜN ÖNCE DİYARBAKIRDA ŞOV YAPTI YA ORDAKİ KÜRTLER BAŞLADI BAĞIRMAYA SEROK AHMET BIJI AHMET SEROK VE BIJI KÜRTÇEDE ANLAMI NEDİR BİLMEM AMA BİZİM BURDA ARAPÇADA SEROK DEMEK ÇALDI DEMEKTİR YANİ BİRİNE SERROK DERSENİZ ÇİFT (R) KULLANIRSANIZ HIRSIZ DEMEKTİR AMA SADECE SEROK DERSENİZ ÇALDI DEMEKTİR BUNLAR BUNU BÖYLE YUTTURDU GALİBA BİLMENİZİ İSTEDİM BELKİDE ÇORBAYA BİR MİKTAR TUZ OLUR EMİN BEY HİÇ ANTAKYA,YA GELDİNİZ,Mİ BİLMEM AMA GELİRSENİZ SİZİNLE MUTLAKA TANIŞMAK İSTERİM BEN BU YIL ÇOCUKLARIMA VE EŞİME ALLAH KISMET EDERSE SÖZ VERDİM ANITKABİRE GEZMEYE GETİRECEM İNŞALLAH NASİP OLUR TANIŞIRIZ İYİ ÇALIŞMALAR ANTAKYADAN ZEKİ BAĞRIYANIK
Zeki
__________________________________
EMİN BEY NASIL KESEYMİŞ O ÖYLE ,ACABA FİL Mİ KESELİYORLARMIŞ ?
KESENİN İÇİNE 50 BİN DOLAR NASIL SIĞAR ? HER ŞEY TAMAM FAKAT KESE YE AKLIM SIRRIM ERMEDİ.
SİZİ SEVEREK OKURUM,SENELERDİR.
HERKESE SELAMLAR.YAZILARINIZIN DEVAMINI DİLERİM.
SEVGİLERİMLE
 HİKMET

__________________________________

Başbakan  Ahmet Davutoğlu seçim gezisinden önce gazetecilere açıklama yapıyordu:
– Programımızı tamamlamak için dört yıl daha istiyoruz!
– Programınız nedir?
– Dört yıl daha görevde kalmak!
Bekir
__________________________________

Merhaba Emin Bey;

Ben Balıkesir Üniversitesinde Makine Mühendisliği okumaktayım.İkinci öğretim olduğumuz için dönemlik 764.5 lira harç veriyoruz.

Son çıkartılan katlı harç yasasının ,  ders seçimine 4-5 gün kala üniversiyemizde yürürlüğe girmesiyle çoğu arkadaşımız ders seçerken dönemlik 3000 tl gibi astronomik bir harç ücretiyle karşı karşıya kaldı.

Ailelerimiz 700 küsur lirayı toparlamakta bize göndermekte zorlanırken 4-5 gün içinde +2000 gibi bir rakamı bulmak zorunda kalacaklar.Kimi arkadaşlarımız da mezuniyetine ramak kala sırf bu istenilen harç miktarını karşılayamadığı için eğitim hayatına ara vermeyi düşünmektedir.

Biz bu ülkenin geleceğiyiz.Mühendisiyiz , doktoruyuz , öğretmeniyiz , sanatçısıyız , avukatıyız , iktisatçısıyız , mimarıyız…Bizler üniversitelerin devletin para kaynağı değiliz , olmamalıyızda.

Üniversitelerde asıl amaç , daha parlak bir nesil yetirmek olmalıdır.Öğrenciden nasıl daha iyi kazanç elde ederiz olmamalıdır.

