Sözcü Plus Giriş

Emin Çölaşan’a mektuplar

Sözcü Gazetesi Yazarı Emin Çölaşan'a gelen okur mektuplarını yayınlıyoruz

Güncellenme: 05:00, 11/05/2015
Emin Çölaşan’a mektuplar

Emin Çölaşan'ın notu:
Sevgili okuyucularım, sizlerden her gün çok sayıda mesaj alıyorum. Hepsine tek tek yanıt vermem ne yazık ki mümkün olmuyor. Bunlardan bazılarını yazılarımda kullanıyorum, bazılarını ise pazartesi günleri burada yayınlıyorum.
Burada kullandığım mesajların bazılarında, gönderen okuyucularımın isimlerini ne olur ne olmaz diye vermiyorum. Başlarına iş açılmasın.
Ayrıca bu mesajları, harf ve cümle hataları dahil, üzerlerinde hiçbir oynama yapmadan sizlere iletiyorum.
Her pazartesi günü burada, gazetemizin internet sitesinde buluşmak umuduyla.
_________________________________________

Merhaba Emin Bey,
Ben Ankara’da oturan, yine Ankara’da eğitim gören bir üniversite öğrencisiyim. Yazılarınızı severek takip ediyorum. Yazılarınızda çokça bahsettiğiniz Kaçak Saray’ı dün görme fırsatım oldu. Hayatımda ilk defa böylesine bir şatafat düşkünlüğüne şahit oldum. Yapımı tamamlanan saray, sarayın ek binaları ve yapımı süren camiyi görünce içim sızladı. Oradaki koca koca ağaçları, çiftliğin doğallığını katleden bir saray, bilmem kaç dönüm çiftlik arazisini betona hapsetmiş durumda. Atatürk’ün çiftlik evi, o güzelim pembe evin üç tarafının demir çitlerle kapatıldığını görünce istemsiz olarak gözlerim doldu. Küçüklüğümün en güzel yeşilliklerini gördüğüm, Atatürk’ümüz bize hediye ettiği, kendi elleriyle ağaçlandırma çalışmalarına katıldığı yerlerin şimdi buzdan gibi soğuk betonlar olduğunu görüp içi acımayanlar var mıdır gerçekten?

Saygılarımla…
Ugur
_________________________________________
Sayın ÇÖLAŞAN
Sizi takip eden köşe yazılarınızı okuyan,kişiler zaten ak partiye oy vermeyecek insanlar ben  öyle tahmin ediyorum.Merak ettiğim sizin gibi aydınların görevi tüm ülkeyi aydınlatmak olduğunu düşünüyorum.Bu diğer kesimi bilgilendirmek, onlara ulaşmak,onlara yanlış yolda olduklarını,doğruyu görmeleri için neler yapıyorsunuz.Ülke uçuruma gidiyor hukuk devleti olamadımı ülkeyi kimin yönettiğinin bir önemi yok.En önemli göstergesi elinde kuranla oy istemeye başladı.Ne zaman din siyasete bu kadar alet olduğu tarihteki bütün devletler çöktü.Lütfen bir şeyler yapın sizi tüm Türkiye takip etsin gündem oluşturun bir şey yapın.Saygılar
Ayhan
_________________________________________
Sayın Çölaşan beyefendi…..SAYIN REİSİCUMHURUMUZUN toplantılarında bir Kur.
Albayimızın hazırol vaziyetinde duruşu,ne anlama geliyor?yasalarda varmı? saygılar beyefendi.
Hasan
_________________________________________
Merhaba Emin Bey,

