Sözcü Plus Giriş

Emin Çölaşan’a mektuplar

Sözcü Gazetesi Yazarı Emin Çölaşan'a gelen okur mektuplarını yayınlıyoruz

Güncellenme: 09:34, 23/02/2015
Emin Çölaşan’a mektuplar

Emin Çölaşan'ın notu:
Sevgili okuyucularım, sizlerden her gün çok sayıda mesaj alıyorum. Hepsine tek tek yanıt vermem ne yazık ki mümkün olmuyor. Bunlardan bazılarını yazılarımda kullanıyorum, bazılarını ise pazartesi günleri burada yayınlıyorum.
Burada kullandığım mesajların bazılarında, gönderen okuyucularımın isimlerini ne olur ne olmaz diye vermiyorum. Başlarına iş açılmasın.
Ayrıca bu mesajları, harf ve cümle hataları dahil, üzerlerinde hiçbir oynama yapmadan sizlere iletiyorum.
Her pazartesi günü burada, gazetemizin internet sitesinde buluşmak umuduyla.

———————————————————–

15 Şubat 2015 tarihli devamlı okuduğum gazetemin 11nci sayfasında okuduğum Kandildeki teröristlere ve ATATÜRK düşmanlarına diplomatik pasaport verileceğinin haberi üzerine bu yazıyı size yazmaya karar verdim.
1967-1970 Yılları arasında iki sene Astsubay aday hazırlama okulunda(Güzelyalı-İzmir), bir senede Hava Teknik Okul K.lığında (Gaziemir-İzmir)okuyarak 1970 yılında Astsubay naspedildim.Ankara,Eskişehir,Malatya ve Konya illerindeki üs’lerde toplam 26 yıl çalıştıktan sonra 1996 Yılının Ocak ayının 23ünde emekli oldum.
Emekli olurken 1nci derecede olduğum için Yeşil Pasaport verildi.Fakat 2014 yılında yenileme ihtiyacım için İzmir Emniyet Md.lüğüne müracaatım esnasında a.)Emekli ve müstafiler için emekli olduğu veya ayrıldığı tarihteki ünvan ve kadro derecesini ve eğitim durumlarını gösterir 1 defaya mahsus olmak üzere kurumlarından alacakları mühürlü belge istenmekteydi.Bu belgeyi alabilmek için Hv.K.K.lığı Emekli Personel şube Başkanlığına dilekçe ile başvurduğumda böyle bir belgenin verilemeyeceği tarafıma Tlf.ile bildirildi.
Şayet Yeşil pasaport haketmediysem(ATATÜRK DÜŞMANLARI HAK EDİYOR FAKAT 26 SENE VATANA HİZMET EDENLER HAK ETMİYOR)
1996 senesinde neden bana yeşil pasaport verildi?Acaba o zaman (Allah göstermesin ATATÜRK DÜŞMANIMIYDIM?) Eğer hakkım devam ediyorsa NEDEN ŞİMDİ VERİLMİYOR? Bu saatten sonra beni ATATÜRK düşmanı Y A P A M A Z S I N I Z!!!!!!
Yukarıdaki yazılarımı destekleyecek her türlü bilgi bendedir.Şayet istenecek olur ise kopyalarını size gönderebilirim.İsmimi de açıklayabilirsiniz çünki biz ATATÜRK’ ÜMÜZÜN korkusuz askerleri olarak görev yaptık,istenirse seve seve aynı görevi ömrüm boyunca devam ederim.Yakup GÜNER

