Sözcü Plus Giriş
BURAK GÖRAL

Hayvan dostu bir komedi

9 Mayıs 2015 Yazarlar

Ata Demirer'in “Eyyvah Eyvah” filmlerinde iteklenerek götürülen zayıf hikayeler vardı. Ama esprileri güçlüydü, karakterleri sempatikti. Şimdi de hikaye var, ama espriler zayıf…

 

Niyazi Gül daha çocukluğundan itibaren hayvanların dilinden anladığını kanıtlamış ve yıllar geçtikçe uzmanlığına güvenilen başarılı bir veterinere dönüşmüştür. Bekardır ve yanında çalışan Hediye adlı genç kadının kendisine ilgi duyduğundan da habersizdir.

 

Niyazi_Gul_Dortnala_afis-71
Sosyetenin ünlü siması Sultan ise kendisini Rus kadınlarla aldatmış olan ama hâlâ onunla barışmaya çalışan ‘mafyöz' eski kocası Rıza'yla uğraşıp durmaktadır. İkisi de at yarışı müptelasıdır ve kendi atlarının da katılacağı büyük bir koşunun sonucu üzerine iddiaya girerler. Sultan şans eseri Niyazi Gül'ü duyar ve küçük bir araştırma sonucunda onun hayvanlarda performans artırıcı bitkisel bir serum üzerinde çalıştığını öğrenir. Şimdi Sultan gibi Rıza da bu ilacın ve dolayısıyla Niyazi'nin peşindedir…  Ata Demirer'in bir zamanlar televizyonda hazırladığı şovlarında yarattığı tiplemelerden biriydi Niyazi Gül. Şimdi iyi kötü bir hikayeye kavuşturuyor onu Demirer. Ancak dengesiz bir mizah çizgisi var filmin. Belki de senaryoda tam dört kiţinin elinin olmasından kaynaklanıyordur. Mesela Niyazi'nin Sultan'la olan sahnelerindeki mizah daha yüksek seyrederken, Niyazi'nin Hediye'yle olan sahneleri ortalamayı düşürüyor. Bir zamanlar basında çok gördüğümüz Ayţegül Tecimer gibi aşırı (!) tarihi eser meraklısı, kendisine sultan payesini yakıştıran bir magazin figüründen ilham alan bir karakter olan Sultan rolünde Demet Akbağ hiç de zorlanmıyor. Ama çok kısır bir karakter olup da tek özelliği çok konuţması olan Hediye'de Şebnem Bozoklu doğal olarak zorlanıyor, bir türlü komik de olamıyor maalesef. Ama Levent Ülgen yine kısıtlı bir karakter olan Rıza'da daha rahat.
Ata Demirer'in komedi performansı, en kötü filminde dahi (Berlin Kaplanı) belli bir seviyenin altına inmedi zaten. Niyazi Gül karakteri de çok derin değil belki ama doğurgan bir karakter. Daha komik bir senaryoyla Ata Demirer bu karakteri uçurdukça uçururdu. Bu haliyle film yükselip inen dengesiz bir mizah anlayışının kurbanı oluyor. Bir yerden sonra gerçeklerden tümüyle kopup fantastik boyutlara taţýnan film (Niyazi'nin kendisine enjekte edilen ilacın etkisiyle karate bilen bir hayvana dönüţmesi!!) kendi bacağına da kurşun sıkıyor böylece…

 

koro_71

 

Eğitim şart

 

“Koro” bu haftanın duygusal damarı en yüksek olan filmi. Nasıl olmasın ki, tek gecelik bir ilişkiden sonra annesini hamile bırakıp kendi hayatına dönmüş olan babasını hiç tanımamış ve  ayyaş annesiyle yaşamaya mahkum olmuş 11 yaşındaki bir çocuğun hikayesini anlatıyor film. Stet olağanüstü güzellikte bir sesi ve müziğe karşı yeteneği olmasına rağmen okulunda sürekli sorun çıkarmaktadır. Annesini beklenmedik bir kazada kaybeden Stet, babasının ve okul müdürünün devreye girmesiyle Amerika'nın en iyi çocuk korosunun eğitim gördüğü yatılı okula verilir. Stet uyumsuzluğunu orada da sürdürür. İşlenmemiş yeteneği okulun ünlü hocası Anton Carvelle'in de dikkatini çekmektedir ancak disiplinsizliği ve dikbaşlılığını kırmak için ona çok yakın davranmaz. Stet bir süre sonra okul ortamından etkilenir ve içinde hissettiği müziği eğitmeye çalışır. Ama diğer öğrenciler onu hemen aralarına almayacaklardır…