Size halkımızın yaşadığı diğer bir rezillikten Passoligten bahsetmek istiyorum.03/05/2015 tarihinde Akhisar Belediye-Galatasaray maçına internet sitesi aracılığıyla ilk önce Passolig kartımın başvurusunu yaptım, arkasından para yükleyip kart aldım. Bu aşamada da her ne kadar birçok problem yaşamış olsam da bunlardan değil, sistemin çalışmamasından yaşanan mağduriyetten bahsetmek isterim. Bankacıyım ve iş çıkışı kuzenim ve bir arkadaşıyla İzmir’den manisa’ya gitmek üzere yola çıktık.Saat 7’de 9 mayıs stadının önüne geldik ki birde ne görelim yaklaşık 1000 kişilik bir sıra tam karşımızda. Ben ilk defa Passolig alacağım için bu sırayı kimliğimle beraber beklemek zorundaydım. Saat 19:00’da beklemeye başlayışımızdan maçın bitimine 15 dakika kalaya kadar sırada bekledim(21:30) ve en son sinirlenen taraftarlar nedeniyle gişeler kapandı ve son 15dk da olsa Galatasaray oyuncularını görmek istesem de bu ümidim hayal oldu. Kuzenimin daha önce passolig kartı olmasına rağmen tanımsız kart hatası vermesinden ötürü girişi yapamadı. Üç kişiden yalnızca birimiz tesadüfen girip Galataray’ ımızı izleyebildik. Kuzenimin 60TL maç bileti yandı, hayatında ilk kez gaza gelip maça giden bendenizde 25TL passolig bedeli ve 60TL maç bileti parasını havaya savurdum. Benimle beraber bekleyip giremeyen, sırası gelip gişelerin kapanışını gören 50 kişiden hiç bahsetmiyorum. Sırf yandaş bankaya kar olsun die anlaşılan AKTİF bank bankamatik kartını veya kredi kartını zorla vermek için bu rezilliği yaşıyoruz. Konuya dikkat çekmenizi sizden istirham ederim. Bankacı olduğumdan adımın yayınlanmamasını talep ediyorum. Maç bilet referans numaram AKH1020969’dur. Kullanılmadığı araştırıldığında görülecektir. Bizim paramızı ona buna dağıtanlara yazıklar olsun demek istiyorum sizin aracılığınızla.

Yazılarınızı beğenerek okuyorum. Yaşasın Cumhuriyet Nur içinde yatsın Mustafa Kemal!  

_________________________________________

SAYIN ÇÖLAŞAN,
AKP NİN YANDAŞ KANALLAR DA YAYINLANAN REKLAM FİLMLERİNDEN BAHSETMEK İSTİYORUM.HERŞEY TOZ PEMBE,HERKES HAYATINDAN MEMNUN,ESNAF İŞİNİ BÜYÜTMÜŞ V.S. EN BAŞTA BEN ELLİ YILLIK FİRMAMI KAYBETTİM,ELİMDEKİ BÜTÜN KAYNAKLAR BUNLAR DÖNEMİNDE BİRER BİRER ERİDİ VE ŞU AN PERİŞAN HALDEYİM.
MEMLEKETİN NE HALE GELDİĞİ ORTADA.EN BAŞTA EKONOMİ İFLAS ETTİ.FABRİKALAR KAPANDI,HER GEÇEN GÜN KAPANAN İŞYERİ SAYISI ARTIYOR,İŞSİZ SAYISI ÇALIŞAN SAYISINI DA GEÇTİ VE HER GEÇEN GÜN DE ARTIYOR.VATANDAŞ BANKAYA,FAİZE ESİR EDİLDİ.BUNUN SONUCUNDA  AİLE FACİALARI,CİNAYETLER,SOYGUNLAR,İNTİHARLAR,HIRSIZLIKLAR GİBİ ASAYİŞ OLAYLARI ARTIŞ GÖSTERDİ.BU SAYILARI DEVLETİN YÖNETİMİNDEKİ İSTATİSTİK KURUMU SÖYLEMEKTEDİR.
AKP NİN REKLAMLARI VE BUNU YAYINLAYAN KANALLAR HALKI ALDATICI VE YANILTICI YAYIN YAPMAKTADIR.HALK YANLIŞ BİLGİLENDİRİLMEKTEDİR.HERŞEY KÖTÜYE GİTMEKTEDİR.BUNUN İSPATI DEVLETE BAĞLI İSTATİSTİK KURUMUDUR.BENİM BİLDİĞİM KADARIYLA HALKI YALAN VE YANILTICI REKLAMLARLA ALDATANLAR CEZALANDIRILMAKTADIR.BUNUN ŞİKAYET MERCİİ NERESİDİR ACABA? RTÜK MÜ YOKSA MAHKEMELER Mİ? YA DA BAŞKA MERCİİ LER Mİ ? GERÇİ KİMİ KİME ŞİKAYET EDECEĞİZ AMA BU KONUYU ARAŞTIRMANIZI VE GÜNDEME GETİRMENİZİ RİCA EDİYORUM.DAHA FAZLA ENAYİ YERİNE KONMAK İSTEMİYORUZ.
SAYGILARIMLA…