——————————————————-
Merhabalar Sayın Çölaşan, ben kamuda doktor olarak çalışmaktayım. Ülke gündeminin şu anki yoğunluğu dışında, beni çok rahatsız eden bir konuyu sizinle paylaşmak istiyorum. Bu konuyu köşenize taşırsanız sevinirim. Geçen yıl eşimle uçakla bir yakınımın nişanı için İstanbul’a geldik. Nişan sonrası sabah erken saatlerde Sabiha Gökçen Havaalanında dönüş uçağımızı beklemeye başladık. Kahvaltı yapmamıştık. Yanımızda poğaçamız vardı. Havaalanındaki meşhur kafelerden birinden (ismini vermek istemediğim) 2 çay alalım dedik. Kafedeki bayandan 2 çay rica ettim. Hazırladı ve getirdi. Bir baktım ki demleme değil, sallama çay. Neden demleme çayları olmadığını sordum. ‘Biz de bu şekilde beyefendi’ cevabını aldım. Poğaçalarda kuru kuruya gitmez deyip peki dedim. Kasaya yöneldim. Ne kadar ödeme yapacağımı sorduğumda aldığım cevap beni adeta çileden çıkardı. 2 adet sallama çay
tam 14 TL. Çayları almış bulunduğum için ödemeyi yapmak zorunda kaldım. Sayın Çölaşan, merak ettiğim şu soruların cevaplarını sizin gibi muhterem bir insandan bekliyorum. 1) 10 kuruşluk bir sallama çaydan tam 7 TL (yetmiş kat) alan zihniyet nasıl bir zihniyettir? 2) ‘Uçakla yolculuk yapan insanların maddi durumları genelde iyi olduğundan söğüşlenmelerinde bir sakınca yoktur’ gibi bir zihniyet mi yolculara çay hizmeti vermektedir? 3) Benim maddi durumum iyi diye, sesimi çıkarmayıp havaalanlarında soyulmama ses çıkarmamam mı gerekmektedir? 4) Siz havaalanlarında uçağınızı beklerken çay veya kahve içiyor musunuz? Ülkemizin çok yoğun gündem konularından nefes aldığınız bir dönemde, bu bahsettiğim konuyu yazıya dökerseniz çok sevinirim. Saygılar.
Güven
———————————————————–
Sayın Çölaşan,
Yazdıklarınıza eklemek istediklerim var.
Elindeki kocaman bir odun ile, kadını saçından tutmuş bir şekilde mağaraya sürükleyen
erkeklerle ilgili taş devri karikatürlerini bilirsiniz.
Mini etek modasının 1960-1980 yılları arasında var olması bir yana şimdilerde
neredeyse %90 pantolon giyilmesi söz konusu.
Asıl sorun yobazların kafalarındaki barbarlık.
Atatürk devrimlerinin büyük katkısı ile birlikte tam olmasa bile kadın-erkek eşitliği
sağlanmasının ve toplumun eğitim düzeyinin yükselmesinin köktendinci ve ataerkil
düşünce yapısına sahip ailelerce yetiştirilmiş erkeklerde aşağılık kompleksine neden
olduğunu düşünüyorum.
Bu gibiler ya fetişist karaktere bürünürler, ya da şizofrenik bir ruh yapısına sahiptirler.
Aramızda Münevver, Sarai Sierra, Özgecan gibi savunmasız kadınlara yönelik
katil adayı! sayısının ne kadar çok olduğunu tahmin bile edemezsiniz.
– 4 yaşındaki çocuğu kan görmesi için kurban başına götüren babaların hiç mi suçu yok?
– Bir çay bahçesinde bir lokma yiyecek için ayağına gelip sırnaşan kedi yavrusuna çocuğunun gözü önünde tekme atarak kötü örnek olan babaların hiç mi suçu yok?
– “ayağında pantolon, elinde şişe, erkeklik bu mu kızım, erkeksen ayakta işe”
diyerek çükünden başka hiçbir organının işe yaramadığını tescil ve ilan edenlerin
hiç mi suçu yok?
Kız çocuğunu mirastan mahrum edenleri, çok küçük yaşta başlık parası uğruna
evlendirerek, köle gibi yaşamalarına sebep olanları saymıyorum bile..
Ahmet Çakar adındaki hakem müsvettesinin Özgecan’a kıyanların kazığa geçirilmesini
istemesi, Nihat Doğan gibi sefil bir kişinin hezeyanları, olaydan sonra idam cezasının geri
getirilmesini isteyenlerin sayıca artmış olması, hadım cezası uygulansın diyecek
kadar basit düşünen büyükşehir belediye başkanının varlığı, toplumun çağdaş
uygarlık düzeyine henüz ulaşamadığının göstergesidir.
Her suçun bir cezası vardır. Eğer hak edilen o ceza devlet eliyle verilmez ise, vatandaş
cezayı kendi keser. Bunun adı da linç kültürüdür.