 

koro_1371

 

Filmin, yeteneğin eğitimle ancak bir işe yarayabileceğini anlatması ve bunu yaparken de hiç sıkmayan ve yer yer de hayli duygusal bir ton yakalaması çok iyi. Dustin Hoffman'ın sımsıcak performansının yanısıra, Stet rolündeki genç oyuncu Garrett Wareing'i, küçük bir rolde de olsa özlediğimiz Debra Winger'ı izlemek ve çocuk korosunun kimi zaman kilise ilahilerine de yer verdikleri klasik müzik bestelerini seslendirdikleri sahneler keyif veriyor…

 

pesimdeki_seytan_71

 

Seksle gelen…

 

Uzun zamandır merakla beklenen bir korku filmi olan “Peşimdeki Şeytan”, kabaca ana fikrini özellikle de 1980'li yıllarda ortaya çıkan ve cinselliklerini serbestçe yaţayan gençlerin ölümle cezalandırıldıkları korku filmlerine dayandıran ama bunu çok şık üslupla yapan bir film. Seks yoluyla bulaţan bir müsibet, Detroit'in kenarındaki banliyölerde yaţayan gençlere musallat olmaktadır. Esas kızımız Jay de hoşlandığı gençle yaşadığı ilişkiden sonra farklı bedenlere bürünerek kendisine doğru gelen bu müsibetten kaçmaya çalışır.
“Elm Sokağında Kabus” filmlerinden, “Halloween”e kadar tonlarca filmi çağrıştıran hikayesini son derece parlak görüntülerle ve çok stilize kamera hareketleriyle sunuyor bize film. Korkutmaktan çok tedirgin etmeyi yeğliyor ve başarıyor da. Ancak bu muhafazakar bakış açısı aslında benzerlerini çok izlediğimiz bir filmle karşı karşıya olduğumuz hissini güçlendiriyor. Ancak başka biriyle seks yapıp ona bulaştırarak bu beladan kurtulabilen gençlerin ebeveynlerinin de ‘düşmanlar' gibi gösterilmesi ve sinemasının parlaklığı genç sinefillerin hayranlığını kazanacaktır doğal olarak…

 

Burgonya_duku_71

 

Bir rüya gibi…

 

Erkek sineğin bile görünmediği bir film “Burgonya Dükü…” 1970'lerde çekilmiş gibi duran, seksi ve hipnoz edici bir duygusallık içermekte. Kelebek bilimcisi bir kadın Cynthia, en baţta yanında çalıştırdığı hizmetlisi Evelyn'e hükmettiği bir ilişki içerisinde görünür bize. Cynthia'nın ‘efendi' rolünü oynadığı sadomazo bir lezbiyen ilişkileri vardır. Ancak film ilerledikçe aralarındaki seks oyunlarının kurgulayıcısının Evelyn olduğu anlaşılır. Zaman geçtikçe Evelyn'in oyun talepleri artacak ve bu durum da Cynthia'nın sıkılmasına yol açacaktır. Çünkü Cynthia bir noktadan sonra daha geleneksel bir aşk ilişkisine özlem duymaya başlamıştır. İngiliz yönetmen Peter Strickland'ın filmi daha jeneriğinden itibaren masalsı ve hipnoz edici bir görsellikle yakalıyor meraklısını ve sonuna kadar da hiç bırakmıyor. Farklı okumalara son derece açık güçlü imgelerle bezeli, şiir gibi akıp giden müzikleriyle, iki başrol oyuncusunun son derece etkileyici performanslarıyla izleyende uzun süre iz bırakacak bir film. Ama her zevke hitap etmediğini de belirtmek gerek…

 

Burgonya_duku_371

 

Burgonya Dükü

Yönetmen:
Peter Strickland
Oyuncular: Sidse Babett Knudsen, Chiara D'Anna
Süre: 104 dakika

YAZARIN TÜM YAZILARI