Emin Çölaşan’a mektuplar

Sözcü Gazetesi Yazarı Emin Çölaşan'a gelen okur mektuplarını yayınlıyoruz

Emin Çölaşan’a mektuplar

Emin Çölaşan'ın notu:
Sevgili okuyucularım, sizlerden her gün çok sayıda mesaj alıyorum. Hepsine tek tek yanıt vermem ne yazık ki mümkün olmuyor. Bunlardan bazılarını yazılarımda kullanıyorum, bazılarını ise pazartesi günleri burada yayınlıyorum.
Burada kullandığım mesajların bazılarında, gönderen okuyucularımın isimlerini ne olur ne olmaz diye vermiyorum. Başlarına iş açılmasın.
Ayrıca bu mesajları, harf ve cümle hataları dahil, üzerlerinde hiçbir oynama yapmadan sizlere iletiyorum.
Her pazartesi günü burada, gazetemizin internet sitesinde buluşmak umuduyla.

________________________________

Emin agabeyimiz,
Yazilarinizi takip eden bir Sozcu okuruyum, hemen her yazinizda ‘civiye basindan vuran' cekicinize hayranim.
Gerici yobazlarin elinde Turkiyenin dustugu durumu en yalin sekilde gosteren yazilariniz ve Sozcu deki tum arkadaslarinizin bu hizmetini tarih ve Turk ulusu unutmayacaktir, emin olunuz!
Siz hep var olun lutfen, size ihtiyacimiz var!!
Sevgilerimle
Ahmet
________________________________
 
Babacim,Rizeden bir sevenimiz aradi,denizin yuzeyinde ucbes dekarlik bir alani ,turgeve katarsaniz ileride hamsi uretim ciftligi yaparsiniz diyor,ne dersin babacim,ulan oglum birak bu ufak hesaplari .surada ,uc bes,ay kaldi .Türkiye bizim olacak,sen babani hala ,taniyamadin
EKREM YILDIZ ALMANYA

________________________________

Özel okullara öğrenci başına teşvik verilirken,imam hatiplerde hiç bir mali sorun yokken , devlet okullarında,özellikle Anadolu Liselerinde,öğretmenler,yöneticiler,imkansızlıklarla boğuşuyor! Okul idareleri,aile birlikleri “yardım ve katkı” için adeta velilere yalvarıyor!Abartmıyoruz;temizlik,güvenlik,elektrik,su, doğalgaz giderlerini karşılayamayan okullar, ilçe Milli Eğitim Müdürlüklerine ilettikleri sorunları için sadece tavsiye alıyorlar.Çaresiz üst yöneticiler,”biliyoruz ama idare edin, aman bize sorunla gelmeyin” diyerek  talepleri savuşturuyorlar! İmam hatip okulları, benzer sorun yaşamazken diğer okullar ve veliler,başlarına gelene şaşıp kalıyor!
Sıralamaya çalıştığımız şeyler hayali değil.Yaşanan, görülen  şeyler, gerçek tespitler!.. Somutlaştıramıyoruz çünkü, çocuklarımız ve okullarının “başları ağrımasın”diye…
Öte yanda,sıkılmadan çıkıp, yurt dışına okul yapma vaatleri sıralıyorlar! Bırakın yurt dışını dönün okullarınızın perişanlığına bakın ayıptır!

M.Altay
________________________________

 

 

Emin bey iyi günler. Bugünkü yazınıza cuk düşen eşsiz dahiden alıntıyı ilişikte gönderiyorum.

Selamlar.