Verdiğim örneklerden yola çıkarak;
“kocamdır, döver de, sever de” diyen kadının oy kullanma ehliyetinin var olup olmadığını
sorgularım!.
Taammüden adam öldüren bir kişi idam edilmese bile, dünyevi hayatının
kesinlikle sona ereceğini bilmelidir. Ama önce potansiyel katiller bilmeli.
Bu nedenle en büyük görev siyasi partilere düşüyor.
Taziyeye gitmek, lanetlemek yetmez. Söylem değil, eylem gerek..
“genel af insanlık suçudur.”
Bu böyle biline..
Ve; anayasal güvence altına alınması şart.
Sevgi ve saygılarımla,
Ülkü
———————————————————–
Sayın Çölaşan,
Saygılarımı sunarım.Çok yoğun olduğunuzu bildiğimden hemen konuya giriyorum.İktidar Özgecan olayından sonra ortaya gene hemen bir yem attı.”Gerekirse idam cezasını getiririz.”Ben feysbuk hesabımdan görüşlerimi açıkladım.Ama bunu kaç kişi duyar?Düşüncelerime katılırsanız bunu gazetenizde,(Uğur Dündar,Y.Özdil vd.)paylaştığınızda çok etkili olacaktır düşüncesindeyim.
İdam cezasını gündeme getirmek,seçim öncesi başkanlık sistemine giden yolun önünü açmak demektir.Bunlar muhalefet milletvekillerinin ağzını burnunu kırarak bir gecede yasa çıkarmadılar mı?Elliden fazla ihale yasası çıkarmadılar mı?Kİşiye göre yasa, çıkara göre yasa.Ama bunlar idam cezasını kesinlikle getiremezler.Tecavüz için,bir kişi için idam yasası çıkarırlarsa,otuz bin kişinin öldürülmesinden sorumlu Apo ne olacak?Ona dokunmayacaklar mı,yoksa onu da mı asacaklar?Buna ne bilekleri,ne yürekleri yeter.Konu sadece halkın galeyanından yararlanıp,oyları çoğaltıp,anayasayı değiştirecek veya başkanlığa giden yolu açacak zemini hazırlamaktır.Tecavüzcüler ve cinayet işleyenler için iyi hal göz önüne alınmaz,indirim yapılmaz ve örneğin 20 yıl ceza verilirse,bak bakalım caydırıcı olur mu,olmaz mı?.Hapishane hayatı kolay bir şey mi?Son “Güvenlik Paketi Yasası ” da gümbürtüye getirmek istedikleri bir konudur.
Tekrar saygılarımı sunar ,başarılar dilerim.
Adnan
———————————————————–
Emin bey, merhaba
yıllardır sizi çok büyük bir heyecan ile cesurca yazdıklarınızı okur olarak takip ederim,
sözcü gazetesini de çıktığı günden beri alırım… bu yazacağımı kime yazacağımı tam bilemediğim için de aşina olduğum kişi olan size yazmaya karar verdim, belki bu konuda siz gazetede b bir araştırma yapar halkı aydınlatırsınız …..gebze halkalı arasında yapılmakta olan ve marmaraya birleşen bir hattın iyileştirilmesi vardı, çok büyük tantanalar reklamlar ile c3 sözleşmesiyaptık İspanyollar ile iki yakayı birleştirecez, gebze halkalı 1 saate inecek falan hattı 2013 de kapattılar pendiğe kadar hızlı tren bitti pendik kazlıçeşme arası durdu……yüklenici firma sözleşmeyi fesh etti,, taşeronlar yürütemiyor gibi söylentiler aldı başını gitti,,, reklama seçim konuşmasına gelince havada uçan vaatler yok oldu bir vatandaş olarak sormak isterim ulaştırma bakanlığına ve TCDD.ye 2015 e girdik 2 yılda bitecek dediğiniz proje uçtumu…uçmadıysa ne zamana süre veriyorsunuz….Marmaray oldu hikaye ..yardımcı olursanız sevinirim…..iyi günler dilerim…..
erkan
———————————————————–
Çok üzülmüşler başlıklı köşe yazında kadınların bir tür haşema ile denize girdiğini, vücutlarının güneş yüzü görmediğini yazarak bunu eleştiri konusu yapmışsınız. İslam dininde müslüman kadın mayo giyip erkeklerin arasında denize giremez, ya kadınların bölümünde girer, ya da kapalı girer, bu islamın emridir. Sen dinsiz imansız bir ateist olabilirsin, bizi ilgilendirmez, sen islamın kurallarına uymakla yükümlü değilsin, eşini, kızını mayoyla erkeklerin içinde denize sokabilirsin, bizi ilgilendirmez, ama müslüman kadınların denize girme şekli de seni ilgilendirmez, haddini bil. Salyalarına sahip ol, İslam’a saldırıp durma, haddini bil.