Haluk
_________________________________________
Tayyip  Erdoğan,   ‘'dini  istismar  etme''  denmesi  üzerine  kendisinin  kuranla  yaşadığını  söylemiş: Kuran,  cepte  taşınmak  için   değil,   okunup  hükümlerine  uyulması  için  vardır.
Kuran'ı  okumuş   olsa  idi,  orada  yalan,  iftira  ve  kin'in  yasaklandığını,   adalet  istendiğini  bilir,  iyi  Müslüman  ise  o  emirlere  uyardı.  Halbuki,  Dolmabahçe  camii,   Kabataş  iskeklesi  gibi  olaylarda  yalan  söylediği,  iftira  attığı  ortaya  çıktı.  Bu  şeilde  en  azından  maide  suresi  8.,  Nisa  suresi  112.  ayete  aykırı  davrandığı  ortaya  çıktı.  Hem  Kuran’a  uymuyor,  hem  Allah  adını   kullanarak  oy  toplamak  istiyor.Allah  aldatılabilir  mi?
                   Öyleyse  ya,  Kuran'la  yaşadığını  söylemesine,  İmam  Hatip'ten  bahsetmesine  rağmen  en  azından  Kuran'ın  bu  hükümlerini  bilmiyor.  Veya  bildiği  halde  bu  hükümlere  uymuyor. Kuran'a  uymayana  yanında  yüz  tane  Kuran  taşısa  bile  Müslüman,   dindar   denilebilir  mi?  Her insan,  dini  görevlerinden  dolayı  Allah'a  karşı  sorumludur.  Başkaları  karışamaz.Allah  kimseye  muhtaç  değildir  İslam  inancına  göre. Ve   Kuran'a  göre  Müslümanlıkta  zorlama  yoktur.
                  Yüksek  Seçim  Kurulu   sadece  oy  puslası  dağıtıp,  seçim  sonucunu   ilan  etmekle  mi  görevlidir? Din'in  siyasette  kullanılmasını,  seçmenin  iradesinin  türlü  oyunlarla  sakatlanıp  geçersiz  oy  alınmasını  niçin  önlemez?  
                                                                   Dinçer
_________________________________________
Emin Bey , merhaba.
Önümüzdeki  seçim  ülkemiz  adına  bir  dönüm  noktasıdır  diye  düşünmekteyim.Ya  adam gibi  yalansız , dolansız , hırsızlığın , yolsuzluğun  olmadığı , paraların sıfırlanmadığı , evlerinde kasaların olmadığı  düzgün bir yönetimi  başa  getireceğiz.Ya da -Allah  esirgesin – hırsızların , arsızların , yolsuzların , dini  siyasette  kullanan  sapkınların olduğu , ülkenin  parçalanmaya  doğru  gittiği , doksan senelik  cumhuriyet  rejiminin  yıkılacağı   diktatoryal  bir  yönetimi
başa  getireceğiz.Vatandaşların  bu  durumu  göz  önünde  bulundurarak  oy  kullanmaları  gerekmektedir.Biz  bu  seçimlerde bir  lider  değil  bir  yönetim  tarzı  seçeceğiz  malesef.
Şu  an  muhalefette  olan  partiler  öncelikle  akp , sonra  devlet  imkanları  ve  en fazla  tarafsız  olması  gereken  cumhurbaşkanının siyasetine  karşı  mücadele  vermekteler.Yani  eşit  bir  mücadele  yok  bu  seçimlerde.Muhalefet  partileri  bu  mücadelede  3-0
gerideler  malesef.Son  on  gündür  tarafsız  olması  gereken  cumhurbaşkanı  açılış  açılış  -ki  seçimler  olmasaydı  acaba  bu  tür  açılışlar  olacak mıydı , ayrı  konu. – gezerek  resmen  akp  lehine  oy  istemektedir.İstediği  kadar  “Ben  her  partiye  eşit  mesafedeyim.”  desin , hiç  inandırıcı  olmuyor  malesef.Her  partiye  eşitse  eğer   meydanlarda  her  gün  muhalefet  partilerini
eleştirmez.Adına  YSK  denilen  bir  kurum  var  güya  ama  malesef  bu  tutumlara  bir  şey  yapamıyor.Pardon  yapamıyor  değil  YAPMIYOR…Çünkü  tüm  kurumların  çalışanları  bir  korku  içerisindeler.Cumhurbaşkanına  veya  akp  ye  karşı  tutumda  olanlar
en  hafif  ceza  olarak  sürülüyorlar.Sürülmekle  kalmıyor  bir  “paralel”  yaftasıyla  tutuklanıyorlar.
Emin Bey , ne  söylesek  az  malesef.Sizler  hergün  yazıp  bu  sorunları , insanları  uyarmaya  çalışıyorsunuz , sağolun.Ama  bizler
Diyarbakır’ı  kürdistanın  başkenti  olarak  ilan  eden  bir  valinin  olduğu  bu  ülkede  artık  sinirlerimizin  doruklarında  yaşamaktayız
malesef.
Saygılarımla…