B. B
 

________________________________

Sn. Emin bey,

Bilmem biliyor musunuz ? Bu da bence yeni yöntem Elektrikte  1990 yıldan itibaren Garanti Bankasında otomatik ödemede olan elektrik abonmanlığım 2014 yılında haberim olmadan iptal edilip depozitom da PTT vasıtası ile iade edilmiş????!!! Ne bir belge ne bir bilgi kazara geçen gün saati okumaya gelen zat buranın saati nerede diye sorunca gösterdik
Elden verdiği faturada  KAÇAK ELEKTRİK KULLANAN ABONE YAZIYOR
Bu ne demek dediğimizde elektriği kaçak kullanıyorsunuz dedi gitti.
Bugün itiraz edildiğinde “efendim saatiniz bulunmuyormuş ve 3 defa okunamayan abonenin aboneliği iptal ediliyor” cevabı aldık.
Geçenlerde yeni devir alan şirketin abonelerine sürprizi bu herhalde. Meğer benim saatide beyler görememiş ( teşbihde hata olmaz derler adamlar saatleri evlerin salonlarında arayacak utanmas) aboneliği iptal etmişler. Ceremesi mi? Efendim hata olmuş siz cezası ile bu faturayı ödeyin yeniden abonelik sözleşmesi yapın ve depozito yatırın  cevabı.
Kimse ödemem otomatikde diye güvenmesin devamlı kontrol etsin derim.
Böylece belki başka aboneleri bu olumsuzlukdan kurtarırız.
Saygılar
I.G
Not: Meğer bu olay teamül haline gelmiş aynı olayı bir çok yerden duyuduk

Işın
________________________________

Sayın ÇÖLAŞAN; saygılarımla.

Ben yaklaşık otuz yıl görevde olan bir öğretmenim. 22 yılım okul yöneticiliğinde geçti. Almış olduğum eğitim ahlakı nedeiyle görevimi herşeyden üstün gördüm. Görevimi aşk ile şevk ile yaptım. Her zaman devletin varlığı, bütünlüğünü göz önünde bulundurdum. Evime ayıramadığım zamanı okula ayırdım. 15 ağustos 2014 tarihindeki müdürlük puanlamasında maalesef yeterli puanı alamadım. Benim gibi, tanıdığım diğer müdür arkadaşlar da aynı akıbete uğradı. hepimiz öğretmenliğe döndük. İtirazda bulundum. Tam 3 ay sonra müfettişler (maarif müfettişleri, eğitim denetmenleri adı sık sık değiştiği için yazdım. Yani eğitimde devrim ya bunlar. isim değiştirme…) ifademe başvurdular. İfade verdim, neden görevden alındığımı merak ediyorum dedim. “Yandaş sendikadan olmadığım için” diye defalarca söylendi. Fakat buna inanmak istemiyordum. Çünkü milli eğitim yöneticileri “Çalışmalarından memnunuz puanlamada yüksek puan alacaksınız. Merak etmeyin dediler. Bize yalan söylediler. Bunların yaptığı sadece bana değil diğer müdür arkadaşlara da aynısı söylediler. Gerçi Türkiye geneli böyle oldu. meb bile yasa çıktığında kamuoyunun sitemlerini yatıştırmak için “Biz kimseyi görevden almayacağız. Çalışmayan müdürlerin görevi sona erecek dedi. Biz çalıştığımız için görevden alınamayacağımızı bekliyorduk. Neden görevden alındım, ben bir türlü nedenini öğrenemedim. Hep öğrenmek çabasındaydım. Müfettiş arkadaşlar şikayetçi misin? dediler. Evet şikayetçiyim, bizi mağdur edenlerden şikayetçiyim dedim. 3 ay daha geçti bu soruşturmadan da haber yok, bir cevap yok. Geçen günlerde tekrar sordum. ” suçum neydi? benim müdürlük görevinden alınmama sebep olan şeyNEDİR?” diye. VEEEE cevabını aldım. “ANDIMIZI OKUTMAM” imiş. Biliyorsunuz, ANDIMIZI okullarda okutulmak 2013 eylülünde yasaklanmıştı. Ben öğrencilerime her sabah okuttum. Çünkü andımızın kötü, çirkin, öğrenciyi üzecek bir yanı yok, aksine coşku verecek bir durumu vardır. Ben andımızı okuttuğum için alınmışım görevden bunu da 5.5 ay sonra öğrendim. Ve cevabım şu oldu. “andımızı okuttum. ve yine okuturum. sebep bu ise gururluyum. görevden alınmam gerekirdi ve gururla alındım. gerekirse yine okuturum.” Gün geçtikçe sinirlerim artıyor. Çünkü andımızı okutmak bu kadar mı suç olur. Ben yaklaşık otuz yıl okutmuşum. okumuşum. Peki onlar öğrenci iken okumamışlar mı? N ezararını görmüşler. Ama sanırım okumamışlar . Ve 17 aralık günü okulda norm fazlasıyım diye tayin edildim. buna da kızmıyorum artık. En azından doğru yoldayım diye seviniyorum. Onlar rahatsız oluyorsa ben doğruları yapıyorum demektir.