Bizler; Sesimizi duyurup bu astronomik ücretlerin sırtımızdan kaldırılmasını istiyoruz.Bize bu konuda yardım edebilir misiniz? Gençliğin yükselen sesi olabilir misiniz? Umarım bu mesajım size ulaşır.
Çok teşekkür ederim…
__________________________________
Muhterem Emin Çölaşan Bey,
Ahmet Hakan Beyin sunduğu ” Tarafsız Bölge” programında, Ak Parti Istanbul Millet Vekili Burhan Kuzu’nun itiraflarını izleyince tüylerim diken diken oldu.Sayın Kuzu diyor ki,” Ben yolsuzluk yapanları,rüşvet alanları, Yüce Divana göndermem, çünkü onlar benim kankalarım,dünirlerim. Eğer onları Yüce Divana teslim edersem benim siyasi hayatım biter” diyor. Yani ” Benim için hak,hukuk,kanunun hiç bir kıymeti yok.Biz burada biri birimizin yolsuzluklarını örtmek için varız”diyor. Uyan ey Türk Milleti uyan.Mejlise seçtiğin adam seni temsil etmiyor.Ben vijdanımın sesiyle değil bana yukarıdan ne emir verirlerse onu yerine getiririm diyor. Halkın umursamazlığından, vurdum duymazlığıdan o kadar emin ki, büyük bir pişkinlikle pervasızlıkla bunları ulusal bir kanal da adeta halkla alay eder gibi söylüyor.
Benim merak ettiğim nokta, ekmeğini alın teriyle kazanan,her ay evin kirasını ,çocuklarının  okul masraflarını ödemek için çırpınan namuslu vatandaş nasıl oluyorda bu partiye oy veriyor?
Saygılarımla
Yılmaz Erolgac
San Dıego,californıa
__________________________________
Emin Bey iyi günler.

İyi ki varsınız. Öncelikle saygı ve sevgilerimi sunuyorum.

Sayın Cumhurbaşkanımız diyor ki “Türkiye'nin daha ileri gitmesi için başkanlık sistemi olmalı”.

Ya sözlerininin ne anlama geldiğini idrak edemiyor, ya da milleti aptal zannediyor.

Bu sözünün iki anlamı var, acaba hangisini düşünerek bu söylemi ortaya atıyor.

1)    Eğer başkanlık sistemi olsaydı, eski cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah GÜL ile Türkiye çok daha ileri giderdi.

2)    Benim AK Parti ve iktidara güvenim yok, Türkiye'nin ileri gitmesi için mutlaka benim yönetimde olmam gerekiyor.

Mümkünse bu soruyu Sayın Cumhurbaşkanımıza sorabilirmisiniz.

Saygılarımla
Cengiz
__________________________________
Merhabalar Sayın Çölaşan,
Az önce gazetedeki yazınızı okudum ve işte Emin abi biraz olsun iktidar partisi haricinde olup bitenleri de hatırladı dedim kendi kendime.
Bu tavsiyemi asla işinize karışmak olarak algılamamanızı rica ediyorum ama acaba Dr.Necip Hablemitoğlu’nun Köstebek adlı kitabını değerli okurlarla paylaşmanız insanlarımızda biraz zihin açıklığı yaratır mı? Nede olsa 20 sene öncesinden bu günleri tarif eden olağanüstü bir eserdi.

Saygılarımla
Aralya
__________________________________

sende muammer aksoy , uğur mumcu ,ahmet taner kışlalı ve diğer katledilen gazeteci aydınlarımız gibi ölmek istiyorsun değil mi..aslında hiç olmayan itibarının iyice pisliğe gömüldüğü ve kendi pisliğinde boğularak can çekiştiğin şu dönemde hani biri sana suikast düzenlese (ama sen ölmesen çünkü sen gibilerin canı pek tatlıdır) ne iyi olurdu değil mi.. ama sen o şerefe eremeyeceksin, bulunduğun konum sana o onuru veremeyecek kadar yerlerde.. sen ve senin gibiler kendi pisliğinde boğulurken çürüye çürüye sürüne sürüne can vereceksiniz inşallah..
mehmet şahin melquades@msn.com

Günün Trend Videosu

Daha fazla göster
Loading...