Kaya
_________________________________________
MÜTHİŞ BİR FIKRA

Akp' linin biri ölmüş. Öbür tarafa gitmiş zebani;

– Gel sana etrafı gezdireyim demiş.
1. Koğuşa bakmış, adamın birine 15 dakikada bir iğne sokuyorlar.
Adam zebaniye :
– Bu adam kim suçu ne?
Zebani:
… – O Chp başkanı. Her 15 dakikada 1 yalan söylerdi. Şimdi cezasını çekiyor.
Adam başını sallar ve 2. koğuşa geçerler. Burada başka bir adama 10 dakikada 1 iğne sokarlar.
Akp'li :
– Abi galiba bu da 10 dakikada 1 yalan söylemiş.
Zebani :
-Doğru bildin. Bu da Mhp'li .

3. koğuşa girmişler, başka bir adam 5 dakikada 1 iğne yiyiyor.

Akp.'li

-Abi bu!!!

Bu da HDP'li.
Akp'li gülerek:
“-Bunların alayı burada galiba! der.

4. Koğuşa göz atarken Akp'li şaşırır.
Bülent Arınç oradadır ve 3 dakikada 1 iğne yemektedir.
Akp'li sitem ederek :
– Siz de mi sayın Arınç. Oysa size güvenmiştik.
Arınç cevap verir.
– Sen beni bırak Tayyip'i kurtar. Yan koğuşta onu dikiş makinasına taktılar

Turan
_________________________________________
Sayın Emin Çölaşan,

8. Mayıs Cuma günü yurt dışında seçimler başlıyor ve 10. Mayıs Pazar günü Tayyip Erdoğan Karlsruhe Gençlik Buluşması adı altında şehrimize geliyor. Sorum şu: seçim sürecinde propaganda yasağı yokmudur? Bu konuyu gazetenize ve televizyon programınıza taşımanız mümkün mü? Aynı konuyu CHP merkez, Ankara ve İstanbul il başkanlıklarına ve bazı milletvekillerine ilettim.