ramazan KICIR
———————————————————–
SAYIN EMİN ÇÖLAŞAN SİZ DEĞERLİ ŞAHNIZA HATAY'DAN YAZIYORUM.SAYIN EMİN ÇÖLAŞAN HATAY İLİMİZİN TEK EKONOMİK GEÇİM KAYNAĞI TARIM SEKTÖRÜDÜR.HATAY DA YAŞAYAN YURTTAŞLARIMIZIN TARIM SEKTÖRÜ DIŞINDA HİÇBİR EKONOMİK FARKLI BİR İŞ OLANAKLARI BULUNMAMAKTADIR.SAYIN EMİN ÇÖLAŞAN HATAY İLİMİZE GELEN BİNLERCE SURİYELİ MÜLTECİNİN TARIM SEKTÖRÜNDE ÇOK UCUZA ÇALIŞMASI NEDENİYLE İLİMİZDE VAR OLAN İŞSİZLİK İKİYE KATLANDI VE İLİMİZDE ÇOK BÜYÜK BİR İŞSİZLİK YAŞANMAKTADIR.BU NEDENLE İLİMİZDE ÇOK BÜYÜK BİR HUZURSUZLUK YAŞANMAKTADIR.SAYIN EMİN ÇÖLAŞAN SURİYELİ MÜLTECİLERİN TÜRKİYE DE ÇALIŞTIRILMALARININ ENGELLENMESİ,VE SURİYELİ MÜLTECİLERİN TÜRKİYE DE ÇOK UCUZA ÇALIŞMALARININ ÜLKE EKONOMİSİNDE ÇOK BÜYÜK TAHRİBATLARA YOL AÇTIĞINI ÜLKEMİZDE Kİ MEVCUT İŞSİZLİĞİ DAHA DA FAZLA ARTTIRDIĞINI,BUNUN DA TÜRK VATANDAŞLARI ARASINDA ÇOK BÜYÜK BİR KAOSA YOL AÇTIĞINI BELİRTEN KÖŞENİZDE BİR YAZI YAZMANIZI SİZ DEĞERLİ ŞAHSINIZDAN RİCA EDİYORUM.ÇÜNKÜ BİLİYORUM Kİ BAŞIMIZDA Kİ EFENDİLER VE ONLARIN UŞAKLARI SİZLERİN EN ÖNEMLİ OKUYUCU KİTLELERİ ARASINDA YER ALMAKTADIR.ŞİMDİDEN ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM.
Mehmet
———————————————————–
Emin bey , bu memlekette yaşayan ve “öldürülmediğim için” ya da fiziki lezyon bulguları olmadığı için psikolojik şiddeti şiddetten saymayan önemsemeyen, illâki sesinizi duyurmak için ölmeniz gerekiyormuş gibi davranan bu adalet ve anlayış düzeninde 6 yıldır çocuğumla beraber hukuk savaşı veren psikolojik şiddet gören bir kadın olarak ,psikolojik şiddeti önemseyen var sayan ve bilhassa “çünkü şiddet sadece tecavüz,dayak, hakaret öldürmek değildir” yazınız için tarifsiz acılar ve çaresizlikler yaşayan tek başına savaşan ve bu cümlenizi sosyal Medya’dan defalarca yazmış ama anlaşılmamış bir kadın olarak size sonsuz teşekkür etmek istedim.. yazınızı okumak ve bir anlayının olduğunu bilmek onca yaşadığım adaletsizliklerin içinde bilemezsiniz beni ve aynı durumdaki kadınları ne kadar mutlu ettiğini .. teşekkürler Yasemin
———————————————————–
sayın Emin Çölaşan
— ben bir sözcü okuyucusuyum .Sizin ve diğer sözcü yazarlarının günlük yazılarını okumaktan büyük bir keyif aldığımı söyleyebilirim.Aynı düşünceleri paylaşmış olmaktan aldığım cesaretle daha önce size mesajlar göndermiştim.Sizin içinde bulunduğunuz durumu anlıyor ve haklı olduğunuzu kabul ediyorum.Günlük belki de binlerce mesaj alıyorsunuz ve bir çoğunu okumaya bile fırsat bulamıyorsunuz.Dolayısı ile benim mesajımı okuyup okumadığınızı bilmiyorum,bu mesajımın da sizin gözünüze takılacağından emin değilim.Ama yine de size yazmaktan vazgeçmeyeceğim.Çünkü önümüzdeki birkaç aylık dönemin ülkemizin geleceği açısından ne kadar önemli ve kıymetli olduğunu aklı selim sahibi olan herkes görüyor ve haklı olarak kaygı duyuyor.Atatürk ilkelerine bağlı laik ve sosyal demokrat çoğunluk yıllardır kandırıldı ve bu kesim ne yazık ki bu oyunun farkında değil. Önce CHP yi ele geçirip pasif duruma getirdiler daha sonra yıllarca oylar bölünmesin tuzağı ile uyuttular.CHP nin tabanı partisine güvenmiyor ,din tüccarları ile başa çıkabileceğine inanamıyor ve en kötüsü gidebileceği bir kapı bulamıyor.Bu saatten sonra CHPnin rüzgarı AKP nin vurgun değirmenini durdurmaya yetmez.13 yıldır ne kadar başardığı ortada.3-4 ayda ne olacağıda ortada,ancak yine muhalefet olur ki bu da Atatürkçü laik kesim için yolun sonu demektir. Önümüzdeki 3-4 aylık dönemde yeni bir ruh yeni bir heyecan dalgası yaratabilecek tek oluşum olarak Vatan partisi nden başka bir seçeneğimiz yok.İçinde bir çok değerli insanları barındıran bu oluşuma sadece vatandaşların değil,basınında sahip çıkması halinde, üzerimizdeki felaketten kurtulabiliriz.Bu aşama da en büyük görev de Türkiye nin en çok okunan gazetesi Sözcü nün değerli köşe yazarlarına düşüyor.Umarım benim gibi binlerce böyle mesajlar alırsınız ve okuyucularınızın sesine kulak verirsiniz.Artık gerçekten bu son şansımız.size başarılar diliyorum . Mustafa
———————————————————–
Emin Bey Merhaba,Az evvel facebookta yayınladığım yazıyı size de gönderiyorum. Mesajım gayet açıktır.Saygılarımla. TEKLİF !!! (Kaç) ak saray diye bilinen yer; Türkiye’nin hatta bunun ötesinde dünyanın sayılı üniversitelerinden biri haline dönüştürülsün;Harvard gibi ,oxford gibi Türkiye’nin ve dünyanın en iyi hocaları,akademisyenleri buraya davet edilsin,burada çalışsınlar bilim üretsinler, Tıptan farmakolojiye,mühendislikten psikolojiye kadar bütün bölümler bulunsun ve en son teknoloji ile hazırlanmış laboratuvarlar kurulsun, işte o zaman elektrik faturası ayda ( isterse) 2 trilyon gelsin,gıkımı çıkarırsam namussuzum,maaşımdan her ay düzenli para vermezsem dünyanın en boktan insanıyım, yeter ki böyle bir kurum olsun,dünya insanlığı adına bilim üretilsin!!! Sevgili Öğrencilerim,arkadaşlarım benim bu mesajımı heryere herkese iletin.Nasıl iletirseniz iletin ama iletin.Ortak bir kamuoyu oluşsun. Yeter ki güzel ülkem tüm dünyada ” Dünyanın en iyi üniversitesine sahip bir ülke. ” olarak anılsın;yolsuzluklarıyla,ahlaksızlıklarıyla değil… Canım öğrencilerime sevgilerimle,arkadaşlarıma saygılarımla, Esen kalın.
Mehmet
———————————————————–
Merhabalar Emin Bey;