Saygılarımla. İyi çalışmalar diliyorum.

________________________________

Sayın ÇÖLAŞAN,Ben bir esnafım 2008 yılında Vatan gazetesindeki bir okuyucu  yorumumdan dolayı zamanın cumhurbaşkanı Abdullah Gül hakkında KUKLA kelimesinden dolayı 1 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldım. Fakat bana hiçbir şekilde cezamla ilgili haber gelmedi. Bu yazı ailem ile birlikte ALANYA,ya tatile gittim.Kaldığım otelden jandarmalar 08/09/2014 tarihinde hakkımda yakalama kararı verilmiş olduğunu ALANYA adliyesinde öğrendim.Tutuklanarak 127 gün Alanya kapalı cezaevinde yattım. 13/01/2015 tarihinde denetimli serbestlik olarak serbest bırakıldım.Şu an haftada 2 gün karakola imzaya   gitmekteyim Benim bu yaşamış olduğum olayın şokunu hala atmış değilim,bu konu hakkında sizi bilgilendirmek istedim
 
Saygılarımla
Erdinç
________________________________
Sayın Çölaşan. Birkaç günlük sömestir tatili için gittiğimiz wow resort Kremlin/Topkapı otellerinin  marketlerinde tüm gazeteler satılırken Sözcünün olmadığını gördük. Belki bitmiştir düşüncesiyle sorayım dedim: tamam sahipler yandaş filandır ama eleman da yandaş: militanca ,nefretle… biz sözcü satmıyoruz… dedi. Hiç üzülmedim, hatta sevindim,korkuyorlar diye. Yorum/Hatıra defterlerine yorumumu yazdım. Size de gönderiyorum. Adım sizde kalmak üzere saygılarımı sunuyorum.Doğru yolunuz açık olsun…

________________________________

Sn.Çölaşan
 
Madde 299 da zikredilen CB,namusu ve şerefi üzerini yemin ederek anayasal sınırlar dahilinde görev yapan,yetki kullanan ve tarafsızlıktan şaşmayan bir CB dır.
 
O bakımdan görev ve  yetkileri açısından anayasal sınırları tanımayan,tararafsızlıktan vaz geçtik fiilen iktidar partisinin hala başındaymış gibi eylem ve söylemlerde bulunan,birleştirici değil ayrıştırıcı tavrını sürdüren kişi  Madde 299 da belirtilen CB  değildir.
 
O Bakımdan,mad. 299 da zikredilen CB na hakaretle suçlanmanız mümkün olamaz!!
 
 
Sevgi ve Saygılarımla
 
Barış

________________________________

Para bitti. Soyacak başka yer kalmadı. Sıra eski ortağının bankasını soymaya geldi.

Tuğrul
________________________________
Sayın Çölaşan,

Siz ve sizin gibi yürekli aydınlar olduğu sürece memleketin düzenini bozmaya kimsenin gücü yetmez. Kararlı tavrınızla her zaman dik duruşunuzu sergilemeye devam ediniz. Bizler Yüce Mustafa Kemal'in kurmuş olduğu ve teslim ettiği Cumhuriyetimizin ve şanlı Albayrağımızın bekçileri olarak her zaman yanınızda olacağız.

GÜZEL İZMİR

HÜSEYİN
________________________________ 
Sayin Çolasan,

Oncelikle size saygilarimi sunuyorum.
Erdogan, Cumhurbaskanligi yeminine uymadigi icin savciliga suc duyurusunda bulunulabilir mi? Gerci oyle cesur savci bulunamaz ama mesela bir kampanya duzenlense ve en az 5 milyon kisi savciliga basvursa!
Her gun ettigi yemini bozuyor.