Saygılarımla

Ayşenur Kazokoğlu
_________________________________________
ADD Baden-Württemberg Başkanı

Sayın Çölaşan,basında son günlerdeki gündem ”Zihni Berraklar” malum.

Sayın Gül,Dışişleri Bakanı olduğu ilk günlerde,Dışişleri Bakanlığı’nın tüm

yurtdışı birimlerin (Büyük Elçilik ve Konsolosluklarına) genelge göndererek;

”Fethullah Gülen Cemahati mensuplarına her türlü kolaylığın gösterilmesi ”

talimatını verdiğinide hatırlarmı acaba ?..Bu haber o tarihlerde basında yer

almıştı.İlğinçtir,devran nasılda dönüyor..

Saygılarımla,

Ömer
_________________________________________
Son günlerde bir Gül-Davutoğlu
söz düellosunu yansıtıyorsunuz.  AMMAAA!
Hiç kimse şu benim naçizane aklıma geliveren soruyu sormuyor:
“Peki Sayın önceki Cumhurbaşkanı. Diyelim sizin haberiniz yoktu
ve dolayısı ile Devutoğlu’nun Gülen’i ziyaret edeceğini bilmiyordunuz.
Peki.  Bilse idiniz mani olur mu idiniz.?”  “Olurdum” derse adama sormak lâzım:
“Sizin haberiniz olmadan birlikte gittiğiniz toplantıdan nasıl ayrılıp gittiğinin
hesabını niye sormadınız. Eğer Başbakanın haberi olduğu halde hâlâ
göndermezdim diyebilir misiniz?”  İkinci soru da şu; “Haberiniz olmadan
gittiğini söylüyorsunuz.  Peki haberiniz olunca ne yaptınız? Hiç bir şey
yapmadığınızi biliyoruz.  Oysa o bakan yerinde kalmakla kalmadı, şimdi
başbakan oldu.  Oysa biz bu durumda onun bakanlıktan istifa ettirilmesi
gerekmez mi idi?”
Belki değerli muhabir arkadaşlar bu soruları mealen de olsa sormuş
ve fakat neşredemiyor olabilirler.  Ama ben bir vatandaş olarak
bilmek istiyorum.  Hiç olmazsa YORUMLARINIZI bu konuda bu soruyu da
içerecek şekilde bize yansıtabilseniz.
Yanaklarından hasretle öpüyorum,
T C Baki Sodan

_________________________________________

.Bugün yaşamış olduğum son derece düşündürücü ve mide bulandırıcı bir olayı sizinle paylaşmak istedim.İstanbul Kartal Uğur Mumcu Mah.de bulunan Uyum marketlerden alış veriş sonrası servise bindim.Servisde insanlar siyasetten laf açıldığı için kendi aralarında konuşuyorlardı.Bende diğer müşterilerle beraber konu hakkında konuşurken servis şöförü anında size mi kaldı Akp’yi eleştirmek ben çok mennunum her ay hesabıma 100 ₺ para yatırıyorlar isterseniz size de yatırtırabilirim dedi bakar mısınız servis şöförü mü Parti Halkla ilişkiler müdürü mü belli olmayan bir şahıs birde Deniz Kuvvetlerinden emekliymiş.Ne hallere geldik sayın Çölaşan ben Chp Maltepeden aynı zamanda ilçe delegesi olduğum için bu zata gerekli konuşmayı yaptım.Ben Marketin elemanını gerekli birimlerine şikayet ettim.Size sadece sizinde belki sütunlarınızda yer verebilirsiniz düşüncesiyle yazmak istedim.