Eşsiz yazılarınızı büyük bir ilgi ile takip etmekteyim

Yazılarınızda “Tayyipgiller hükümeti” yerine “Tayyiban” veya “Tayyiban Rejimi” kullanırsanız daha iyi algı yönetimi oluşur kanaatindeyim.

Saygılar sunar iyi çalışmalar dilerim

Tümer Duygulu

———————————————————–
Cok Degerli Emin Cölasan Bey,

Insan neye inanacagini sasiriyor. Eger yazdiginiz dogru ise, neden dün Aksam, Almanya
TV'lerde ki haberlerde, ABD ile Türkiye, beraberce Suriye Rejim karsitlarina Askeri yardimda bulunacaklar ve bu Rejim karsitlari da, Esad'a degil, ISID'e karsi savasacaklar diye anlatildi. Onlar mi yanlis biliyorlar???
Cünki bu zaman da kimse gercekleri anlatmiyor. Benim sizin anlattiklarinizdan hic bir süphem yok, ne var ki gercek nedir,???..
Saygilarimla
Cüneyt Varol
———————————————————–
bilemiyorum bu yazdıklarımı okuyacak zamanınız olur mu..

yazılarınızı surekli takıp ediyorum. Ataturkcuyum, milliyetciyim chp liyim..
daha evvelden konuyu dile getirdiniz mi bilemiyorum. sayın cumhurbaskanımız kiminle yola cıktıysa yarı yolda bırakmış. ben sizin kadar araştırmacı degilim aklıma gelenleri yazayım.. erbakan, deniz baykal -ki onun sayesinde şu andaki durumunda- fettullah gülen, esat, bir savcımız vardı zekerriya öz, mit mustesarı ile de ters düstü herhalde tam emin degilim.. bu kişi sayısını siz eminim daha cok artıracaksınız.. ben sizin kadar bilemem.. yarın basbakanımızda bunlardan biri olacak gun gibi aşikar bunları dile getirmediyseniz lutfen dile getirirmisiniz.. zaman ayrıdıgınız icin tşk ederim..

ABDURRAHMAN

Yayınlanma Tarihi:09:33,