Izmir’den Selam ve Sevgilerle
Erhan

________________________________

sayın

Sözcü Gazetesi Yazarları,

Şu günlerde, içinde yaşadığımız Türkiye’nin hali pürmelalini aklı başında herkes görüyor olmalı. Hergün yeni bir olumsuzluk haberini yazılı ve/veya görsel basından öğrenerek ülkenin geleceği konusunda endişelerimiz artıyor.

Görünen o ki, önümüzdeki tek seçenek, 2015 seçimlerinde, ülkeyi 12 yıldır yöneten bu iktidardan kurtulmaktır. Bunun da ancak CHP, MHP, AKP dışında kalan ve % 10 barajına takılacak küçük partilere gitmesi muhtemel oyların ve kararsız oyların CHP de toplanması ile mümkün olabileceği görülmektedir.

Aksi durumda, HDP nin %10 barajını aşması halinde, AKP ile pazarlık sonucu koalisyon yapacağı, başka bir ifade ile, AKP nin mutlak iktidarda kalarak hertürlü soruşturmadan kurtulmak istegi nedeniyle HDP nin bütün taleplerini kabul etmek durumunda olacaktır. Diğer ihtimalde, yani HDP nin barajı aşamaması halinde HDP nin oyları AKP de toplanacağından AKP yine tek başina ve Anayasayı da değiştirebilecek sayıda millet vekiline sahip olacaktır.

Bu durumda, öncelikle, Atatürk ilkelerini savunan,tüm sol tandanslı; ulusalcı, sosyalist, solcu, sosyal demokrat, demokrat ve mütedeyyin dindar v.b. seçmen oylarının CHP de toplanmasını yakın geçmişten de ders alarak sağlamak gereklidir.

Yakın geçmişten alacağımız, gözden kaçan, önemli bir ders vardır. Şöyleki; 1994 yılı mahalli idareler seçimlerinde, İstanbulda, sol oylar, CHP, DSP ve SHP arasında paylaşılmış ve sonuçta 3 parti toplam % 34 küsur oy almışken, RP adayı RTE %25 küsur oy oranı ile İstanbul BB Başkanı olmuştur. Bu seçimlerden hiç ders almayan sol partiler, 1999 seçimlerinde de, sol oyları bu kez CHP ve DSP olarak ayrıştırmış ve toplamda %35 küsur oy almiş iken yine RTE bu kez FP den seçime girmiş ve %26 küsur oyla yine İstanbul BB Başkanı olmuş ve bilindiği gibi parti çalışmalarının alt yapısını Belediye başkanlığı döneminde hazırlamış ve ülkeyi bugünlere getirmiştir.

Bu gerçekler tüm seçmenlere çok iyi anlatılmalı, Ülkemizin çok daha karanlık günlere götürülmesinin önüne geçmenin çok önemli bir vatandaşlık görevi olduğu hatırlatılmalıdır.

Bilgilerinize ve takdirlerinize sunuyorum.

Saygılarımla,
Fethi
________________________________
Marhaba,
Bugünkü yazınızı itina ile okuyup vay be! Türkiye’de böyle yazarlar insanlar olduğu sürede gelecekten asla olumsuz şeyler düşünmek istemiyorm. Sizlere en iyi dileklerimle saygı ve sevgimi iletir, birşeye ihtiyacınız olduğunda her zaman sizlerle olmakdan onur duyacağım. Çünkü biliyorum ki bu yürek işi büyük bir sorumluluğunuz var. Belkide bununla beraber size olumsuz birton mail de geliyordur. Amacım o olumsuz mail atanlara cevap niteliğinde olsun ve sizlere ışık olsun. Güneşli günler, huzur ve demokratik bir Türkiye umuduyla. Hoşçakalın.
Sevgi ve saygılarımla.

Yüksel
________________________________
ÜLKEYİ BİR TÜRK PARTİSİ Mİ YÖNETİYOR YOKSA DÜŞMAN İŞGALİ ALTINDA MIYIZ.?

HİÇ BİR ETNİK KÖKEN VE MEZHEP AYRIMI YAPMADAN OMUZ OMUZA SAVAŞARAK CUMHURİYETİ KURAN ATALARIMIZIN TORUNLARI ŞİMDİ DÜŞMAN EMRİ ALTINA GİRDİLER DE YOKLUK İÇİNDE ATALARIMIZIN KURDUĞU CUMHURİYETİN YIKILIŞINI SEYREDİYORLAR MI?