Oğuzhan

_________________________________________

Sayın Emin ÇÖLAŞAN,

Anayasa Tartışmaları ve Ötesi…

Yarım yüzyılı aşkın bir  süredir her türlü  platformda hep devam eden ve hiç sonu gelmeyen ve geleceğe de benzemeyen kısır Anayasa tartışmalarına ve bu arada hak ve hukuk açısından da ülkenin trajik haline bakınca, insan şöyle demeden edemiyor:

“Bir sürü kelle bir yuvarlak masa,

Hep tartışılır burada Anayasa…

Kanun masada, hak hukuk karaborsa,

Bunların hiçbiri bulunmaz piyasada…”

Saygılarımla,

Nur GÜRKAN
_________________________________________
Sayın Çölaşan,

ben Almanya’dan yazılarınızı hiç kaçırmadan takipeden bir okuyucunuzum. Düşüncelerimize tercüman olduğunuz için size çok teşekkür ederim.

(imla hatalarım olabilir kusura bakmayın lütfen )

Asıl konuya gelince: Benim kardeşim Düsseldorf’da polis komiseri olduğu için Davutoğlu ‘nun Dortmund meetinginde korumalarla tercümanlık yapılması için görev verilmiş. Westfalen Halle salonun kapısında amiriyle beklerken, 15-16 yaşlarında iki genç kızın korumalar tarafından darp edildiklerini ve ağızlarının burunlarının kanlar içinde olduğunu görüyorlar ve tabi hemen müdahale ediyorlar. Kızlar hırsız katil diye bağırıyorlarmış. Korumalar onları uzak tutmaya çalışırken kardeşim bir şekil o bir tane korumanın ellerini tutarak kendi ellerini de tam yüzünün ortasına bastırarak “burasının Almanya olduğunu ” hatırlatmış ve anında  etrafında en az yirmi kişi birktiğini farketmiş tabi ki Türkiye’de olsaydı iyi bir dayak atarlardı. Başka Polisler’de gelince hemen dağılmaya başlıyorlar ve o baş koruma kardeşime dönerek “senin nasıl bir it olduğunu anladım” deyip elinde bir kamerası olan bir kadına kardeşimi gösterip onu çekmesini söylemiş. (açıkcası insanı kuşkulandıran bir durum) Kardeşimin amiri bu işi yıllardır yaptığını ve hiç böyle rezillikle karşılaştığını görmediğini antlatmış. Ayrıca kardeşimle laflarken Davutoğlu’nun “kukla” başbakan olduğunu da belirtmiş, resmen dalga geçmiş. Kardeşim çok utanmış Türkiye adına ve itibarının yerlerde olduğunu görmüş. Zaten biliyorduk ama böyle duyunca ağır oluyor çünkü neyini savunacaksınız.

Türkiye bu adamlardan en kısa zamanda kurtulur inşallah, âmin.

Size Allahtan sağlıklı uzun bir Ömür diler, bütün Sözcü köşe yazarlarına selam eder saygılarımı sunarım…

Derya
_________________________________________

HİTLER’İN  (  TAYYİP’İN  UYGULADIĞI)   KURALLARI:

        Büyük  halk  kitlelerinin  anlayışı  gayet  sınırlı,zekaları   azdır.ama  unutma  güçleri  muazzamdır.

         Kurnazca  bir  yalan  ile   insanları  cennetin  cehennem,  cehennemin  cennet  olduğuna  inandırmak  mümkündür.

         Propagandanın   etkili  olabilmesi  için,en  dar  zekaya  göre  ayarlanması,heyecanlara  hitap  etmesi  gerekir. (Sizin  seviyenize   göre  değil.)

         Erişilmek  istenen  insan  kitlesi  ne  kadar  büyükse,bu  kitlenin  anlayış  seviyesi  o  kadar  düşük  olur.

          Büyük  kalabalıklar,  büyük  bir  yalandan  hiç  şüpheye  düşmezler.