MÜCADELE SADECE MESAJLA OLMAZ. YETMİYOR. AKP’LİLER BU VATANIN EVLADI DEĞİL Mİ? KİME KUL OLDULAR? YAKIŞIYOR MU?                 DİNÇER  ÖNAL     (HUKUKÇU)

________________________________

“Kaçak yapı”, mevzuata ve/veya ruhsat ve eklerine aykırı bir şekilde kendi arazisinin üzerine yapılan yapılara denir.
“Gecekondu” ise, mevzuata bağlı kalınmaksızın, başkasının arazisine, sahibinin izni alınmadan yapılan yapılara denir.
Cumhurbaşkanlığı sarayının inşa edildiği taşınmazda, AOÇ'nin mülkiyeti de var. Yani taşınmazın tamamı devletin değil. AOÇ kendi kendine, mülkiyetinin devrini devlete veremiyor. AOÇ Yasası bunu engelliyor. Devir iznini ancak ve ancak TBMM verebiliyor.
“Gecekondu”, “Kaçak Yapı”dan daha alt seviyedir. Cumhurbaşkanlığı Sarayının gecekondu olmaktan kurtulup kaçak yapı statüsüne çıkabilmesi için, bu arazide AOÇ ye ait olan alanın da devlete mülkiyet devrinin bir yasa ile yapılması gerekir. Ancak o zaman, bu yapı gecekondu olmaktan kurtulup, kaçak yapı statüsüne çıkar.
Bu kapsamda: “CUMHURBAŞKANLIĞI SARAYI”NIN KANUNİ STATÜSÜ GECEKONDUDUR.
Mevzuata dayalı açıklamalar:
Gecekondu tanımı 1966 yılında yürürlüğe konulan 775 sayılı Gecekondu Kanunu'nun 2. Maddesinde yapılmıştır. Bu tanıma göre, “imar ve yapı işlerini düzenleyen mevzuata ve genel hükümlere bağlı kalınmaksızın, kendisine ait olmayan arazi veya arsalar üzerinde sahibinin rızası alınmadan yapılan izinsiz yapılar” gecekondu olarak tanımlanmıştır.

Mahkeme kararlarıyla iptal edilen planlar ortada iken, “imar ve yapı işlerini düzenleyen mevzuata ve genel hükümlere bağlı kalınarak” böyle bir yapı yapılması olanaklı değildir.

Bu alanda AOÇ'ye ait mülkiyet vardır. Yani, bu alanın tamamı hazineye (devlete) ait değildir.

AOÇ'ye ait bir mülkiyetin devlete geçmesi, AOÇ'nin kuruluş yasası olan 1950 tarihli 5659 sayılı Kanun'un 10. Maddesine göre, ancak ve ancak, özel bir Kanun ile TBMM'den “izin” alınmasına bağlıdır. Böyle bir yasa henüz çıkmamış olduğuna göre, “izin” alınmamış, mülkiyet devri de yapılmamıştır.

Dolayısıyla, 775 sayılı Gecekondu Kanunu'nda yapılan gecekondu tanımı, “Cumhurbaşkanlığı Sarayı”nın kanuni statüsünün bu haliyle bir gecekondu olduğunu ortaya koymaktadır.
Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü'nün, bu arazide, AOÇ'nin mülkiyeti olup olmadığını açıklaması Cumhurbaşkanlığı Sarayının hukuki statüsüyle ilgili tartışmalara açıklık getirecektir.

ERTUĞRUL CANDAŞ
Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası
Genel Başkanı
________________________________

Sevgili Emin abi…
Türkiye’de Üniversite öğrencisi olmanın zorluklarını fazlasıyla çekiyoruz . Sağ olsun hükümetimiz hem bizi hem ailemizi felç etti. Bu kadar harç (haraç) parası , ev kirası , yurt parası (yurt parasını hafife almayalım ) ve sayamadığım giderler için çalışmamız gerekiyor ve eğitim hayatımıza büyük darbe vuruluyor. Anlamıyorum , vergiyi veriyoruz  ama bize dönüşü olmuyor . KAÇ’AKSARAY’la  ve bunun gibi boş harcamalar yapılıyor kimsenin sesi çıkmıyor. Lafı dolandırmaya gerek yok Emin abicim. Ciddi anlamda mağduruz.Türkiye Cumhuriyeti Gençlerinin güvendiği gazeteciler olarak sesimizi duyurmanızı önemle RİCA eder saygılarımızı sunarız

Can
________________________________ 
Türkiye’de orman kanunları uygulanmaya çalışılıyor!
Son zamanlarda o kadar sıklıkla izlediğimiz haberler de yer alan insanlar ilaçlarını alamadıkları temin edemediklerinden şikayetçiler bunlardan biride benim Devlet orman kanunlarını getirmeye çalışıyor güçlü yaşasın hasta zayıf yok olsun.sanırım toplum olarakta biraz duyarsız kalıyoruz bu olaylara halbuki demokratik bir ülkede sağlık hizmeti almak bir vatandaşın en doğal anayasal hakkı lüks değil hak. kızım var 23 yaşında doğuştan metabolik hastalık olan glikojen depo hastası yani ömür boyu geçmeyecek genetik bir hastalık yüksek amylopectin içeren GLYCOSADE adlı özel bir mısır nişastası kullanıyoruz. Daha önce t.e.b(türk eczacılar birliği) den birçok evrak gönderip temin ediyorduk geçen ay kanun değiştirilmiş yeni rapor çıkarttık ilacın eczaneden alınabileceğini söylediler.Ama eczaneye gittiğimizde sgk bakanlığının 2-18 yaş sınırlaması getirdiğini öğrendik alamadık birçok yere başvuru yaptım ama bir sonuç alamadım.Devlet benim çocuğuma 18 yıl ömür biçmiş 18 yaşını geçtin yeter bu kadar diyor .zaten toplasan türkiye de 18 yaşını geçmiş 15-20 glikojen depo hastası  ancak var. Devlet 3 çocuk yapın diyor ama benim 1 çocuğumun sağlık hizmetini karşılayamıyor.Ben anne olarak ne kürk nede saray istiyorum.İnsanlığın en doğal hakkı olan yaşama hakkımızın 18 yaş sınırı yüzünden elimizden alınmasını istemiyorum .Ben Burdur’da yaşıyorum geçenlerde dışişleri bakanı sayın Mevlüt Çavuşoğlu burdur a geldi cibutiye de somaliye de10 ar bin ev yapacaklarını çünkü o insanların teneke evlerde yaşadıklarını söyledi biz bu vatanın insanı deyilmiyiz.Yoksa insan gibi yaşamamız için bizim demi  cibuti yada somali de  yaşamamız gerekiyor.S.G.K Bakanımız  Sayın Faruk Çelik e sesleniyorum sigortasını bağkurunu ödemiş vatandaşlar olarak sağlık haklarımızın bize verilmesini 18 yaş sınırı gibi sınırlamalarla kısıtlanmamasını talep ediyorum. Anne baba çocuğunu öldürdüğünde hapse giriyor ilacını alamadığı için hayatını kaybeden çocukların sorumlusu kim.
Seçil
________________________________
Sn. E. Çölaşan,
Nerdeyse 6 aydanberi eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, ne sıfatla Huber Köşkün’de ikamet etmekte olduğunu ısrarla yazıp soruyor ama hiçbir yanıt alamıyorsunuz. Bu konu 77 milyon vatandaşın hak ve hukuku ile ilgili olduğu için sizin bu ısrarlı sorunuz çok yerindedir, Ben de vergisini düzgünce ödeyen bir vatandaş olarak sizi yürekten destekliyorum. Saygın ve çok okunan bir gazeteci olarak kamuoyu önünde sizin bunca yazılarınız ve sorularınız cevapsız kalıyor. Batı demokrasilerinden hangisinde böyle bir skandala rastlayabilirsiniz allahaşkına?! Bunlarda hiç Allah korkusu -vicdan-haysiyet kalmadı mı?! Saygılarımla,
Tarık

Günün Trend Videosu

Daha fazla göster
Loading...