          Kısacası,  yalan  ne  kadar  büyükse,  kitlelerin  ona  inanma  ihtimali  artar.

  Tayyip’i   destekleyenler  bu  tipler.  Onları  kavga  etmeden  yönlendirmeye  çalışmak  nasıl  olur?

Bu  yüzden  halkın  seviyesine  inmek  başarıyı  çoğaltır.En  iyi  dileklerimle.

                                      Dinçer  Önal  (E.Hukukçu)

_________________________________________

Değerli Emin Bey.
Şanlıurfa merkezde yaşıyoruz Sözcü gazetesini burada ya carrefour’dan ya da buranın en büyük yerel marketler zinciri olan Şanmar’dan alıyordum; ancak Carrefour a neden Sözcü yok dediğimde artık gelmeyecek dediler.Şanmar isimli markete gittim oraya sordum onlarda artık hiçbir gazeteyi satmadıklarını belirttiler.Ne yazıkki seçim öncesi amaç belli , bir gazeteye ulaşabilmek için kırk yer dolaşmamız gerekiyor maalesef.Sizleri seviyor ve her anlamda destek olmak istiyoruz iyi çalışmalar.
_________________________________________
Sayın Emin Çölaşan,

Dünya üzerinde kurulu ve Demokrasi ile olsun,Kraliyet veya Sultanlıkla olsun yönetilen
birçok ülke bulunmaktadır.Bunların yönetimleri Hukuk sistemlerine göre de farklılıklar
göstermektedir.Gerek Çağdaş Hukuk Sistemi gerekse Şeriat Hukuku uygulanmaktadır.
Yıllardır gazetelerde veya görsel basın TV lerde okuyup izlediğimiz haberlerde;bugüne kadar
hiçbir ülkede bir lider ,miting meydanlarında  eline Dini Kitabı alıp sallayan ve bağıran
olmamamıştır zannedersem.Müslümanlığın çıktığı Arab Ülkesi dahil,hiçbir Müslüman ülkede;
veya Hristiyan olan hiçbir ülkede böyle bir manzara görülmüş veya duyulmuş değildir.Siz hiç
kürsüde İNCİL sallayan veya Tevrat sallayan devlet başkanı gördünüz mü.Devrik Mısır lideri
Mursi bile yapmamıştır.
Bununla beraber,bizim halkımız acaba hiç kendi kendine sorgulamışmıdır “Kuranı Kerim’in
Kürsüde işi ne” diye.Eğer bunu kafasında muhakeme edemiyorsa mutlaka zeka sorunu vardır
denilebilir.Kuranı Kerim’i abdessiz elimize almayız.Aldığımız zaman da 3 kere öpüp alnımıza
koyarız.Her dinin kitabına da aynı saygıyı duyarız.Ben işte bu zihniyetteki,halkı anlamıyorum.
En derin saygılarım,
Ali
_________________________________________
Emin Hocam,

Bu YSK madem Cumhurbaşkanının uygulamalarına, konuşmalarına karışamıyorum diyor,
o zaman bunlar yayımlayan televizyon, gazete vb. kurum-kuruluşlara  ceza veremiyor mu?

Saygılarımla,

Alaattin
_________________________________________
Sn.Emin bey
YSK’nun kimlerin hizmetinde olduğu malum.Sadece O olsa neyse,bukadar bu milletin sefil olduğunu görmedim ve bundan sonra da görmek istemiyorum.50 küsur senedir Almanyadayız,benliğini ve karekterini satan bir Ülke olmuş Vatanımız.AKP sayesinde burada olan bitenler anlatılmakla bitmez.Ve gene Trafo hikayeleriyle veya başka düzenlerle seçim oylarını ayarlarlarsa hiç şaşmam.Almanya burdaki bazı vatandaşlarımıza başka gözle bakıyorsa,bilin ki hükümetin sorumsuzluğundandır.
Recai Köprülügil